EPISODE · Dec 22, 2022 · 5 MIN
Her Gece Sen- Ümit Yaşar Oğuzcan/ Yeraltından Notlar-Fyodor Dostoyevski
from Şiirlenelim · host Hedablida
Her gece sen girersin rüyalarıma. Her gece sen...Paramparça olur uykularım Karanlığın en koyulaştığı yerde, kapının çalındığını duyarım Açınca soğuk bir rüzgar çarpar yüzüme Sen yoksun... Kilitlenir dudaklarım Gözlerim karanlıklarda boşuna arar seni Sen yoksun... Yalnızlığımı kadehlere doldurup, Tek başıma içmeliyim bu gece Kırmalıyım kitapları, Evleri ateşe vermeliyim, Zaman gitgide uzar Altmış saniye: Bir dakika Altmış dakika: Bir saat Ve sabahın olmasına daha beş saat var Beklemek bir çeşit ölmektir Bu bana her gece binlerce ölüm demektir. Neden ayrılsın ellerimiz her akşam üstü? Gözlerime acı bir karanlık düşsün, Bir vapur alsın, götürsün seni? Sen uzak bir körfezde özlemli, dalgın Kıyılarına çarpıp, ağladığı yerde dalgaların Neden ay karşılardan yükseldiği zaman, Başın omuzlarımda olmasın? Neden ellerin avuçlarımda değil? Neden gözlerim aradığı zaman gözlerini bulmasın? Durup durup, beni bu çaresizlik hançerliyor Bu yolların bir yerde ayrılması... Uzayan kilometreler... O sefil, anlayışsız bakışları insanların Dünya, o eski dünya değil Tanrıysa çoktan unuttu bizi... Şu uçsuz bucaksız evrende, ne derdimizi dinleyen, Ne de bir anlayan var sevgimizi.... İki ömür değil, İki ayrı, Ve büyük yalnızlıktır yaşadığımız. Her şey aslında başka renkte. Altından yer yer sırıtan bir yoksulluk Yalan üstüne yalan, Oyun içinde oyun... Her şey bir yerde anlamsız ve boş Gerçek olan, şimdi senin yokluğun Bir ışık yanıyor çok uzaklarda, Üzerinden bir bulut geçiyor. Şimdi umutlarım, varılmaz uçurum diplerinde Karanlık mağaralarda hayallerim. Derin bir kuyudan su çekercesine, Zamandan ve mesafelerden seni çekiyor ellerim. Sen her zaman olduğun gibi, Yine o en güzel, en değerli... Benimse ellerim sımsıcak, Dudaklarım nemli, Özlediğim her şeyimle kopup en yüksek tepelerden, Bir çığ gibi sana geliyorum. Sonra, dağlar çöküyor ansızın.... Ağaçlar devriliyor, Evler yıkılıyor, Altında kalıyorum... Kırık bir heykel parçasını arıyor her gece. Bir şarkı notasını... Bir tablo renklerini... Ağaç yapraklarını... Vazo çiçeklerini... Ve bir adam, Her gece yollara düşüp, Yana yakıla seni arıyor... Mağrur, gözleri ıslak, İlk defa ağlıyor bu adam, ''Gel'' diye, İlk defa yalvarıyor... Ben gerçekten kötü bir insan değilim. Ne aksi bir adamım, ne uysal, ne namuslu...Ne alçak, ne de onurlu biriyim. Ne kahramanım, ne de bir korkak. İnan sana içimi dökmek istemiyorum. Eğer boş bulunup bazen bu işi yapıyorsam, Yine inan ki, tek penceresinde ışık olan bir ev gibi, esrar karanlıklarının ortasındaki bu tek ışık damlası, kalbimin ancak bir köşesini aydınlatır. Eğer yine boş bulunup sana bir selam, bir söz armağanı gönderiyorsam, bil ki, bu selamın, bu haberin, suya aksini bırakmış bir ağacın hikayesinden hiç farkı yoktur. Ben her gece, Gözlerim tavanda bir noktaya dikilmiş, Seni düşünüyorum. Ve sen o saatlerde, Benim görmediğim rüyaları görüyorsun. Bir böcek giriyor kafatasıma... İyiyim desem de inanıyorsun... Kötüyüm desem de inanıyorsun... Susmamı bile hayra yoruyorsun... O kadar habersizsin ki benden... Bir şarkı büyütüyorum ömrüme benzeyen Sabah kadar uçuk, akşam kadar acı... Rengi dört mevsimin uyumsuz karışımı...Acemi bir şarkı Umuda ve gerçeğe böyle katlanıyorum... Ve her gece sen, Bir cinnet gibi, Kanıma yürüyorsun...
Embed this episode
Ready to play
Her Gece Sen- Ümit Yaşar Oğuzcan/ Yeraltından Notlar-Fyodor Dostoyevski
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.