EPISODE · Feb 28, 2022 · 4 MIN
Kara Yılan/Kar-Sezai Karakoç/ Yalnızlık Yolcusu-Ziya Alpay
from Şiirlenelim · host Hedablida
Kalbinde günden güne büyüyen bir boşluk duygusu içinde kök salmışken, Yaşamın ölümle iç içe girdiği, ve seslerin seslere, renklerin renklere, Gerçeklerin hayallere karıştığı noktada, Birbirlerinde tüm bilinen anlamlarını kaybederek, Aslında hiç olmayan bir anlamı kazandıklarında O, gerçekliği ve geçerliliği olmayan kimi nesnelerin sergilendiği bir müzedeydi artık Güneşin yeni doğduğunu sana haber veriyorum Yağmurun hafifliğini, toprağın ağırlığını Pamuğun ağırlığını yapan dağın hafifliğini, Sana haber veriyorum yeni doğduğunu güneşin Hey, o konuşan da kim? Biri bana bir şey mi dedi? Gerçek şu ki bu son dizeyi nasıl ve ne zaman yazdığımı hatırlamıyorum. Benim günahlarım kadar ömrüm vardır Ağarmayan saçımı güneşe tutuyorum, Saçlarımı acının elinde unutuyorum İçimdeki bu cehennem, bu olmamışlık, bu yetinmezlik İşte, şu hücrelerimi kemiren boşluk İşte şunlar da karanlığımı besleyen kuşlar Ve yerini bulamama, ne yapacağını bilememe Sıkılıyorum artık, bunalıyorum Bitse de şu dünya, gitsek diyorum Dünya bir fotoğraf makinesi “Hadi gülümse” diyorlar O heykeller donmuş artık Ne yapsam şekil veremiyorum Hem işim değil bu benim, Çünkü ben ölesiye kendimleyim Ah şu ben! Bir dışarı çıkabilsem içimden, Beynimdeki çıkışsız labirentlerden Çıkabilsem, dışarıda, gökyüzünün altında, sokaklarda gezebilsem Hava gri bulutlarla kaplansa, Yağmurlar rengârenk yağsa...Kırmızıdan sarıya, sarıdan maviye Sokak köpekleri saklambaç oynasa... Elimdeki buruk ve hüzünlü keserle yokluktan varlık yontan Varlıktansa, düşler yontan bir işçiyim ben Gece gündüz Gündüz gece İşim bu benim, elimden başka bir şey gelse Başka bir iş gelse, elbette ben de alışırdım dünyaya, hayata Fakat bana her gündüz, gece Her gece, gündüz İşte böylece bitmeyen bir çelişmece Anlatacaktım ölümleri bir sonbahar eşliğinde Bir kış güneşliğinde Fakat baktım Bu ölüm değil, diriliştir Tabiatı aşan bir bildiriştir Ne güz ne sarı renk bu göçü anlatır Bu kan rengi, bu kıpkızıl öcü anlatır Görünüşte kırmızı,gerçekte yeşil Görünüşte öç, hakikatte değil Yaprağın düşüşü değil bu toprağa Bir yıldırım çarpışıdır dağa Sonbahar değil, ilkbahardır Ölümden sonra ölümsüz hayat vardır Bulutlar açılır, güneş çıkar Yağmur taneleri inci tanelerine dönüşür Deniz çalkanır, Karın yağdığını görünce, kar tutan toprağı anlayacaksın Toprakta bir karış karı görünce, kar içinde yanan karı anlayacaksın Allah kar gibi gökten yağınca, Karlar sıcak sıcak saçlarına değince, Başını önüne eğince, Benim bu şiirimi anlayacaksın Bu adam, o adam gelip gider Rüyam gelip gider Her affın içinde bir intikam gelip gider Bu şiirimi anlayınca, beni anlayacaksın Ben bu şiiri yazdım Öyle kar yağdı ki, elim üşüdü Ruhum düşününce ışıdı, Her şeyi, beni anlayınca anlayacaksın Bu şiirimi anlayınca, beni anlayacaksın
Embed this episode
Ready to play
Kara Yılan/Kar-Sezai Karakoç/ Yalnızlık Yolcusu-Ziya Alpay
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.