EPISODE · May 19, 2022 · 6 MIN
Yıllardır Terk Edilmiş Bir İstasyon Gibiyim- Cezmi Ersöz
from Şiirlenelim · host Hedablida
''...Hem insanın hayalleri azalınca, daha çabuk yıpranır. Her şeye üzülür, alınır. Hayalleri azalınca insan, daha çabuk yaşlanır. O zamanlar ne bu metruk istasyon vardı, ne de ben bu denli yitik ve kederliydim. Gençtim, masumdum ve tapardım insanlara... Öylesine tapardım ki, ve öylesine muhtaçtım ki, sevgiye ve aşka, ne ölüme inanırdım, ne ihanete...Devrimciydim ama üniversiteye yeni başlamış biri ne kadar devrimci olursa, ben o kadar devrimciydim. O ise vaat ediyor, eli silahlı bir anneye benziyordu. Ebedi güzel bir anneye...Ben ufak tefektim, o uzun, iri yapılı...Beni şefkatle bir kez sarıp sarmalasın, binlerce kez onun için ölmeye razıydım. O nerede, ben orada. Tam yanı başında. O eli silahlı bir anneydi. Ve çatışmaların tam ortasındaydı hep. Tek düşüncem, onu kurşunlardan korumaktı. O ölmez de yaşarsa, bir gün beni şefkate ve sevgisine boğacaktı. Ebediyen kurtulacaktım sevgisizlikten ve esaretten. Bunlardan emindim. Güçbela bir kuytu köşe bulup saklandığımızda, böyle zamanlar için yanımda taşıdığım beyaz mendilimi sonsuz bir gururla çıkartır, dizini temizledikten sonra, mendilimi hiç temizlemez, öyle saklardım...Mendilimdeki kan izleri, aşkın ta kendisiydi. Bazen iki ateş arasında kalırdık. Geceleri gözleri iyi görmezdi. Onu çatışmanın ortasından kaçırmak mutluluğu bana düşerdi. O uzun, ben kısaydım. Onu elinden tutup daha önceden keşfettiğim, gizli korunaklı yerlere sürükleyerek götürmem dışardan biraz tuhaf gözükebilirdi. Ama bundan aldığım zevki hiçbir şeyden almadığımı her zaman ve her yerde itiraf edebilirim. Onun her bakışı, her söylediği, her hareketi, içimdeki aşkı biraz daha yoğunlaştırıyordu. Oysa hayatımızın her anı şiddetle doluydu. Ve şiddet, acımasızlık çoğaldıkça, sanki ona duyduğum şey, daha da yoğunlaşıyor, giderek bir tutkuya dönüşüyordu. Beni anladığını hissederdim. Farklıydım onun gözünde. Gözü pek, inançlı, kararlı ve sevdalı biriydim. Bunu bilirdi. Ve susardı. Bir gün o da konuşacaktı, bir gün o da bana gizlediği duygularını açacaktı. Ama önemli sorumlulukları ve hiç dinmeyen mücadelemiz izin vermiyordu buna...Tartışmaların çatışmaya dönüştüğü, isli, dumanlı kahvehanelerde bir an bile olsa onu görebilmek için her şeyi göze alarak gider, onu saatlerce beklerdim. Bir gece vapurun güvertesinde, yıllar önce gittiği bir deniz kıyısını anlatmıştı bana. İncecik, sanki saflıktan şeffaf gibi gözüken parmaklarıyla yerden bir avuç kum almış ve yavaşça yine hayalini denize bırakmıştı. Avuçlarındaki altın kumlar denize ışıklı pullar gibi dağılıyordu. Bütün sahil, bütün deniz, bütün hayatımız ve geleceğimiz ışık içinde kalıyordu. Sanki avcundan dökülen altın kumlarla hayallerimi tasvir ediyordu. Öylesine ışıklıydı ki, hayallerimin dokunduğu her yeri ışığa boğuyordu. Onun bana duyduğu sevda, dilsiz sevda da bu ışıkla aydınlanıyordu. Ama ışıklı altın kumlar hep denize karışıyor, hayallerimiz devrimden sonraya erteleniyordu.''
Embed this episode
Ready to play
Yıllardır Terk Edilmiş Bir İstasyon Gibiyim- Cezmi Ersöz
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.