Akbank Sanat podcast artwork

PODCAST · arts

Akbank Sanat

Akbank Sanat 2022’de 29. yılını kutluyor. Türkiye’de çağdaş sanatın gelişimini destekleyen ve sanatın farklı disiplinlerinde uluslararası projelere yer veren Akbank Sanat, özellikle genç sanatçılara kendilerini geliştirebilmeleri için çeşitli imkanlar sunmaktadır."Değişimin hiç bitmediği yer" olma misyonuyla yılda 700’ün üzerinde etkinlik gerçekleştirmekte olan Akbank Sanat sergilerden modern dans gösterilerine, konserlerden panellere, çocuk atölyelerinden film gösterimlerine uzanan geniş bir yelpazede birçok farklı etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır.

  1. 125

    Tiyatromuzda Tarih Konuşmaları - “Lisansüstü Öğrencileri Anlatıyor: Tanzimat'tan 1990'lı Yıllara Sahne Müziğimiz”

    Tiyatromuzda Tarih KonuşmalarıAkbank Sanat & Türkiye Tiyatro Vakfı (TTV)“Lisansüstü Öğrencileri Anlatıyor: Tanzimat'tan 1990'lı Yıllara Sahne Müziğimiz”Konuşmacılar: İstanbul Üniversitesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü Lisansüstü ÖğrencileriBu seminerde İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü yüksek lisans ve doktora öğrencileri Prof. Dr. Kerem Karaboğa yönetiminde yıl boyunca yürüttükleri çalışmayı izleyiciyle paylaşacaklar. Bu kez tiyatro tarihimiz müzikli oyunlar, müzikaller, operetler ve kabareler açısından irdelenecek ve sahnelemelerin müzikal yapıları, şarkı sözleri, sahne performansı ile seyirciyle kurulan ilişki masaya yatırılacak. Söz konusu alanlarda saptanan dönüşüm ya da süreklilik olgusunun izi sürülürken çıkarılan sonuçlar tartışmaya açılacaktır.İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü, ülkemizde tiyatro sanatının düşünsel, kuramsal ve yazınsal alanda geliştirilmesi amacıyla tiyatro araştırmacısı, dramaturg ve tiyatro eleştirmeni yetiştirmek üzere 1992 yılında yüksek lisans programı olarak kurulur. Bölüm; adından da anlaşılacağı gibi, dramaturji eğitiminin yanı sıra, ülkemizde ilk kez akademik eğitim kapsamına alınan tiyatro eleştirisine de yer verir.Noyan AyturanFizik bölümünde lisans eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji bölümünde yüksek lisans yaptı. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Pantomim Sanat Dalı, Theater de l’Ange Fou – London International School of Corporeal Mime ve Studio Oyuncuları’nda oyunculuk ve mim eğitimleri alan Ayturan, dramaturji alanında doktora çalışmasına devam etmektedir. İstanbul, Haliç, Yeditepe, Yeni Yüzyıl ve Beykent üniversitelerinin sahne sanatları bölümlerinde dersler verdi. Tiyatro yönetmenliğinin yanı sıra Hausbühne isimli çevrimiçi video platformunda tiyatro üzerine akademik içerikler üretmektedir.

  2. 124

    Tiyatromuzda Tarih Konuşmaları - "Tanzimattan Cumhuriyet'e Tiyatro ve Hafıza"

    Tiyatromuzda Tarih KonuşmalarıAkbank Sanat & Türkiye Tiyatro Vakfı (TTV)"Tanzimattan Cumhuriyet'e Tiyatro ve Hafıza"Konuşmacı: Beliz GüçbilmezModeratör: Noyan AyturanTanzimat döneminden bu yana "Batı Tarzı Türk Tiyatrosu" tanımlaması, bir dramatik modelin de tanımı olarak kabul edilmiştir. Bu kabule karşın modelin ayırt edici unsuru olan "zaman temsili" dikkate alındığında, yerli metinlerin hiçbir zaman Batılı olmadığını görmek de olası. "Batı tarzı", kendini en çok geçmiş ile şimdi arasında neden sonuç ilişkisi ile kurup, doğrusal perspektifli resmin önden arkaya dizilimini yapısına taşırken, anımsamayı da şimdinin bir işlevi haline getirir. Bizde ise dramatik metinler geçmişsiz, hafızasız, yekpare bir şimdiki zamanda kurulur, bu yapılarıyla da perspektifsiz bir minyatür olarak okunabilir durumdadırlar.Beliz GüçbilmezA.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin ardından eğitimini tiyatro alanında sürdürdü. Yirmi yılı aşkın bir süre üniversitelerde tiyatro kuramı ve oyun yazarlığı dersleri verdi. İngilizceden kuramsal tiyatro kitabı ve oyun çevirmesinin yanı sıra kendinin kaleme aldığı yine tiyatro üzerine iki kitabı vardır: "İroni ve Dram Sanatı", "Zaman/Zemin/Zuhûr: Gerçekçi Türk Tiyatrosunda Minyatür Kurgusu".Tiyatro oyunu da yazan, yöneten, projelerde dramaturg olarak çalışan Beliz Güçbilmez beş yıldır kendi adına kurduğu atölyede dört aşamalı okuryazarlık çalışmalarını yürütmekte ve metafor kuramı üzerine kurduğu “Manyetik Alan Metodu”nu anlatmayı, yazmayı sürdürmektedir.Noyan AyturanFizik bölümünde lisans eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji bölümünde yüksek lisans yaptı. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Pantomim Sanat Dalı, Theater de l’Ange Fou – London International School of Corporeal Mime ve Studio Oyuncuları’nda oyunculuk ve mim eğitimleri alan Ayturan, dramaturji alanında doktora çalışmasına devam etmektedir. İstanbul, Haliç, Yeditepe, Yeni Yüzyıl ve Beykent üniversitelerinin sahne sanatları bölümlerinde dersler verdi. Tiyatro yönetmenliğinin yanı sıra Hausbühne isimli çevrimiçi video platformunda tiyatro üzerine akademik içerikler üretmektedir.

  3. 123

    Tiyatromuzda Tarih Konuşmaları - "Nezihe Muhiddin'in Tiyatro Oyunları ve Bireysel-Kamusal Tarih Yazımı"

    Tiyatromuzda Tarih KonuşmalarıAkbank Sanat & Türkiye Tiyatro Vakfı (TTV)"Nezihe Muhiddin'in Tiyatro Oyunları ve Bireysel-Kamusal Tarih Yazımı"Konuşmacı: Esra DicleModeratör: Noyan AyturanTürkiye'de kadın hareketinin en önemli isimlerinden biri olan Nezihe Muhiddin aynı zamanda oyun yazarıdır. Elimize ulaşan oyunlarından üçü; “Ana Aşkı”, “Vicdanların Emri” ve “Talihin Bir Cilvesi” 1929 yılında yayımlanır. Muhiddin, metinlerinde toplumsal cinsiyet konusuna eğilir ve kadının aile ve kamusal alandaki yerini tartışır. Yazarın ayrıca “Zelzele”, “Bir Rüya” ve “Kadınlar Kulübü” adlı oyunları da kaleme aldığı bilinir ancak yalnızca “Kadınlar Kulübü” basılmıştır (1936). Ve üç oyun da Türkiye'de kadın hareketinin kamusal tarihi açısından önemli bilgiler ve tartışmalar barındırır.Esra DicleLisans, yüksek lisans ve doktora derecelerini Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden alır. İlk kitabı “Resmî İdeoloji Sahnede / Kemalist İdeolojinin İnşasında Halkevleri Dönemi Tiyatro Oyunlarının Etkisi” 2013 yılında, ikinci kitabı “Ben Yüz Çiçekten Yanayım / Nâzım Hikmet Tiyatrosunda Metinler-Türler-Söylemler” 2020 yılında yayımlanır. 2003-2008 yılları arasında Kadir Has Üniversitesi’nde Türk Dili dersleri veren Esra Dicle 2005 yılından bu yana Boğaziçi Üniversitesi Türkçe Dersleri Koordinatörlüğü'nde öğretim görevlisi olarak görev yapmaktadır. Türk Dili derslerinin yanında modern tiyatro ve uyarlama kuramı üzerine de çeşitli dersler vermektedir.Noyan AyturanFizik bölümünde lisans eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji bölümünde yüksek lisans yaptı. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Pantomim Sanat Dalı, Theater de l’Ange Fou – London International School of Corporeal Mime ve Studio Oyuncuları’nda oyunculuk ve mim eğitimleri alan Ayturan, dramaturji alanında doktora çalışmasına devam etmektedir. İstanbul, Haliç, Yeditepe, Yeni Yüzyıl ve Beykent üniversitelerinin sahne sanatları bölümlerinde dersler verdi. Tiyatro yönetmenliğinin yanı sıra Hausbühne isimli çevrimiçi video platformunda tiyatro üzerine akademik içerikler üretmektedir.

  4. 122

    Tiyatromuzda Tarih Konuşmaları- ""Kula" Oyunu: İstanbul Sefarad Yahudilerinin Ortak Geçmişinin Solan Hatırası"

    Tiyatromuzda Tarih Konuşmaları”Akbank Sanat & Türkiye Tiyatro Vakfı (TTV)""Kula" Oyunu: İstanbul Sefarad Yahudilerinin Ortak Geçmişinin Solan Hatırası"Konuşmacı: Rivka BiharModeratör: Noyan Ayturan50. yılını kutlamaya yaklaşan “Kula” oyunu, her ne kadar Galata Kuledibi’ndeki Sefarad Yahudilerinin günlük yaşamlarına ait bir kesit sunsa da aslında Türkiye'deki Yahudi yaşamını temsil eder. Cumhuriyetin kurulmasıyla beraber azınlıklara uygulanan politikalar, büyük ölçüde, ortak dil ve değerler üzerinden oluşturulan Sefarad kimliğinin kaybına neden olmuştur. Bu bağlamda, Ladino dilinde sahnelenen “Kula” oyunu, ilk sahnelendiği 1979 yılından günümüze dek çeşitli anlamlar kazanır ve günümüzde Sefarad kimliğinin bütünüyle yaşandığı ortak geçmişe duyulan özleme bir övgü olarak öne çıkar.Rivka Biharİstanbul Üniversitesi İspanyol Dili ve Edebiyatı bölümünde lisans eğitimini tamamlar, yine aynı üniversitede doktora yapar; Högskolan Dalarna Üniversitesi'nde (İsveç), Karşılaştırmalı Edebiyat alanında yüksek lisans derecesini alır. Türkiye Yahudi toplumunun yazınsal ve kültürel ürünleri ilgi alanlarının başında gelen Rivka Bihar Waldman, birçok ulusal ve uluslararası konferansa katıldığı gibi çalışmaları da hakemli dergilerde yayımlanmıştır; aynı zamanda çevirmenlik ve öğretmenlik de yapmaktadır.Noyan AyturanFizik bölümünde lisans eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji bölümünde yüksek lisans yaptı. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Pantomim Sanat Dalı, Theater de l’Ange Fou – London International School of Corporeal Mime ve Studio Oyuncuları’nda oyunculuk ve mim eğitimleri alan Ayturan, dramaturji alanında doktora çalışmasına devam etmektedir. İstanbul, Haliç, Yeditepe, Yeni Yüzyıl ve Beykent üniversitelerinin sahne sanatları bölümlerinde dersler verdi. Tiyatro yönetmenliğinin yanı sıra Hausbühne isimli çevrimiçi video platformunda tiyatro üzerine akademik içerikler üretmektedir.

