Odatv podcast artwork

PODCAST · news

Odatv

"Sadece Özel Haber" diyerek Türkiye'nin gündemini belirleyen Odatv'ye hoş geldiniz!

  1. 662

    Soner Yalçın yazdı. AFFECTIVE POLARIZATION* Fikir üzerinden değil duygu üzerinden ayrışmak. | Soner Yalçın yazıları | 16 Aralık 2025

    “Affective polarization”: Duygusal kutuplaşma… İnsanların fikirler üzerinden değil, duygular üzerinden ayrışması demek.Mesele artık, “ne düşünüyorsunuz” sorusu değildir, “kimi seviyorsunuz, kimden nefret ediyorsunuz” tavrıdır.Tartışma atmosferi yaratmak mümkün değildir. “Sen kötüsün ve tehlikesin” kalıbı dışına çıkılamaz. Yalan, karşı tarafı kötü gösteriyorsa sorgulanmaz bile…Muhalif bilgi peşinen reddedilir. Gazetecilik “taraflı” sayılır.Burada artık argüman-olgu yok, duygu vardır! Muhalif tarafın söylediği doğru bile olsa reddedilir. İktidarın taktiği bellidir; duygusal kutuplaşma ile kendi tabanını sıkı sıkıya bağlamak: -“Kazanamazsak ülke biter.”-“Karşı taraf gelirse felaket olur.”Böylece başarı değil, korku oy getirir.Peki iktidarın bu stratejisi her daim başarı getirir mi? Hayır. Yazdım nedenini...

  2. 661

    Hasan İmamoğlu'nun sözlerinin derin anlamı: Size birini tanıtacağım | Soner Yalçın yazıları | 12 Aralık 2025

    Harry Dexter White, Boston/Massachusetts’te Litvanya’dan göçen yedi çocuklu bir Yahudi ailenin çocuğuydu.Columbia'da siyaset bilimi okudu. Stanford'ta ekonomi dalında yüksek lisans yaptı. Harvard üniversitesinde doktora yapıp ders verdi. Amerikan Hazine Bakanı Henry Morgenthau Jr. onu uluslararası mali işlerde danışmanı yaptı. Ardından bakan yardımcılığına kadar yükseltildi. Kurucusu olduğu IMF'nin başkanlığını yaptı. Uğradığı soruşturma sebebiyle 56 yaşında öldü. Hasan İmamoğlu ile ne ilgisi vardı?

  3. 660

    Marks'tan İmralı'ya mektup var: Düşünce çizginde bütünlük yok | Soner Yalçın yazıları | 11 Aralık 2025

    Öcalan'ın dediği; “tarih aydınlandı, Marks eksik kaldı” sözü, Marksist yöntemi yanlış yerden ele almaktır. Kuşkusuz 19’uncu yüzyıl bilgisi sınırlıydı. Fakat Marks’ın yöntemi tarihsel bilgiden değil, üretim ilişkilerinin analizinden türediği için, yöntemin kendisi bilgi artışından bağımsız olarak geçerliliğini korur. Marks, zamana göre değil, toplumların nasıl işlediğine dair genel yasaları ortaya koydu. Peki Marks, Öcalan'a mektup yazsa neler derdi? Onun kaleminden ben yazdım.

  4. 659

    Yeni aydın profili. Entelektüel güç, cesaret ve kültür yok | Soner Yalçın yazıları | 10 Aralık 2025

    Akademisyen Soner Kavuncuoğlu’nun “Asya-Tipi Üretim Tarzı” adlı beş yüz sayfalık kitabını okudum; aydınların, “Osmanlı toplum yapısı neydi”, “Türkiye nasıl kalkınır” gibi sorulara aradıkları yanıtlar ve aralarındaki zengin tartışmaya bir kez daha hayran kaldım…Bu “altın dönemi” kim/kimler “kör bir testere” ile biçti? Entelektüel hafıza nasıl yok edildi?12 Mart 1971 darbesiyle başlayan düşünsel yozlaşma-çürüme süreci bugün hâlâ sürüyor.Sözümü, Öcalan'ın 6 Aralık açıklamasına getireceğim:

