EPISODE · Apr 28, 2022 · 5 MIN
Şem’ü Pervâne (İran Edebiyatı ve Divan Şiirinde Ateşe Uçan Kelebekler)
from Şiirlenelim · host Hedablida
Hatırlarım, bir gece gözüme uyku girmedi Duydum ki, pervâne muma şöyle dedi: Ben âşığım, eğer yanarsam yeridir, Peki ya senin ağlayıp yanman nedendir? Aydın ruhum, rüyasında, Işıldayan bir mumun sudan çıktığını gördü. Acaba, pervâne gibi ne zamana dek yakacaksınız beni? “…Pervâne sabaha kadar kandilin etrafında döner, ve yüce ilişkiden söz eder. Sonra vuslat özlemiyle kendini ateşin içine atar. Ateşin ışığı, hakikatin bilgisidir. Sıcaklığı ve harareti, hakikatin gerçekliğidir. O ateşte yok olmak ise, hakikatin ta kendisidir. Ona ateşin ışığı ve sıcaklığı yetmedi. Sonunda kendini ateşin içine attı. Gördüklerini anlatması için onun gelmesini bekledi. Ancak pervâne yanıp kül olmuştu, ne bir şekli kalmıştı ne de bedeni! Senin şevkinle pervâne gibi yanıyorum ben, Neden bir gece bile acımıyorsun bana, âşıkların mumu değil misin yoksa? Pervane ateşten nasıl korkar, nasıl uzaklaşır? Çünkü onun için, ateşte huzur vardır. Pervanenin mum ile ne konuştuğunu duydun mu? Ayrılıkta sen mi daha çok yanmışsın ben mi, söyle? Ben âşığım, Yansam revadır bana; Aşk senin işin değildir; Çünkü ne sabrın var ne de buna gücün kuvvetin! Sen hamsın, bir kıvılcımdan kaçıyorsun; Bense tamamen yanıncaya kadar durmuşum. Aşk ateşi, sadece kanadını yakar senin, Bir de bana bak, büsbütün yaktı beni. Eğer ayın nuru ve mumun aydınlığı senin ise, Benim bu yanıp tükenişim niçindir? Eğer mum sen isen, neden benim yanmam gerekir? Eğer ay sen isen, neden benim eksilmem gerekir? Benim sırrım pervanen gemisinde yazılıdır, Mum, benim yanıp yakılmamın bir mısrasıdır. Ben eğer gül bahçesinin bülbülü, pervânesi olursam Gül hazana döner, mum ise sönüp gider. Sana cihanının mumu diye seslenirim ben, Senin vuslatını sonsuz yaşam olarak adlandırırım ben Ayrılıkta yanıyorum hayalin utancıyla Vuslatta yanıyorum biter korkusuyla Mumun pervânesinin de hali işte böyledir, Ayrılıkta yanmaz, ancak vuslat yüzünden yanıp tutuşur. Gönül, her iki âlemi arzularken, iki âlemi de kaybeder Ve her iki âlemin faydasını da, zararını da kaybeder Kendini muma vuran bir pervâne gibi....Senin göz kapağında canını feda eder. Pervâneyim ben...Kendimi yakmak âdetimdir, Tamamen yanmadıkça gönlüm huzur bulmaz benim. Bir kişiyi ya da bir meclisi aydınlatınca Parlaklığından bir şey kaybetmez mum Bir kelebek, bir gülün üzerine konarsa O kelebekten bir zarar görmez gül... Bizim mum gibi her gülüşümüz, gözyaşı kaynağıdır Sanırsın, bizim toprağımızı ağlayarak yoğurmuşlardır. Kanadı yanık pervânenin kıvılcımdan korkusu yoktur Şimşekten ne korkumuz olur bizim? Senin zülfün zincirse, divânesi benim Senin aşkın ateşse, pervanesi benim Senin yeminine ant olsun ki, kadeh benim Senin aşkınla bizzat sen oldum....Ama sana yabancı da benim. Güneş, senin aya benzeyen yüzünün utancından dolayı terlemekte... Mum, pervane gibi senin yanağın sevdasından dolayı yanma ve yakılmada Senin etrafında gönüller kuşu o kadar çok kanat saçtı ki, Senin kandilin, pervane kanadıyla dolmuştur Onun pervanesi canımı almak için gelirse bana, Mum gibi, o an bir nefeste canımı feda ederim. Çünkü ben, gönül ateşiyle, senin huzurunda mum gibi eririm. Senin kederinle bütün dünyayı mum gibi yakarım. Mumun yanmaktan korkusu yoktur, Çünkü o, bu yanışta yalnız değildir. Bu yolun sonunda ölüm olsa da, ona ne! Çünkü pervanesi de onunla birliktedir...
Embed this episode
Ready to play
Şem’ü Pervâne (İran Edebiyatı ve Divan Şiirinde Ateşe Uçan Kelebekler)
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.