  5. 121

    Tiyatromuzda Tarih Konuşmaları - "Afife Jale'nin Mezarının Peşinde"

    Tiyatromuzda Tarih Konuşmaları Akbank Sanat & Türkiye Tiyatro Vakfı (TTV)"Afife Jale'nin Mezarının Peşinde"Konuşmacı: Boğos ÇalgıcıoğluModeratör: Noyan AyturanÖzdemir Nutku’nun “Dar-ül Bedai’den Şehir Tiyatrosuna” adlı kitabında gördüğü bir cenaze fotoğrafından yola çıkan Boğos Çalgıcıoğlu, Afife Jale’nin defnedildiği yeri araştırmaya 2018 yılında başlar. Eldeki veriler, bilgi ve tahminlerle çeşitli hesaplamalar yapar, doğru ölçümlere erişebilmek için mühendislerle görüşür. Sahada yapılan keşif gezilerinden edinilen bilgilerle 40’lı yıllardan 2016’ya kadar yapılmış harita ve havadan görüntüleme çalışmaları ve teknik haritalar bir araya getirilir ve Afife Jale’nin mezarının bulunduğu bölge kesinleşir. Bundan sonra yapılacak iş yetkilileri devreye sokarak kamuoyunu bilgilendirmek olacaktır.Boğos ÇalgıcıoğluOsmanlı Ermeni tiyatrosu tarihiyle ilgili araştırmalarının yanı sıra Ermeniceden Türkçeye yaptığı tiyatro çevirileriyle de tanınır. Bir özelliği de tiyatro dünyamızın önemli adlarının kayıp mezarlarının peşine düşmesidir. Avrupa tarzı Türk tiyatrosunun kurucusu Güllü Agop’un mezarının ardından Afife Jale’ninkinin yerini de, yine uzun arayışlar sonucunda kesin olarak saptar. Sahneye çıkan ilk müslüman kadın oyuncu olarak bilinen Afife Jale’nin gömülü olduğu mezarlık yıllardır çeşitli tartışmalara konu olmuş ve yeri konusunda bir anlaşmaya varılamamıştır.Noyan AyturanFizik bölümünde lisans eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji bölümünde yüksek lisans yaptı. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Pantomim Sanat Dalı, Theater de l’Ange Fou – London International School of Corporeal Mime ve Studio Oyuncuları’nda oyunculuk ve mim eğitimleri alan Ayturan, dramaturji alanında doktora çalışmasına devam etmektedir. İstanbul, Haliç, Yeditepe, Yeni Yüzyıl ve Beykent üniversitelerinin sahne sanatları bölümlerinde dersler verdi. Tiyatro yönetmenliğinin yanı sıra Hausbühne isimli çevrimiçi video platformunda tiyatro üzerine akademik içerikler üretmektedir.

  6. 120

    Psikoloji ve Felsefe’nin Sınırında Sanat: “Normal ve Anormalin Sınırında: Delilik”

    Sınır Durumlar - Psikoloji ve Felsefe’nin Sınırında SanatSöyleşi: “Normal ve Anormalin Sınırında: Delilik”Hazırlayan ve Sunanlar: Cengiz Arca & Ezgi EmelDelilik biyolojik bir kader mi, yoksa toplumsal bir inşa mı? Thomas Szasz’ın "akıl hastalığı bir metafordur" çıkışından Michel Foucault’nun iktidar ve kapatılma analizlerine uzanıyoruz. Modernitenin "normal" tanımına uymayanları nasıl tıbbileştirdiğini ve deliliğin aslında sistem dışına taşan bir isyan biçimi olup olmadığını sorguluyoruz. Dr. Cengiz Arca ve Ezgi Emel, psikiyatrinin tanı koyma gücü ile felsefenin özgürlük arayışı arasındaki o ince çizgiyi yürümeye davet ediyor.

  7. 119

    Psikoloji ve Felsefe’nin Sınırında Sanat: “Haz ve Acının Sınırında: Dopamin"

    Sınır Durumlar - Psikoloji ve Felsefe’nin Sınırında Sanat “Haz ve Acının Sınırında: Dopamin”Hazırlayan ve Sunanlar: Cengiz Arca & Ezgi EmelModern dünya bizi sürekli bir "haz döngüsü" içine hapsederken, aslında acıyla olan bağımızı da koparıyor. Anna Lembke’nin Dopamine Nation kitabındaki paradokstan yola çıkarak; her bildirimde, her alışverişte ve her kaydırmada aradığımız o anlık tatminin neden sonunda devasa bir tükenmişliğe dönüştüğünü tartışıyoruz. Acıdan kaçarken hissizleşen bedeni ve Gilles Deleuze’ün perspektifiyle acının hazzı büyüten, bedeni zihinle yeniden temas ettiren sahici gücünü keşfediyoruz.

  8. 118

    Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum II -Selçuk Artut

    Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum II“Teknolojik Sanat: İnsan ve Teknoloji Diyalektiğinde Yaratım Süreçleri”Saat: 15:00 – 16.30Konuşmacı: Selçuk ArtutModeratör: Emre ŞanGünümüzde yapay zeka, algoritmalar, işlemciler gibi insan olmayan aktörlerin sanatsal ve toplumsal ekosistemde payı arttıkça, teknoloji çağındaki “özne” kavramı da gün geçtikçe karşı konulamayan bir paradigma değişimine maruz kalıyor. Artık yaratıcı özne tekil bir insan olmaktan uzaklaşmakta; insan ve teknolojinin ortaklaşa oluşturduğu kolektif bir bilinç anlayışı öne çıkmaktadır. İnsan doğası teknik bir varlıktır, çünkü hayatta kalmak için araç üreten ve nesiller boyu bu araçları geliştiren tek canlıdır. Bu üretim ve gelişim sürecinde insanın algısı, zihni ve bedenselliği de değişime ayak uydurarak belirgin bir değişime uğramaktadır. Bu dönüşüm yeni bir insan türü olan homo technologicus’u ortaya çıkarmaktadır. Bu konuşmada Selçuk Artut’un sanat eserlerini odağa alarak homo technologicus perspektifinden bakarak insan ve teknoloji diyalektiğindeki yaratım süreçlerini sorgulamaya ve irdelemeye çalışacağız.

  9. 117

    Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum II - Öznur Karakaş

    Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum II“Yapay Zekâ ve Yaratıcılık İmkânı”Saat: 15:00 – 16:30Konuşmacı: Öznur KarakaşModeratör: Emre ŞanYapay zekâ ile yaratıcılık arasındaki ilişki, yalnızca teknik kapasite ya da estetik üretim meselesi olmayıp aynı zamanda bizleri bedenlilik ve soyutlama ve/ya sembolik düşünce arasındaki gerilimi yeniden düşünmeye davet eder. İnsan yaratıcılığı; bedensel duyular, deneyim ve dünyayla kurulan ilişkiden beslenirken, aynı zamanda soyutlama yoluyla bu bağlamları aşarak evrensel, biçimsel ve yeniden düzenlenebilir düşünce kipleri yaratır. Yaratıcılığın imkânı tam da bedenli varoluş ile soyut aklın açıklığı arasındaki gerilimde ortaya çıkar.Yapay zekâ, bedenden yoksun bir işlemci olarak görüldüğünde, yaratıcı öznelliğin asli koşullarına sahip değilmiş gibi görünebilir. Oysa soyutlama kapasitesinin yoğunluğu, yapay zekâyı yaratıcılığın farklı biçimlerine açabilmektedir: örüntüleri yeniden kurgulamak, biçimleri beklenmedik ilişkilerle birleştirmek ve insan algısının sınırlarını aşan kombinasyonlar üretmek. Bu açıdan bakıldığında yapay zekâ, insan bedeninin sunduğu duyusal-motor temelden farklı bir kaynaktan türeyen, ama yine de yaratıcı sürece katılabilen bir ortak olarak düşünülebilir.Seminerde, şu sorular üzerinde durulacaktır: Yaratıcılık, bedenli deneyimin vazgeçilmez bir uzantısı mıdır, yoksa soyutlama kapasitesi aracılığıyla bedensel sınırlardan kopabilen bir yeti midir? Yapay zekâ, yaratıcı üretime ne ölçüde katılabilir? Yapay zekâ üretimi sanatsal eserler yaratıcı imkânın sınırlarını genişletir mi yoksa yalnızca simülasyonlarını veya kolektif üretimin ortalama çıktılarını mı sunar?Bu seminerde yaratıcılık üzerine felsefi tartışmayı bedenlilik (embodiment) ve soyutlama kapasitesi arasındaki ilişki üzerinden ele alarak yapay zekânın soyutlamanın radikal imkanlarını açığa çıkaran bir eşlikçi olarak görülüp görülemeyeceği üzerine düşüneceğiz. Yaratıcılığın geleceği, beden ve soyutlama arasındaki bu dinamik ilişkiyi, insan ve makine arasında yeniden kurma olanağında yatmaktadır.

  10. 116

    Felsefe Seminerleri – Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum II - Hasan Cem Çal

    Felsefe Seminerleri – Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum II“Dünyanın İmajından İmajın Dünyasına: Sinematik İmajlar ve Dünyakurma”Saat: 15:00 – 16.30Konuşmacı: Hasan Cem ÇalModeratör: Emre Şanİmajların, fakat özellikle de sinematik imajların tarihi, esasında bir tersinmenin tarihidir: Dünyanın imajından imajın dünyasına. Bundan kasıt, sinematik imajların, başlangıçta bir dünyaya, reel bir dünyaya referans verirken, onun içinde bulunurken, ona dahil olurken, dijitalleşmeyle birlikte, giderek tersi bir durum içinde kalmasıdır. Sinematik imajlar eskiden analojiklik ve iki boyutluluk özelliklerini haiz olmak vasfıyla fiziksel, somut bir dünyaya işaret ediyordu, bugün ise dijital olmak ve üç boyutluluk vasfıyla sanal, soyut bir dünyaya işaret ediyor.Bu seminerde, bu tersinmeyi odağa alarak sinemanın dünyayla kurmuş olduğu ilişkinin nasıl ve hangi koşullarda dönüştüğünü ve bu dönüşümün içerimlerini ele alacağız. Bu minvalde, sinemanın çağdaş tanımını temel alarak, diğer bir deyişle sinemayı hareketli görüntü olarak tanımlamak suretiyle, sinematik imajları; video oyunlarını, genişletilmiş sinema deneyimlerini, gerçeklik teknolojilerini (VR, AR, MR ve XR) ve dahasını kapsayan bir özgül medya olarak konumlayacak ve bu bağlamda sinemanın dünya kavramı ve olgusuyla kurduğu ilişkideki radikal değişimin izini süreceğiz. Bunu yaparken, dünyakurma [world-building] kavramını odağa alacak ve bu kavramın sinematik imajlar üstünden yeni bir tanımını sunacağız. Diğer bir deyişle, sinemanın bir dünyakurma aracı olarak nasıl iş gördüğünü, böylesi bir araç hâlindeyken edindiği işlevleri ve ne tür “dünyasallaşma” süreçlerinden geçtiğini söz konusu edeceğiz.

