EPISODE · Dec 4, 2018 · 1H 9M
Seyahat et, sıhhat bul... Umre yolculuğum / 04.12.2018 / Kerem Önder
from Kerem Önder · host Kerem Önder
قُلْ سِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَانظُرُوا كَيْفَ بَدَأَ الْخَلْقَ ثُمَّ اللَّهُ يُنشِئُ النَّشْأَةَ الْآخِرَةَ إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ﴿٢٠﴾ “De ki: “Yeryüzünde dolaşın da Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığına bakın. Sonra Allah (aynı şekilde) sonraki yaratmayı da yapacaktır. (Kıyametten sonra her şeyi tekrar yaratacaktır) Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.” (Ankebut 20) “İdrâk Farklılıkları Önceki ayet, (kişide) mevcut fikrî zekâya işarettir. Ki bu, peşine düşülmeksizin var olan bir şeydir. İşte bundan dolayı Allah, yokluğu imkânsız görme anlamında, istifham üslubuyla, "görmediler mi?" (Ankebut, 19) buyurmuş; bu ayetle de, "Eğer sizin için böyle bir ilim mevcut değilse, tefekkür! bir ilimle bilebilmeniz için, yeryüzünün çeşitli mıntıkaları konusunda tefekkür edin" buyurmuştur. Bu böyledir, zira insanlar, idrâk konusunda farklı farklıdır. Kimileri, bir şeyi, herhangi bir öğretimde bulunulmadan ve kendisine aklî herhangi bir delil getirilmeden anlar; kimileri, ancak o şeyi ortaya koymakla anlar, kimileri de hiç anlamaz, işte bundan dolayı Cenâb-ı Hak, "Eğer birinci sınıftan değilseniz, yaratmanın nasıl başladığını bilebilmeniz için yeryüzünde dolaşın, yani, yeryüzü hakkında fikrinizi harekete geçirin ve kendinizin dışında cereyan eden hadiseler hakkındaki zihninizi çalıştırın..." buyurmuştur. Burada, iadenin olabileceğine dair delil, tamdır. Çünkü deliller, "afakî ve enfüsî"liğe hasredilmiştir. Nitekim Cenâb-ı Hak, "Gerek afakta, gerek kendi nefislerinde ayetlerimizi yakında onlara göstereceğiz" (Fussilet 53) buyurmuştur. Binâenaleyh, önceki ayette, insanın kendi nefsinden hareketle elde edeceği enfüsî delillere; ikinci ayette de, "Yeryüzünde gezip dolaşın..." ifadesiyle de, afâkdan elde edilen delillere işaret etmiştir. İşte bu iki şeyde, bu iki delil tam ve mükemmel olur. Dolayısıyla bu delili, lafzatullah ismini açıkça getirerek tekîd etmiştir. Ama, birinci delili ise, ikinci delille tekîd etmiştir. Dolayısıyla da, dememiştir. Üslup Farklılığının Sebebi Cenâb-ı Hak bu ayette, "Allah her şeye kadirdir" buyurduğu halde, önceki ayette "Bu, Allah'a kolaydır" buyurmuştur. Bunun, şu şekilde iki hikmeti bulunur: 1) Birinci delil, enfüsî delildir. Bu, netice veren, her ne kadar, tam bir hadsî ilim ise de, ancak ne var ki bu enfüsî delile, afakî deliller de eklendiğinde, o zaman umumî bir ilim meydana gelir. Çünkü insan kendisini incelediğinde, kendisinin, Allah'a olan ihtiyacını ve varlığının O'ndan olduğunu; afâka baktığında kendisi dışında kalanların da O'na muhtaç olduklarını ve varlıklarının, O'ndan olduğunu anlar. Böylece de, her şeyin Allah'dan olduğuna dair ilmi, kemale ermiş olur. İşte Cenâb-ı Hak, bu iki delilin zikredilmesi tamamlanınca, "Allah her şeye kâdirdir" buyurmuştur. Bir tek delil söz konusu olduğunda "Muhakkak ki bu, yani yeniden yaratması Allah'a kolaydır" (Ankebût, 19) buyurmuştur. 2) Biz, her ne kadar ikincisi daha genel ise de, birinci ilmin daha tam olduğunu beyan etmiştik. Halbuki işin, yapıcısına kolay olması, o işin o yapan kimsenin kudreti sahilinde olmasından daha tam ve mükemmeldir. Bunun delili, bir kimsenin, yüz ölçek taşıyabilen kimse hakkında, "O ona kadirdir" deyip, "O ona kolaydır" dememesi gibidir. Ona, on ölçek taşıması sorulduğunda o, "Bu, ona kolaydır, basittir" der. Şimdi biz diyoruz ki: Allah Teâlâ şöyle demek istemiştir: "Eğer siz de, bu işlerin, Allah'a göre kolay olduğuna dair tam bir ilim meydana gelmemişse, bunların O'nun kudreti dahilinde olduğunu bilebilmeniz için, yeryüzünde gezin. Çünkü bu şeyin O'nun kudreti dahilinde olması bile, yeniden yaratmasının mümkün olduğuna dair yeterli bir delildir." Fahreddini Razi Tefsir “Mü’minin seyahati, Allah yolunda cihaddır” buyurdu efendimiz a.s.
