EPISODE · Mar 24, 2022 · 7 MIN
Ruhun Yalnızlığı- Eugenio Borgna/ Işık Zorunluluğu- Paul Celan
from Şiirlenelim · host Hedablida
''Sadece tanımadığımız ve yardımımızı isteyen kişilerde değil, bize yakın olan, ve görünüşün aksine, yalnızlığın parlak, zaman zaman da gözle görünür olmayan izlerini ayırt etmek zordur. Tıpkı sessizlik gibi, yalnızlık da, daha iyi yaşamamızı sağlayan içsel bir deneyimdir. Hayatta asli olan ile, çoğu zaman, fazla anlam yüklediğimiz, asli olmayan şeyleri ayırt etmemizi sağlar yalnızlık. Başkalarıyla her karşılaşmamda, acının ve ıstırabın olası gölgelerini, ruhun kayıplarını ve insanların hissettiğim yalnızlığın sessiz çığlığını aramaktan ve seçmeye çalışmaktan yorulmamalıyım...Kuşkusuz ki yalnızlık, ruhun kökten ve hiç bitmeyecek bir ihtiyacıdır. Yalnızlık, hayatımın hiç değilse bazı saatlerinde yaşamadan edemeyeceğim ve başkalarının görmesini engelleyen pek çok maskenin yüzüme inmesiyle karanlıkta kalan içsel bir deneyimdir. Yaşamın yok edilemeyecek bir koşuludur O. Hüzün ve kaygı, sessizlik ve dua, bekleyiş ve umut ona yansır. Ama yalnızlıkta, dünyada olup bitenleri dinlemeye yönelik hayati atılım hiç eksik olmaz; kendi benimizin, kendi bencilliğimizin çorak ve kuru halkalarına takılıp kalmayız. Yüzler ve bakışlar, bizi insan kalbinin uçurumlarına; beden acısına ve ruh acısına, kaygıya ve hüzne, huzursuzluğa ve tutkuya, zaman zaman sevince ve umutsuzluğa, tebessüme ve gözyaşlarına, bekleyişe ve umuda kaptırır. Biz yalnız olmak için yaratılmadık. Biz sadece başkalarının kaderiyle sürekli olarak ilişki içinde olarak, yeniden keşfedebileceğimiz anlam ufuklarında bulunmak üzere varız. Yalnızlıkta insan hem yalnızdır hem de değildir. Yalnızlıktan söz ederken, acı meselesine, beden acısına ve ruh acısına, ıstıraba değinmeden edemem. Bunların her ikisi de, insanın kendi kendisiyle ve başkalarıyla, dünyayla ilişki kurmasının farklı bir biçimidir. Her ikisi de yalnızlıkla, yalnızlığı beraberinde sürükler. Acı ya da ıstıraptan ölünebileceği gibi, yalnızlıktan da ölünebilir. Ama bu, farklı bir ölüm şeklidir. Fiziksel acının karşısında psişik acı vardır. Ruhsal acılar da vardır ve bütün bunlar, zaman zaman, bizi seven ama içimizde saklı kalan acının gölge ve karaltılarını göremeyen kişilerin huzurunda gerçekleşir. Bir diğer deyişle, acı, içimizdeki düşünce sahasını genişletir ama iç sızlatıcı olduğunda dünyayla ilgilenme olanağımızı elimizden alır. Acı ruhumuzu sardığında ve içimizdeki en gizli saklı telleri yıpratıp kopararak bize zulmettiğinde, zarar verir içimizde sızı, sızım. Acının anlamını yakalamak kolay değildir: Kaçınılmaz olan bir acı ve de sakınılır olan bir acı vardır. İnsanın içinde bulunduğu halin kırılganlığını gösteren bir acı vardır. Anlamı elden kaçan ya da kaçar gibi olan bir acı da vardır. İnsanlık haline derinden bağlı olan bir acı vardır, kuruyup uçuveren bir acı vardır; görünür olan acı ve görünür olmayan acı da vardır. Yalnızlığa dönüşen acı ve acıyla dolan yalnızlık, beraberinde dur durak bilmeyen kaygı ve umutsuzluk çağlayanlarını sürükleyiveren bir acı vardır. Eğer acı bize yabancıysa, eğer bilmediğimiz bir şeyse, acının ve yara almış yalnızlığın sınırlarını yıkan sözcükleri bulmamız ya da yeniden ortaya koymamız olanaksızdır.''
Embed this episode
Ready to play
Ruhun Yalnızlığı- Eugenio Borgna/ Işık Zorunluluğu- Paul Celan
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.