EPISODE · Nov 3, 2022 · 3 MIN
Yolculuk- Şükrü Erbaş
from Şiirlenelim · host Hedablida
O zaman gökyüzü, biçilmiş buğday kokardı Rüzgar serin sesli konuğuydu evlerin Bulutlardan, Ağaçlardan, Saçlardan süzülen Bir düş inceliğinde akardı sular İnsanlar bir soru imi gibi girip çıkarlardı dar kapılardan Mutluluk, toprağın ve güneşin eline bakardı. O zamanlar dünya küçüktü Ve insanlar kardeşlik kokardı yardım duygularıyla Paylaşmak, bir sevinci ya da güçlüğü...Bir karşı koyuş biçimiydi hayata Birbirine benzerdi ev, toprak, dam Bir sır gibi gizlenirdi güzellik-büyüdükçe kızlar Erkekler şapkalarının siperinde geçerdi sokaklardan Bulutlara çobanlık ederdim ben o zaman Bir basma entarinin eteğinde, eski desenler gibi... Zor inanıp, güç değişen Bunalıyoruz çocuk, bunalıyoruz Biçim veremediğimiz şeylerin biçimini alıyoruz Birbirine benzerdi mevsimlerin bahçelere getirdiği renk Evlere getirdiği telaş, sevinç, keder... Ölümün ömrü yok Ölümün yüreği yok Ölümün evi yok, ekmeği yok, sevgisi yok Bir gün olsun dokunup kendi ellerimizle, Aklımızla, Yüreğimizle, Duygularımızla, Anlamadık... Biz o çocukları hiç anlamadık Biz o çocukları tanımadık hiç Korktuk hepsinden..Neden korktuğumuzu bilmeden Garip bir merakla bakıp arkalarından, Saygılı, şaşkın, küçümser, karmaşık duygular içinde bocalayıp kaldık Bizim olmayan bir ağızla konuştuk haklarında.... Şimdi düşünüyorum da, Korkmayan yanımızmış o çocuklar bizim Konuşan yanımızmış Düşleyen yanımızmış o çocuklar bizim Direnen yanımızmış Düşünüyorum da, farkına varmadan, sessizce, Kendiliğinden, Sevmişim meğer onları ben, inanmışım Katılmışım hatta türkülerine kendimce uzaktan uzağa... Yoksa niye kanasın değil mi bunca yıldan sonra sesim durup dururken?
Embed this episode
Ready to play
Yolculuk- Şükrü Erbaş
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.