What this episode covers
قُلْ سِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَانظُرُوا كَيْفَ بَدَأَ الْخَلْقَ ثُمَّ اللَّهُ يُنشِئُ النَّشْأَةَ الْآخِرَةَ إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ﴿٢٠﴾ “De ki: “Yeryüzünde dolaşın da Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığına bakın. Sonra Allah (aynı şekilde) sonraki yaratmayı da yapacaktır. (Kıyametten sonra her şeyi tekrar yaratacaktır) Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.” (Ankebut 20) “İdrâk Farklılıkları Önceki ayet, (kişide) mevcut fikrî zekâya işarettir. Ki bu, peşine düşülmeksizin var olan bir şeydir. İşte bundan dolayı Allah, yokluğu imkânsız görme anlamında, istifham üslubuyla, "görmediler mi?" (Ankebut, 19) buyurmuş; bu ayetle de, "Eğer sizin için böyle bir ilim mevcut değilse, tefekkür! bir ilimle bilebilmeniz için, yeryüzünün çeşitli mıntıkaları konusunda tefekkür edin" buyurmuştur. Bu böyledir, zira insanlar, idrâk konusunda farklı farklıdır. Kimileri, bir şeyi, herhangi bir öğretimde bulunulmadan ve kendisine aklî herhangi bir delil getirilmeden anlar; kimileri, ancak o şeyi ortaya koymakla anlar, kimileri de hiç anlamaz, işte bundan dolayı Cenâb-ı Hak, "Eğer birinci sınıftan değilseniz, yaratmanın nasıl başladığını bilebilmeniz için yeryüzünde dolaşın, yani, yeryüzü hakkında fikrinizi harekete geçirin ve kendinizin dışında cereyan eden hadiseler hakkındaki zihninizi çalıştırın..." buyurmuştur. Burada, iadenin olabileceğine dair delil, tamdır. Çünkü deliller, "afakî ve enfüsî"liğe hasredilmiştir. Nitekim Cenâb-ı Hak, "Gerek afakta, gerek kendi nefislerinde ayetlerimizi yakında onlara göstereceğiz" (Fussilet 53) buyurmuştur. Binâenaleyh, önceki ayette, insanın kendi nefsinden hareketle elde edeceği enfüsî delillere; ikinci ayette de, "Yeryüzünde gezip dolaşın..." ifadesiyle de, afâkdan elde edilen delillere işaret etmiştir. İşte bu iki şeyde, bu iki delil tam ve mükemmel olur. Dolayısıyla bu delili, lafzatullah ismini açıkça getirerek tekîd etmiştir. Ama, birinci delili ise, ikinci delille tekîd etmiştir. Dolayısıyla da, dememiştir. Üslup Farklılığının Sebebi Cenâb-ı Hak bu ayette, "Allah her şeye kadirdir" buyurduğu halde, önceki ayette "Bu, Allah'a kolaydır" buyurmuştur. Bunun, şu şekilde iki hikmeti bulunur: 1) Birinci delil, enfüsî delildir. Bu, netice veren, her ne kadar, tam bir hadsî ilim ise de, ancak ne var ki bu enfüsî delile, afakî deliller de eklendiğinde, o zaman umumî bir ilim meydana gelir. Çünkü insan kendisini incelediğinde, kendisinin, Allah'a olan ihtiyacını ve varlığının O'ndan olduğunu; afâka baktığında kendisi dışında kalanların da O'na muhtaç olduklarını ve varlıklarının, O'ndan olduğunu anlar. Böylece de, her şeyin Allah'dan olduğuna dair ilmi, kemale ermiş olur. İşte Cenâb-ı Hak, bu iki delilin zikredilmesi tamamlanınca, "Allah her şeye kâdirdir" buyurmuştur. Bir tek delil söz konusu olduğunda "Muhakkak ki bu, yani yeniden yaratması Allah'a kolaydır" (Ankebût, 19) buyurmuştur. 2) Biz, her ne kadar ikincisi daha genel ise de, birinci ilmin daha tam olduğunu beyan etmiştik. Halbuki işin, yapıcısına kolay olması, o işin o yapan kimsenin kudreti sahilinde olmasından daha tam ve mükemmeldir. Bunun delili, bir kimsenin, yüz ölçek taşıyabilen kimse hakkında, "O ona kadirdir" deyip, "O ona kolaydır" dememesi gibidir. Ona, on ölçek taşıması sorulduğunda o, "Bu, ona kolaydır, basittir" der. Şimdi biz diyoruz ki: Allah Teâlâ şöyle demek istemiştir: "Eğer siz de, bu işlerin, Allah'a göre kolay olduğuna dair tam bir ilim meydana gelmemişse, bunların O'nun kudreti dahilinde olduğunu bilebilmeniz için, yeryüzünde gezin. Çünkü bu şeyin O'nun kudreti dahilinde olması bile, yeniden yaratmasının mümkün olduğuna dair yeterli bir delildir." Fahreddini Razi Tefsir “Mü’minin seyahati, Allah yolunda cihaddır” buyurdu efendimiz a.s.
NOW PLAYING
Seyahat et, sıhhat bul... Umre yolculuğum / 04.12.2018 / Kerem Önder
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
Jun 13, 2026 ·3m
Jun 4, 2026 ·11m
May 27, 2026 ·9m
May 23, 2026 ·4m
May 18, 2026 ·7m
May 2, 2026 ·6m