EPISODE · Feb 24, 2022 · 4 MIN
Sonsuza Dek Sophie- Kemal Sayar
from Şiirlenelim · host Hedablida
Gözleriniz madam! Gözlerinize bakıyorum da; Sanki bir yangın yeri! Yüzünüz talan edilmiş bir imparatorluktan kalmış gibi!.. Bir şair oturmuş o iki kaşın arasına, Tüten dumana ve akan kana bakmaksızın! Aldırmaksızın parlayan (patlayan) bombalara, şiir söylüyor gibi… Aslında aşktır en çetin meydan muharebesi. Siz koşuştururken lise bahçelerinde, Ve deri ceketinize yaslanmış yürürken yağmurda, Bir şairdim ben; kalbini büyüten dumanlı odalarda! Benim kalbim dumanlı odalarda büyüdü madam, yalan yok! Yalan asla olmayacak; çünkü ‘aşk’ üstümüze serpiştirip kaçan o yağmur, Bir gün sizi de ıslatacak! -Diyorum ki… Vaktin varsa bu akşam… Bizim yüzümüz kızarır madam, Söylemeyiz! Biz uzaktan sevmelerde birinciyiz. Genç kızlara başımızı çevirip bir bakmayız, Bir bakarsak, usulca elimizden kayarak; parçalanır kristal gençliğimiz! Biz kristal gençleriz madam, Kolayca tuz buz oluruz! -‘Eve gitsem daha iyi’… -İyi de benim o darmadağın halimi bırakıp nereye… Her gece saatlerce alıştırma yapıp da, Bir tek veda sözü fısıldayamamanın sıkıntısını… Aşksızlıktan solan bu cismi terk edip nereye gidiyorsun(uz) madam? Merdivenlerde peşinizden koşup da, İsminizi haykıramamayı… Size bakarken; derin bir acıyla kıvrandığımı fark etmeden, nereye ha? Sophie, Rosemary, Ayşegül. Onun için üç isim seçmişti. Yukarıdaki satırlara baktı, Ve “-Ben bunun âlâsını lise yıllarında yazdım” diyerek iç geçirdi. Bir kez daha aynı sözcükleri kullanarak; Bir öykü yazmalıydı! Onun için üç isim seçmişti, Kendisi için üç ölüm! Bir gün yağmur yağsa, Sırılsıklam o yağmurda ıslanacak, Ve elinde sımsıkı tutuğu bir karanfille, Gözyaşları saçlarından sızan yağmura karışacak (karışarak), Onun kapısı önünde duracaktı… Onun kapısı önünde duracak, Ve asla (zili) çalmayacaktı! O kapının önünde saatlerce ağlayacaktı. O sırada fonda ‘’In your green eyes‘’ çalacaktı! -Sophie! Sophie! Sophie gidiyordu... Mağrur bir prenses gibi şairin kalbinden sürgün edilmişti. Tarih yeniden yazılıyordu… -Sen benim sürgünümsün Sophie! Benim ülkem dağlık ve karanlıktır. Dağların arasından bana bir yol vardır, O yolu yürümek zordur! Sanki bir nüfus sayımı günü!.. Sokaklar boşalmıştı (boşaltılmış). Pardesülü bir adam, sırtını asırlık ağaca vermiş, Geniş bir alanın kenarında mızıka üflüyor. Zaman zaman gözlerini uzak bir noktaya sabitleştirerek; Kendisine bir soru soruyor. Doğru cevabı bulmak için uzun uzun düşünüyor, Ve gözleri ışıldayarak cevabını mırıldanıyor; Bir gün o da gözlerindeki bu ışıltıyı fark eder Ve elini kalbine değdirdiğinde içinde deveran eden; O yoksulun aşkını tanımlar, O şarklıyı keşfederse, yazacağı ilk şiire adını verecek: ‘Sonsuza dek, Sophie’…
Embed this episode
Ready to play
Sonsuza Dek Sophie- Kemal Sayar
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.