EPISODE · Sep 15, 2022 · 5 MIN
Nazım Hikmet- Dilek Burak/ Kırık Anafor, Y'ol- Birhan Keskin/ Bir Adam Girdi Şehre Koşarak- Tarık Tufan
from Şiirlenelim · host Hedablida
Ben hem kendimden bahseden şiirler yazmak istiyorum, Hem bir tek insana, hem milyonlara seslenen şiirler Hem bir tek elmadan, Hem süpürülen topraktan, Hem zindandan dönen insan ruhundan, Hem bir tek insanın sevda kederlerinden bahseden şiirler yazmak istiyorum. Ölüm korkusundan, Hem ölümden korkmamaktan bahseden şiirler yazmak istiyorum. Sardunyaların, mor şebboyların suyunu vermek için bahçeye çıkıyorum. Unutmakla unutmamak arasına gerili o sırat köprüsünden geçiyorum İnceliğim, dal gibiliğim, ellerim… Kıraç, boz ve kurak bir boşluktayım Ben burada, sapların üstünde öğle uykusundayım Dünya aşağıda, Dağlar uzakta, Ben küskünüm ama şu yamaç kadar Göl gibi misin? Göl gibi misin? Bir su şiirinde, gürültüyle konuşuyorsun Her gün bir kez bu kitabın başına geçtim. Her gün bir kez dışarı çıktım. Kırık bir bulutla yürüdüm. Her gün bir insana bakıp, yüzümü yere eğdim. Her gün bir gazeteye boş gözlerle baktım. Her gün birileri konuştu, onları dinliyor gibi yaptım. Her gün bir kez “Neredeyim?” diye sordum kendime. Her gün bir kuzey kışı indi içime. Her gün karşımda duran fotoğraflarına baktım. Bir kez öfkelendim, her gün. Bir kez sordum kendime neden bu kadar bağlandın? diye. Her gün adalet ve zalimlik üzerine düşündüm. Belki de her şey... Her gün bir barbar, bir medeni ile gezdim sokaklarda. Her gün bir perdeyi aralamaya çalıştım. Her gün hiçbir şeyi anlamadığımı düşündüm. Her gün her şeyi anladığımı düşündüm. Güvercinleri yolculadım. Her gün, günlere dayanamadığımı düşündüm. Kitapları alt alta, dergileri kıvırarak yan yana dizdim. Ne idüğü belirsiz yerler benimle yürüdü. Gördüğüm her “cümle” bana bir bıçak gibi battı, anlamadım. Her gün bir taş parçası söktüm içimden. Her gün, uyku beni koynuna alsın diye yalvardım. Her gün, gün bitiyor, gece bitmiyor dedim. Her gün işlerin beni avutmadığını gördüm. Ayrılık günlerini sonradan niçin sisli bir perde gibi hatırlarız diye sordum. Öfkeni unutma dedim kendime her gün, Unutursan, düşersin dedim. Her gün en az bir saati ayakta durmaya, dimdik durmaya ayırdım. Ömür sözcüğünü bir kez kalbimden geçirdim...Her gün ömür sözcüğü kömür gibi tınladı içimde. Her gün sana içimden bir kez “sevgilim” diye seslendim. Her gün sana bir kez “zalim” diye seslendim. Her gün, yan yana oturup birbirine dikkatle bakan iki yaşlı kadını düşündüm. Her gün o kadınların bu fotoğrafı yırtıldı dedim. Her gün “âh” ettim bir kere, bir kere o âh’ı geri aldım. Her gün insan olmak ne çok kusur içeriyor diye düşündüm. Her gün bir kilidi açmaya çalıştım. Başka bir şey vardı, başka bir şey.... O damlayım ben Varlığın bilincinde, Yokluğuna isyan ettiğim o acıyım ben Bilmediğim her an çığlıklara sığınmış bir dizeyim Varla yok arasında bir serzeniş, Gece gündüz bilmez bir sızıyım Gözlerinden şekeri çalınmış , Gözlerini boşluğa adanmış biriyim ben Sözlüklerde üç heceye bölünmüş bir haykırışım ben Bir bataklıkta boğulmasını seyrettiğin o umudum ben İnsan hayatının bir yerlerinde ölüyor. Ruhuyla arasına yaşamak kadar uzun bir mesafe giriyor. Ölüyor insan ve yeniden diriliyor. Umut etmek için diriliyor, başlayabilmek için diriliyor, doğru dürüst bir tek cümle kurabilmek için diriliyor İnsan ölmeyince, umut da ölmezmiş
Embed this episode
Ready to play
Nazım Hikmet- Dilek Burak/ Kırık Anafor, Y'ol- Birhan Keskin/ Bir Adam Girdi Şehre Koşarak- Tarık Tufan
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.