  5. 658

    Milli Çözüm Süreci Atlanan gerçek | Soner Yalçın yazıları | 9 Aralık 2025

    Kürt sorunu yalnızca bir kimlik meselesi değildir. Salt kimlikçi siyasi bakış; sınıfsal, ekonomik ve bölgesel eşitsizlikleri görünmez kılıyor… Oysa sorun, Türkiye'nin neoliberal sınıf rejiminin tam merkezinde yer alıyor.Kürt sorunu ekonomik, sınıfsal, tarihsel, mekansal, siyasi ve uluslararası boyutları olan çok katmanlı bir olgudur. Ve maalesef “milli çözüm süreci” gündeminde bunlar yok!Aman dikkat: Sorun doğru teşhis edilmezse çözüm de yanlış tasarlanır! Yazdım asıl konuyu:

  6. 657

    "Biz" Turgut Özal... "Onlar" Süleyman Demirel.. TÜRK SAĞINDA GİZLİ MEVZİLENME Ayrım ülkeyi liyakatsizliğe sürükledi. Soner Yalçın yazdı

    Prof. Sabahattin Zaim (1926–2007), iktisatçı, akademisyen ve muhafazakâr çevrelerin önde gelen düşünürü idi…“Bir Ömrün Hikayesi” kitabındaki bir sözünü paylaşmak istiyorum:“(Turgut) Özal bizdendir onları idare etmeye çalışıyor, (Süleyman) Demirel onlardandır bizi idare etmeye çalışıyor." “Onlar” ve “Biz” şahıs zamirleri üzerinde duracağım, çünkü bugün yaşadığımız sorunların temelinde bu ikilik var. Bu söz tek başına siyasal analiz gibi görünse de, Türkiye’deki “biz-onlar” ayrımı derin sorunlara yol açtı. Mesela bu nedenle, Türkiye'de “liyakat” değil “aidiyet” aranıyor... Ya diğerleri? Yazdım...

  7. 656

    Barzani, Öcalan'ı kışkırtıyor. Cizre gösterisinin gizli şifreleri. | Soner Yalçın Yazıları | 4 Aralık 2025

    Barzani'nin Türkiye'de en güçlü tabanı Şırnak/Cizre... Yıllardır bölgedeki Goyan, Gevdan, Heriyan vb. aşiretler ile dini-siyasi-ticari iş birliği yapıyor.Cizre'ye gelen Barzani, silahlı peşmergeler ile kime ne mesaj veriyor?İlk mesaj Öcalan'a... Sonraki mesaj milli çözüm sürecinden rahatsız Kürtlere ve son mesaj Batı kamuoyuna... Nedir bu mesajlar ve bunun arkasındaki güç kim? İşte Cizre kodları...

  8. 655

    Muhafazakarlar nereye koşuyor. Ali Babacan üzerinden yazdım | Soner Yalçın Yazıları | 3 Aralık 2025

    Turgut Özal ile başlayıp Erdoğan ile süren muhafazakâr iktidarlar, ahlaki idealizmi erozyona uğrattı.Zenginleşen yeni muhafazakâr elit, siyaseti “çıkar ilişkisi” temelli yaşamaya başladı. Dava unutuldu; “dindarlık” söyleminin içi boşaltıldı.Dindar zenginleşmesinin yarattığı sınıfsal uçurum derinleşmekle kalmadı, maneviyat kullanabilir araca dönüştürüldü!Manevi otoritelerin inandırıcılığı eridi. Kul hakkı affedilir oldu. Yani, dindarlık, derinleşmedi, yüzeyselleşti…Ülkeye depreme sürükleyen bu sorunu Ali Babacan üzerinden yazdım..

