Ölülerle konuşsalar bile iman etmez onlar! / 08.10.2019 / Kerem Önder episode artwork

EPISODE · Oct 8, 2019 · 1H 5M

Ölülerle konuşsalar bile iman etmez onlar! / 08.10.2019 / Kerem Önder

from Kerem Önder · host Kerem Önder

وَلَوْ أَنَّنَا نَزَّلْنَا إِلَيْهِمُ الْمَلآئِكَةَ   وَكَلَّمَهُمُ الْمَوْتَى  وَحَشَرْنَا عَلَيْهِمْ كُلَّ شَيْءٍ قُبُلاً  مَّا كَانُواْ لِيُؤْمِنُواْ إِلاَّ أَن يَشَاء اللّهُ   وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ يَجْهَلُونَ  “Biz onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı,  Ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık,  Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.” (En’am 111) Allah müşriklerin istedikleri şekilde mûcize olarak onlara melekleri indirse, onları ölülerle konuştursa, daha başka türlü mûcizeleri önlerine serse yine de Allah dilemedikçe inanmayacaklardır. Bu ve bundan önceki âyetin üslûbuna bakarak bundan cebirci bir sonuç çıkarmak doğru değildir. Kur’an, kendine özgü üslûbu içinde, evrendeki bütün olup bitenler gibi insanların inanç ve amel hayatındaki gelişme ve değişmeleri de ontolojik bakımdan Allah’ın kuşatıcı iradesine bağlar ve bunu doğru bir tanrı akîdesinin gereği sayar. Buna göre müminin imanı da kâfirin inkârı da O’nun mutlak iradesi ve kanunları çerçevesinde oluşmaktadır; bunları Allah’ın kudret ve iradesinin dışında görmek, bazı şeylerin O’nun hâkimiyet ve tasarruf alanı dışında olup bittiği gibi yanlış bir sonuca ve kusurlu bir tanrı anlayışına götürür. Bununla birlikte Allah, yine kendi iradesi ve yaratmasıyla evrende sadece insanı akıl, irade gibi hakkı bâtıldan ayırma yetenekleriyle donatmıştır. Buna rağmen insan, müşrik Araplar gibi, içinde doğup büyüdüğü psikolojik ve sosyal şartların doğal tesirlerini aşamaz, insanî yeteneklerini kullanarak gerçeğin ve iyinin arayışı içinde olmaz, aksine bâtılda ısrar ederse, böylelerinin gözleri ve gönülleri iyice kararır. Allah’ın böylelerini zorla hakikate sevketmesi mümkünse de (meselâ bk. En‘âm 6/35, 107, 112, 137) bu durum, O’nun koymuş olduğu görev, sorumluluk ve ceza-mükâfat düzeniyle uyuşmaz. Bu yüzden bir âyette “Gerçek, rabbinizden gelendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin” (Kehf 18/29) buyurulur. İbn Abbas (r.a) şöyle demiştir: Kur'ân-ı Kerim ile en çok istihza edenler beş kişi idiler: el-Velid  b. el-Mugîre   el-Mahzûmî,   el-Âs  b. Vâil  es-Sehmî, el-Esved   b.  Abd-İ   Yeğûs  ez-Zühri,  el-Esved b. el-Muttalib ve el-Hars b. Hanzala. Sonra bunlar, Mekkeli bazı kimselerle birlikte Hz. Peygamber (s.a.s)'e gelip, "Bize, senin Resûlullah olduğuna şahidlik edecek melekleri göster; veya bizim için ölülerimizden bazılarını dirilt de onlara, söylediğin şeylerin hak mı, bâtıl mı olduğunu soralım. Yahut da kefil olarak, yani iddia ettiğin şeye şahid olarak Allah'ı ve melekleri getir" dediler. Bunun üzerine bu âyet-i kerime nazil oldu! Biz defalarca şunu anlattık: Müfessirler bu surenin bir defada nazil olduğu hususunda ittifak edince, "Bu âyet, falanca hâdise hakkında nazil, oldu!" demek, çok müşkil bir mesele olur. Ama bizim açıkladığımız izah şekline gelince, ki bu da, bundan maksad, onların bir kısmının "şayet kendilerine bir âyet gelirse Hz. Muhammed'e iman edecekleri hususunda var güçleriyle yemin etmiş oldukları" şeklindeki sözlerine cevap olmasıdır. İşte Allah Teâlâ bu sözü, onların yalan söylediklerini, gelmiş olan âyetlerden sonra başka âyetler göndermede bir fayda bulunmadığını, aksine doğruyu yalandan ayırmak için, mutlaka tek bir mu'cizenin dahi kafi geleceğini, ama bundan fazlasını istemenin ise sırf bir tahakküm ve işi yokuşa sürme ve ihtiyaç duyulmayan bir şey olduğunu; aksi halde onların, ikinci mucizenin izharından sonra üçüncüsünü, üçüncüden sonra dördüncüsünü... isteyebileceklerini, delilin ve durumun, bir noktada karar kılıp son bulmaması gerekeceğini, bunun ise, nübüvvet kapılarının kapanmasını icab ettireceğini beyan etmek için zikretmiştir. 