  11. 115

    Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum II - Umut Erdem

    Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum II“Hegel ve Büyük Dil Modelleri”Saat: 15:00 – 16.30Konuşmacı: Umut EldemModeratör: Emre ŞanBüyük Dil Modelleri (LLM) geçtiğimiz bir kaç yılda giderek artan bir kullanım alanı ve hacmine erişmiştir. Birbiriyle rekabet içindeki çeşitli modeller her yeni sürümle birlikte daha yetkin hale gelmekte ve daha fazla kullanıcıya erişmektedir. Iopex’e göre dünya çapında 201 milyon işletme (toplam işletmelerin yaklaşık %67’si) LLM’lere dayanan üretici yapay zekaları etkin bir biçimde kullanmaktadır. Bu modellerin hayatımıza girmesiyle birlikte yeni normlar ve pratikler ortaya çıkmaya başlamış, bunlar da yeni ilişkilenme biçimleri ve yeni kurumsal yapılanmaların oluşmasına vesile olmuştur. Bu yeniliklerin hukuk, ahlak, ekonomi, siyaset ve daha pek çok alanda köklü değişikliklere yol açacağı aşikardır.Bu değişimlerin sonucunda bizi nasıl bir toplumsallık beklemektedir? İnsan olma deneyimi LLM ile etkileşim aracılığıyla nasıl bir dönüşüme uğramaktadır? LLM’ler hem ilerlemesi ve gelişmesine katkıda bulunduğumuz hem de olumlu/olumsuz pek çok etkisine maruz kaldığımız bir teknolojik atılım ve büyük bir hızla da gelişmeye devam ediyorlar. Genel olarak yapay zeka modelleri, belirli bir gelişmişlik seviyesine eriştiği zaman bizi “tanıyabilirler” mi? Veya biz onları nasıl birer fail hatta birer özne olarak tanıyabilir miyiz? LLM’lerin belirli personalara sahip oldukları, ve bize tam da ihtiyacımız olan hizmeti tercih ettiğimiz üslupla veya yöntemle sunduğunu göz önünde bulundurunca, bu soruları hızlıca geçiştirmek kolay görünmüyor.Bu konuşmada Hegel’in Tinin Fenomenolojisi ve Hukuk Öğretisinin Ana Hatları metinlerinden yararlanarak ortaya çıkmakta olan yeni normların ve kurumların insanın öznellik deneyimini ve ilişkilenme biçimlerini nasıl etkilediğine ilişkin bir tartışma yürütülecektir. Hegel insan öznelliğinin toplumsal ilişkilenme biçimleri ile olan derin bağlantısına dikkat çeken başat filozoflardan birisidir. Özellikle de “tanınma” (recognition) kavramı, felsefenin yanı sıra sosyoloji, psikoloji, antropoloji gibi pek çok alandan araştırmacının başvurduğu ve geliştirdiği bir mefhum olmuştur. Bu mefhuma göre insanın kendini tanıması ancak başkaları ile olan etkileşimi aracılığıyla mümkündür. Bu durumda yeni etkileşim biçimleri kendimizi de başka biçimlerde deneyimleme olanağını gündeme getirebilir.

  12. 114

    Sürdürülebilir Tasarım Sohbetleri - “Atıktan Üretmek”

    Sürdürülebilir Tasarım Sohbetleri - İz Bırakmadan“Atıktan Üretmek”Konuşmacılar: Studio Blai - Tolga KalcıoğluModeratör: Nur GayretliDünya genelinde yürütülen Precious Plastic isimli akımın bir parçası olan ve topladıkları plastik atıkları kaplama malzemesine çeviren ekip Studio Blai’den üretimleri hakkında bilgi edinilecek.Studio Blai, 2021 yılı sonunda, plastik atıklara yepyeni bir hayat kazandırmak ve sürdürülebilir tasarımlar üretmek amacıyla üç mimar tarafından kuruldu. Geri dönüştürdüğümüz plastiklerden ürettiğimiz panelleri, dekor, mobilya ve mimari projelerde kullanarak çevre dostu çözümler sunuyoruz.Amacımız, şehrin plastik atıklarını tasarım dünyasında uzun ömürlü ve estetik ürünlere dönüştürmek. Markalar, mobilya üreticileri, mimarlar ve tasarımcılarla iş birliği yaparak daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeyi hedefliyoruz.

  13. 113

    Sürdürülebilir Tasarım Sohbetleri - “Sürdürülebilir Gıda Tasarımları”

    Sürdürülebilir Tasarım Sohbetleri - İz Bırakmadan“Sürdürülebilir Gıda Tasarımları”Konuşmacılar: Lale Çırakoğlu Acar - KÖK ProjectModeratör: Nur GayretliGünümüzde çevresel etkileri en aza indirgemek ve kaynakları daha verimli kullanmak adına gıda tasarımları büyük bir önem kazanıyor. Bu söyleşide; sürdürülebilir gıdaların geleceği, çevre dostu ambalajlar ve etkinliklerde sürdürülebilirlik gibi önemli konuları ele alacağız. Konuşmamızda, gıda tasarımlarında nasıl daha sürdürülebilir adımlar atılabileceğini, bu alanda gelişmelerin nasıl şekillendiğini ve ambalaj seçimlerinin çevresel etkilerini tartışacağız.Lale Çırakoğlu Acar, aşçılık eğitimi almış bir endüstri ürünleri tasarımcısı olan Lale Çırakoğlu Acar, ürün ve gıda tasarımı alanında uzmanlaşmış bir tasarımcıdır. Serbest olarak çeşitli üretimler ve denemeler gerçekleştiren Lale, gıdanın kendisi, ona eşlik eden ürünler ve gıdanın algılanış ve deneyimlenme biçimleri üzerine çalışmaktadır. Aynı zamanda Türkiye’nin ilk gıda kuluçka merkezinde yaratıcı süreçleri planlama ve koordinasyon görevlerini üstlenmektedir. Bu kapsamda Maide ve diğer girişimlerin yaratıcı projelerini hayata geçirmek için yenilikçi stratejiler geliştirmektedir. Tasarım ve gastronomi alanlarındaki derin bilgi birikimiyle, gıda ve tasarım arasındaki etkileşimleri araştıran, dönüştüren ve yeni deneyimler yaratan bir vizyona sahiptir.

  14. 112

    Sürdürülebilir Tasarım Sohbetleri - “Toprak ile Mekanlara Dokunmak”

    Sürdürülebilir Tasarım Sohbetleri - İz Bırakmadan“Toprak ile Mekanlara Dokunmak”Konuşmacı: Mono EarthModeratör: Nur GayretliÜretilirken hiçbir atık açığa çıkarmamasının yanı sıra, kullanımı sona erdiğinde de doğaya yüzde yüz geri dönüşebilen sıkıştırılmış toprak teknolojisini kullanan Mono Earth’ün hikayesi ve bu alanda farklı ölçekteki çalışmaları konuşulacak.Mono Earth, doğal olanın güzelliğini sanatın öznesi haline getirmek isteyen toprak sanatçıları ve tasarımcılarıdır. Çalışmalarımız ağırlıklı olarak Sıkıştırılmış Toprak üzerine yoğunlaşsa da, farklı toprak inşa teknikleri de kullanıyor, ham toprağın farklı ölçek ve bağlamlardaki olanaklarını araştırıyoruz. Tasarım ve sanat aracılığıyla toprağın bir malzeme olarak rolünü yeniden düşünmek ve bu malzemeye dair yerel ve uluslararası ölçekte yeni algılar yaratmaya başlıca amaçlarımızdan. Ayrıca, atölyeler aracılığı ile  malzemenin potansiyeli ve güzelliğine duyduğumuz heyecanı insanlar ile paylaşıyoruz.

  15. 111

    Sürdürülebilir Tasarım Sohbetleri - “Bir Diyalog Aracı Olarak: Onarmak”

    Sürdürülebilir Tasarım Sohbetleri - İz Bırakmadan“Bir Diyalog Aracı Olarak: Onarmak”Konuşmacı: Onaranlar KulübüModeratör: Nur GayretliOnaranlar Kulübü’nün daha sürdürülebilir bir dünya için yürüttüğü çalışmaları tanıyacak ve bireysel veya kolektif olarak alternatif eylem şekillerini keşfedeceğiz.Onaranlar Kulübü, şehirlerde topluluk katılımını artırmayı, sürdürülebilir tasarımı teşvik etmeyi ve kamusal alanlarda yaratıcı projelerle dönüşüm sağlamayı amaçlayan bir sosyal girişimdir. İleri dönüşüm, kolektif üretim ve sosyal etki odaklı çalışmalarla şehirlerin daha yaşanabilir, kapsayıcı ve estetik bir hale gelmesine katkıda bulunur. Atölyeler, yerleştirmeler ve yaratıcı projeler aracılığıyla bireyleri aktif bir şekilde sürece dahil ederek, toplumda farkındalık ve kolektif bir onarma kültürü oluşturmayı hedefler.

  16. 110

    Sürdürülebilir Tasarım Sohbetleri - “Tasarımda İleri Dönüşüm”

    Sürdürülebilir Tasarım Sohbetleri - İz Bırakmadan“Tasarımda İleri Dönüşüm”Konuşmacı: Alt ÜstModeratör: Nur GayretliAtık veya üretim fazlası kumaşlardan tasarımlar üreterek önemli bir ileri dönüşüm projesi yaratan ekip Alt Üst ile moda sektöründeki varlıkları ve sürdürülebilirlik yaklaşımları konuşulacak.Alt Üst, 2019 yılında Selen Konuk Paksoy, Selin Karcı, ve Şahin Paksoy tarafından kurulan bir moda markasıdır. Marka, sürdürülebilirlik ve ileri dönüşüm üzerine odaklanır. Kullanılmayan, atık haline gelmiş kumaşları ve diğer malzemeleri değerlendirerek ve kullanıcılarına yeni ve zamansız kıyafet ve aksesuarlar sunar.2022 ve 2023 yıllarında iki defile gerçekleştirmiştir. Bunun yanında birçok marka, sanatçı ve kuruluş ile iş birliğinde olarak koleksiyonlar çıkarmıştır. Kuruluşundan bu yana ileri dönüşüm ve sürdürülebilirlik alanındaki farkındalığı arttırabilmek adına çeşitli konuşma, belgesel ve röportajlarda yer almış atölyeler ve sergiler düzenlemiştir. 2024 yılının Temmuz ayından itibaren, marka Selen Konuk Paksoy ve Şahin Paksoy tarafından birlikte yürütülmeye devam etmektedir. Alt Üst, sürdürülebilir moda anlayışını ve ileri dönüşüm projelerini geliştirerek çalışmalarını sürdürmektedir.

  17. 109

    Sürdürülebilir Tasarım Sohbetleri - “Mimaride Dönüşüm”

    Sürdürülebilir Tasarım Sohbetleri - İz Bırakmadan“Mimaride Dönüşüm”Konuşmacı: SO? Mimarlık ve FikriyatModeratör: Nur Gayretliİstanbul merkezli mimarlık ofisi SO? Mimarlık ve Fikriyat ile, gerçekleştirdikleri dönüşüm projeleri üzerinden ofisin mekansal dönüşüm üzerine yaklaşımı ve pratikte dönüşüm projelerinin gidişatı hakkında bilgi sahibi olunacak.Sevince ve Oral, 2007 yılında İstanbul'da SO?’yu kurduklarında, şehir inşaat patlaması ile uluslararası sahnede hızla popülerlik kazanıyordu. SO? 2009 yılında ilk araştırma projesini aldığında, İstanbul, kentsel tasarımın en önemli etkinliklerinden biri olan Urban Age’in ev sahibi olarak seçildi. Birkaç yıl sonra, 2013’te, MoMA PS1 tarafından düzenlenen Genç Mimarlar Programı ilk kez İstanbul’da gerçekleşti ve SO? yarışmanın kazananı oldu. 2015 yılında, İstanbul’daki kamusal yaşamı tasvir eden enstalasyonları, İstanbul'daki isyanlar, çatışmalar ve hızlı gelişimle işaretlenen çalkantılı bir döneme denk gelerek MAXXI Müzesi’nin kalıcı koleksiyonuna alındı. Marmara'daki büyük depremin 20. yılıydı ve depremler sonrası konut projeleri Danimarka, Birleşik Krallık, Fransa ve İtalya'da sergilendi. 2019'da ilk büyük ölçekli kamusal projelerinin açılışından birkaç ay sonra, şehir 20 yıl boyunca aynı parti tarafından yönetildikten sonra yönetim değişikliği yaşadı. 2021’de, yeni yerel yönetimin isteği üzerine, eski belediye başkanlarının konut kullanımı için inşa edilmiş özel bir yüzme havuzunu kamusal bir etkinlik salonuna dönüştürdüler. 2023'te, bir ekonomik kriz ve depremlerin ardından, havuz projesinden esinlenerek mevcut binaların yeniden kullanımı üzerine bir teori yazdılar ve bunu Venedik Mimarlık Bienali’nde sergilediler.

