EPISODE · Sep 8, 2022 · 4 MIN
Korkma Ben Varım (Gökyüzündeki bir kuşu köşeye sıkıştıramazsın.)- Murat Menteş
from Şiirlenelim · host Hedablida
''Şebnem' e meftundum. Hem de nasıl. Allah'ım onu ne zaman görsem, kalbim kanlı bir yumruk olup, göğsümü dövüyor! Bal rengi saçları, muz kabuğu gibi pürüzsüz yanaklarından süzülüyor. Gözleri, yıkanmış üzüm parlaklığında. Akikten bir kadın. Yarı saydam. Mehtapta yüzen beyaz bir gonca. Kayısı hamurundan, bayram şekerinden, ceylan sütünden yoğrulmuş bir mücevher. Karşısında tek kelime edemiyorum. Dilime bir asma kilit geçirip, çenemin altından kitliyorlar sanki. Damarlarımda katran dolaşıyor. Hafızam, zekam, bilincim sıfırlanıyor.'' Adımı sorsa, verecek cevabım yok... Televizyonu kapattım. Bildiğim bir şey varsa, spiker ''aniden rahatsızlanmak'' derken aslında Bay Mıknatıs'ın, kırk yedi ülkeden gelmiş prestijli misafirlerin ve yüzlerce kameranın önünde, batırdığını kast ediyordu. Şebnem, Namık Mıknatıs'ın topluca işten attığı 1100 kişiden biriydi. Şebnem, tarih okumuştu. Nedense staja başlamak yerine, Namık Mıknatıs'ın televizyon fabrikasına sözleşmeli işçi olarak girmişti. Her zamanki gibi doğrudan konuya girdim. ''Kimden, ne için intikam almak istiyorsunuz? Telefon klubesinde, akvaryumdaki çiçek gibi duran Şebnem: ''Namık Mıknatıs'tan...Beni işten attı.'' Hatta, orman yangınının ortasında kalmış, ağlamaklı bir ceylan var. Şebnem kabinin içinde dönüp dışarı bakındı. ''Beni görüyor musunuz?'' ''Şanslı biriyimdir.'' Bam diye telefonu suratıma kapatıp, klübeden fırladı. İkinci sınıf bir aptal gibi davranmıştım. İnanın, normalde hiçkimseyle böyle konuşmam. Galiba bu kıza vurulmuştum. Galibası fazla. Bildiğim bir şey varsa, o da erkeklere yıldırım çarpma oranının kadınlara göre altı kat daha fazla olduğudur. Denizin kıyısında, duvarları mavi boyalı büyük bir kafeteryada oturuyoruz. Masalarda tek başına pinekleyen efkarlı insanlar. Baygın iki garsondan başka, onları birbirine bağlayan hiçbir şey yok. Önümüzde bir çift boş bardak. ''Bir limonata daha ister misin Şebnem?'' deyip kalkıyorum. Şebnem gülümseyerek ''Evet.'' anlamında başını sallıyor. Krallığa terfi eden soytarı kadar sevinçliydim. Aşka inanıyorsanız, kadere de inanmalısınız. Beynim karınca yuvalarıyla dolmuş, kalbim haşlanmış bir pancar şekline girmişti. Midemde barbar cüceler ateş yakmış tepiniyordu. Bu bana bir çin atasözünü hatırlatıyor: ''Kafan kesilse bile, savaş çığlığını yarım bırakma. Zaferde, çığlıkların payı büyüktür.'' Dizginler de, kırbaç da bende değildi artık. Şebnem'in dili, ağzına vidalanmış renkli bir lokum kadar tatlıydı. ''Müntekim gerçek adın mı?'' ''Hayır, sahne adım.'' Peygamber sofrasındaki pişmiş kelle gibi sırıtıyorum. ''Namık Mıknatıs'ın etlerini kanına doğrayacağını söylerken ciddi miydin?'' İlkesel olarak hiç kimseyi öldürmüyordum. Fakat Şebnem isterse kendimi bile vurabilirdim. Sersemliğin zirvesinden Şebnem'in kudretten parlak dudaklarına bakıyordum. Karıncaların sürüklediği yaralı bir çekirge gibi hissediyordum. Beynim, kalbim, dilim tutukluk yapmıştı. Şebnem'e tutulmuştum. İşim bitikti. Vücudumdaki tüm kimyasallar çalkalanıyordu. Bir sigara yaktım. ''İzninle, ellerimi yıkayıp hemen döneceğim, tamam mı?'' diyip, erkekler tuvaletine yollandım. Kalbimden yükselen çığlıklara kulaklarımı tıkamalıydım. Nefesimi tuttum. Şebnem'in yanına vardım. ''Bir ölü ne yapamaz?'' -''Ne?'' -Konuşamaz,gülemez, insan içine çıkamaz. -''Eee?'' -Namık Mıknatıs da öyle olacak. Fakat bir farkla. -''Neymiş?'' -Ölmeyecek.
Embed this episode
Ready to play
Korkma Ben Varım (Gökyüzündeki bir kuşu köşeye sıkıştıramazsın.)- Murat Menteş
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.