Skip to content
Tehlikeli Oyunlar (VIII)- Oğuz Atay/ Kuş Uçar Kanat Ağlar, İstanbul'un Sakinleri-Şükrü Erbaş episode artwork

EPISODE · Nov 17, 2022 · 5 MIN

Tehlikeli Oyunlar (VIII)- Oğuz Atay/ Kuş Uçar Kanat Ağlar, İstanbul'un Sakinleri-Şükrü Erbaş

from Şiirlenelim · host Hedablida

Bilge'ye kızdığım için, insanlığı öldürdüm. Bana bu haksızlık yapıldığına göre, demek ki insanlık öldü, demek istedim. Aslında, Bilge'nin insanlığı öldü, demek istedim. Edebiyatı kendi kirli emellerime alet ettim. İlk acı değilsin, dedim. Son acı da olmayacağım, dedi. Sevmenin ötesini görmek istemiştim, dedim. Oradan geliyorsun, dedi. Sözcüklerden duvar örülmezmiş, dedim. Kurduğun konaklarda insanlar kendini seviyor, dedi. Yalnızlık hiç geçmiyor, dedim. Yazıyorsun ya, dedi. Ben titreyerek baktım ardından. Kötü bir yalnızlık seni incitmesin diye, avuçlarındaki hayat çizgisinden sessizce öptüm. Sen evden çıktın ya, önce duvarlar nemlendi. Çatı odalara indi. Pencereler birer örümcek ağı...Eşik çoktan darağacı. Sokaklar zülüflerinden esmiyor artık. Zaman eşyada boğuldu. Ev değil, yaprak döken bir hatıra. Yalnızlık her yerden ses veriyor. Bir elin ötekinde çırpınıyor. İnsanın yalnız ağlaması ne kadar acıymış. Beni sevdiğini nasıl bilecektim? Sadece bir macera olabilirdi. Neden hep sadece derdik? Gerçi o zamanlarda erkek ve kadınlar birbirlerini elbise giyer gibi öylesine denerlerdi, uymayanı bir kenara atarak. Belki de olup biteni bilmeyi gerçek anlamda istemiyorum. Belki de bilmemeyi yeğliyorum. Belki bilmeye dayanamazdım. İnsanoğlunun düşüşü, masumiyetten bilgiye düşüştü. Burada sevebileceğim kimse yok. Sevebileceğim bütün insanlar ya ölü, ya da başka bir yerdeler. Nerede olduklarını kim bilebilir? Ya da şimdi adlarının ne olduğunu? Hiçbir yerde de olmayabilirler...Tıpkı benim onlar için olmadığım gibi. Ben de kayıp bir kişiyim. Sanki şöyle söylüyorlardı: Susturulanlar duyulmak için yaygara koparacaklardır, sessizce de olsa. Zaman ne, derse, sadece bir avuç toz derim... Bahçedeki ağaçlarda toz, kireç badanalarda toz, ağzımızdaki harflerde toz, rüyalarımızın buğusunda toz, çocuklarımızın gülüşünde toz, yağmurların mavisinde toz, kapı kollarında toz, hayvanların bakışlarında toz, sevdiklerimizin seslerinde toz...Varlığım, derleyip toparlamam gereken bir şey şimdi, bir konuşmayı derleyip toparlamak gibi. Ben bugüne kadar hiç bir ıstırabımı bilinçaltına itmeyi başaramadım. Bu yüzden çok boş kaldı orası. Şimdi ben yalnızım. İstanbul yalnız. Sevgi yoksul, Öfke aptal Merhamet kimsesiz. Şimdi hepimiz, elimizde bir ölü dünya, koşa koşa bütün iyilikleri unutmaya çalışıyoruz. Ama bir kez geçti mi kim acıyı anımsayabilir ki? Ondan bütün geriye kalan bir gölge, zihninde bile değil, sadece bedende. Acı insanda iz bırakır. Ancak görülmeyecek kadar derinde... Güzellik, bakmayı bilen gözdedir. Artık kendime layık olanı seçebiliyorum sayende. Bir insanın gözlerine bakıp, kalbini görebiliyorum her seferinde. Eskisi gibi değilim. Neden mi senden çok daha öndeyim? Herkesin dünyası kendi gördüğü kadardır. Sen önüne bakarken, ben uzakları ezberledim. Sen olup bitenlerle ilgilenirken, ben olmayanın izindeydim. Çivi çiviyi sökermiş. Yalnızlığı kanatan hüzünlü şarkılar, yalnızlığa iyi gelirmiş. İşte ben bu şekilde hayata karşı direndim. Ben, bir çocukluk edip büyüdüm işte! Sen büyümüşsün ama, doğmamışsın bile. Sen doğru olanı değil, geçerli olanı seçtin. Şimdi sıra bağışlamada. Mazlumun acısını zaman bir yaşama gücüne gücüne dönüştürür de, zalimin kötülüğü ölümden sonra da sürer gidermiş. Şimdi beni bağışlamakla uğraşma. Daha önemli şeyler var. Örneğin: diğerlerini koru, eğer güvenlikteyseler. Çok fazla acı çekmelerine izin verme. Ölmeleri gerekiyorsa, ölümleri çabuk olsun. Onlar için bir cennet bile sağlayabilirsin. Bunun için sana ihtiyacımız var. Cehennemi kendi başımıza da yapabiliriz. Zaten kaç kişi kaldık şurada? Bakın insanlık da öldü. Siz bilmezsiniz albayım...İnsanlık tek başına kollarımda can verdi. Yanında kimseler yoktu. Ey kalem! Bu eser senin değildir. Ey gece! Bu seher senin değildir.

Episode metadata supplied by the publisher feed · Published Nov 17, 2022

Embed this episode

Ready to play

Tehlikeli Oyunlar (VIII)- Oğuz Atay/ Kuş Uçar Kanat Ağlar, İstanbul'un Sakinleri-Şükrü Erbaş

0:00 5:37

No transcript for this episode yet

We transcribe on demand. Request one and we'll notify you when it's ready — usually under 10 minutes.

No similar episodes found.

No similar podcasts found.

Frequently Asked Questions

How long is this episode of Şiirlenelim?

This episode is 5 minutes long.

When was this Şiirlenelim episode published?

This episode was published on November 17, 2022.

Can I download this Şiirlenelim episode?

Yes. Use the download control on the episode player to save the publisher-provided media file.
URL copied to clipboard!