EPISODE · Sep 1, 2022 · 5 MIN
Korkuyu Beklerken III- Oğuz Atay
from Şiirlenelim · host Hedablida
Sabahları ağzımda bir acılık, başımda bir ağırlık, içimde bir boşlukla uyanır ve bir gece evvelki hareketimden pişmanlık duyardım. Benim için anlatmak, açıklamak, ancak kelimelerin anlamını değiştirmekle mümkün olacak galiba. Ben kelimelerin anlamlarını doğru dürüst bilmiyordum bile. Zaten hiçbir zaman kelimelerin anlamını doğru dürüst bilemedim. Her zaman kelimelerin, cümlelerin, insanın üstüne bir mızrak gibi saldıran düşüncelerin bunaltıcı baskısını duydum. En iyisi kendinle konuşacaksın, kendine yorumlayacaksın okuduklarını. İstediğim gibi okudum, istediğim gibi yorumladım. Kimse beni rahatsız etmedi. Düşünceleri de olayları da istediğim biçimde düşündüm. Gözlük takmanın nedenini yıllarca, göze toz toprak kaçması, gözün de böylece yorularak iyi görmemesi sandım. Bugün de öyle sanmak isterdim. Bunun kimseye zararı dokunmazdı. Ben de, yalnız bana ait olan bir düşüncenin mutluluğuyla yaşardım. Korkuyla beklemek, korkuyu beklemek gereksizdi; çünkü dünyanın yarıçapını ve İstanbul’un fethini biliyordum. Üç çeşit yönetim biçimi vardır, anlıyor musunuz? Mutlakiyet, meşrûtiyet, cumhuriyet. Bunun dışında hiçbir şey yoktu. Varsa da, bunlardan birine girer. Dünya basık bir yuvarlaktır ve yer çekimi diye bir kuvvet vardır, anladınız mı? Her şeye yeniden başlamak mümkün değildi. İstesem de mümkün değildi. Nerede kaldığımı unuttuğuma göre, baştan başlamak için de birtakım yetenekler gerekliydi. Daha talihli doğmuş olmak gerekliydi mesela. Yeni bir dil öğrenebilmek için, hiç dil bilmemek gerekliydi. Dünyada yalnız güzellerle çirkinler vardı, bir insan ya akıllıydı ya da aptal. Senin gibi başını dik tutmasını bilemeyen bütün insanlar dalkavuktu. Sana benzemeyen kibar davranışlı insanları da züppelikle suçlardın. . İnsan hayatında bir kişiye olsun yalan söylememeli, değil mi efendim Ben, çiçeklere bakmasını bilmediğim gibi, kendime bakmasını da bilmiyorum. Mesele: Bir şeyleri, sıcak bir çorbanın kokusunu duyar gibi hissedebilmekti. Bense bunu hiç becerememiştim. Ben yalnızlığı istemekle suçlanıp yalnızlığa mahkum edildim. Bu karara bütün gücümle muhalefet ediyorum. Ben yalnızlığa dayanamıyorum, ben insanların arasında olmak istiyorum. Sen bana güzel bir masal anlatırsan, dedim ona, ben de senin sayende dünyaya belki yeni bir şeyler söylerim. Garip kaderime gülümsedim. Aynaya bakarak tabii. Tatlı bir gülümseme. Eski neşemi kaybetmediğimi göstermek için. Sonra durgunlaştım. Neden? Unuttum...Dur, hayır; unutmadım. Yalnız kaldıkça, yalnız kalmaktan korktukça... Aynadan uzaklaştım; fakat, biliyordum, böyle bir düşünceydi. Köpekler sinirimi bozdu, şimdi kendime gelirim. Buldum: Yalnız kalmaktan korktukça, yalnızlığım artıyor. Bu sefer gerçekten gülümsedim. İster görün, ister görmeyin; gülümsedim işte. Her şeyimi kaybetmedim daha; çıkmayan candan ümit kesilmez, havlayan köpek ısırmaz. Allah kahretsin! Ben talihsizin biriyim efendim. Acaba ağaçtan, ottan ya da uçamayan böceklerden falan bir yerden sevmeye başlamış mıydım? Bir yerden sevmeye devam edebilir miydim? Çünkü sevmek; yarıda kalan bir kitaba devam etmek gibi kolay bir iş değildi. Ya hiç sevmemişsem bugüne kadar? Bir kitaba yeniden başlamak gibi sevmeye yeniden başlamak pek kolay sayılmazdı herhalde. Herhalde, ben tam belirtemiyorum ne demek istediğimi. Gülümsemenin içindeki sevgiyi demek ki anlatamıyorum... İki gündür bahçeye bile çıkmıyorum. Sadece, iki saatte bir, perdenin aralığından bahçeyi seyretme izni veriyorum kendime. Bana, çıkma dediler...Fakat öl demediler. Merak ediyorum: Hiç çıkmadan nasıl yaşar insan bir evde? Bir adam kalbinin huzurunu kaybettiğinde, teselliyi nerede bulabilir ki? Ve o huzurun yerini başka ne tutabilir ki? Ben kendimi çok ihmal etmiştim... Düşünme! dedim kendi kendime, düşünme. Düşünmeyi bile bilmiyorsun.
Embed this episode
Ready to play
Korkuyu Beklerken III- Oğuz Atay
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.