EPISODE · Feb 21, 2022 · 4 MIN
Soğuk Sabahlar- Melisa Gürpınar/ Aşkın Hayatı- Halil Cibran
from Şiirlenelim · host Hedablida
Ben gülünce, bir kış güneşidir açan yüzümde İçim kar topluyor sevgilim, Hazır ol, gelecek tipiye Bir balıkçı kayığının bordası kadar soğuk olan gövdeme değen, suya düşmüş bir yıldızdır Donmuş bir bahar dalıdır elimde Ve kırağı değil, gözyaşıdır biriken Ben sevince, acı bir şebboy kokusu sarar dünyayı Ve mavi bir ışık yanar gecenin evinde Binlerce sarmaşık dalı dolanır yüreğime Ben seni özleyince sevgilim, karanlık parçalanır Düş ve sevgi yüklü bir bulut iner gökten yere Yağmur suyu tadında bir gün başlar Gel , küçük tepelerin üstünde yürüyelim karları eritmek için, tepelerle vadilerde gezinsin diye hayatı uyandıralım uykusundan. Gel, en uzak kırlarda Bahar'ın ayak izlerini sürelim; Gel, en yükseklere çıkalım, kırların yeşilleri giyinmesini seyredelim. İşte, kış gecesinin topladığı örtüyü baharın fecri yaymış! Şeftali, elma ağaçları onu giyinmişler. Asmalar uyanıyor, Irmaklar akıyor, Çiçekler fışkırıyor doğanın kabından, deniz dalgalarının tepesindeki köpükler gibi. Gel, yağmurun son gözyaşlarını içelim nergis kaplarından, ruhlarımızı kuşların neşeli şarkılarıyla dolduralım. Meltemin nefesini soluyalım ve menekşelerin saklandığı şu kayada oturalım, Aşk'ın öpüşlerini alıp verelim. Kırlara çıkalım, gelen hasat günleri için. Ürün toplama zamanı yaklaştı. Tohumlar, güneşin doğaya aşkının sıcaklığıyla olgunlaştı; Gel, Yeryüzü'nün ürünlerini toplayalım, gönlümüze çabalarımızın ektiği mutluluk tohumlarını toplar gibi, ve Hayat gibi...Doğa'nın bereketiyle dolduralım tenekelerimizi, ruhumuzun kilerinde. Yumuşak ottan bir yastığa koyalım başımızı ve günün yorgunluğundan sıyrılıp huzuru bulalım vadideki derenin mırıltısında. Bağlara gidelim sevgilim, üzümü ezelim ve şarabı yıllandıralım, yılların yorgunluğunu saklayan ruhumuz gibi. Haydi, meyveleri karıştıralım, çiçeklerin kokularından süzelim. Evimize dönelim...çünkü ağaçlar sararıyor ve yaprakları uçuruyor rüzgâr Haydi gel, artık kuşlar deniz aşırı memleketlere uçup gittiler, Gel gidelim, ilkbahara kadar akmayacak artık dereler, sevinç gözyaşları kurudu çünkü ve narin elbiselerinden sıyrıldı tepeler. Gel sevdiceğim, hüzünlü ve arzulu müziğiyle uyanıklığa veda edip uykuya dalıyor Doğa. Beni yanına al, can yoldaşım, yanına al ki, bu soğuk nefes ayırmasın vücutlarımızı. Ateşin yanına otur benimle, ateş, kışın meyvesidir çünkü. Yılların getirdiklerini anlat bana, kulakların rüzgârın iniltisi ve eşyaların çığlıklarıyla yorgun. Kapıyı, pencereleri aç çabuk, Doğa'nın kızgın yüzü ruhumu kederlendiriyor; kaybedilmiş bir ana gibi yüreğimi kanatan, karlar arasında oturmuş şehre bakayım. Sonra yağ doldur lambaya, karanlığa hazır olsun. Seninle benim aramıza koy ki onu, gecenin yüzüne giydirdiklerini göreyim. Şarap şişesini getir buraya, bu sıkıcı günleri konuşup içebilelim diye. Yanıma gel ruhumun aşkı, çünkü ölen ateşi küller gizliyor. Kucakla beni, çünkü sönen lambayı karanlık kuşatıyor. Güç, bizim gözlerimizde ve yılların şarabında. Uykunun karanlığındaki gözlerinle bak bana. Uyku bizi kucaklamadan, sen kucakla beni. Öp beni, karlar bütün öpüşlerinin koruyuculuğuna galip gelmeden. Ah sevdiceğim, uykunun okyanusu ne kadar derin. Sabah ne kadar uzak... bu gecede.
Embed this episode
Ready to play
Soğuk Sabahlar- Melisa Gürpınar/ Aşkın Hayatı- Halil Cibran
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.