  18. 108

    Sürdürülebilir Tasarım Sohbetleri - “Kentsel Bellekte İz Bırakmadan”

    Sürdürülebilir Tasarım Sohbetleri - İz Bırakmadan“Kentsel Bellekte İz Bırakmadan”Konuk: Fırat ŞenolModeratör: Nur GayretliSanat tarihçisi Fırat Şenol ile kentsel bellek üzerinden İstanbul’un kentsel üretim döngüsü içinden, kentsel belleğin kesintiye uğradığı -sürdürülemediği- ve dolayısıyla “iz bırakamadığı” yapılar üzerinden eleştirel bir konuşma yürütülecek.Fırat Şenol, sanat tarihçisidir. Çeşitli kurumlarda atölyeler, sergilerde ve müzelerde turlar düzenleyerek özellikle İstanbul kent belleği üzerine çalışmalar yapmaya devam etmektedir.

  19. 107

    Sürdürülebilir Tasarım Sohbetleri - “Tasarımda Sürdürülebilirlik”

    Sürdürülebilir Tasarım Sohbetleri - İz Bırakmadan“Tasarımda Sürdürülebilirlik”Konuk: Veli Şafak UysalModeratör: Nur Gayretliİz Bırakmadan söyleşi serisinin bu ilk oturumunda; temaya atıfta bulunarak sürdürülebilirlik kavramının tasarım dünyasındaki yankıları deşifre edilecek. Çağımızın çevresel, ekonomik, demografik değişimlerine cevap vermeyen azılı yapı stoğuna karşılık “yeniden işlevlendirme”nin dünü, bugünü ve daha iyi bir gelecek projeksiyonu için yarını tartışmaya açılacak.Veli Şafak Uysal, ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nde lisans, Bilkent Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü'nde yüksek lisans ve doktora çalışmalarını tamamlamış; doktora tezi ile Türk Sosyal Bilimciler Derneği tarafından verilen Genç Sosyal Bilimciler ödülüne layık görülmüştür. Akademik çalışmalarının yanı sıra, uzun yıllar çağdaş gösteri sanatları alanında koreograf/yönetmen, dansçı ve proje koordinatörü olarak faaliyet göstermiştir. Halen temel tasarım ve mimari/iç mimari tasarım odaklı tasarım stüdyoları yürütmekte; renk, sinema-mimarlık ilişkisi, mekânsal anlatılar ve iç mekân kuramları üzerine dersler vermekte; beden-mekân ilişkisi, mimarlıkta zamansallık, hesaplamalı tasarım, tarihsel bilgi ve tecrübenin çerçevelenmesinde mimarlığın rolü gibi başlıklar etrafında kuramsal çalışma ve yayınlarını sürdürmektedir.

  20. 106

    Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum - Emre Sünter

    Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum“Dijital Sanatın Derdi Ne? Simondoncu Bir Öneri”Konuşmacı: Emre SünterModeratör: Emre ŞanSeminer Tarihi: 8 Mayıs 2025Dijitalliğin toplumun her alanına hızla nüfuz ettiği bir çağda, dijital ortamın kendisini sorunsal olarak ele alan bir sanat biçimi uzunca bir süredir sanatçıları meşgul ediyor. Dijital resim, 3D modelleme, animasyon, sanal gerçeklik ve jeneratif sanat gibi teknikleri kapsayan dijital sanat, geleneksel özgünlük kavramlarına meydan okuyor ve NFT’ler gibi diğer teknolojilerle entegre bir halde yeni katılım ve mülkiyet biçimleri sunuyor. Bu konuşmada, dijital sanatın belirli bir üslup ya da estetikle sınırlı kalmak yerine, teknolojik gelişmelerin, kültürel değişimlerin ve sanatsal pratiklerin kesiştiği dinamik bir potansiyeller alanı açtığını öne süreceğim. Bu bakış açısı, dijital sanatın ne olduğunu değil ne yapabileceğini, nasıl evrilebileceğini ve ne tür yeni etkileşim biçimleri yaratabileceğini vurgular.Bu perspektifi ortaya koymak için Gilbert Simondon’un felsefesinden yararlanacağım. Simondon’a göre şeyler bir seferde baştan aşağı hazır halde verili nesneler değildir ve hiç bitmeyen, çoğul ve beklenmedik potansiyellerle dolu oluş süreçleri üzerinden açığa çıkarlar. Bunun bir yansıması olarak da Simondon’un ‘teknoestetik’ olarak adlandırdığı tutum teknokratik yaklaşımla keskin bir tezat oluşturur ve öngörülebilir olan karşısında beklenmedik olanı ön plana çıkarır. Sanat ve estetik pratikler, teknik araçları işlevsel ve faydacı mantıklarının ötesinde yeniden düşünmek için ayrıcalıklı bir açı sunar ve düşünceyi teknolojinin yaratıcı güçleriyle aynı düzleme getirir. Teknik nesnelerin kolektif güçlere aktardığı belirlenimsizlik payı gelecekteki bireyleşmelerin tohumları olarak işlev görür. Mevcut çerçevelerin veya düzenleyici ilkelerin sınırlarının ötesine uzanarak, mevcut durumların belirsiz ama ilişkisel olarak yüklü sınırlarına doğru ilerler.Bu mercek aracılığıyla, dijital medyanın etkileşim, algoritmik üretim ve akışkanlık gibi özelliklerinin yalnızca sanatın yaratılmasını değil, aynı zamanda alımlanmasını ve yorumlanmasını da nasıl yeniden tanımladığını irdeleyeceğim. Nihayetinde bu yaklaşım bizi dijital sanatı teknolojik, kültürel ve sanatsal güçlerin süregelen etkileşimiyle şekillenen, sürekli gelişen bir potansiyel olarak yeniden düşünmeye sevk eder.

  21. 105

    Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum - Emre Şan

    Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum“Dijital Teknolojiler ve Aklın Kamusal Kullanımı”Konuşmacı: Emre ŞanSeminer Tarihi: 12 Aralık 2024Dijital teknolojilerin gerçekliği düzenleme, adlandırma, ölçme, hesaplama, kodlama işlemlerinin hızı karşısında insanın sembolik alışveriş akışı boy ölçüşemez. Gündelik yaşam biçimlerinin hızlanmasıyla kişiler arası toplumsal bağlantılar yerlerini teknik araçlar arasındaki iletişime bırakır. Diğer yandan, kamusal alan şirketleşmiş teknoloji kültürü içerisinde yeniden programlanmakta ve kullanıcıların ilgileri ve alışkanlıkları demografik, ekonomik, siyasal ve kültürel sınıflandırmalarla verileştirilerek potansiyel davranışlarımız üzerine öngörüler pazarlanmaktadır. Seminerimizde bu iki güncel durum karşısında aydınlanma düşüncesinden miras kalan aklın kamusallığı tartışmasını ve aklın kamusal kullanımının yapay zekanın gelişimi, akıllı makinelerin toplumsal kullanımı ve otomasyon teknolojileri içindeki risklerini ve fırsatlarını ele alacağız. Aklın kamusallığı davranışsal modellerin hesaplama yöntemiyle ya da dijital platformların dikkat ölçme kriterleriyle tanımlanamaz. Onun doğru kullanımı yetilerimizi vesayet altına alacak teknik sistemleri eleştirmeyi gerektirir. İletişimsel ve zeki makineleri kullanmak, sonlu belleklere sahip zihinleri, yapay kanatları sayesinde labirentten kurtulan İkarus gibi özgürleştirir. Ancak, Daidalos’un uyarılarına rağmen İkarus’un balmumundan yapılan kanatlarını unutması gibi, makinelerin sınırlarını unutursak biz de yetilerimizi kaybedebiliriz.

  22. 104

    Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum - Ebru Yetişkin

    Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum“Cehalet Epistemolojisi ve Kayıtsızlaşmanın Ardında”Konuşmacı: Ebru YetişkinModeratör: Emre ŞanSeminer Tarihi: 14 Kasım 2024Çağdaş cehalet epistemologları, cehaletin ve kayıtsızlığın artık sadece bilgisizlik ve bir bilgi eksikliği sorunu olarak tanımlanamayacağını, toplumsal olarak inşa edildiğini ve öğrenildiğini ikna edici bir şekilde ortaya koydular. Böylelikle cahilliğin ve kayıtsızlığın benimsenmesi ve değer sayılmasının ardında felsefi, siyasi ve ekonomi-psikolojik bir kültürel üretim hattı ortaya çıktı. Bu kültürel hattın içinde kakofoni, bitkinlik tasarımı, aptallık, ırkçılık, sistematik yok sayma ve yıkıcılık gibi nekropolitik unsurlar da yer almakta. Dijital teknolojilere eleştirel bir perspektif sunan bu seminerde, cehalet epistemolojisi üzerine yapılan son çalışmalardan yararlanarak, günümüz toplumsallığına dair çok disiplinli bir okuma yapılacak. Günümüzde tekno-feodalizmin yarattığı yaşam ve ölüm süreçleri içinde cehaleti ve kayıtsızlığı benimsemekte acaba nasıl bir güç bulmaktayız?

