EPISODE · Jul 28, 2022 · 4 MIN
Hiçbir Şey Senden Eski Değil- Cezmi Ersöz/ İstanbul'u Dinliyorum- Orhan Veli Kanık/ Tutunamayanlar- Oğuz Atay
from Şiirlenelim · host Hedablida
İçimde müthiş bir yaşama isteği var...Kırıldıkça, yaralandıkça, boğuldukça artan bir yaşama isteği. Her gün yeniden, ama ilk kez fark ediyorum bunu... Hemen her gün hayıflanıyorum kendime Neden az sevdim, Neden az yaşadım, neden az hissettim diye... Her gün suçluyorum kendimi gitmediğim, görmediğim yerler için... Çukurların içinde bile binlerce şiir var Öyle bir zamana geldim ki, neye dokunsam sonsuz bir gözyaşı Neye dokunsam birikmiş yaşama özlemi... Hep geç kalınmış, hep eksik yaşanmış Neye dokunsam hep ilk kez yaşanmış... Başka tekrarı yok... Ve tekrarı yoksa yaşadıklarımızın, hata mı yaptığımız hatalar? Ayıpsa, günahsa, birlikte yaptık. Küçük küçük ölerek kaçamazsın suçlarından. Bu yüzden gittiğin her yer, kirli bir hüzün, her yer eksik bir ölüm olur. Gittiğin her yer, o yaban, o uyumsuz, o durmadan kanayan kendin olur. Gittiğin her yer, kendinden kaçan ama neyin hasretini çektiğini bilmeyen o yabancı kendin olur. Her şey olmak isterken karanlık bir denizde, hiçbir şey olmuşsundur. Benzersiz biri olmak isterken, varlığımın unutuluşunu seyretmek, tuhaf, karşılıksız acı veriyordu bana... Beni bir gün unutacağından korkuyor, bunun bedelini de kendimi saklayarak ödetiyordum sana. İyi kalplilikle saklayarak... İnsan nasıl kabullenemez? Hiç ayna karşısına geçtin mi? Sokakta yürümekte zorlandın mı? Herkesin seni sevdiğini düşündün mü? Biz de çıksaydık o zirveye, inmek ister miydik? İçindeki yabancıyı burada bırakıp, uzakta bir yerde bir başkası olmak mümkün müdür? Hepimiz aynı rüyayı gördük. Bunu başkasının anlaması mümkün değil. Başka bir lisanla anlatmak gerekirse: Dünyaya dokunmaya çalıştıkça kendi boşluğunda, Kendi soruları içinde boğulan mağrur ve kırılgan bir şiir gibiyiz Çünkü o ne zaman birini derinden sevse, sevdiği insan onu yaralamıştı. Hayat, sadece bunu öğretmişti ona. Seven insanın yaralanması gerektiğini...Seni sevmek, bu kentin tozlu, soluk ışıkları ruhumu ısıtırken, aynı gecenin yıldızları altında seni deliler gibi özlemekti. Bir kuş çırpınıyor eteklerinde. Alnın sıcak mı, değil mi, bilmiyorum. Dudakların ıslak mı, değil mi, bilmiyorum. Beyaz bir ay doğuyor göğün arkasından Kalbinin vuruşundan anlıyorum. Nereye gidiyorsun? Beni yeniden hayatın içinde, gerçeklerin ortasında, bir başına mı bırakıyorsun? Beni yeniden unutuluş sürgünlerine mi gönderiyorsun? Nereye gidiyorsun? Olur ya, belki bir gün tam senin gibi hissederim, senin heyecanların benim heyecanlarım olur: O zaman seni bütünüyle yaşarım, kim bilir? Seni sevmem, bu hayatta aşk adına söylenmiş ve söylenecek her şeyi silip atmamdır belleğimden. Benim seni sevmem gibidir her şey. Olması gerektiği gibidir. Seni, hiç tanımadığım insanların geldiği fakir bir semtteki, fakir bir kahvede beklemem gibidir. Sen geleceksin, ve ben seni, en çok seni beklerken sevdiğimi hissedeceğim... İyi birisin sen. Dünyanın hali seni üzüyor. Senden ricam, biraz daha umutlu, iyimser şeyler yaz. Benim gibi insanların buna çok ihtiyacı var...
Embed this episode
Ready to play
Hiçbir Şey Senden Eski Değil- Cezmi Ersöz/ İstanbul'u Dinliyorum- Orhan Veli Kanık/ Tutunamayanlar- Oğuz Atay
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.