EPISODE · May 18, 2025 · 6 MIN
Neoliberal Din /21. yüzyılda inanç ve güç -Mathew Guest
from HAKAN AKARCALI PodcastBox / Özgün Eser İncelemeleri / Reviews of Original Works · host Hakan AKARCALI
Craig Calhoun’un Habermas and Religion ve Philip S. Gorski’nin The Disciplinary Revolution gibi çalışmalarda yer alan analizler, neoliberalizmin din üzerindeki etkilerini çok boyutlu bir biçimde ele alır. Bu etkiler, dinin toplumsal konumlanışı, dini grupların işleyişi ve bireylerin dini kimliklerini nasıl kurdukları gibi temel alanlarda hissedilir hale gelmiştir.Öne çıkan temalardan biri, dinin bir “pazar” gibi algılanmasıdır. Özellikle dinî deregülasyonun yaşandığı ABD gibi bağlamlarda, farklı dini gruplar, potansiyel takipçilerin ilgisini çekmek için rekabet halindedir. Bu yalnızca gruplar arası değil, ruh sağlığı, aidiyet gibi ihtiyaçları karşılamaya çalışan dini ve seküler aktörler arasında da bir rekabettir (Religious Economy, Finke ve Stark).Dinî hareketlerin ticari uygulamaları ve pazarlama stratejilerini benimsemesi bir diğer önemli eğilimdir. Bu dönüşümde, markalaşma, imaj yönetimi ve profesyonel sunum teknikleri belirgin rol oynar. Özellikle büyük yapılar, yüksek bütçeli organizasyonlar ya da dijital varlığı güçlü olan dini yapılar, görünürlük açısından avantaj sağlar. Girişimci din adamları, tıpkı bir CEO gibi, ağ kurma ve bağış toplama gibi becerilerle öne çıkar (God’s Potters, Jackson W. Carroll).Neoliberal bireycilik, dini de bireyselleştirilmiş bir tercih alanına dönüştürmüştür. İnsanlar artık farklı cemaatleri deneyimleyerek, kendilerine en uygun olanı seçer. Bu eğilim, A Theory of Religion adlı çalışmasında RST yaklaşımıyla dinî davranışları rasyonel tercihler olarak açıklamaya çalışan Stark ve Bainbridge tarafından kuramsallaştırılmıştır. Ancak bu teori, bağlamlar arası farklılıkları göz ardı ettiği için eleştirilmektedir.Piyasa mantığı, “girişimci benlik” fikrini de din alanına taşımıştır. Dini kimlikler artık sabit, kolektif aidiyetlerden ziyade bireysel projeler haline gelmiştir. Bu süreçte estetik, duygu yönetimi ve profesyonel sunum teknikleri öne çıkar. Religion and the Rise of Capitalism’de Wood, bu dönüşümü din ile kapitalist ethos arasındaki tarihsel bağlar üzerinden tartışır.Metalaştırma da dikkate değerdir. Türkiye’deki tesettür modası örneğinde olduğu gibi, dini semboller ve uygulamalar ticari ürünler haline gelmekte, bu süreçte “İslami” etiketler ile ticarileşme iç içe geçmektedir (Fashioning Faith, Reina Lewis).Ancak tüm bu dönüşümler basit bir doğrusal süreç içinde işlemez. Finke ve Stark’ın dini pazar modeli, her bağlama uymamaktadır. Zengin kapitalist ülkelerdeki dini bağlılık düzeylerinin düşmesi, piyasalaşmanın otomatik olarak dini canlılığı artırmadığını göstermektedir. Bu nedenle, dinin piyasayla ilişkisi; sınıf, etnisite, toplumsal cinsiyet gibi kesişimsel kimlik boyutlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.Sonuç olarak, piyasalaşma dini alanı dönüştürmüş; dini grupları rekabete ve ticari stratejilere yöneltmiş, dini bireysel seçim ve “tüketim” nesnesi haline getirmiştir. Bu dönüşüm, dinin toplumsal ve kültürel bağlamlarda nasıl yaşandığına dair derin etkiler yaratmaktadır. Ancak bu etkiler, mevcut güç ilişkileri ve yapısal eşitsizlikler tarafından şekillendirildiği için evrensel ya da tek biçimli değildir.
