EPISODE · May 4, 2023 · 5 MIN
Posta Kutusundaki Mızıka III- A. Ali Ural
from Şiirlenelim · host Hedablida
Sevgili Dost, Bugün yazmak değil, konuşmak istiyordum seninle. Ama yine yazdım. Sevgili Dost, Yağmur korkuyu, çaresizliği ve yalnızlığı süpürüyor evimizden. Rahmet! Toprak kokusu geliyor penceremizden. Başlangıç topraktı. Son da toprak. Üzülme... Sevgili Dost, Bugün bayram ama parlamıyor gözlerin. Lütfen gülümse fotoğrafın çekiliyormuş gibi her an. Neşesi yağmalanmış bir bayramdan geriye ne kalır? Düşünüyorum da , herkes kendi çocukluğunu kendi çocuklarına yaşatıyordu sanki. Kırılması gereken şiddet yüklü bir zincir var hayatın içinde. İşte yıkılmayacağını düşündüğümüz binalar, çocukların kumdan şatoları gibi un ufak. Karanlıktan hoşlananların ışığı kıskanmaları, kışın sonbaharı kıskanması kadar masum değil. İnsan değişmedi. Vicdanı ile tutkuları arasında bocalayıp duruyor. Tutkularına esir düştüğü zamanlarda bile, kendisini rahatlatacak nedenler ve yöntemler bulmakta zorlanmıyor. Sevgili Dost, Kim bilir hayatımızda kaç kez, "Nasıl da tanıyamamışım!" demiş, Kaç kez ince buz tabakasına aldanıp, üzerinde yürüdüğümüz gölün soğuk sularında bulmuşuzdur kendimizi... Eksik bilgi, bizi yanlış adreslere götürür. O kadar insanla dostluk kurdum ki, Ellerim dolu sanıyordum. Başıma bir bela geldiğinde, Kimseye acımayan zamandan şiddetliydi dostlarımın ihaneti... Düşünüyorum da, İnsanın gereğinden çok şeyi fark ediyor olması, esas olan şeyi fark etmekten mahrum kalması anlamına gelebiliyor. Sevgili Dostum, Sen lazımsın bana. Ve ِnemlisin hadiselerden. اünkü büyük bir olaydır dostluk. اok büyük... Sevme beni sِzlerle, ؛uurlu ol. Hem de duy içinden Seversen beni eğer, samimi olmalı duygun. Ya sev ta içten Ya tamamen bırak. اünkü çaba istiyor sevgi. Tohum yetmiyor. اapa istiyor sevgi. Kı؛ yolunu kesmeye çalı؛sa da, bahar ipi gِğüslüyor. Sevgili Dost, Bildiği ؛ehirlerden bilmediği ؛ehirlere, Bildiği yüzlerden, Bilmediği yüzlere sığınmayı aklından geçirmemi؛ kaç insan vardır? Büyüyünce doktor olmak isteyen çocuklar, büyüyünce cellat oldular. Mirasları için anne babalarını, Kalpleri için sevgililerini, İlkeleri için kendilerini ِldürdüler... ھu günlerde herkes sesini duyurabilmek için hoparlِrün sesini daha fazla açması gerektiğini dü؛ünüyor. Bense sadece senin duyabileceğin bir sesle fısıldıyorum kulağına. Bize bir kahraman lazım. Bir tekmede kapıları kıran, Ve ate؛ ederek içeri dalan biri. Kulaklar i؛gal altında...Bu yüzden kelimeler yerlere dِkülüyorlar. Ağızların kapıları kırık....Bu yüzden kelimeler ayağa dü؛üyorlar. Bu sِz yığınlarını kim kaldıracak? Hiç kimse. Ama azarlanacak, sokaktan “bak ne buldum” diye evlerine kelime ta؛ıyan çocuklar. “At o pis ؛eyi” denilecek onlara. اocuklarsa yıkayıp bazı kelimeleri saklayacaklar yastık altlarında… Gِrmez misin? Kalemin ucu kalemtra؛ ile kesilince, kalemin dili daha keskin oluyor. Sevgili Dost, Birbirimizi tanımak için neyi bekliyoruz? Birbirimizi anlamak için neyi bekliyoruz? Birbirimize anlatmak için neyi bekliyoruz? Sevginin eli, Midas'ın elleri gibi dokunduğu her ؛eyi altına çeviriyor. Simitlerin susamlarını, Balıkların pullarını, Dolma kalemlerin uçlarını parlatan o el i؛te. O elle düğmeye dokunuyorsunuz, ı؛ık yanıyor. O elle veda ediliyor hüzne. Sevgili Dost, Tahterevalliye tek ba؛ına binen, a؛ağıda durmayı hak eder. Sevgili Dost, Gel ve yüksel !
Embed this episode
Ready to play
Posta Kutusundaki Mızıka III- A. Ali Ural
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.