  9. 654

    Necip Fazıl mı, Nurettin Topçu mu. Erdoğan'ın ideolojil yolu. Fransa'da doğan Personalizm nedir. | Soner Yalçın Yazıları | 2 Aralık 2025

    Cumartesi yapılan İlim Yayma Ödül töreni boyunca kafamda şu soru oluştu. Ki bunun yanıtı AKP’yi yakından ilgilendiriyor… İlim Yayma Cemiyeti'nin kuruluşunun ardından 75 yıl geçti, bugün “gerçek ödülü” kim kazanmış oldu? Necip Fazıl Kısakürek çizgisi mi Nurettin Topçu çizgisi mi?Kısakürek ve Topçu, devlet bursuyla Fransa'ya gönderilen ekiptendi. Burada yeni bir düşünce ile tanıştılar: Personalizm/kişiselcilik/şahsiyetçilik… Ne demekti bu? Erdoğan kimin "yolundan" yürüdü? Yazdım:

  10. 653

    CHP delegesi için "alarm" yazısı: CIA-Rockfeller. Bu işin neresinde | Soner Yalçın Yazıları | 28 Kasım 2025

    Gerek CHP’nin, Türk kimliğini yok sayan “kültürel program taslağı”...Gerekse son yıllarda her sorunu “kültüre” bağlayan etnisite ağırlıklı “kimlikçi sol” görüşler…Bitmez tükenmez dindarlık-sekülerlik üzerine yapılan tartışmalar…Epeydir kafamdaki tartışmayı yazmamı zaruri kıldı. Beni "uyandıran" Claude Levi-Strauss oldu!

  11. 652

    CHP'nin yeni yolu: Bir eli Atatürk'te diğer eli Erdoğan'da | Soner Yalçın Yazıları | 27 Kasım 2025

    Kişiliği hedef alan yıkıcı tartışmalardan kurtulamıyoruz. Sorunu çözmeye dönük yapıcı tartışma yapmayı beceremiyoruz.CHP’den örnek vereceğim:Parti yönetimi, yeni program taslağını kamuoyuna tanıttı. Taslak, bu hafta sonu CHP olağan kurultayında delegelerin oyuna sunulacak.Peki, programın tartışıldığına hiç tanık oldunuz mu? Ülkemiz, kavga, kriz, sert açıklama, polemik dışında tartışma yapılamaz hale getirildi. Oysa yeni programın çok önemli iki meselesini masaya yatırdım; birini alkışladım, diğerini eleştirdim. Bakalım siz ne düşüneceksiniz?

  12. 651

    CHP'deki asıl sorun: İdeolojisizlik. Oysa pusula belli | Soner Yalçın Yazıları | 26 Kasım 2025

    Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının muhalefete muhalif tavrı Türk siyasetine ayna tutuyor aslında. Bu tavır neoliberal çağın yarattığı ideolojisiz tutarsızlığın sonucu.Parti içi tartışmalar; ilkesel, program, sınıfsal eksenden koparılıp kişisel rekabet, yönetim tarzı, imaj ve teknik yönetim eksenine itildiğinin son örneğini yaşıyoruz: Kim daha iyi iletişim kuruyor? Kim daha az çatışmacı? Kim daha genç? Kim daha profesyonel siyasetçi? Kim daha iyi teknik yönetici? Vs. Yani, parti içi ve partiler arası ayrım tamamen ideoloji dışı algılara kaydırıldı.İşte… CHP içi tartışmaları bu ideolojik perspektifle ele almak lazım. Yazdım:

  13. 650

    Kılıçdaroğlu'nu anlıyorum. Mesele siyasetin değil, psikolojinin konusu. | Soner Yalçın Yazıları | 25 Kasım 2025

    Hafta sonu arkadaş meclislerinin gündemi Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’ye yönelik sözleriydi. Herkes kızgındı; muhalefete muhalefet eden tavra...Ben bambaşka açıdan bakıyorum: Selvi Hanım, cuma günü ağır kanser ameliyatı yaşadı. Hemen bir gün sonra Kemal Bey kamera karşısına geçip CHP yönetimine karşı sert açıklamalarda bulundu! Ben artık kimi politikacıların psikolojilerine odaklanma taraftarıyım, bu önemli mesele göz ardı ediliyor çünkü. "Davranışsal kaçış" nedir yazdım:

  14. 649

    Demirtaş neden özgür kalamıyor. Demirtaş siyaseti niye bıraktı. Tek engel var İmralı | Soner Yalçın Yazıları | 21 Kasım 2025