  23. 103

    Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum - H. Akın Ünver

    Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum“Platon’un Mağarasına Dönüş: Yapay Zeka, Büyük Veri ve Siyasal Sistemlerin Geleceği”Konuşmacı: H. Akın ÜnverModeratör: Emre ŞanSeminer Tarihi: 3 Şubat 2025Bu konuşma, yapay zeka (YZ) ve büyük verinin siyasal sistemler üzerindeki etkilerini, Platon’un Mağara Alegorisi ışığında değerlendirecek ve bu teknolojilerin siyasi sistemleri tamamen ortadan kaldırıp kaldırmayacağı veya köklü bir dönüşüm geçirip geçirmeyeceği sorusuna odaklanacaktır. Platon’un Mağara Alegorisi, insanların gerçekliği yalnızca gölgeler aracılığıyla algıladığı bir dünyayı betimler. Günümüzde YZ ve büyük veri, siyasal gerçeklikleri yeniden tanımlarken, bireylerin siyasi hayata katılımını ve bu katılımın anlamını radikal biçimde değiştirme potansiyeline sahiptir. Bu bağlamda, Thomas Hobbes’un Leviathan kavramı, merkezi otoritenin toplumsal düzeni sağlama rolü ve YZ’nın bu modern Leviathan’ın yeni yüzü olarak nasıl işlev gördüğünü anlamak için ele alınacaktır. YZ, siyasal sistemlerin merkezi kontrolünü pekiştirirken, bu sistemlerin varlığını sürdürebilmesi için gerekli olan toplumsal sözleşmeyi nasıl dönüştürüyor? Yoksa, bu yeni Leviathan, siyasal sistemlerin işlevselliğini aşındırarak onları gereksiz mi kılıyor? Bu sorular, Michel Foucault’nun biyopolitika ve gözetim kavramları çerçevesinde daha da derinleştirilecektir. Foucault, gücün disiplinci mekanizmalarla bireyler üzerinde nasıl işlediğini ve yaşamların yönetildiğini incelerken, YZ ve büyük veri tarafından oluşturulan yeni gözetim rejimlerinin siyasal sistemleri nasıl etkilediğini tartışacağız. Bu teknolojilerin, vatandaşların davranışlarını ve kararlarını denetleme kapasiteleri, siyasal sistemlerin varlığını sorgulamaya açıyor. Bu bağlamda, siyasal sistemler YZ sayesinde daha etkili hale mi geliyor, yoksa bu denetim mekanizmaları onların gerekliliğini ortadan mı kaldırıyor? Son olarak, Hannah Arendt’in kamusal alan ve eylem anlayışı, YZ ve büyük verinin siyasal katılım üzerindeki etkilerini değerlendirmek için kritik bir çerçeve sunacaktır. Arendt’in, eylemin siyasi yaşamın temeli olduğu vurgusuyla, YZ’nın kamusal alanı ve bireylerin siyasi eylemlerini nasıl dönüştürdüğünü sorgulayacağız. YZ, bireylerin kamusal alandaki etkinliğini zayıflatarak siyasal sistemleri anlamsız hale mi getiriyor, yoksa bu teknolojilerle siyasi katılım yeni bir boyut mu kazanıyor? Bu konuşma, Platon’un Mağara Alegorisi’nden yola çıkarak, Hobbes, Foucault ve Arendt’in felsefi perspektifleriyle siyasal sistemlerin YZ ve büyük veri karşısında nasıl bir evrim geçireceğini sorgulayacak; siyasal sistemlerin gerçekten gereksiz hale gelip gelmediğini veya köklü bir dönüşümle yeniden şekilleneceğini irdeleyecektir.

  24. 102

    Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum - Dicle Yurdakul

    Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum“Sibernetik Benlikler: İnsan-Makine Entegrasyonu Çağında Kimliğin Nörobilimi”Konuşmacı: Dicle YurdakulModeratör: Emre ŞanSeminer Tarihi: 13 Mart 2025 Bu seminerde, teknolojinin bedenlerimize, zihinlerimize ve ortamlarımıza giderek daha fazla entegre olmasıyla birlikte, kimliğimizin ve benlik algımızın nasıl yeniden şekillendiği üzerinde durulacaktır. Beyin-makine arayüzleri, protezler, giyilebilir cihazlar ve sanal dünyalar gibi teknolojiler ilerledikçe, insan ile makine ve sanal ile gerçek arasındaki sınırlar bulanıklaşır ve “sibernetik” kimlikler ortaya çıkar. Seminer dahilinde bu dönüşümü yönlendiren nörobilimsel mekanizmalar ele alınarak, bu teknolojilerin beyin fonksiyonlarını, bilişsel süreçleri, benlik algısını ve hem fiziksel hem de sanal alemlerdeki kimlik inşasını nasıl etkilediği incelenecektir. İnsan-makine simbiyozunun ve sanal deneyimlerin giderek yaygınlaştığı bir dünyada benlik kavramını çevreleyen etik ve felsefi sorular irdelenerek, fiziksel ve sanal dünyalar arasında var olan kimliklerle insan olmanın ne anlama geleceği tartışılacaktır.

  25. 101

    Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum - Suncem Koçer

    Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum“Yanlış Bilgi Karşısında (Şüpheci) Atalet ve Yılmazlık”Konuşmacı: Suncem KoçerModeratör: Emre ŞanSeminer Tarihi: 17 Nisan 2025 Bu seminerde yanlış bilgi bağlamında yılmazlık (“resilience”) kavramını ele alacağız. Neden “resilience” için ilk akla gelen “dayanıklılık” sözcüğü yerine “yılmazlık” diyoruz sorusuna yanıt vererek başlayacağız. Bireylerin çevreleriyle olan etkileşimini merkeze alarak, karşısında yılmazlık geliştirmemiz gereken zorluğu “hakikat sonrası” başlığı altında inceleyeceğiz. Boylamsal olarak tekrarlanan küresel medya araştırmaları bireylerin doğru olmayan haberler ve yanlış bilgilerle ilgili farkındalıklarını ortaya koyuyor. Pek çok haber kullanıcısı tükettikleri mecralarda yanlış bilgilere maruz kaldıklarını şikâyet ederek not ediyorlar. O halde neden hem doğru olmayan haberlerden yakınıyor hem de kendi haber tüketim alışkanlığını değiştirmeye yanaşmıyorlar? Öyle ki kullanıcılar parçası oldukları kutuplu siyasal iklimin ve ayrışmış haber tüketiminin çoğu zaman gayet farkındalar. Buna rağmen kayıtsızlık hali haberle kurulan gündelik ve doğrudan ilişkiyi belirlemekte. Şüpheci atalet kavramıyla açıklayacağımız bu duruma içkin ümit duygusunu konuşmak yanlış bilgiye yılmazlık penceresinden bakmak için bizi cesaretlendirecek. Cesaretimizi topladıktan sonra sistemsel bir mesele olarak yanlış bilgi karşısında yılmazlığı literatür ışığında konuşacağız, noktayı kendi medya eko-sistemimizin yılmazlığı ve marazlarını tartışarak koyacağız.

  26. 100

    HEY! Beyoğlu - “Büyüdüğüm Yerden: Cihangir, Çocukluk, Mimarlık” - Han Tümertekin

    HEY! Beyoğlu: Yapılar, Mimarlar, Hikâyeler “Büyüdüğüm Yerden: Cihangir, Çocukluk, Mimarlık” Moderatör: Cem Sorguç  Konuşmacı: Han Tümertekin   Mimar Cem Sorguç’un hazırlayıp, sunduğu HEY! Beyoğlu: Yapılar, Mimarlar, Hikâyeler başlıklı podcast dizisi, ikinci sezondaki son bölümünde mimar Han Tümertekin’i ağırlıyor. Beyoğlu’nun geçmişi yüzyıllar öncesine uzanan semtlerinden Cihangir’de doğan ve bu semtte çocukluğunu geçiren Han Tümertekin, Cihangir’in 1960’lar ve sonrasında geçirdiği dönüşümlerden çocukluk anılarına, mahalle sakinlerinin günlük yaşantısından semtteki ilkokul yıllarına, Cihangir ve Beyoğlu’nun farklı yıllar arasındaki renklerini ve seslerini kişisel deneyimleri üzerinden anlatıyor. Beyoğlu’ndaki kişisel tarihinin yanı sıra bölgedeki birçok mimari eserin yeniden yapılandırılması sürecinde başarılı işlere imza atan Han Tümertekin bir mimar olarak bölgedeki deneyimlerini ve çalışmalarını da farklı perspektifler ve anlatılar üzerinden dile getiriyor.  

  27. 99

    CAZ 34: Asena Akan - Barış Arslan

    CAZ 34 Moderatör: Erdem Özkan Konuklar: Asena Akan - Barış Arslan 34. Akbank Caz Festivali kapsamında Erdem Özkan’ın hazırlayıp, sunduğu Caz 34 isimli podcast programının beşinci bölümü şimdi Spotify ve Apple Podcast'te. Akbank Caz Festivali'nin 34. yılına özel hazırlanan podcast serisi Caz34'ün bu bölümünde Erdem Özkan’ın konukları doğaçlama unsurunu, farklı ritmik kalıplarla kendi müziğine uyarlayan gitarist Barış Arslan ve müzisyen, besteci ve söz yazarı Asena Akan. Caz34'ün beşinci bolümünde Barış Arslan; kendi bestelerinden oluşan ve uzun süredir üzerinde çalıştığı "Zenith" albümünün müzikal yolculuğunun perde arkasını aralarken, caz gitaristlerinin diğer müzik türlerinden nasıl beslendiklerini anlatıyor. Yeni çıkan "Contempo - AŞIK" albümü ile festival dinleyicileriyle bir araya gelecek olan başarılı müzisyen Asena Akan, İstanbul ile olan kişisel bağının kendisini ve müzik yolculuğunu zaman içerisinde nasıl etkilediğini paylaşıyor. Şehrin Caz Halinde görüşmek üzere.

  28. 98

    CAZ 34: Tophane Noise Band - Rânâ Uludağ

    CAZ 34 Moderatör: Erdem Özkan Konuklar: Tophane Noise Band - Rânâ Uludağ Akbank Caz Festivali’nin 34. yılına özel hazırlanan podcast serisi Caz34’ün bu bölümünde Erdem Özkan’ın konukları ellerine geçirdikleri her nesneyle ses üreten, müzik yapan, Tophane Noise Band üyelerinden Serkan Aka ve davulcu, yapımcı Rânâ Uludağ. Caz34’ün dördüncü bölümünde Serkan Aka, Tophane Noise Band’in nasıl ortaya çıktığını, geçmiş projelerini ve festival kapsamındaki performanslarının detayları paylaşırken, bir yandan da kullandıkları birbirinden ilginç “enstrümanları” nasıl oluşturduğunu bizzat kendi elleriyle yaptığı deneysel flütleri kullanarak örnekliyor. Palmiyeler grubu ile olan başarılı müzik kariyerinin yanı sıra bir plak şirketi yöneticisi olarak da çalışmalarına devam eden Rânâ Uludağ ise yapımcı ve müzisyen kimliklerinin beraberinde getirdiği sorumlulukları paylaşıyor. Festival konserinde davulcu ve besteci Berke Can Özcan’la yeniden bir araya gelecek olmanın heyecanından bahseden Uludağ, usta bir davulcu gözüyle Tophane Noise Band enstrümanlarını kullanmanın nasıl bir his olduğunu dile getiriyor. Geleneksel ve modern perküsyonlara dair birbirinden farklı ayrıntıları içeren Caz34’ün bu bölümünü kaçırmayın!

  29. 97

    CAZ 34: Tuğçe Şenoğul - Selût

    CAZ 34 Moderatör: Erdem Özkan Konuklar: Selût - Tuğçe Şenoğul   Akbank Caz Festivali kapsamında Erdem Özkan’ın hazırlayıp, sunduğu Caz 34 isimli podcast programı üçüncü bölümünde, kendilerine has tarzları ve şarkılarıyla olduğu kadar, multi-disipliner sanatçı kimlikleriyle de dikkat çeken festivalin bu seneki konukları arasında yer alan Selüt ve Tuğçe Şenoğul’u ağırlıyor. Caz 34’ün bu bölümünde müzikte ve genel olarak sanatta ilham kavramına dair konu başlıkları konuşulurken, modadan 1990’lı ve erken 2000’li yılların Beyoğlu kültürüne, birbirinden farklı konu başlıklarına temas ediliyor. “Benim için yazdığım her şarkı aslında çizdiğim illüstrasyonlarım için birer soundtrack” diyen Selüt, bazen bir parçadan tat ve hatta koku hissi aldığını söylüyor. Tuğçe Şenoğul ise sahnedeki ışık, atmosfer ve hatta sanatçının giyim tarzının da performansın son derece temel bir parçası olduğunun güçlü savunucularından. Bunu müzik tarihinden verdiği örneklerle de destekliyor. Sokaktan, günlük ve güncel hayattan beslenerek sadece müzikle değil, farklı sanat dallarıyla da kendilerini ifade eden iki şahane hikaye anlatıcısı Selüt ve Tuğçe Şenoğul’un 34. Akbank Caz Festivali özel podcast serisindeki bu sohbetini kaçırmayın!

