EPISODE · Jan 17, 2022 · 2 MIN
Müntekim Gıcırbey'den Şebnem Şibumi'ye Mektup- 4
from Şiirlenelim · host Hedablida
Şövalye olsaydım, senin şehrine hücum etseydim, dudaklarını görünce kılıcımı düşürür, atımdan düşerdim. Hiçbir zaferin erişemeyeceği tatta bir yenilgi olurdu. Ellerin... boğumları kudretten, zarafet şaheseri yüzükler gibi. İnsan kıyamaz dokunmaya. Avuçların desenli kurabiyelere benziyor. Öpsem, ağzımda şeker tadı bırakacak, kesin. Parmaklarının ucunda tırnakların, küçük deniz kabukları gibi parlıyor Şebnem... Rüyanda başrolde değilsen, kabus görüyorsun demektir. Bir kerecik buluşalım, yeniden hayatımın başrolünde olayım. kalbimden mezarlık dumanları yükselse de ziyanı yok. Şebnem, bak hasretten bütün günahlarım döküldü. Şebnem, uçsuz bucaksız bir çayırda buluşalım. başını dizlerime koy. sevincimden çimlere kırağı düşürürüm. Senden sinyal beklemek, dünya dışı uzayda yaşam belirtileri aramak gibi; acayip sancılı. İnsan, nelere katlanmak zorunda kalacağını önceden kestiremiyor. göze aldığımız risklerden, tehlikelerden çok daha fazlası çıkıyor karşımıza. bakışların, cennetin eşiğinde sorulan bilmeceler gibiydi şebnem. Artık hayatımın normale dönmesi imkansız... Şebnem, sen saklanınca ağaçların içi boşaldı, kuşlar iskelete döndü, deniz pıhtılaştı, gökyüzü felç oldu, bulutlar kireç bağladı, asfaltlar eriyor. Şebnem, seni özledim. İç içe geçmiş kafeslerin ortasında gibiyim. Şebnem, adın dilimin ortasına yuva yapmış guguk kuşu gibi, ne zaman ağzımı açsam uçuveriyor. Hasretin gecenin mimarisi oldu, temeli, sütunları. Seni sevmek, göğüs kafesimde bir gökdelen jeneratörü taşımakla aynı şey Şebnem. Şebnem bir öpücük ver, sonra yurdun dört bir yanına, örülü demir ağları söküp, trenleri karadan yürüteyim.
Embed this episode
Ready to play
Müntekim Gıcırbey'den Şebnem Şibumi'ye Mektup- 4
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.