EPISODE · Jan 24, 2022 · 4 MIN
Pollyanna’ya Mektuplar- Didem Madak
from Şiirlenelim · host Hedablida
Sevgili Pollyanna, Sen bu mektubu okurken, Soğuk bir doğu sokağında, Acılarla yüklü bir faytonla dolaşıyor olacağım Atların boynunda ziller ve pembe orlondan püsküller, Şaklayan kırbaç Ve gıcırdayan tekerlekler... Aşkın yüzünden düşen bin parçayı toplamaktan yoruldum ben artık Pollyanna Yolda bavulumu çaldılar Bana hediye ettiğin o kırmızı elbise de içindeydi Ne güzeldi.. Ben kendime çilek derdim onun giydiğimde Güzeldi yine de o yıllar Ne çabuk geçti... Ama zaten onu burada giymeme izin vermezlerdi Belki artık hiç olmaması daha iyi Çalınmış bir güzellik, yasaklanmış bir güzellikten daha iyidir. Ama onu asla unutmayacağımı bilmelisin. Dilerim sen, pötikareli gömlekler gibi neşeli, İri dişli bir mısır koçanı kadar mutlu ve yan yanasındır. Belki bir gün beni ziyarete gelirsin, Sana krem fıstıklı ekmek ikram ederim, Artık çok mutlu olacağızlı ekmekler... Süte ekmek doğrar ve şarkı söyleriz. Sen ruhumun misafir odasında uyursun, Süt ve gözyaşı lekeli yumuşak yer yatağında. Sevgili Pollyanna, Senin romanlarında her şey o pazartesi başlardı Kot pantolonlu, uzun bacaklı pazartesilerdi onlar Şehrimizin aşkı ve şehrimizin şarkısı öfkeyle pis sularda dolaşırdı. Sana patates kızartırdım. Patatesler pazartesi kadar kırmızı oluncaya kadar... Ölüm bizi ayırıncaya kadar... Aşkımız şehrin en güzel aşkıydı Kolay değildi, kolay olmamıştı Yıllarca şehrin en güzel aşkının benekleriyle yaşamak. Öfkem, içimde emekleyen kırmızı patikli Bir bebekti sanki Pollyanna Her köşede nergisler satıyorlardı sokaklarda Baygın kokulu güneşler gibi... Onları satın almak, Sonra bir gün yüzü çatlak intiharlarımı boyatıp, Otuzaltı numara bir hayata başlamak... Uzun bir nekahet döneminden sonra, Nihayet ayağa kalkmak... Öfkem, Üstü kalsın derdi Ve bırakırdı hayatımı Öfkem Pollyanna Neden güzeldi? Bütün güzeller gibi elinde bir bardak sıcak çayla? Her şey o pazartesi başlardı Şehrimizin aşkı Ve şehrimizin şarkısı Sevgili Pollyanna, Radyo tiyatrosu dinlenirdi bir zaman içimde, İçimde dünyanın en eski kedisi, Eski bir sobanın yanında uyuyordu. Çocuklar bir köşede, Yenidünya çekirdekleriyle beştaş oynardı Frenk elması da derler...Sarılı kahverengili bir meyve. Annem işte öyle bir kadındı Çocuklar gökyüzüne bakar sorardı: Ay dede orada ne yapıyor anne? Annem öldüğünde, ay dede içimde Yüzlük bir ampul gibi parçalandı. Annem işte öyle bir kadındı Aşure getiren çocuklara Teşekkür eder gibi yaşardı Öldüğünde, gül resimli bir takvim yaprağıydı. Pollyanna, Sana göre insan profiterol yer gibi yaşamalı Bir çamur deryasının içinde, Küçük mutluluk topları yakalamalı. Bense vücuduma şiirler saplıyorum durmadan Sen de bilirsin ya, Allah dayanabileceği kadar acı verirmiş insana. Geçen yazı, Bir dut ağacının altında roman okuyarak geçirdim Dut taneleri düşerdi sayfalara Tıpkı tatlı bir yaz yağmuru gibi, Kendimi dut ağacının gölgesini yiyen Bir ipek böceğine benzetirdim. Ucuz teşbihler, beyaz atlı prenslerdir Pollyanna Bir şiire gelir, Ve onu bu hayattan kurtarırlar. Ah Pollyanna, İçimde sanki hep aynı şarkıyı çalan bir laterna: Cancağızım...basma perdeme bir çiçek de sen olsaydın Kaçarken, yangın merdivenlerine Keşke grapon kağıtları assaydın.
Embed this episode
Ready to play
Pollyanna’ya Mektuplar- Didem Madak
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.