EPISODE · May 31, 2025 · 6 MIN
💡 Turan Dursun - Hayatını Anlatıyor / Görüşmeyi yapan Şule PERİNÇEK
from HAKAN AKARCALI PodcastBox / Özgün Eser İncelemeleri / Reviews of Original Works · host Hakan AKARCALI
Turan Dursun, eski bir müftü olarak başladığı yaşam yolculuğunu, derin bir dönüşümle tamamlamış aydınlanma savaşçısıdır. Çocukluğunda aldığı dini eğitimle medreselerde hem Şafiî hem Hanefi geleneklere göre "on iki ilim"i okuyarak İslam’ı derinlemesine öğrenmiş; ancak bu bilgi onu inanca değil, sorgulamaya götürmüştür. Tanrı ve kutsal kitaplara olan inancı zamanla silinmiş, sorgulama ve başkaldırı dürtüsü onu dinsizlikle tanıştırmıştır.Kur'an'daki köleliği küçük yaşta sorgulaması, Tanrı’nın bu kurumu kaldırmamasını anlamlandıramaması gibi deneyimler onu erken yaşlarda sorgulayan bir birey yapmıştır. Evrende rastlantının rolünü anlamaya çalışması da onun düşünsel evriminde etkili olmuştur.Dönüm noktası, kutsal kitapları kendi kaynaklarından okuyarak İslam öncesi metinlerle tanışmasıdır. Tevrat, Levililer ve Tesniye bölümlerini okuyunca Kur'an’daki birçok ayetin bu metinlerden "aktarılmış" olduğunu fark eder. Bu keşif, onda büyük bir hınç doğurur; Muhammed’in bir sahtekâr olduğu kanaatine varır. Bu noktadan sonra dinin sadece bireysel değil, toplumsal bir hastalık olduğunu düşünmeye başlar.Dinin kendisine sadece çocukluk ve gençlik yıllarını değil, bir toplumun aklını da çaldığını düşünür. "Dinin korkunçluğu, kanserden ya da AIDS’ten daha ağır"dır. Bu noktada mücadele kararı alır. Bu dürtüyle mesleğini bırakır; çünkü hem dürüst olmak hem savaşmak istiyorsa müftülüğü sürdüremezdi. Toplumda itibarlı bir konumdayken bu görevi terk eder.Turan Dursun, dinin toplumsal ilerlemeyi engellediğine inanır. Ona göre dinler, insanlığın gelişim sürecine paralel evrimleşmemiş, tersine, ilkel düşünceler üzerine kurulmuşlardır. Musevilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet; özel mülkiyetin, sınıflaşmanın ve iktidarın ihtiyaç duyduğu ideolojik ortamı yaratmıştır. Ancak bu ideolojiler, ilerici değil, gerici kurallara dayanır. İslam’daki kısas gibi cezalar, binlerce yıl öncesinden alınmış ve çoğu zaman daha da geriye götürülmüştür.Tarihte dinlerin bazen hoşgörülü dönemleri olsa da, bu zikzaklar sonunda daima katılık ve şiddetle sonuçlanmıştır. Bu nedenle Turan Dursun, dinlerin insanlığın ilerlemesini engellediğini, bilimsel ve düşünsel gelişmeyi bastırdığını savunur.Dinsizliği özgürlükle eşit tutar. Dine inanan toplumların çoban-sürü ilişkisi içinde yaşadığını, dinin insanlara düşünmeyi değil, boyun eğmeyi aşıladığını belirtir. Dinin olmadığı bir dünyada paylaşım biçimlerinin değişeceğini, insanların birbirini sömürmeden yaşayabileceğini hayal eder.Mücadelesinde yalnız kalmaz. TRT’de yaptığı programlar ve özellikle "2000’e Doğru" dergisiyle buluşması onun düşüncelerini topluma duyurma yolunu açar. Bu platform, onun "tabulara öldürücü bir vuruş" yapmasına olanak sağlar. Yazılarında bilginin yayılması gerektiğini savunur, "karanlıkla savaşmak için ışık yakmak gerekir" dercesine kaleme sarılır.Turan Dursun, sonunda yaşamını bu mücadeleye adar. İçinde yaşadığı coğrafyada dinin sorgulanamaz bir tabuya dönüştüğünü görmüş, bu tabuyu kırmak için hem kişisel konforundan hem hayatından vazgeçmiştir. Onu aydınlanma savaşçısı yapan şey; bilgisi, dürüstlüğü, tutarlılığı ve en çok da korkusuzluğudur.
