Skip to content
Yalnızlık Yolcusu- Ziya Alpay episode artwork

EPISODE · Nov 29, 2021 · 5 MIN

Yalnızlık Yolcusu- Ziya Alpay

from Şiirlenelim · host Hedablida

“Sanki dünyada değil, dünyayı paylaşmış gibi yaşıyor onlar” Ayakkabılarım durduğu yerde eskiyor. Sanki ayaklarımdan habersiz, kilometrelerce yol yürümüş gibi yorgun, bitkin,. Kim bilir pantolonum ve gömleğim benden gizli kaç şehre gitmiş, kaç yağmurda ıslanmış, Kaç lokantada oturmuş, kaç belediye otobüsünde seyahat etmiş, kaç otel odasında dinlenmişti. Kalbim kaç kalbin sınırlarından teğet geçmiş? Elimde olan ne var? Dünya dönüyor işte! Düşünüp durmamalı öyleyse, işte ben kendimi itiyorum, zorla sürüklüyorum hayata Gitmeseydi ona anlatırdım hiç kimseye anlatamadıklarımı Belki o zaman teğet geçerdi düşlerim Düşlerinden, Ellerim, ellerinden. Ne mutluluk… Bir şairin ellerinden Kalbinde günden güne büyüyen bir boşluk duygusu. Anla beni ey yağmur! İçime içime çiseliyorum geceleri Başkaları uykuda dinlendiriyor acılarını, Bense düşlerden duvarlar örüyorum korkularıma. Çağlardan çağlara ince bir köprü kurulur şimdi dudaklarımda. Bir prenses hayaleti yürür o köprüde. Ve ortaçağın tam ortasında bir kale düşer Düşer gözlerime, oradan da ellerime Hayalet askerler çeker güneşin ve ayın bayrağını Prenses ince ayaklarına bakar, bir de mavi der, durmadan mavi Gözyaşları derelere doğru akar da akar Bir balkondan diğerine konan kuşlar gibi Yakın çağın yakın bir günü Savaşlar, ihtilaller arasında Bütün güller soluk soluğa Anlatıyor bir sevda masalının En ince ayrıntılarını: Kederi, annesinden miras kalmıştır Sabahları saçlarını yalnızlıkla tarar, Gözlerinin akı, bulutlara doğru akar Bardağını tutarken konuşmaz –bir konuşsa içi kan dolacaktır- Kırıldı kırılacak bir kurumuş dal gibi sallanır da rüzgârda Orada hep bir çocuktur durur, çocukça kaldırır onu Bir de baloncu vardır, durdurur zamanı, parçalara böler Karelere, küplere ve konilere, yamuklara… Olmadı silindirlere benzetir elleriyle Ve Kırmızı balon Mavi balona anlatır terk edilmiş masalları Kaldırımlarda ise heykeller yürümektedir artık Bilinmezliğe, ayrılığa ya da bir sinemanın tam önüne Filmdeki sonbahar sahnesinden yapraklar düşer artık her yüze Prenses uykuya dalar…içinde kök salmışken o hiçbir şeyi umursamadan, karanlık bir koridordan başka bir karanlık koridora doğru ilerliyordu sessizce. Yaşamın ölümle iç içe girdiği ve seslerin seslere, renklerin renklere, gerçeklerin hayallere karıştığı noktada, yalnızlık, birbirlerinde tüm bilinen anlamlarını kaybederek, aslında hiç olmayan bir anlamı kazandıklarında o, gerçekliği ve geçerliliği olmayan kimi nesnelerin sergilendiği bir müzedeydi artık. Suyumuz yetmiyor çiçeklere, kanımızı kullanıyoruz. Sıkıntı öyle bir sardı ki dört bir tarafı, yüz kere söylendiğinde anlamını yitiren sözcükler gibi olduk. Resmi yapan ressam, yanlış tuvale çizmiş zamanı ve yüzlerimizi. Yetmeyecek azıklar aldık yanımıza, dönmek üzere giderken…Arkamızda bıraktığımız çocukların yüzüne işledik kederi ve hüznü. Bu en büyük günah olarak anlımızda duruyor…Su seni istiyor, rüzgar beni. Bitti derken, herhangi bir yerde, herhangi bir insanın düşleri bitirir kendini. Doğrulup yerimden, merhaba demeye bile yetmeyecek bir derman över ölüyor içimde. İçimdeki acı bitmiyor. Aramızdaki uzaklık demiştim ya, birbirini gören iki duvarda asılı resimlerin yaşadığıdır benimkisi. Bu öykünün hiç başlangıcı ve sonu olmadı ki. Uykusuzluğa dayanamayan baykuş, unuturmuş gecenin rengini. Kırgın dönüp dolaşmaların labirentinde nar rengi bir susuş olur gece…Ey gece! Koru bizi… biz biliriz gece olunca gündüzün perdelerini kimin çektiğini. Ve de günlerin sarnıcında her şey o kadar berrak değil artık. Ve ırmaklardaki balıkların acılığı deniz özleminden midir bilmem...Bin yıllık ayrılıktır benimkisi. Sıkıntı! İçimdeki! Tavana veya yere bakarak uslanmaz adımızın baş harfleri. Acılara, sıkıntılara tarih atmayanlar, unuturlar miladı…Toprak yorar insanı, inan bana.

Episode metadata supplied by the publisher feed · Published Nov 29, 2021

Embed this episode

Ready to play

Yalnızlık Yolcusu- Ziya Alpay

0:00 5:52

No transcript for this episode yet

We transcribe on demand. Request one and we'll notify you when it's ready — usually under 10 minutes.

No similar episodes found.

No similar podcasts found.

Frequently Asked Questions

How long is this episode of Şiirlenelim?

This episode is 5 minutes long.

When was this Şiirlenelim episode published?

This episode was published on November 29, 2021.

Can I download this Şiirlenelim episode?

Yes. Use the download control on the episode player to save the publisher-provided media file.
URL copied to clipboard!