وَلَوْ أَنَّنَا نَزَّلْنَا إِلَيْهِمُ الْمَلآئِكَةَ   وَكَلَّمَهُمُ الْمَوْتَى  وَحَشَرْنَا عَلَيْهِمْ كُلَّ شَيْءٍ قُبُلاً  مَّا كَانُواْ لِيُؤْمِنُواْ إِلاَّ أَن يَشَاء اللّهُ   وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ يَجْهَلُونَ  “Biz onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı,  Ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık,  Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.” (En’am 111) Allah müşriklerin istedikleri şekilde mûcize olarak onlara melekleri indirse, onları ölülerle konuştursa, daha başka türlü mûcizeleri önlerine serse yine de Allah dilemedikçe inanmayacaklardır. Bu ve bundan önceki âyetin üslûbuna bakarak bundan cebirci bir sonuç çıkarmak doğru değildir. Kur’an, kendine özgü üslûbu içinde, evrendeki bütün olup bitenler gibi insanların inanç ve amel hayatındaki gelişme ve değişmeleri de ontolojik bakımdan Allah’ın kuşatıcı iradesine bağlar ve bunu doğru bir tanrı akîdesinin gereği sayar. Buna göre müminin imanı da kâfirin inkârı da O’nun mutlak iradesi ve kanunları çerçevesinde oluşmaktadır; bunları Allah’ın kudret ve iradesinin dışında görmek, bazı şeylerin O’nun hâkimiyet ve tasarruf alanı dışında olup bittiği gibi yanlış bir sonuca ve kusurlu bir tanrı anlayışına götürür. Bununla birlikte Allah, yine kendi iradesi ve yaratmasıyla evrende sadece insanı akıl, irade gibi hakkı bâtıldan ayırma yetenekleriyle donatmıştır. Buna rağmen insan, müşrik Araplar gibi, içinde doğup büyüdüğü psikolojik ve sosyal şartların doğal tesirlerini aşamaz, insanî yeteneklerini kullanarak gerçeğin ve iyinin arayışı içinde olmaz, aksine bâtılda ısrar ederse, böylelerinin gözleri ve gönülleri iyice kararır. Allah’ın böylelerini zorla hakikate sevketmesi mümkünse de (meselâ bk. En‘âm 6/35, 107, 112, 137) bu durum, O’nun koymuş olduğu görev, sorumluluk ve ceza-mükâfat düzeniyle uyuşmaz. Bu yüzden bir âyette “Gerçek, rabbinizden gelendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin” (Kehf 18/29) buyurulur. İbn Abbas (r.a) şöyle demiştir: Kur'ân-ı Kerim ile en çok istihza edenler beş kişi idiler: el-Velid  b. el-Mugîre   el-Mahzûmî,   el-Âs  b. Vâil  es-Sehmî, el-Esved   b.  Abd-İ   Yeğûs  ez-Zühri,  el-Esved b. el-Muttalib ve el-Hars b. Hanzala. Sonra bunlar, Mekkeli bazı kimselerle birlikte Hz. Peygamber (s.a.s)'e gelip, "Bize, senin Resûlullah olduğuna şahidlik edecek melekleri göster; veya bizim için ölülerimizden bazılarını dirilt de onlara, söylediğin şeylerin hak mı, bâtıl mı olduğunu soralım. Yahut da kefil olarak, yani iddia ettiğin şeye şahid olarak Allah'ı ve melekleri getir" dediler. Bunun üzerine bu âyet-i kerime nazil oldu! Biz defalarca şunu anlattık: Müfessirler bu surenin bir defada nazil olduğu hususunda ittifak edince, "Bu âyet, falanca hâdise hakkında nazil, oldu!" demek, çok müşkil bir mesele olur. Ama bizim açıkladığımız izah şekline gelince, ki bu da, bundan maksad, onların bir kısmının "şayet kendilerine bir âyet gelirse Hz. Muhammed'e iman edecekleri hususunda var güçleriyle yemin etmiş oldukları" şeklindeki sözlerine cevap olmasıdır. İşte Allah Teâlâ bu sözü, onların yalan söylediklerini, gelmiş olan âyetlerden sonra başka âyetler göndermede bir fayda bulunmadığını, aksine doğruyu yalandan ayırmak için, mutlaka tek bir mu'cizenin dahi kafi geleceğini, ama bundan fazlasını istemenin ise sırf bir tahakküm ve işi yokuşa sürme ve ihtiyaç duyulmayan bir şey olduğunu; aksi halde onların, ikinci mucizenin izharından sonra üçüncüsünü, üçüncüden sonra dördüncüsünü... isteyebileceklerini, delilin ve durumun, bir noktada karar kılıp son bulmaması gerekeceğini, bunun ise, nübüvvet kapılarının kapanmasını icab ettireceğini beyan etmek için zikretmiştir.