What this episode covers
Turan Dursun, eski bir müftü olarak başladığı yaşam yolculuğunu, derin bir dönüşümle tamamlamış aydınlanma savaşçısıdır. Çocukluğunda aldığı dini eğitimle medreselerde hem Şafiî hem Hanefi geleneklere göre "on iki ilim"i okuyarak İslam’ı derinlemesine öğrenmiş; ancak bu bilgi onu inanca değil, sorgulamaya götürmüştür. Tanrı ve kutsal kitaplara olan inancı zamanla silinmiş, sorgulama ve başkaldırı dürtüsü onu dinsizlikle tanıştırmıştır.Kur'an'daki köleliği küçük yaşta sorgulaması, Tanrı’nın bu kurumu kaldırmamasını anlamlandıramaması gibi deneyimler onu erken yaşlarda sorgulayan bir birey yapmıştır. Evrende rastlantının rolünü anlamaya çalışması da onun düşünsel evriminde etkili olmuştur.Dönüm noktası, kutsal kitapları kendi kaynaklarından okuyarak İslam öncesi metinlerle tanışmasıdır. Tevrat, Levililer ve Tesniye bölümlerini okuyunca Kur'an’daki birçok ayetin bu metinlerden "aktarılmış" olduğunu fark eder. Bu keşif, onda büyük bir hınç doğurur; Muhammed’in bir sahtekâr olduğu kanaatine varır. Bu noktadan sonra dinin sadece bireysel değil, toplumsal bir hastalık olduğunu düşünmeye başlar.Dinin kendisine sadece çocukluk ve gençlik yıllarını değil, bir toplumun aklını da çaldığını düşünür. "Dinin korkunçluğu, kanserden ya da AIDS’ten daha ağır"dır. Bu noktada mücadele kararı alır. Bu dürtüyle mesleğini bırakır; çünkü hem dürüst olmak hem savaşmak istiyorsa müftülüğü sürdüremezdi. Toplumda itibarlı bir konumdayken bu görevi terk eder.Turan Dursun, dinin toplumsal ilerlemeyi engellediğine inanır. Ona göre dinler, insanlığın gelişim sürecine paralel evrimleşmemiş, tersine, ilkel düşünceler üzerine kurulmuşlardır. Musevilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet; özel mülkiyetin, sınıflaşmanın ve iktidarın ihtiyaç duyduğu ideolojik ortamı yaratmıştır. Ancak bu ideolojiler, ilerici değil, gerici kurallara dayanır. İslam’daki kısas gibi cezalar, binlerce yıl öncesinden alınmış ve çoğu zaman daha da geriye götürülmüştür.Tarihte dinlerin bazen hoşgörülü dönemleri olsa da, bu zikzaklar sonunda daima katılık ve şiddetle sonuçlanmıştır. Bu nedenle Turan Dursun, dinlerin insanlığın ilerlemesini engellediğini, bilimsel ve düşünsel gelişmeyi bastırdığını savunur.Dinsizliği özgürlükle eşit tutar. Dine inanan toplumların çoban-sürü ilişkisi içinde yaşadığını, dinin insanlara düşünmeyi değil, boyun eğmeyi aşıladığını belirtir. Dinin olmadığı bir dünyada paylaşım biçimlerinin değişeceğini, insanların birbirini sömürmeden yaşayabileceğini hayal eder.Mücadelesinde yalnız kalmaz. TRT’de yaptığı programlar ve özellikle "2000’e Doğru" dergisiyle buluşması onun düşüncelerini topluma duyurma yolunu açar. Bu platform, onun "tabulara öldürücü bir vuruş" yapmasına olanak sağlar. Yazılarında bilginin yayılması gerektiğini savunur, "karanlıkla savaşmak için ışık yakmak gerekir" dercesine kaleme sarılır.Turan Dursun, sonunda yaşamını bu mücadeleye adar. İçinde yaşadığı coğrafyada dinin sorgulanamaz bir tabuya dönüştüğünü görmüş, bu tabuyu kırmak için hem kişisel konforundan hem hayatından vazgeçmiştir. Onu aydınlanma savaşçısı yapan şey; bilgisi, dürüstlüğü, tutarlılığı ve en çok da korkusuzluğudur.
NOW PLAYING
💡 Turan Dursun - Hayatını Anlatıyor / Görüşmeyi yapan Şule PERİNÇEK
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
Mar 26, 2026 ·1m
Mar 19, 2026 ·34m
Feb 18, 2026 ·11m
Feb 11, 2026 ·45m