💔 James Joyce "Ulysses" -Bütün Kadınların Hayalleri episode artwork

EPISODE · May 26, 2025 · 7 MIN

💔 James Joyce "Ulysses" -Bütün Kadınların Hayalleri

from HAKAN AKARCALI PodcastBox / Özgün Eser İncelemeleri / Reviews of Original Works · host Hakan AKARCALI

Bu metin, Ulysses’in farklı bölümlerinden seçilmiş pasajlarla Joyce’un bilinç akışı tekniğini, şehir yaşamını, mimariyi ve bireysel gözlemleri iç içe geçirerek sunar. Kitaptaki bazı sahneler Chicago Okulu’nun yükselişiyle başlayan ve modern gökdelen mimarisine varan süreci aktarır. Diğer bölümler ise cenaze törenlerinden Shakespeare sohbetlerine, Dublin sokaklarındaki gündelik hayata kadar geniş bir panorama çizer.XIX. yüzyıl sonu ve XX. yüzyıl başındaki Batı şehirleşmesinde mimari gelişim, kaynaklara göre doğrudan teknik ya da biçimsel bir ilerleme olarak anlatılmaz. Ancak tarihsel ve simgesel bağlamda "kule" figürü üzerinden geniş bir anlam dünyası inşa edilir. Babil Kulesi’nden günümüz gökdelenlerine uzanan bu anlatı, mimaride yükseklik arayışının yalnızca teknik bir tercih değil, aynı zamanda bir kudret, kibir ve tanrılara meydan okuma simgesi olduğunu gösterir.Kule, en eski uygarlıklardan bu yana göğe yükselme arzusunu, yeryüzü ile gökyüzü arasında bir köprü kurma çabasını temsil eder. Tapınaklar, kiliseler, camiler gibi ibadet yapıları bu nedenle yüksektir; çünkü Tanrı’ya daha yakın olma arzusunu simgelerler. Aynı şekilde çan kuleleri ve minareler de yalnızca işlevsel değil, sembolik yapılardır. Bu yapılar aracılığıyla Tanrı'nın sesi göğe ulaşırken, insanlar da yeryüzünden yukarı seslenir.Orta Çağ kuleleri, savunma işlevi kadar bir otorite ve gözetim sembolüdür. Her basamak, güçle ve güvenlikle özdeşleşmiştir. Bu kuleler, çoğu zaman toplulukları koruyan, yukarıdan bakan ve hükmeden yapılar olarak konumlanır. Montaigne’in kendi kulesinde inzivaya çekilmesi ise daha içsel bir anlam taşır: düşünceye çekilmek, kendine yönelmek ve bireysel dili inşa etmek.Joyce’un metninde kule metaforu, sadece fiziksel yapılarla sınırlı kalmaz; her çağın kendi kulesini inşa ettiği vurgulanır. Kızkulesi’nden Galata’ya, Yedikule’den New York gökdelenlerine kadar her kültür, inanç ve dönem bu simgeyi farklı biçimlerde üretmiştir. Bu doğrultuda gökdelenler, modernitenin kuleleridir. Ancak aralarındaki en büyük fark, Babil Kulesi’nin Tanrı tarafından yıkılması, gökdelenlerinse hâlâ ayakta oluşudur. Babil Kulesi efsanesine göre insanlar Tanrı’ya ulaşmak isterken, dillerini kaybetmiş ve birbirlerini anlayamaz hale gelmişlerdir. Modern gökdelenler ise çoğu zaman ekonomik güç, ticaret, sermaye ve teknolojik ilerlemenin sembolü olarak dikilirler ama aynı zamanda bireyin yalnızlığına ve yabancılaşmasına da işaret ederler.Gökdelenler, Joyce’un dünyasında yalnızca şehir siluetini değiştiren yapılar değildir; aynı zamanda insan zihninin, arzusunun ve zamanın da birer aynasıdır. Bu yapılarda insanoğlunun yükselme arzusu kadar sınırlarını aşma, tanrısal olanla boy ölçüşme ihtirası da görülür. Joyce’un metinlerinde bu simgesellik edebî bir derinlik kazanır; çünkü gökdelen, bir teknik başarıdan çok, bir bilinç hâli, bir çağın kimliği haline gelir.Sonuç olarak, Ulysses doğrudan XIX. yüzyıl sonu ve XX. yüzyıl başındaki mimariyi teknik olarak çözümlemez. Ancak tarih boyunca kule figürüne yüklenen anlamları birleştirerek, gökdelenlerin modern dünyadaki yerini daha geniş bir kültürel ve simgesel bağlam içinde yorumlar. Her çağ, kendi kulesini diker. Gökdelenler ise modern insanın bu çağdaki en yüksek sesidir — belki de bir çığlık.