NOW PLAYING

Ölülerle konuşsalar bile iman etmez onlar! / 08.10.2019 / Kerem Önder

0:00 1:05:30

No transcript for this episode yet

We transcribe on demand. Request one and we'll notify you when it's ready — usually under 10 minutes.

The Fucking Metaverse Yuga Labs Welcome to The Fucking Metaverse, where we get serious and seriously off-topic about all things web3 – the metaverse, cryptocurrency, NFTs. Hosted by Yuga Labs co-founders Wylie Aronow, Greg Solano, and Kerem Atalay, TFM brings on creators, founders, collectors, and changemakers to talk about the future of the internet and whatever else is on our minds.You can find episodes transcripts on our website: thefuckingmetaverse.xyzYouTube: https://www.youtube.com/@YugaLabs/playlistsTwitter: https://twitter.com/fvckingmetaTikTok: https://www.tiktok.com/@fvckingmeta Hosted on Acast. See acast.com/privacy for more information. Explicit ataradyo ataradyo ataradyo; Türkiye ve dunyada olup bitenler, ekonomi, demokrasi ve ozgurlukler, siyaset ve insanlar hakkında yayın yapar.yaptığımız işlere maddi anlamda destek olmak isteyenleri https://www.patreon.com/ataradyo1923 adresi uzerindeki hesabimiza bekliyoruz.reklam ve diğer konularda ise twitter üzerindeki @ataradyo1923 adresinden bize ulaşabilirsiniz.Ebedi ve ezeli yol göstericimiz ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün fikirleri ve gösterdiği hedefe ulaşmak için yaptığımız çalışmalara sizler de yayınlarımızın en azından daha geniş kitlelere ulaşması için paylaşırsanız, seviniriz. Explicit Önder Can Ünal's show Önder Can Ünal Explicit Yürümeler Durmasın nazlıhan Türk dizilerine bayılıyorum ve Kerem Bürsin’le podcast kaydetmek en büyük hayalim.Nazlı bu arada ben. Explicit

Frequently Asked Questions

How long is this episode of Kerem Önder?

This episode is 1 hour and 5 minutes long.

When was this Kerem Önder episode published?

This episode was published on October 8, 2019.

What is this episode about?

وَلَوْ أَنَّنَا نَزَّلْنَا إِلَيْهِمُ الْمَلآئِكَةَ   وَكَلَّمَهُمُ الْمَوْتَى  وَحَشَرْنَا عَلَيْهِمْ كُلَّ شَيْءٍ قُبُلاً  مَّا كَانُواْ لِيُؤْمِنُواْ إِلاَّ أَن يَشَاء اللّهُ   وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ يَجْهَلُونَ  “Biz onlara melekleri de...

Can I download this Kerem Önder episode?

Yes, you can download this episode by clicking the download button on the episode player, or subscribe to the podcast in your preferred podcast app for automatic downloads.
URL copied to clipboard!