  30. 96

    CAZ 34: Ercüment Orkut - Bilge Günaydın

    CAZ 34 Moderatör: Erdem Özkan Konuklar: Ercüment Orkut - Bilge Günaydın   34. Akbank Caz Festivali kapsamında Erdem Özkan’ın hazırlayıp, sunduğu Caz 34 isimli podcast programı ikinci bölümünde festivalin sanatçıları arasında yer alan iki çok özel piyanist ve besteciyi ağırlıyor. Bilge Günaydın ve Ercüment Orkut’un konuk olduğu Caz 34’ün bu bölümde Bilge Günaydın, festival konserine dair ayrıntıları paylaşırken, Amerika’da aldığı caz kompozisyon eğitimden ve bununla ilişkili gelecek projelerinden bahsediyor. Ercüment Orkut ise hem festivalin açılış konseri olan Kenan Doğulu’nun İhtimaller projesi hem de kayıtları Londra Abby Road’da yapılan İhtimaller - 2 albümünün perde arkasını aralıyor. Orkut aynı zamanda çağdaş müzik ve modern caza dair farklı perspektifler sunan toplam 8 kompozisyonun yer aldığı TÖZ Trio’nun Hezarfen Ensamble ile kaydettiği TÖZ-2 albümüne ve bu albümünün festival konserine dair düşüncelerini dile getiriyor.  

  31. 95

    CAZ 34: Gözde Sivişoğlu - Baki Duyarlar

    CAZ 34 Moderatör: Erdem Özkan Konuklar: Gözde Sivişoğlu - Baki Duyarlar Akbank Caz Festivali'nin 34. yılına özel hazırlanan podcast serisi CAZ 34'te Erdem Özkan'ın ilk konukları festival direktörü Gözde Sivişoğlu ve çok değerli caz piyanisti, aranjör, besteci ve eğitmen Baki Duyarlar. Bu bölümde Gözde Sivişoğlu festival programını detaylı bir şekilde anlatıyor, konserlerin ve etkinliklerin arka planındaki ince ayrıntıları paylaşıyor. Baki Duyarlar ise festival kapsamında genç müzisyenlere yönelik düzenlenen ve eğitmenleri arasında yer aldığı JAmZZ Masterclass Programı üzerine görüşlerini paylaşırken, "caz gezegenine" dair anlattığı keyifli anekdotlarla Türkiye'de ve dünyada cazın tarihine ışık tutuyor.

  32. 94

    HEY! Beyoğlu - “Düşe Kalka Beyoğlu” - Burcu Pelvanoğlu

    HEY! Beyoğlu: Yapılar, Mimarlar, Hikâyeler “Düşe Kalka Beyoğlu” Moderatör: Cem Sorguç  Konuşmacı: Burcu Pelvanoğlu  “HEY! Beyoğlu podcast serisinin bu bölümüne Türkiye'deki modernleşme ve sanat ilişkisi üzerine hazırladığı yayınların yanı sıra kaleme aldığı sanatçı monografileri ve farklı üniversitelerdeki akademik çalışmaları ile tanınan sanat tarihçi, eleştirmen ve akademisyen Burcu Pelvanoğlu konuk oldu. Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarında Beyoğlu'nda düzenlenen ilk sanat sergilerinden erken Cumhuriyet dönemi sergilerine, 1950'li yıllarda sanatın Beyoğlu'ndaki kamusal ve kurumsal alandaki yolculuğundan 1990'lı yıllardaki değişen çehrelerine; zamanlar, mekânlar ve insanlar üzerinden bir okuma sunan serinin yeni bölümü  “Düşe Kalka Beyoğlu” ismini taşıyor. Plastik sanatların yanı sıra sinemadan tiyatroya, müzikten edebiyata bir yüzyıldan fazla bir süre boyunca farklı sanat disiplinlerinin izleyici ile buluşma noktası olmasının ötesinde kültürel bir üretim alanı olarak da rakipsiz öne çıkan Beyoğlu'nun farklı dönüm noktalarına dair bir sohbet serinin bu bölümünün sınırları içinde yer alıyor. 

  33. 93

    HEY! Beyoğlu - Galata'da İngiliz İzleri - Mete Göktuğ

    Mimar Mete Göktuğ çocukluğundan itibaren yaşamının büyük bir bölümünün geçtiği Galata'yı anlatıyor. Galata’daki ilk yerleşim alanlarından Cenevizlilere, semtin Latin mahallerinden Galata Köprüsü ve Galata Surları’na, semte dair çeşitli anlatıları ve hikayeleri bireysel yaşanmışlıklarının süzgecinden anlatan Mete Göktuğ, 1930’larda İngilizler tarafından Galata'da kurulan İngiliz Deniz Adamları Hastanesi, İngiliz Postanesi ve İngiliz Karakolu’na dair de geniş bir parantez açıyor.

  34. 92

    HEY! Beyoğlu: "Deneyimlerle Beyoğlu İmgeleri"

    HEY! Beyoğlu: Yapılar, Mimarlar, Hikâyeler "Deneyimlerle Beyoğlu İmgeleri" Moderatör: Cem Sorguç - Konuşmacı: Süreyyya Evren HEY! Beyoğlu serisinin bu bölümünde 1980'li yıllardan günümüze uzanan süreçte Beyoğlu yaşantısının farklı çehreleri şair, yazar, çevirmen ve editör Süreyyya Evren'in yaşam deneyimleri çerçevesinde anlatılıyor. Beyoğlu'nun kent yaşantısı için taşıdığı önem, yarattığı enerji, farklı kültürlerle iletişimi, bireysel hafızaların üzerindeki etkisi, yakın dönemde geçirdiği yapısal değişimler, geçmiş ve şimdi arasında oluşturduğu köprü, bir hayal merkezi olarak sahip olduğu değer, hikayeleri ve çok daha fazlası Süreyyya Evren anlatıyor.

  35. 91

    HEY! Beyoğlu: Okuduğum Yerden: Galatasaray Lisesi

    HEY! Beyoğlu Yapılar, Mimarlar, Hikâyeler Okuduğum yerden: Galatasaray Lisesi Moderatör: Cem Sorguç Konuk: İzzeddin Çalışlar   On beşinci yüzyılın sonlarından itibaren İstanbul’a dair kayıtlarda bir saray mektebi olarak adı geçen ve 1923 yılında Galatasaray Lisesi adını alan eğitim kurumu, yıllar içinde merkezinde bulunduğu semte ismini vermiş olan bir ekol. 1868 yılında, Sultan Abdülaziz’in Fransa İmparatoru III. Napoléon’la kurduğu yakın ilişki sonucu Avrupa’nın en ileri standartlarına sahip bir orta öğretim kurumu olarak tasarlanan Mekteb-i Sultani (Lycée Impérial Ottoman da Galata Serai) 1481 yılında başlayan yolculuğundan günümüze 500 yılı aşkın bir süredir varlığını koruyan Türkiye’nin en köklü eğitim kurumlarından biri.   HEY! Beyoğlu Yapılar, Mimarlar, Hikâyeler isimli podcast serisinin bu bölümünde Beyoğlu’nun kalbinde yer alan bir eğitim kurumunu (Galatasaray Lisesi) okulun mezunlarından ve aynı zamanda Galatasaray Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi olan yazar, editör, tasarımcı ve küratör İzzeddin Çalışlar anlatıyor.

  36. 90

    HEY! Beyoğlu: "Oturduğum Yerden: Doğan Apartmanı"

    HEY! Beyoğlu: Yapılar, Mimarlar, Hikâyeler Oturduğum Yerden: Doğan Apartmanı Moderatör: Cem Sorguç - Konuşmacı: Okan Bayülgen 1894 yılında İtalyan mimarisi esas alınarak İstanbul'un Galata semtinde Belçikalı Helbig Ailesi tarafından yaptırılan ve o günden bu yana birçok kez sahibi ve ismi değişen Doğan Apartmanı tarih içinde Helbig Apartmanı, Botton Han, Victoria Han gibi farklı isimlerle anıldı. Geç 19. yüzyıl ve erken 20. yüzyılda dönemin varlıklı Levanten, Yahudi ve Rum ailelerinin kiralık konut olarak kullandığı Doğan Apartmanı ilerleyen yıllarda Türkiye’nin ilk kadın mimarlarından Mualla Eyüboğlu'dan araştırmacı-yazar ve koleksiyoner Rasih Nuri İleri'ye Türkiye'nin kültür-sanat ve bilim çevrelerinden birçok farklı isme ev sahipliği yaptı. Yavuz Turgul’un Muhsin Bey ve Eşkiya filmlerinin çekimlerine de mekân olan Doğan Apartmanını uzun yıllardır bu yapıda yaşayan ve lise yıllarından beri apartman ile iletişim halinde olan Okan Bayülgen  anlatıyor. 

  37. 89

    Felsefe Seminerleri Dizisi - Kriz ve Kritik II - Ferda Keskin

    Felsefe Seminerleri Dizisi - Kriz ve Kritik II Moderatör: Emre Şan Konuşmacı: Ferda Keskin “Tarihsel Ontoloji Olarak Kritik” Antik Yunancadaki krinein fillinden gelen kritik kavramı, birbiriyle ilişkili bir dizi farklı anlam taşısa da Batı felsefe tarihinde özellikle 18. yüzyıldan bu yana sınır, sınır çizme, ayırma kavramlarıyla birlikte düşünülmüştür. Örneğin söz konusu yüzyılın sonuna damga vurmuş olan Kant’a göre aklın sınırlarını çizmek hem bilginin olabilirlik koşullarını belirlemeyi hem de bilimsel bir metafiziği mümkün kılan temel felsefi faaliyettir. Sınır ise, kuşkusuz, antik Yunan’dan bu yana çok geniş uygulama alanı olan bir kavramdır ve varlığın kavramsallaştırılması olarak ontolojide önemli bir yer tutar. Bu bağlamda sorulabilecek önemli sorular arasında sınırların evrenselliği veya tarihselliği, aşılabilirliği veya aşılamazlığı yanı sıra aşılmalarının gerekli olup olmadığı gibi modaliteler vardır. Tarihsel ontoloji sınırların tarihsel olarak kurulduklarını ve zorunlu olmadıklarını göstermeyi amaçlar. Aidiyet koşulları itibariyle insan eylemine sınır tanımladıkları düşünüldüğünde, kimliklerin de bu modaliteler çerçevesinde değerlendirilmesi tartışmayı özgürlük ekseninde etik ve politik bir boyuta taşır. Dolayısıyla, tarihsel ve zorunsuz sınırların aşılmasının gerekli olup olmadığı ve eğer gerekliyse aşılmalarının alabileceği biçimler sadece teorik değil aynı zamanda pratik bir soruya dönüşür. Bu konuşmada yukarıdaki soruları modern siyaset felsefesi ve etik bağlamında tartışacalacaktır.

