EPISODE · Jun 18, 2025 · 7 MIN
📉 İzmir Sermayesinin Yükselişi ve Çözülüşü-Sinan DOĞAN
from HAKAN AKARCALI PodcastBox / Özgün Eser İncelemeleri / Reviews of Original Works · host Hakan AKARCALI
Sinan Doğan, İzmir Sermayesinin Yükselişi ve Çözülüşü isimli bu kitabında Ege’nin bu önemli liman kentinde doğup büyüyen yerel sermayenin tarihsel gelişimini ve çöküş sürecini çok boyutlu bir şekilde ele almaktadır. Eserde, sermayenin oluşumu, yerli burjuvazinin yükselişi, siyasi-ekonomik krizlerle mücadelesi ve nihayet ulusal/küresel güçler karşısındaki gerileyişi kapsamlı biçimde analiz edilir.İzmir'in ekonomik yapısı, 17. yüzyıldan itibaren Avrupa kapitalizmine entegre olmuş, tarım ürünleri ihracatına dayalı bir ticaret merkezi haline gelmiştir. Kapitülasyonların sağladığı avantajlar, limanın serbest bölge niteliğini artırmış; Rum, Ermeni ve Levanten tüccarların Batılı sermayeyle kurduğu ilişkiler, bölgeyi Osmanlı dış ticaretinin kalbine dönüştürmüştür.Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte, gayrimüslimlerin terk ettiği mülkler Türk girişimcilere devredilmiş; İzmir İktisat Kongresi'nde çizilen milli burjuvazi yaratma stratejisi çerçevesinde, devlet desteğiyle yeni bir yerli sanayi sınıfı şekillendirilmiştir. İzmir’de elektrik fabrikası gibi yatırımlar sanayileşmeyi tetiklemiş; 1929 Buhranı sonrası devletçilik politikalarıyla kamu yatırımları artmıştır.İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde, Marshall Yardımı ve Amerikan kredileri sayesinde sanayi yatırımları hız kazanmıştır. Yaşar Grubu gibi aile şirketleri bu dönemde boya, süt, bira, turizm ve gübre gibi sektörlerde çeşitlenmiş, DYO ve Pınar gibi markalar Türkiye genelinde bilinir hale gelmiştir. İzmir Sanayi Odası’nın kurulmasıyla birlikte sanayiciler daha örgütlü bir yapıya kavuşmuş; TÜSİAD’ın da katkısıyla İzmir sermayesi ulusal düzeyde sesini duyurmaya başlamıştır.Ancak 1980’lerde başlayan liberal politikalar ve Özal dönemi uygulamaları, İzmir sermayesini derinden etkilemiştir. İthalata dayalı büyüme modeli, uluslararası rekabeti beraberinde getirmiş; bu modele hazırlıksız olan İzmirli sanayiciler güç kaybetmiştir. Yaşar Grubu, artan borçlar nedeniyle birçok şirketini satmak zorunda kalmış; Altınyunus Oteli ve Tuborg gibi yatırımlar elden çıkmıştır. Selçuk Yaşar’ın Özal karşıtı tutumu, grubun iktidarla yaşadığı gerilimleri artırmış, siyasi cezalandırma söylemleri güç kazanmıştır.1990’larda finansallaşmanın etkisiyle kurulan Kipa, EGS gibi çok ortaklı yapılar, plansız büyüme ve 2001 kriziyle büyük zararlar görmüş; EGS Bank ve Tarişbank gibi yerel bankalar tasfiye edilmiştir. Küresel krizler, Gümrük Birliği'nin etkileri ve dışa bağımlılık İzmir’in üretim gücünü zayıflatmış; kentte sanayiden ranta kayma eğilimi artmıştır.2000’li yıllarda AK Parti döneminde İzmir sermayesi, özelleştirme süreçlerinden yeterince pay alamamış; iktidara yakın sermaye grupları Ege’de güçlenmeye başlamıştır. CHP’li belediyelerle merkezi hükümet arasındaki gerilimler, EXPO gibi büyük projelerin sekteye uğramasına neden olmuştur. FETÖ’nün iş dünyasına etkisi, vergi baskıları, kentteki büyük firmalar üzerinde kontrol kurma çabalarını da beraberinde getirmiştir. İzmir’in "laik" kimliği ve "özerklik" gibi söylemler giderek marjinalleşmiş, sermaye çevrelerinde yalnızlaşmaya neden olmuştur.Sonuç olarak, İzmir sermayesinin yükselişi, tarihsel olarak liman avantajı, erken ticari bağlantılar ve devlet destekli sanayileşme sayesinde mümkün olmuş; ancak neoliberal politikaların, siyasi ayrışmaların, finansal kırılganlıkların ve kurumsal zayıflıkların etkisiyle 1990’lardan itibaren çözülme sürecine girmiştir. Günümüzde İzmir merkezli birçok şirket ya el değiştirmiş ya da kapanmış; yerel sermaye, ulusal ve küresel sermayenin gölgesinde kalmıştır.