What this episode covers
Craig Calhoun’un Habermas and Religion ve Philip S. Gorski’nin The Disciplinary Revolution gibi çalışmalarda yer alan analizler, neoliberalizmin din üzerindeki etkilerini çok boyutlu bir biçimde ele alır. Bu etkiler, dinin toplumsal konumlanışı, dini grupların işleyişi ve bireylerin dini kimliklerini nasıl kurdukları gibi temel alanlarda hissedilir hale gelmiştir.Öne çıkan temalardan biri, dinin bir “pazar” gibi algılanmasıdır. Özellikle dinî deregülasyonun yaşandığı ABD gibi bağlamlarda, farklı dini gruplar, potansiyel takipçilerin ilgisini çekmek için rekabet halindedir. Bu yalnızca gruplar arası değil, ruh sağlığı, aidiyet gibi ihtiyaçları karşılamaya çalışan dini ve seküler aktörler arasında da bir rekabettir (Religious Economy, Finke ve Stark).Dinî hareketlerin ticari uygulamaları ve pazarlama stratejilerini benimsemesi bir diğer önemli eğilimdir. Bu dönüşümde, markalaşma, imaj yönetimi ve profesyonel sunum teknikleri belirgin rol oynar. Özellikle büyük yapılar, yüksek bütçeli organizasyonlar ya da dijital varlığı güçlü olan dini yapılar, görünürlük açısından avantaj sağlar. Girişimci din adamları, tıpkı bir CEO gibi, ağ kurma ve bağış toplama gibi becerilerle öne çıkar (God’s Potters, Jackson W. Carroll).Neoliberal bireycilik, dini de bireyselleştirilmiş bir tercih alanına dönüştürmüştür. İnsanlar artık farklı cemaatleri deneyimleyerek, kendilerine en uygun olanı seçer. Bu eğilim, A Theory of Religion adlı çalışmasında RST yaklaşımıyla dinî davranışları rasyonel tercihler olarak açıklamaya çalışan Stark ve Bainbridge tarafından kuramsallaştırılmıştır. Ancak bu teori, bağlamlar arası farklılıkları göz ardı ettiği için eleştirilmektedir.Piyasa mantığı, “girişimci benlik” fikrini de din alanına taşımıştır. Dini kimlikler artık sabit, kolektif aidiyetlerden ziyade bireysel projeler haline gelmiştir. Bu süreçte estetik, duygu yönetimi ve profesyonel sunum teknikleri öne çıkar. Religion and the Rise of Capitalism’de Wood, bu dönüşümü din ile kapitalist ethos arasındaki tarihsel bağlar üzerinden tartışır.Metalaştırma da dikkate değerdir. Türkiye’deki tesettür modası örneğinde olduğu gibi, dini semboller ve uygulamalar ticari ürünler haline gelmekte, bu süreçte “İslami” etiketler ile ticarileşme iç içe geçmektedir (Fashioning Faith, Reina Lewis).Ancak tüm bu dönüşümler basit bir doğrusal süreç içinde işlemez. Finke ve Stark’ın dini pazar modeli, her bağlama uymamaktadır. Zengin kapitalist ülkelerdeki dini bağlılık düzeylerinin düşmesi, piyasalaşmanın otomatik olarak dini canlılığı artırmadığını göstermektedir. Bu nedenle, dinin piyasayla ilişkisi; sınıf, etnisite, toplumsal cinsiyet gibi kesişimsel kimlik boyutlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.Sonuç olarak, piyasalaşma dini alanı dönüştürmüş; dini grupları rekabete ve ticari stratejilere yöneltmiş, dini bireysel seçim ve “tüketim” nesnesi haline getirmiştir. Bu dönüşüm, dinin toplumsal ve kültürel bağlamlarda nasıl yaşandığına dair derin etkiler yaratmaktadır. Ancak bu etkiler, mevcut güç ilişkileri ve yapısal eşitsizlikler tarafından şekillendirildiği için evrensel ya da tek biçimli değildir.
NOW PLAYING
Neoliberal Din /21. yüzyılda inanç ve güç -Mathew Guest
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
Mar 26, 2026 ·1m
Mar 19, 2026 ·34m
Feb 18, 2026 ·11m
Feb 11, 2026 ·45m