Bu metin, Ulysses’in farklı bölümlerinden seçilmiş pasajlarla Joyce’un bilinç akışı tekniğini, şehir yaşamını, mimariyi ve bireysel gözlemleri iç içe geçirerek sunar. Kitaptaki bazı sahneler Chicago Okulu’nun yükselişiyle başlayan ve modern gökdelen mimarisine varan süreci aktarır. Diğer bölümler ise cenaze törenlerinden Shakespeare sohbetlerine, Dublin sokaklarındaki gündelik hayata kadar geniş bir panorama çizer.XIX. yüzyıl sonu ve XX. yüzyıl başındaki Batı şehirleşmesinde mimari gelişim, kaynaklara göre doğrudan teknik ya da biçimsel bir ilerleme olarak anlatılmaz. Ancak tarihsel ve simgesel bağlamda "kule" figürü üzerinden geniş bir anlam dünyası inşa edilir. Babil Kulesi’nden günümüz gökdelenlerine uzanan bu anlatı, mimaride yükseklik arayışının yalnızca teknik bir tercih değil, aynı zamanda bir kudret, kibir ve tanrılara meydan okuma simgesi olduğunu gösterir.Kule, en eski uygarlıklardan bu yana göğe yükselme arzusunu, yeryüzü ile gökyüzü arasında bir köprü kurma çabasını temsil eder. Tapınaklar, kiliseler, camiler gibi ibadet yapıları bu nedenle yüksektir; çünkü Tanrı’ya daha yakın olma arzusunu simgelerler. Aynı şekilde çan kuleleri ve minareler de yalnızca işlevsel değil, sembolik yapılardır. Bu yapılar aracılığıyla Tanrı'nın sesi göğe ulaşırken, insanlar da yeryüzünden yukarı seslenir.Orta Çağ kuleleri, savunma işlevi kadar bir otorite ve gözetim sembolüdür. Her basamak, güçle ve güvenlikle özdeşleşmiştir. Bu kuleler, çoğu zaman toplulukları koruyan, yukarıdan bakan ve hükmeden yapılar olarak konumlanır. Montaigne’in kendi kulesinde inzivaya çekilmesi ise daha içsel bir anlam taşır: düşünceye çekilmek, kendine yönelmek ve bireysel dili inşa etmek.Joyce’un metninde kule metaforu, sadece fiziksel yapılarla sınırlı kalmaz; her çağın kendi kulesini inşa ettiği vurgulanır. Kızkulesi’nden Galata’ya, Yedikule’den New York gökdelenlerine kadar her kültür, inanç ve dönem bu simgeyi farklı biçimlerde üretmiştir. Bu doğrultuda gökdelenler, modernitenin kuleleridir. Ancak aralarındaki en büyük fark, Babil Kulesi’nin Tanrı tarafından yıkılması, gökdelenlerinse hâlâ ayakta oluşudur. Babil Kulesi efsanesine göre insanlar Tanrı’ya ulaşmak isterken, dillerini kaybetmiş ve birbirlerini anlayamaz hale gelmişlerdir. Modern gökdelenler ise çoğu zaman ekonomik güç, ticaret, sermaye ve teknolojik ilerlemenin sembolü olarak dikilirler ama aynı zamanda bireyin yalnızlığına ve yabancılaşmasına da işaret ederler.Gökdelenler, Joyce’un dünyasında yalnızca şehir siluetini değiştiren yapılar değildir; aynı zamanda insan zihninin, arzusunun ve zamanın da birer aynasıdır. Bu yapılarda insanoğlunun yükselme arzusu kadar sınırlarını aşma, tanrısal olanla boy ölçüşme ihtirası da görülür. Joyce’un metinlerinde bu simgesellik edebî bir derinlik kazanır; çünkü gökdelen, bir teknik başarıdan çok, bir bilinç hâli, bir çağın kimliği haline gelir.Sonuç olarak, Ulysses doğrudan XIX. yüzyıl sonu ve XX. yüzyıl başındaki mimariyi teknik olarak çözümlemez. Ancak tarih boyunca kule figürüne yüklenen anlamları birleştirerek, gökdelenlerin modern dünyadaki yerini daha geniş bir kültürel ve simgesel bağlam içinde yorumlar. Her çağ, kendi kulesini diker. Gökdelenler ise modern insanın bu çağdaki en yüksek sesidir — belki de bir çığlık.

