EPISODE · Apr 27, 2023 · 4 MIN
''Sevgili gelecekteki eşim, hayat benimle asla kolay olmayacak...''
from Şiirlenelim · host Hedablida
Yatağın içinde hiçbir şey yapmaya cesaret edemeden korkuyorum. Kafka'nın korkusu gibi değil. İnsanın evrendeki hiçliğiyle ilgili bir korku değil. Anlamsız bir korku. Zavallı bir böceğin vücudunda duyduğu ve anlamını bilmediği bir korku. Bitkisel bir korku. Beni korkutan bu yaşama içgüdüsünü göğsümden söküp atabilsem, gururla kişiliğimi sürdüreceğim. Fakat ebe dönmek bile, beni ne pahasına olursa olsun yaşamak isteyen bir solucan yapıyor. İnsanların, güneşin ve hareketin olduğu yerde, ölüm kavramına daha kolay dayanabiliyorum. Eve dönünce, duvarlara, eşyaya sinmiş olan karanlık düşüncelerim üzerime saldırıyor. Ölüme evde katlanamıyorum. Meselenin derinine inince, beklediğini bulamazsan, yıkılıyorsun. Bir silgi gibi tükendim ben. Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım. Kuşkulu ve ürkektim. Bütün hayatımızı yersiz çekingenliklerle mi geçireceğiz? Cesareti yalnız kafamızda mı yaşayacağız? İnsanlara ancak benim yanımda oldukları zaman güveniyordum. Benden ayrılınca, beni yargılamaya başlayacaklarını ve tekrar bana döndüklerinde, artık eski sevgilerinin tükenmiş olacağını düşünüyordum. İnsanlara çok önem veriyordum aslında...Benim için ne düşünecekler diye içim titriyordu. Öldüğüm zaman çiçek istemiyorum ben. Gözyaşı istemiyorum. Ve kesinlikle, insanların çok uzaktan gelmesini istemiyorum. Eğer beni bu kadar çok seviyorsan, neyi bekliyorsun? Şimdi gel ve beni gör. Lütfen ben ölene kadar bekleme. Beni bugün sev. Sonra ben de çareyi anneme çatmakta buldum. Kalıtım nedeniyle, Mendel yasalarıyla hırpalardım onu. Anneme şunları söylerdim: Eksik yönlerini düşünseydin, bunların çocuğuna da geçeceğini düşünerek evlenmezdin. Hiçbir yere ait olmayanları iyi tanırım. Her yere aitmiş gibi davranırlar. İkiniz, aşırı çelişik uçlarda bulunan karakterlerinizin, bana nasıl etki edeceğini, benim hücrelerimi nasıl bir çıkmaza sokacağını hiç düşünmediniz mi? Neden sadece sevmek, ya da nefret etmek zorundayız ki? Neden bu iki aşırı uca mecburuz? Arada bir yerde durmak çok mu zor? Sevgili gelecekteki eşim, Baban seni sever miydi, Başını okşar mıydı, Sen bir şey söylemeden dönüp gülümser miydi, inanır mıydı sana? Ağlarken gördün mü hiç? Gözlerinin önünde anneni öptü mü? Sesi sabaha mı benzerdi, geceye mi? Türkü söylediğini duydun mu? Yanında gülebilir miydin? Evini başkalarının evi kadar sevebildin mi hiç... Sevgili gelecekteki eşim, Düştüğümde kalkabiliyorum. Kötü insanları gözünden tanıyor, ait olmadığım yerde durmuyorum. Sessizleştim. Az konuşuyor, çok hissediyorum. İnsanlara değil, hislerime güveniyorum. Tecrübelerimin yara bantlarıyla, kalbimi sarıyorum. Sevgili gelecekteki eşim, Hayat benimle asla kolay olmayacak. Geçmiş tramvalarım, kendime rehber olmayı öğretti. Cevap verip, kendimi savunmaya geçebilirim. Duygularım kolayca incinebilir. Her şeyi çok fazla düşünebilirim. Genelde kötü senaryolar düşünürüm. Bana karşı açık sözlü ve dürüst olmalısın. Çünkü geçmişimdeki insanlar, güvenilmez ve yalancı olduklarını kanıtladılar. Selim Işık'ın İntihar Notu (Tutunamayanlar)- Oğuz Atay/ Benim İşim Mihnet İle Zor Değil- Şükrü Erbaş/ Hala Savaşıyorum
Embed this episode
Ready to play
''Sevgili gelecekteki eşim, hayat benimle asla kolay olmayacak...''
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.