EPISODE · Oct 13, 2022 · 6 MIN
Serçe Parmağı- Gökhan Özcan/ Tesirsiz Parçalar- Ali Lidar
from Şiirlenelim · host Hedablida
Merhaba, Rahatsız etmediğimi ümit ediyorum. Yanına geldim, çünkü sana söyleyeceklerim var. Bugün senelerdir bir türlü bitiremediğim bir meseleyi burada nihayet başlatmaya geldim. Lafı uzatmayacağım. Biliyorum. Uzatırsam, sadede hiç gelemeyeceğim. Ben seni seviyorum. Öyle böyle değil, çok seviyorum. Hani derler ya "gördüğüm ilk günden beri" diye, işte öyle. Seni gördükten sonra kalbimi bekletme imkânım zaten yoktu. O saniye başladım hemen seni sevmeye. Bana öyle geliyor ki, hâlâ da aynı yerdeyim. Muhtemel ki, benim kendimi senden koparamadığım zaman içinde epeyce gelişti bu mevzu. Ama öyle zannediyorum ki, bir sonuç kısmı hiç olmayacak. Her başlayan şey bir gün biter, biliyorum. Ama benim ömrüm henüz bitmemişken, senin bende sona ermen mümkün olabilir mi? Her şeyin bir tabiatı varsa, bu da benim kalbimin tabiati. Aşkın kaşla gözle ne ilgisi var ki zaten? ''Seni ilk gördüğüm an" dediğim şey mesela, bir günün içinde miydi, her günün içinde miydi? Kim bilebilir...Belki "seni ilk bildiğim an" demeliyim ben ona. Seni ilk bildiğim ân. Böyle deyince, bunun bir hayat anlamına geleceği sır değil elbet. Benim bütün ânlarımı, dakikalarımı, saatlerimi, günlerimi, benim bütün yaşadıklarımı getirip o ânın içine sığdırmak mümkün. ''Zaman, bir andan ibarettir.'' diyenler haksız mı bu durumda? Hayat, bir ân. Yine de, zamanın ötesine uzanan bir hikayesi var elbet o ânın. Benimle birlikte olmak, bakmak kadar zevkli olmayabilir. Biliyorsunuz, ben dertleri fazla biriyim. Devamlı asabi ve endişeliyim. Bu devirde kimse kimseye aklın başında mı, kalbin yerinde mi, senin insanlığını başkalarından ayıran bir ruhun var mı diye sormuyor. Bir ömrü başkasının varlığında geçiriyorsun da, "senin aslın nerede?" diye soran olmuyor. Acaba kafasının bir köşesine itinayla yerleştirilmiş, o örf ve adet yumağından kurtulsa daha mı mutlu olurdu insan? Daha mutlu olmasa bile, daha özgür olurdu şüphesiz. İnsanların kabuğunu kırmaya hazır olduğu çok özel anlar vardır. Şimdi ilk defa cesaret bulup kanatlanınca, tut da küçült bakalım o koskoca gökyüzünü. Kır bakalım elin yetiyorsa kalbinin kanatlarını. Benim onu sevmemin nasıl bir mucize olduğunu bilmiyor. Belki de sıradan ve vasıfsız bir şey gibi görüyor bunu...O da haklı...Neredeyse tanıyan herkes sevmiş onu. Farklı boyutlarda elbet. Ama bir şekilde sevmiş. Zaten onu birazcık tanıyan birinin kayıtsız kalması, sıradan biri gibi davranması mümkün değil. Fakat ben ne yapabilirim? Anlatamıyorum. ''Seni en çok ben seviyorum...'' desem; en başka ben seviyorum ve en başta, herkesten çok, en çok, en...Ne en? İçimden geçenleri bilse, koşup boynuma sarılır. Oysa sadece anlatabildiğim kadarını biliyor. Anlatabildiğim kadarını...Anlatabildiğim kadarıyla ne yapılabilir? Birer çay içilebilir belki...Belki de eski bir bankta birer içki. Gazeteye sarılı...Ben de ona sarılabilsem...Anlatamadıklarımı anlar mı o zaman? Sen benim yanımda olmasan da, ben bir şekilde senin yanında oluyorum. Yorulduğumda seninle dinleniyorum. Beni sevmediğini biliyorum. Ama savaşmayı sürdüreceğim. Yaşamda, sonuna kadar savaş vermeye değen şeyler vardır. Ve sen, buna değersin. Yazamam bundan başkasını...Senin kendini içine sığdırabildiğin bir başka hikâyen varsa, lütfen hiç söyleme onu bana.
Embed this episode
Ready to play
Serçe Parmağı- Gökhan Özcan/ Tesirsiz Parçalar- Ali Lidar
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.