EPISODE · Feb 28, 2022 · 4 MIN
Zaman Kırıntıları- Ahmet Hamdi Tanpınar
from Şiirlenelim · host Hedablida
"Karanlıkta su sesi, insanın içindeki ölüm mayasının dilini konuşur." Biz, zaman kırıntıları, Zaman sinekleri, Tozlu camlarında günlerin, sessiz kanat çırpanlar Ve lüzumsuz görenler artık bu aydınlıkta kendi gölgelerini! Sanki siyah, simsiyah taşlar içinde Siyah, simsiyah kovuklarda yaşadık biz, Sanki hiç görmedik birbirimizi, Sanki hiç tanışmadık! Dünya bize öyle kapattı kendisini… Neye yarar hatırlamak? Neye yarar bu cılız ışıklı bahçelerde? Hatırlamak geçmiş şeyleri, bu beyhude akşam bahçesinde Kapanırken üstümüze böyle zaman çemberi Hatırlıyor, yetmez mi? Aynalar sonsuz boşluğa çoktan salıverdi çehremizi, Yüzüyoruz, ipi kopmuş uçurtmalar gibi. Biz uzak seyircisi bu aydınlık oyunun, Birdenbire bulanlar içlerinde gülüncün sırrını, Ne kadar benziyoruz şimdi... Bir şey, bir şey kaldırdı bütün ayrılıkları! Baksak aynalara tanır mıyız kendimizi? Tanır mıyız bu kaskatı, bu zalim inkârın arasından sevdiklerimizi? Ben zamanı gördüm, İçimde ve dışımda sessiz çalışıyordu, Bir mezar böyle kazılırdı ancak... Yıldırımsız ve baltasız bir orman böyle devrilirdi! Ben zamanı gördüm Kaç bakışta bozdu hayalimi? Ve kaç düşüncede? Ben zamanı gördüm, şimşek gibi bir ânın uçurumunda Kim tanır bizi şimdiden sonra? Benim gözlerimle bakanlar güneşe ancak tanır bizi Mor çemberlerin uçuştuğu akşam sularından! Akşamın tek bir ağaç gibi, dal budak saldığı sular Çocukluk rüyalarının bahçesi! Sakın kimse el sürmesin dallara, Yapraklar, meyveler olduğu gibi kalsın benim uykum boyunca! Ben zamanı gördüm, devrilmiş sütunları arasından Çok eski bir sarayın alnında mor salkımlar vardı Ve ilâhlar kadar güzeldi... Uçmak için kanatlanmayı bekleyen, yavru kuş gibi doğduğu kayada Ben zamanı gördüm, çırpınırken avuçlarımda... Bak martılar kanat çırpıyor sana Bir rüyadan kopmuş gibi, bembeyaz Sen ki, bakışından yumuşak bir yaz... Ve sesin durmadan, durmadan örer, Bak, martılar kanat çırpıyor sana... Süzülen yelkenler var enginde, Dalgalar var, güneş var. Güneş ayna ayna, güneş pul pul Güneş saçlarınla oynar... Omzundan tutar giydirir seni, Sırtında tül olur, Belinde kemer, Boynunda inci, Bir tanrılaşırsın genç adımlarında Mevsimler önünde çözer yükünü... Bahçeler yığılır eteklerine! Rüya ile, hayal arasında Hayal ile, hakikat arasında yalnız sen varsın! Gece ile, Gündüz arasında Güneşle Göz arasında Yalnız sen varsın! Niçin sen yaratmadın bu dünyayı? Ellerinin mesut işaretlerinden Daha güzel doğardı eşya! Daha zengin olurdu aydınlık... Biz ki, boş yere gerilmişiz... Anladık artık, Yıldızların amansız çarkına, Ve boş yere sızlamış kemiklerimiz, Bilmiyoruz şimdi, mevsim yaz mı, bahar mı? Bahçelerde hâlâ güller açar mı? Bilmiyoruz, kadınlar, kızlar, Şarkılar masallar var mı? Gece ile gündüz, Acıdan kaskatı kesilmiş yüz, Uykusuzluktan harap göz, Öpüşen dudaklar, Çözülmeye razı olmayan eller var mı? Ayrılık var mı, gurbet var mı? Biz beyhude yere gecikenler, Bilmiyoruz şimdi ıssız gecede ne yapar, ne eder? Gidip de gelmeyenler, Beyhude bekleyenler! Biz ayın çıplak arsasında, Savrulan zaman kırıntıları.
Embed this episode
Ready to play
Zaman Kırıntıları- Ahmet Hamdi Tanpınar
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.