EPISODE · Oct 13, 2022 · 5 MIN
İçimde “Ebedi İstirahatgah”ıma Uzanmak Özlemi Var- Aziz Nesin/ Şizofren Aşka Mektup- Cezmi Ersöz/ Mevlana Terapi- Senai Demirci/ Davetçinin Not Defteri- Yasmin Mogahed
from Şiirlenelim · host Hedablida
Yorgunum. Büyüklükleri anlaşılmaz insanlar pozunda "Beni anlamıyorlar" demek hoşuma gitmiyor. Çocukluğumda dinlediğim masallardan birinden aklımda yalnız bir bölüm kaldı. O masalda, dertli, üzgün, tedirgin bir adam vardı. Uyuşmazlık içindeydi çevresindekilerle. Ama çevresiyle olan çatışmalarını gizli tutar, açığa vurmazdı. Gideceği hiçbir yer yok... Beklediği bir sabah da yok... Kimseye yetişmek zorunda değil. Çünkü gerçeklerden nefret ediyor. Yaşarım sandım. Her şeye ve hayata rağmen... Karanlıklara karışırım, sonra nasılsa hep sabah olur. Elimi kendi kanıma batırır, sonra gider yıkarım. Geçip gider sandım her şey. Geçip gider yaşadıklarım, öldüklerim... İyiliklerim...Ve o en çok da kendimi acıtan kötülüklerim. Hepsi geride kalır, ve ben her sabah yeniden doğarım. Oysa şimdi ne kadar da iyi anlıyorum. Geçmişin uçurumlarına ittiğimiz o anlar hiç kaybolmuyormuş. Hep bir gölge gibi takipteymiş arkamızda. Aldığımız her solukta içimize çektiğimiz o hayat, dünden bir türlü kopamıyormuş. Anlardık. Ne zaman içimize inmeye kalksak, içimizde, bizim dışımızda, bizden ayrı, bizden uzak, bir sürü yabancı konuk... İçimizde bir sürü davetsiz misafir... Anlardık. Onlar bizden yalnız, biz onlardan... Ne zaman içimize insek ve içimizde kime sarılsak, dost diye, o karanlık gecelerden daha uzak, o karanlık gecelerden daha yabancı bize. Bir otobüs yolculuğu gibiydi hayat. Sağ tarafta manzarayı izlerken, sol tarafı kaçırırsın. Unuttuklarını hatırlamak isterken, hatırlamak istemediklerin gelir aklına. Akşamüstü bir şehri terk edip bir başka şehre gitmenin ne olduğunu çok iyi bilirim. Hele mevsim yazsa... İnsanlar hiç olmadığı kadar bencil ve kayıtsızsa... Hele, sevdiğin insan ya içinde kayıp ya da ardında kalmışsa... Bilirim, bir akşamüstü bir şehri terk edip bir başka şehre gitmenin ne demek olduğunu çok iyi bilirim. Korkuyu beklemenin telaşı, korkunun kendisinden çok daha ürkütücü biliyor musun? Sahip olduğunuz tek şey bir çekiçse, her şeyi bir çivi olarak görmeye başlarsınız. İşte bu yüzden, karanlık kuyuya kendi ellerimle bırakıyorum kaderimi. Korkuyu beklemekten vazgeçiyorum. Ruhumdan geçenleri dudaklarıma yollasam, ruhuma ne kalır ki? Doğayla bağ kur; kelebeklerin ardına düş , kuşların cıvıltısını dinle...Derelerin akışına refakat et, taşların suskunluğunu alkışla. Topraktan yaratıldığını hatırla. Kırıldığın zaman, çitin ötesindeki insanları düşün... Acıları içini ısıtsın...Doğrulansın yüzün. Gözlerine çekimser bir mevsim süsü ver Korkma...Kimsenin gözükmez içi... Nihayetinde güneşli havalardaki yürüyüşün değil; rüzgarla ettiğin mücadeledir başarını belirleyecek olan. Işığın altındaki parıldaman değil; içindeki ve dışındaki karanlığı idare edişindir. Nasıl koştuğun değil; defalarca düştükten sonra ayağa kalkma şeklindir başarını belirleyecek olan. Zaferlerin değil; mağlubiyetlerinin karşısındaki tavrındır. Güçlü hissettiklerinde yaptıkların değil; kırgın ve düşkün olduğun zamanlarda yaptıklarındır. Yürüme kabiliyetin değil, umutsuz, ve ayağa kalkamaz haldeyken bile, içinde bulduğun emekleme isteğidir. Kazandığın zamanki tavrın değildir başarını belirleyecek olan. Kaybolmuş ve kaybetmiş hissettiğin zamanlardaki kimliğindir. Çünkü karakter, kıyıların mamülü değildir. Karakter, dalgaların arasından doğar. Hani şu yıkıp geçen dalgaların. ''Bir daha düşmek için bir daha ayağa kalkmanın ne anlamı var?'' diyen dalgaların. ''Okyanusları geçmek senin için çok iddialı. Hiç şansın yok.'' diyen dalgaların. Ama gördüğün gibi...Kahraman ödülleriyle değil, yaralarıyla anılıyor.
Embed this episode
Ready to play
İçimde “Ebedi İstirahatgah”ıma Uzanmak Özlemi Var- Aziz Nesin/ Şizofren Aşka Mektup- Cezmi Ersöz/ Mevlana Terapi- Senai Demirci/ Davetçinin Not Defteri- Yasmin Mogahed
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.