EPISODE · Apr 21, 2022 · 4 MIN
Mes'ut Bir Tesadüfe Üçüncü Mektup- Selim Temo/ Ağustos- Hasan Hüseyin Korkmazgil
from Şiirlenelim · host Hedablida
Bu banliyöde göğün siyah perdesi çekildi mi, göğsümde derin bir boşluk, odamda akışkan bir keder, bir bahçenin Eylülüdür. Seni hep hatırlamanın buğusu, aynalardan geçen bir gecenin uzun ve aksak sesidir. Peki sen orada mısın? Ellerinin sıcak nemini eğitiyorum yanaklarımda, saçlarımda geçmiş baharların kokusu. Öfkenin rengine karışarak sokağa duman içinde akmam bundandır, içimdeki cesur acı da bundan. Yine de burada geceye bulduğum adların bir yankısı yok. Peki sen orada mısın? Gece dostumuzdur bizim. Ne çok severim, bilirsin, yüreklerindeki acemi öfkeyi. Sözcüklerin elleri var. Taşların seslendiği bir penceredeyim şimdi. Ilık bir suyun tenine say beni. De ki, bir keder antolojisi okuyor sabahlara kadar. Ufka bakarak sefer eyliyor. Şimdi duyduğu, bir okyanusun sesidir, kıyılarına çarpmaya doyamayan. Ama duyduğum ses, kendi sessizliğimdir yine. Sözcüklerimiz farklı zihinlerde aynı anlama gelemiyor. Ellerin, ellerimin konuşmasına izin vermiyor. Sanırım ezberlediğim bir şey oluyor gitmek... Eğer kendine sorular soruyorsan, aşk yoktur. Ruhunla bir hesaplaşma demelisin buna. Ruhunu bir yere sürükleye sürükleye götürüp onarmalısın. Bir ruhun aynasından yansımıyorsan, kendini bekle. Peki bunları söyleyen kim? İnsan bazen bilir. İnsan hep aynı yerde yanlış yapar. Bir sabaha durup bakarsın. Unutmanın bile bir adı vardır. Schopenhauer ne diyor? “Aşk bir ölümsüzlük talebidir.” Bu kâğıtları atmamalıyım. Romanları, şiirleri, eski gezi kitaplarını atmaya benzer bu. Gittikçe sararan mektupları küstürmeye benzer. Defterlerde biriken kuşları silmeye benzer. Bütün eski kitaplarda ölülerin parmak izleri var. Rüyalarıma giren, beni geceye ekleyen, bir yenilgiyle avutan kitaplar. Peki sen orada mısın? Her şey karanlık ve kapısız. Kalbim diyorum, kalbim delilimdir. İçimde aşka benzeyen bir korku, bir öte zaman görgüsü, masallardan alınmış bir düş, bahar bahçelerindeki şaşkınlık, bir yere atılmış bir taşın ağırlığı, bir bebeğin ilk öğrendiği, hep aynı yere bakan bir pencerenin sesi, komşuya gönderilmiş çocuğun uslu elleri, sıkıntı, telaş var. Ben geceye alıştırdığım kalbimi görüyorum: Maşuktan geçip aşka varmış, kendini bir söze çevirmiş, yağmurun gölgesine saymış. Hatırla, bütün cümlelerim sanaydı. Beni de sevmek demek olur seni sevmenin bir adı. Şimdi söğütlerin çıplak kolları yere dökülüyordur. Su terazilerindeki huzursuz eğim bundandır, pusulalardaki çılgın kımıltı bundan. Karakolun göğünde gecikmiş bir şafak, gelir, ruhumdaki hançere değer. Bir yarayı hatırlarım, bilmem kimin göğsünde. Gücü anlıyorum, ayaktasın mesela kalbin çok yorgunken. Oysa gerek yok buna, insan ölünce soluksuz da kalmalı. Düştüğün bir yeri özlemelisin. Düşün ki, coğrafyanın en güzel yerindeyiz En güzel günlerinde gençliğimizin, ölümden ötesini aklım almıyor Beterin beteri var diyenlere inanmıyorum İstesek cenneti kurtarabiliriz Sana son bir mektup daha yazacağım Evet, son bir mektup daha yazacağım Yağmur yağmalı, Apartmanın arkasında unutulmuş bir ağaç, yıllardır budanmamış ağır dallarıyla camlara vurmalı Bir güvercin, sığındığı saçakta kanatlarının altını araştırmalı Kırık bir plastik kova, rüzgâra kanmalı Bu şehrin adını şerh koymalı. O güzel sevgilimi çok özlüyorum, Sızlayan bu kalbe nasıl sükûnet verebilirim? Sana son mektubumu yazacağım...
Embed this episode
Ready to play
Mes'ut Bir Tesadüfe Üçüncü Mektup- Selim Temo/ Ağustos- Hasan Hüseyin Korkmazgil
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.