EPISODE · Dec 27, 2021 · 3 MIN
Suyun Ayak Sesi- Sohrab Sepehri
from Şiirlenelim · host Hedablida
"ve o kadar sabırsızım ki, çölün sonuna kadar koşmak, dağın tepesine kadar tırmanmak istiyorum uzaklardan bir ses beni çağırıyor." İstediğin kadar güneş, istediğin kadar bağlılık, Ben bir elmayla hoşnutum, Ve bir papatyanın kokusundan. Ben bir ayna, bir saf bağlılıkla yetiniyorum. Bir balon patlasa, gülmüyorum, Bir felsefe ay’ı ikiye bölerse, gülmüyorum. Ben bıldırcın tüylerinin sesini tanıyorum, Toy kuşunun karnındaki renkleri, Dağ keçisinin ayak izlerini... Nerde ravent yetişir, iyi biliyorum. Sığırcık ne zaman gelir, keklik ne zaman öter, Şahin ne zaman ölür, Çölün uykusunda ay nedir? Tutku sapındaki ölüm... Ve sevişmenin ağızda bıraktığı ahududu lezzeti. Yaşam hoş bir adettir, Yaşamın ölüm genişliğinde kanatları vardır, Aşk kadar sıçrayabilir, Yaşam, alışkanlık rafına kaldırıp, Unutulacak bir şey değildir. Yaşam elin çiçek koparma isteğidir. Yaşam turfanda, siyah incirdir Yaşam, böceğin gözünde ağacın boyutudur. Yaşam, yarasanın karanlıktaki tecrübesidir. Yaşam bir göçmen kuşun, gariplik duygusudur. Yaşam, uykunun dönemecinde bir tren düdüğüdür, Yaşam uçak penceresinden, bir bahçeyi görmektir. Füzenin uzaya fırlatıldığı haberi, Ayın yalnızlığına dokunuş, Başka bir gezegende çiçek koklamak fikri... Yaşam aynanın “karesi”dir. Yaşam çiçek “üstü” sonsuzdur. Yaşam yer “çarpı” yüreğimizin çarpıntısıdır. Yaşam basit ve eşit nefesler geometrisidir. Nerede olursam olayım, Gökyüzü benimdir. Pencere, fikir, hava, aşk, yeryüzü benimdir. Gözleri yıkamalı, başka türlü görmeli. Kelimeleri yıkamalı. Kelime rüzgâr olmalı, yağmur olmalı. Şemsiyeleri kapatmalı. Yağmur altında yürümeli. Düşünceleri, hatıraları yağmur altına getirmeli. Şehir bütün halkıyla yağmur altına gitmeli. Dostu yağmur altında görmeli. Aşkı yağmur altında aramalı. Yağmur altında bir kadınla sevişmeli. Yağmur altında yazmalı, konuşmalı, nilüfer dikmeli. Yaşam, sürekli ıslanmaktır. Yaşam “şimdi” havuzunda suya girmektir... Aydınlığı tadalım. Çimenlerin kanununu çiğnemeyelim. Ve eğer ay çıkarsa, ağzımızı açalım Ve gecenin uğursuz olduğunu söylemeyelim. Ateş böceğinin, bahçenin bilgeliğinden Yoksun olduğunu sanmayalım. Sepeti getirelim Biraz kırmızı, biraz yeşil toplayalım. İçinde rüzgâr esmeyen kitabı okumayalım, Ve içinde ıslak şebnem yüzeyi olmayan kitabı, Hücreleri canlı olmayan kitabı okumayalım Ve eğer solucanlar öldüyse, Yaşamda bir şeyin eksildiğini bilelim. Eğer ağaçbiti yoksa, ağaç kanunları zarar görmüştür. Ve eğer ölüm olmasaydı, neyin peşine koşacaktık? Ve eğer ışık olmasaydı, uçuşun mantığı değişecekti. Ve mercandan önce Denizlerin düşüncelerinde boşluk vardı. Ve geleceğin fıskiyesi nerde diye sormayalım, Ve neden hakikatın kalbi mavidir diye Ve dedelerimizin esintileri nasıl, geceleri nasıldı Diye sormayalım. Geçmiş artık canlı değil. Geçmişte kuş şakımıyor. Geçmişte rüzgâr esmiyor. Geçmişte çamın yeşil penceresi kapalı. Çitlerin arkasında yaşayan sesi var kaderin Yüzüne kapıyı kapatmayalım. Perdeyi açalım: Bırakalım duygular soluk alsın. Bırakalım, yalnızlık Türkü söylesin, Birşeyler yazsın, Sokaklara çıksın. İçten olalım. Bizim işimiz değil kırmızı gülün sırrını anlamak. Bizim işimiz belki de: Kırmızı gülün büyüsünde yüzmektir. Bizim işimiz belki de, Nilüfer çiçeği ve çağımız arasında, Hakikat şarkısının peşinde koşmaktır
Embed this episode
Ready to play
Suyun Ayak Sesi- Sohrab Sepehri
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.