  38. 88

    HEY! Beyoğlu - Bir Zamanlar Beyoğlu’nda Eğlence Hayatı ve Mekanları - Gökhan Akçura

    HEY! Beyoğlu Yapılar, Mimarlar, Hikâyeler Moderatör: Cem Sorguç Bahsettiğimiz bugünlerde ve aslında zaman zaman büyüsünü yitirdiği düşünülen bir semtin geçmişine dair güzelleme ve peşine takılan bir zamane yakınması değil. Yapılar, ara mekânlar ve insanlar üzerinden mimari, gündelik hayat, tarih, meşgale, vaka ara kesitinde mekânsal ve beşeri bir bellek kazıması. Günümüzün görünür görünmez kodlarını açmaya, geçmiş ile gelecek, eski ile yeni kopukluğunu varsaymaya karşın mekânsal ve zamansal bir bütünleştirme gayreti. Konuşmacı: Gökhan Akçura 18. yy.’dan itibaren Beyoğlu’nda eğlence hayatına tanıklık eden mekânlar, sokaklar, insanlar. DTCF Tiyatro Kürsüsü ’nü bitirdikten sonra, aynı alanda öğretim üyesi olarak görev yaptı. Üniversiteden ayrıldıktan sonra reklam ve senaryo yazarlığı, yayıncılık, editörlük, radyo programcılığı gibi işlerde çalıştı. İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun dramaturg kadrosunda yer aldı. Halen serbest araştırmacı ve yazar olarak çalışmalarını sürdürüyor. 1990 yılından bu yana tiyatro, sinema, günlük yaşam tarihi gibi konularda otuzu aşkın kitabı yayımlandı. En son olarak İstanbul Şarkıları, Bir Şehri İstanbul ki adlı kitapları çıktı. Akçura, birçok projede danışman olarak yer alması yanı sıra çeşitli sergilerin de küratörlüğünü üstlendi. Yazılarını dergiler ve internet siteleri üzerinden yayınlamaya devam ediyor.

  39. 87

    HEY! Beyoğlu - Beyoğlu ve Levantenler - Rinaldo Marmara

    HEY! Beyoğlu Yapılar, Mimarlar, Hikâyeler Moderatör: Cem Sorguç Bahsettiğimiz bugünlerde ve aslında zaman zaman büyüsünü yitirdiği düşünülen bir semtin geçmişine dair güzelleme ve peşine takılan bir zamane yakınması değil. Yapılar, ara mekânlar ve insanlar üzerinden mimari, gündelik hayat, tarih, meşgale, vaka ara kesitinde mekânsal ve beşeri bir bellek kazıması. Günümüzün görünür görünmez kodlarını açmaya, geçmiş ile gelecek, eski ile yeni kopukluğunu varsaymaya karşın mekânsal ve zamansal bir bütünleştirme gayreti. Konuşmacı: Rinaldo Marmara Tarihsel akışı içerisinde Galata’dan Beyoğlu’na ve 19. yy.’a yoğunlaşarak Levantenler. Fransa’da Montpellier Paul Valéry Üniversitesi’nde doktor unvanı alan Rinaldo Marmara’nın Doktora tezinin konusu: Bizans’tan günümüze kadar Latin veya Levanten cemaatinin kuruluş, yükselme ve gerileme dönemleri hakkındadır. Elliye yakın kitap ve yüzden fazla makaleye imza atan Marmara, Vatikan Arşivlerinde araştırmalarına devam ediyor; bu ara Türkiye-Vatikan diplomatik ilişkileri konusunda çalışmalarını sürdürüyor. Vatikan Arşivlerinin herkes tarafından faydalanabilmesi için konu itibariyle katalog seklindeki yayınlar üzerinde çalışıyor. İlk belgeli kataloğu İstanbul Aydın Üniversitesi tarafından yayımlanmıştır. Vatikan tarafından Chevalier de l’Ordre de Saint-Grégoire le Grand, ve Polonya Cumhuriyeti tarafından Bene Merito nişanlarıyla ödüllendirilmiştir.

  40. 86

    HEY! Beyoğlu - Beyoğlu'nda Art Nouveau Mimarisi

    HEY! Beyoğlu Yapılar, Mimarlar, Hikâyeler Moderatör: Cem Sorguç Bahsettiğimiz bugünlerde ve aslında zaman zaman büyüsünü yitirdiği düşünülen bir semtin geçmişine dair güzelleme ve peşine takılan bir zamane yakınması değil. Yapılar, ara mekânlar ve insanlar üzerinden mimari, gündelik hayat, tarih, meşgale, vaka ara kesitinde mekânsal ve beşeri bir bellek kazıması. Günümüzün görünür görünmez kodlarını açmaya, geçmiş ile gelecek, eski ile yeni kopukluğunu varsaymaya karşın mekânsal ve zamansal bir bütünleştirme gayreti. Beyoğlu'nda Art Nouveau Mimarisi Konuşmacı: Zafer Akay Beyoğlu’nda Tanzimat'tan sonra elçilik yapılarıyla başlayan Sanayi-i Nefise Mektebi'nin açılmasıyla giderek çeşitlenen yapı faaliyetinin birçok ilginç aktörü var. Tepebaşı - İstiklal Caddesi kafe ve tiyatrolarıyla Osmanlı başkentinin Avrupai eğlence merkezine dönüşürken, dönemin mimarlık tarz ve akımlarının da bir sergi alanı oldu. Yüzyıl başına damgasını vuran Art Nouveau'nun da D’Aronco yanı sıra, Karakaş kardeşler, Yorgiyadis kardeşler, Kyriakides ve Novokosmos gibi kendine özgü, yerli tasarımcılarının ürettiği birçok örneği Beyoğlu’nun renklerinden birini oluşturur. 1984'te ODTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık bölümünden mezun oldu. 1985-87 yıllarında aynı kurumda araştırma görevlisi olarak lisansüstü çalışmalarını sürdürdü. 1988-97 arasında Ankara'da serbest mimar olarak çalıştı. 1991'de Arkitekt dergisinin editörlüğünü üstlendi. 1997’de İstanbul’a taşındı. 1998-99'da ArchiScope'un genel yayın yönetmenliğini yürüttü. 1999'dan bu yana Mahalle Afet Yönetimi Derneği'nde çeşitli görevlerde bulundu. Mimarlar Odası ve Literatür Yayıncılık'ta mimarlık alanında editörlük çalışmalarını sürdürdü. 2004'te Zafer Akay Yapı İşliği adı altında yeniden serbest mimarlık çalışmalarına başladı. Yanı sıra, Cumhuriyet dönemi Türkiye mimarlığı ve modernleşme alanlarında yoğunlaşarak mimarlık tarihi çalışmalarını da sürdürmekte. 2014’ten bu yana İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmakta.

  41. 85

    HEY! Beyoğlu - Pera ve Galata’da Yahudi İzleri

    HEY! Beyoğlu Yapılar, Mimarlar, Hikâyeler Moderatör: Cem Sorguç Bahsettiğimiz bugünlerde ve aslında zaman zaman büyüsünü yitirdiği düşünülen bir semtin geçmişine dair güzelleme ve peşine takılan bir zamane yakınması değil. Yapılar, ara mekânlar ve insanlar üzerinden mimari, gündelik hayat, tarih, meşgale, vaka ara kesitinde mekânsal ve beşeri bir bellek kazıması. Günümüzün görünür görünmez kodlarını açmaya, geçmiş ile gelecek, eski ile yeni kopukluğunu varsaymaya karşın mekânsal ve zamansal bir bütünleştirme gayreti. Konuşmacı: Mois Gabay Yüzyıllar içinde Galata’dan Beyoğlu’nda yapılar ve yaşayanlarıyla Yahudi izleri. MOİS GABAY, 1984’te İstanbul Beyoğlu’nda doğmuştur. Yıldız Teknik Üniversitesi Fransızca Mütercim Tercümanlık lisans ve Galatasaray Üniversitesi Stratejik İletişim Yönetimi Yüksek Lisans bölümlerinden mezun olmuştur. “Kurumsal Sosyal Sorumluluk ve İnsan Hakları” konulu yüksek lisans tezi 2010 yılında yayımlanmıştır. 2007 yılından itibaren kokartlı profesyonel tur rehberi olarak Fransızca ve Türkçe kültür turları yapmaya başlamıştır. 2009 yılında “Boy Aynası” adı ile başladığı Şalom gazetesi köşe yazılarını halen sürdürmektedir.

  42. 84

    HEY! Beyoğlu - Alplerden Galata’ya ve Ötesi: Pietro Montani’nin Kültürlerarası Deneyimi

    Yapılar, Mimarlar, Hikâyeler Moderatör: Cem Sorguç Bahsettiğimiz bugünlerde ve aslında zaman zaman büyüsünü yitirdiği düşünülen bir semtin geçmişine dair güzelleme ve peşine takılan bir zamane yakınması değil. Yapılar, ara mekânlar ve insanlar üzerinden mimari, gündelik hayat, tarih, meşgale, vaka ara kesitinde mekânsal ve beşeri bir bellek kazıması. Günümüzün görünür görünmez kodlarını açmaya, geçmiş ile gelecek, eski ile yeni kopukluğunu varsaymaya karşın mekânsal ve zamansal bir bütünleştirme gayreti. Konuşmacı: Paolo Girardelli Trieste doğumlu ama ailesi Piemonte dağları kökenli olan Pietro Montani, 1832 yılında 4 yaşındayken ailesiyle Galata’ya yerleşiyor. Babası inşaat ve tesisat/tenekecilik alanında aktif olurken, oğlu daha sanatsal ve entelektüel bir kariyere yöneliyor. 1873 yılında Osmanlı mimarisi hakkında ilk teorik incelemelerden birine imza atan Montani, sultan Abdülaziz döneminde Osmanlı kimliğini temsil eden bir “modern” mimari tarzını üretmek için oldukça etkileyici bir rol oynadı. Paolo Girardelli (Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü) özellikle Geç Osmanlı şehirlerindeki Avrupalı ve gayrimüslim varlığının görsel/mekânsal boyutu üzerine çalışan bir sanat ve mimarlık tarihçisidir. 2005-2006’da MIT’de Aga Khan Bursiyeri, 2013’te de Paris’teki Ulusal Sanat Tarihi Enstitüsü’nde (INHA) davetli araştırmacı olarak bulundu. Yayınları, mekân, diplomasi, din ve toplumsal kimlikler arasındaki ilişkiye odaklanmaktadır.

  43. 83

    HEY! Beyoğlu - Beyoğlu ve Beyaz Ruslar

    Yapılar, Mimarlar, Hikâyeler Moderatör: Cem Sorguç Canlı etkinliği içerisinde kendisinde ifade bulan yapılar, ara mekânlar ve insanlar üzerinden mimari, gündelik hayat, meşgale, vaka ara kesitinde mekânsal ve beşeri bellek kazıması. Günümüzün görünür görünmez kodlarını açmaya, geçmiş ile gelecek, eski ile yeni kopukluğunu varsayan bir retoriğe karşın bir bütünselleştirme gayreti. Beyoğlu ve Beyaz Ruslar Konuşmacı: Oya Dağlar Macar 1917 Ekim Devrimi’nin ardından İstanbul’a gelen Beyaz Rusların başta Beyoğlu olmak üzere İstanbul’daki yaşamları, etkileri. Prof. Dr. Oya Dağlar Macar lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Tarih bölümünde tamamladı. Yüksek lisans ve doktorasını Boğaziçi Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü’nde yaptı.  1998-2004 yılları arasında Bilgi Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak çalıştıktan sonra 2004’te İstanbul Ticaret Üniversitesi’ne geçti. 2008-2009’da ABD, Kansas’taki Fort Hays Eyalet Üniversitesi’de, 2011-2012’de Boston Hellenic College’da ve 2019 yılı yaz döneminde Strasbourg Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi olarak bulundu. War, Epidemics and Medicine in the Late Ottoman Empire (1912-1918); Balkan Savaşları’nda Salgın Hastalıklar ve Saglık Hizmetleri; Beyaz Rus Ordusu Turkiye’de (Elçin Macar ile birlikte) isimli kitapları olan Oya Dağlar Macar’ın, tıp tarihi, siyasi tarih, 19. ve 20. yüzyıla odaklanan Osmanlı savaş tarihi alanlarında çalışmaktadır. 2017’den beri Türk Tıp Tarihi Kurumu yönetim kurulu üyesi olan Oya Dağlar Macar halen İstanbul Ticaret Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde öğretim üyesidir.