What this episode covers
Sinan Doğan, İzmir Sermayesinin Yükselişi ve Çözülüşü isimli bu kitabında Ege’nin bu önemli liman kentinde doğup büyüyen yerel sermayenin tarihsel gelişimini ve çöküş sürecini çok boyutlu bir şekilde ele almaktadır. Eserde, sermayenin oluşumu, yerli burjuvazinin yükselişi, siyasi-ekonomik krizlerle mücadelesi ve nihayet ulusal/küresel güçler karşısındaki gerileyişi kapsamlı biçimde analiz edilir.İzmir'in ekonomik yapısı, 17. yüzyıldan itibaren Avrupa kapitalizmine entegre olmuş, tarım ürünleri ihracatına dayalı bir ticaret merkezi haline gelmiştir. Kapitülasyonların sağladığı avantajlar, limanın serbest bölge niteliğini artırmış; Rum, Ermeni ve Levanten tüccarların Batılı sermayeyle kurduğu ilişkiler, bölgeyi Osmanlı dış ticaretinin kalbine dönüştürmüştür.Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte, gayrimüslimlerin terk ettiği mülkler Türk girişimcilere devredilmiş; İzmir İktisat Kongresi'nde çizilen milli burjuvazi yaratma stratejisi çerçevesinde, devlet desteğiyle yeni bir yerli sanayi sınıfı şekillendirilmiştir. İzmir’de elektrik fabrikası gibi yatırımlar sanayileşmeyi tetiklemiş; 1929 Buhranı sonrası devletçilik politikalarıyla kamu yatırımları artmıştır.İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde, Marshall Yardımı ve Amerikan kredileri sayesinde sanayi yatırımları hız kazanmıştır. Yaşar Grubu gibi aile şirketleri bu dönemde boya, süt, bira, turizm ve gübre gibi sektörlerde çeşitlenmiş, DYO ve Pınar gibi markalar Türkiye genelinde bilinir hale gelmiştir. İzmir Sanayi Odası’nın kurulmasıyla birlikte sanayiciler daha örgütlü bir yapıya kavuşmuş; TÜSİAD’ın da katkısıyla İzmir sermayesi ulusal düzeyde sesini duyurmaya başlamıştır.Ancak 1980’lerde başlayan liberal politikalar ve Özal dönemi uygulamaları, İzmir sermayesini derinden etkilemiştir. İthalata dayalı büyüme modeli, uluslararası rekabeti beraberinde getirmiş; bu modele hazırlıksız olan İzmirli sanayiciler güç kaybetmiştir. Yaşar Grubu, artan borçlar nedeniyle birçok şirketini satmak zorunda kalmış; Altınyunus Oteli ve Tuborg gibi yatırımlar elden çıkmıştır. Selçuk Yaşar’ın Özal karşıtı tutumu, grubun iktidarla yaşadığı gerilimleri artırmış, siyasi cezalandırma söylemleri güç kazanmıştır.1990’larda finansallaşmanın etkisiyle kurulan Kipa, EGS gibi çok ortaklı yapılar, plansız büyüme ve 2001 kriziyle büyük zararlar görmüş; EGS Bank ve Tarişbank gibi yerel bankalar tasfiye edilmiştir. Küresel krizler, Gümrük Birliği'nin etkileri ve dışa bağımlılık İzmir’in üretim gücünü zayıflatmış; kentte sanayiden ranta kayma eğilimi artmıştır.2000’li yıllarda AK Parti döneminde İzmir sermayesi, özelleştirme süreçlerinden yeterince pay alamamış; iktidara yakın sermaye grupları Ege’de güçlenmeye başlamıştır. CHP’li belediyelerle merkezi hükümet arasındaki gerilimler, EXPO gibi büyük projelerin sekteye uğramasına neden olmuştur. FETÖ’nün iş dünyasına etkisi, vergi baskıları, kentteki büyük firmalar üzerinde kontrol kurma çabalarını da beraberinde getirmiştir. İzmir’in "laik" kimliği ve "özerklik" gibi söylemler giderek marjinalleşmiş, sermaye çevrelerinde yalnızlaşmaya neden olmuştur.Sonuç olarak, İzmir sermayesinin yükselişi, tarihsel olarak liman avantajı, erken ticari bağlantılar ve devlet destekli sanayileşme sayesinde mümkün olmuş; ancak neoliberal politikaların, siyasi ayrışmaların, finansal kırılganlıkların ve kurumsal zayıflıkların etkisiyle 1990’lardan itibaren çözülme sürecine girmiştir. Günümüzde İzmir merkezli birçok şirket ya el değiştirmiş ya da kapanmış; yerel sermaye, ulusal ve küresel sermayenin gölgesinde kalmıştır.
NOW PLAYING
📉 İzmir Sermayesinin Yükselişi ve Çözülüşü-Sinan DOĞAN
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
Mar 26, 2026 ·1m
Mar 19, 2026 ·34m
Feb 18, 2026 ·11m
Feb 11, 2026 ·45m