NOW PLAYING

💔 James Joyce "Ulysses" -Bütün Kadınların Hayalleri

0:00 7:12

No transcript for this episode yet

We transcribe on demand. Request one and we'll notify you when it's ready — usually under 10 minutes.

Ask A Spaceman Archives - 365 Days of Astronomy Ask A Spaceman Archives - 365 Days of Astronomy Podcasting Astronomy Every Day of the Year Eat to Live Jenna Fuhrman, Dr. Fuhrman Our health is our most precious gift and smart nutrition can change your life. Each month, join Dr. Fuhrman and his daughter, Jenna Fuhrman as they discuss important topics in the world of nutrition. Eat to Live will change the way you eat and think about food. French Your Way Jessica: Native French teacher founder of French Your Way Boost your French listening skills and test your comprehension with this one of a kind series of podcasts. Get the chance to listen to a real conversation between native speakers talking at normal speed AND customise your learning experience through carefully designed sets of questions (2 levels of difficulty) available for download at www.frenchvoicespodcast.com. All interviews also come with the transcript. French teacher Jessica interviews native speakers of French from around the world who share a bit of their life and passion. Where else would you meet in one same place a French yoga teacher based in Melbourne, a soap manufacturer from Provence, or a couple cycling around the world? That Hoarder: Overcome Compulsive Hoarding That Hoarder Hoarding disorder is stigmatised and people who hoard feel vast amounts of shame. This podcast began life as an audio diary, an anonymous outlet for somebody with this weird condition. That Hoarder speaks about her experiences living with compulsive hoarding, she interviews therapists, academics, researchers, children of hoarders, professional organisers and influencers, and she shares insight and tips for others with the problem. Listened to by people who hoard as well as those who love them and those who work with them, Overcome Compulsive Hoarding with That Hoarder aims to shatter the stigma, share the truth and speak openly and honestly to improve lives.

Frequently Asked Questions

How long is this episode of HAKAN AKARCALI PodcastBox / Özgün Eser İncelemeleri / Reviews of Original Works?

This episode is 7 minutes long.

When was this HAKAN AKARCALI PodcastBox / Özgün Eser İncelemeleri / Reviews of Original Works episode published?

This episode was published on May 26, 2025.

What is this episode about?

Bu metin, Ulysses’in farklı bölümlerinden seçilmiş pasajlarla Joyce’un bilinç akışı tekniğini, şehir yaşamını, mimariyi ve bireysel gözlemleri iç içe geçirerek sunar. Kitaptaki bazı sahneler Chicago Okulu’nun yükselişiyle başlayan ve modern gökdelen...

Can I download this HAKAN AKARCALI PodcastBox / Özgün Eser İncelemeleri / Reviews of Original Works episode?

Yes, you can download this episode by clicking the download button on the episode player, or subscribe to the podcast in your preferred podcast app for automatic downloads.
URL copied to clipboard!