EPISODE · Jun 2, 2022 · 4 MIN
Şehir- Konstantinos Kavafis/ Ağır Elbise- Şükrü Erbaş/ Demetevler Parkında Eylül IV- Zerrin Taşpınar
from Şiirlenelim · host Hedablida
"Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim," dedin, Bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet. Her çabam, kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya; Bir ceset gibi gömülü kalbim. Aklım daha ne kadar kalacak bu ülkede? Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam, kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün. Yeni bir ülke bulamazsın, Başka bir deniz bulamazsın. Bu şehir, arkandan gelecektir. Sen yine aynı sokaklarda dolaşacaksın. Aynı mahallede kocayacaksın Aynı evlerde kır düşecek saçlarına. Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda. Başka bir şey umma Bineceğin gemi yok, çıkacağın yol yok. Ömrünü nasıl tükettiysen burada, Öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de Yağmurlar da diner, ölür gibi sonunda Gecede bir yıldızdır hüzün yanar da, söner de Acıya yurt olamaz insan Bulut olup dağılır içimizdeki keder Bir zamanlar ben de mutluluk harmanında dolanmıştım, Sanki topraktan ağan o hoyrat türkü, ardımdan yankıyan bir ağıt oldu birden Az çok ben de bilirdim sevda denen bilimi Genişlerdi damarlarım bir ırmak yatağınca Yolum düştendi Olmuş mudur bir kez kaygısızca güldüğün? Sormayın artık, yanıtı yok nasılsa Gülmek uzak bir ülkedir artık benim için Yağmurlar da diner, ölür gibi sonunda Tükenir gece, yıldızlar söner, güneşi çağırır hüzün. Sular taş kesildi Akşam oluyor bir yandan Ben sizi gösteriyorum Camlar çok geçirgen Kırıyor kanatlarıyla konduğu her dalı hayal kuşlarım. Sitem sitem örüyorum ömrümü. Gözyaşının açtığı yoldan, gelen gitmezmiş Giden gelmezmiş Çok eski bir çocuk, annesini hâlâ şefkat sanıyor. Yeni yeni anlıyorum susmanın ruhunu Bunca yüksek ses, çok kötü bir elbise. Biz, Yalnızlığını kalabalıkla taçlandıran dört arkadaşız şehrin dışında Düşünce bu çehrede serseri bir kuş gibi dolaşıyor, Gözlerinden şöyle bir gelip geçiyor, Yarı açık dudaklarında biraz duraklıyor, Alnının kıvrımlarında saklanıyor, Sonra iyice silinip gidiyordu. Elimizde harflerden tenha tarlalar, Bir yağmur damlasından dünyayı içiyoruz. Bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz? Düpedüz, sarıl bana dedikten sonra, sarılmanın ne anlamı kalır? Bu ayrılık, çok ağır bir akşam… Zamanı saatlerle, dakikalarla değil , Güneşin doğup batmasıyla değil, sizinle ölçüyorum “Onu gördüm , Görmedim , göreceğim, görmeyeceğim, Gelecek... Gelmeyecek...” Bir ömür nedir ki? Bir damla su, Parkta bir kırmızı çiçek belki. Her mevsim biter Her eylül geldiği gibi
Embed this episode
Ready to play
Şehir- Konstantinos Kavafis/ Ağır Elbise- Şükrü Erbaş/ Demetevler Parkında Eylül IV- Zerrin Taşpınar
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.