  44. 82

    HEY! Beyoğlu - Beyoğlu’nda 19. Yüzyıl

    Yapılar, Mimarlar, Hikâyeler Moderatör: Cem Sorguç Canlı etkinliği içerisinde kendisinde ifade bulan yapılar, ara mekânlar ve insanlar üzerinden mimari, gündelik hayat, meşgale, vaka ara kesitinde mekânsal ve beşeri bellek kazıması. Günümüzün görünür görünmez kodlarını açmaya, geçmiş ile gelecek, eski ile yeni kopukluğunu varsayan bir retoriğe karşın bir bütünselleştirme gayreti. Beyoğlu’nda 19. Yüzyıl Konuşmacı: Dr. Pınar Erkan Galata ve Beyoğlu'nun kentsel gelişimi, Rumların Beyoğlu'na gelişi, gayrimüslimlerin eğitim ve kültür yapılarının kentleşme sürecine etkileri.

  45. 81

    Beuys ve Günümüz - Jochen Proehl

    Moderasyon: Prof. Dr. Marcus Graf Konuşmacı: Jochen Proehl (Sanatçı ve Akademisyen) Jochen Proehl, 1958 yılında Almanya'da Lübeck'te doğdu. Çocukluğu ve gençliği İstanbul'da geçti. Hdk Berlin'de (bugün UDK) güzel sanatlar okudu. Bugüne dek yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda kişisel sergi açtı ve çok sayıda karma sergiye katıldı. 2013 yılından bu yana Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak dersler vermektedir.

  46. 80

    Beuys ve Edisyonları - Klaus Staeck

    Moderasyon: Prof. Dr. Marcus Graf Konuşmacı: Klaus Staeck  Sanat çalışmalarına tahta baskılarla başlayan Klaus Staeck daha sonra serigrafiye geçti. Joseph Beuys, Panamarenko, Dieter Roth, Nam June Paik, Wolf Vostell, Daniel Spoerri, Günter Grass, Walter Jens ve Heinrich Böll ile birlikte çalıştı. Joseph Beuys’la ilk ortak çalışmasını 1968’de yaptı. 1973 yılında Joseph Beuys ile birlikte kurduğu Freie Hochschule für Kreativität und interdisziplinäre Forschung (Yaratıcılık ve Disiplinlerarası Araştırma için Özgür Üniversite) derneğinin başkanlık görevini üstlendi. Klaus Staeck 1986'dan beri Kunstakademie Düsseldorf'ta misafir öğretim üyesidir. 2006 – 2015 yılları arasında Berlin Akademie der Künste (Berlin Sanat Akademisi) başkanlığı yapmıştır ve 2015'ten beri de Onursal Başkanıdır. Kariyeri boyunca birçok ödül kazanmış ve ve 2007'de Großes Bundesverdienstkreuz - Almanya Federal Cumhuriyeti Liyakat Nişanı’na layık görülmüştür.

  47. 79

    Beuys ve Sosyal Plastik - Dr. Bünyamin Özgültekin

    Moderasyon: Prof. Dr. Marcus Graf. Konuşmacı: Prof. Dr. Bünyamin Özgültekin Ayvansaray Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Bünyamin Özgültekin, 1989 yılında Unesco AİAP Uluslararası Plastik Sanatlar Birliğinin kurucu üyesi ve 1990 yılında Uluslararası İstanbul Sanat Fuarının kurucu üyesi oldu. 2 dönem (8 yıl) Marmara Üniversitesi Rektör Danışmanı olarak görev yaptı. 3 dönem (12 yıl) Üniversitelerarası Kurul Sanat Dalları Konseyi, Eğitim Komisyonu Başkanı, Üniversitelerarası Kurul Doçentlik Sanat Tasarım Komisyonu Üyeliği, Sanat Dalları Eğitim konseyi Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanlığı ve YÖK Eğitim Komisyonu, Güzel Sanatlar ve Konservatuvar Çalışma Gurubu üyesi olarak görevler yaptı. 2020 tarihinden itibaren Ayvansaray Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesini dekanlığını yürütmektedir Üç çocuk babası ve çok iyi derecede Almanca bilmektedir.

  48. 78

    Beuys ve Kelt Kültürü - Lale Delibaş

    Moderasyon: Prof. Dr. Marcus Graf Konuşmacı: Lale Delibaş Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünde lisans, "Kelt Kültürü Bağlamında Joseph Beuys ve Eserleri"  başlıklı teziyle yüksek lisans eğitimini tamamladı. Aynı bölümde sanatta yeterlik eğitimini tamamlamak için "Joseph Beuys'un Eserlerinde Bir Ari Miti: Kayıp Kıta Atlantis" başlıklı tezi üzerinde çalışmalarına devam ediyor. Yurtiçinde ve yurtdışında birçok sergiye katılan sanatçının sergileri arasında ilk kişisel sergisi "Lamekân" 2008 yılında İstanbul Mac Sanat Galerisi'nde açıldı. Sergileri arasında: "Sarmal/Helix", Yapı Kredi Kültür Sanat (2017), 2010 Uluslararası Mardin Çağdaş Sanat Bienali, “Twenty Windows on the World” (UNESCO, Paris) ve Borusan Müzikevi'nin açılış sergisi Akıl Modelleri: İlk Gösteri/ Mind Models: The First Show” sayılabilir. Lale Delibaş, çalışmalarını İstanbul'da sürdürüyor.

  49. 77

    Beuys ve Fluxus - Dr. Öğr. Üyesi Fırat Arapoğlu

    Moderasyon: Prof. Dr. Marcus Graf Konuşmacı: Dr. Öğr. Üyesi Fırat Arapoğlu Fırat Arapoğlu sanat tarihçisi, eleştirmen ve bağımsız küratör olarak İstanbul’da yaşamaktadır. Altınbaş Üniversitesi’nde Dr. Öğr. Üyesi olarak çalışmaktadır. “Sosyal Süreçleriyle Fluxus ve Ötesi” başlıklı yüksek lisans tezini 2009 yılında, “Disiplinlerarasılık, Coğrafi Kavramlar ve Sanatsal Bir Edim Olarak Yürümek” başlıklı doktora tezini 2018 yılında bitirmiştir. Türkiye ve yurtdışında birçok serginin küratörlüğünü yapmıştır. 2019-2020 projeleri arasında: “Future Unforgettable”, Krassimir Terziev solo sergisi (2019, Versus Art Projects, İstanbul), İzler (2019, Mod, Moda), “İçimizdeki Şeytan” (2019, Artist İstanbul Sanat Fuarı), ve “Değişen Perspektif” (2020, Simbart, Taksim) sayılabilir. 3. Çanakkale Bienali’nin ve 3. ve 4. Uluslararası Mardin Bienalleri’nin eş-küratörlüğünü yapmıştır. Türkiye’de ve yurtdışında katkıda bulunduğu sanat dergileri arasında Genç Sanat, Art-İst Modern & Actual, ICE, ARTAM, Art Unlimited, Critical Culture, RH+, İstanbul Art News, Sanat Dünyamız ve Flash Art sayılabilir. Birgün, Cumhuriyet ve SOL gazetelerinde yazıları yayınlanmıştır. Ulusal ve uluslararası alanda sanat ve sanat eğitimi üzerine akademik makaleler yazmış ve sempozyumlara katılmıştır. Aynı zamanda İstanbul Modern Sanat Müzesi, Moda Sahnesi, Narmanlı Sanat, F: Akademi, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde atölyeler düzenlemiş ve konuşmalar yapmıştır. Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği AICA’nın 2020-2023 genel başkan yardımcılığını yapmaktadır.

  50. 76

    Joseph Beuys Üzerine - Prof. Dr. Marcus Graf

    Prof. Dr. Marcus Graf, 1974, Almanya’da doğdu. Hildesheim Üniversitesi’nde Kültür Bilimi ve Estetik İletişimi Fakültesi’ndeki Plastik Sanatlar ve Sanat Bilimi Bölümü’nde okuduktan sonra çeşitli sanat kurumlarında proje yöneticisi, küratör, eğitmen, yazar ve sanatçı olarak çalışmıştır. 2010 yılında Almanya’daki Stuttgart Devlet Sanat Akademisi’ndeki Çağdaş Sanat Tarihi, Estetik ve Sanat Teorisi Enstitüsü’nde doktora unvanı alan Graf, 2003 yılından beri Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde öğretim üyesidir. 2017 yılında profesör olmuştur ve 2019 yılından itibaren Sanat ve Kültür Yönetimi Bölümü Başkanı olarak çalışmaya devam etmektedir. 2001 yılından beri İstanbul’da yaşayan Marcus Graf, Siemens Sanat, Plato Sanat, Akbank Sanat, Milli Reasürans, Contemporary Istanbul, Baksı Müzesi, Erimtan Müzesi ve Elgiz Müzesi gibi çeşitli kurumlarda 100’den fazla sergide küratörlük yapmıştır. Çok sayıda kitap, kitapta bölüm, sergi kataloğu ve dergide sanat yazarlığını yapmış olan Graf, akademisyen, küratör ve sanat yazarı olarak İstanbul’da yaşamaktadır.

Type above to search every episode's transcript for a word or phrase. Matches are scoped to this podcast.

Searching…

We're indexing this podcast's transcripts for the first time — this can take a minute or two. We'll show results as soon as they're ready.

No matches for "" in this podcast's transcripts.

Showing of matches

TOPICS IN THIS SHOW

Click any topic to search every transcript on PodParley for moments someone mentioned it.

Loading reviews...

ABOUT THIS SHOW

Akbank Sanat 2022’de 29. yılını kutluyor. Türkiye’de çağdaş sanatın gelişimini destekleyen ve sanatın farklı disiplinlerinde uluslararası projelere yer veren Akbank Sanat, özellikle genç sanatçılara kendilerini geliştirebilmeleri için çeşitli imkanlar sunmaktadır."Değişimin hiç bitmediği yer" olma misyonuyla yılda 700’ün üzerinde etkinlik gerçekleştirmekte olan Akbank Sanat sergilerden modern dans gösterilerine, konserlerden panellere, çocuk atölyelerinden film gösterimlerine uzanan geniş bir yelpazede birçok farklı etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır.

HOSTED BY

Akbank Sanat

CATEGORIES

Frequently Asked Questions

How many episodes does Akbank Sanat have?

Akbank Sanat currently has 50 episodes available on PodParley. New episodes are automatically indexed when they're published to the podcast feed.

What is Akbank Sanat about?

Akbank Sanat 2022’de 29. yılını kutluyor. Türkiye’de çağdaş sanatın gelişimini destekleyen ve sanatın farklı disiplinlerinde uluslararası projelere yer veren Akbank Sanat, özellikle genç sanatçılara kendilerini geliştirebilmeleri için çeşitli imkanlar sunmaktadır."Değişimin hiç bitmediği yer" olma...

How often does Akbank Sanat release new episodes?

Akbank Sanat has 50 episodes. Check the episode list to see recent publication dates and frequency.

Where can I listen to Akbank Sanat?

You can listen to Akbank Sanat on PodParley by clicking any episode. We provide an embedded audio player for direct listening, and you can also subscribe via your preferred podcast app using the RSS feed.

Who hosts Akbank Sanat?

Akbank Sanat is created and hosted by Akbank Sanat.
URL copied to clipboard!