    Son dönemde ne sık duyduk:“Selahattin Demirtaş serbest bırakılsın.”Bu talebin İmralı ya da Kandil’den geldiğini hiç duydunuz mu? Hayır.Peki Öcalan, Demirtaş'a nasıl bakıyor? İtibarıyla Kandil Demirtaş’a nasıl bakıyor? Olumsuz.Peki neden ayrılık yaşanıyor? Demirtaş'ın "siyaseti bıraktım" açıklamasının perde arkasında neler var?PKK'yı kırk yıldır takip eden bir gazeteci olarak yazdım...

  15. 648

    İddianameyi değil, psikolojik etkisini konuşmak. Duygu mühendisliği | Soner Yalçın Yazıları | 20 Kasım 2025

    İBB/İmamoğlu iddianamesinin “doğruluğu”-“yanlışlığı” veya “niyeti” değil, iddianamelerin toplumu psikolojik olarak nasıl etkilediği üzerinde durmak istiyorum.Bu, doğru-yanlış yorumu değil, hangi toplumsal anlamları güçlendirdiğinin arayışı. Alman Frankfurt Okulu da, iddianamenin hukuki içeriğini değerlendirmez toplum üzerindeki psikolojik-kültürel etkisini analiz ederdi. Dolayısıyla onlar iddianameyi şöyle değerlendirirdi:

  16. 647

    Merdan Yanardağ'ın suçu: Türk kimliğini savunmak | Soner Yalçın Yazıları | 19 Kasım 2025

    "Türkiye solunun açıkça tartışılmayan, daha doğrusu tartışılmaktan kaçınılan ciddi bir sorunu var: Türk ya da Türklük kompleksi. Bu kompleks, esas olarak 'Türk solu' diyebileceğimiz siyasal ve entelektüel alanda, yakıcı bir sorun haline gelmiş durumda. Öyle ki Türkiye sosyalistleri, neredeyse Türk olmaktan utanıyor, bu kimliğini adeta gizlemeye çalışıyor..."Bu satırları yazan yurtsever solcu Merdan Yanardağ’ın hapse atılmasını ve TELE 1 kanalına el konulmasını nasıl değerlendirmek gerekiyor?Solcu liberaller tayfasından olup, yurt dışından fonlar alıp, Kürtçülük yapsaydı başına bunlar gelir miydi?

  17. 646

    İddianamenin felsefi çözümlemesi: İnanmak mı bilmek mi... | Soner Yalçın Yazıları | 18 Kasım 2025

    Türkiye'de iddianameler tarihine bakarsanız; sıklıkla siyasi tartışmaların merkezinde bulunduğunu, toplumsal kutuplaşmanın sembollerine dönüştüğünü, medya üzerinden dolaşıma girerek siyasetin parçası hâline geldiğini görürsünüz...Ülkemizde iddianameler, hukuki olduğu kadar daima siyasal ve kültürel metin olarak ele alındı. Toplumun bir kısmı iddianameyi “hakikatin ifşası” olarak görürken, diğer kısmı onu “siyasi operasyon” olarak değerlendirdi.Bir toplum neden bir iddianameye inanır? Ya da niçin inanmaz?Soruya, felsefi düşünce geleneklerinin sunduğu kavramlarla yanıt bulmaya çalıştım...

  18. 645

    İBB iddianamesinin en tartışmalı kavramı: Örgüt | Soner Yalçın Yazıları | 14 Kasım 2025

    “Örgüt” dayanağını, Türk Ceza Kanunu 220’nci maddesinden alıyor: “Birden fazla kişi, suç işlemek amacıyla hiyerarşik bir yapı içinde, süreklilik arz eden bir biçimde birleşirse, örgüt kurmuş sayılır.”Yani:Örgütün yapısı hiyerarşik olacak.Örgütün amacı suç işlemek olacak.Örgütün faaliyeti süreklilik gösterecek.Ve örgütte emir-talimat zinciri olacak.Bu dört unsurdan biri eksikse “örgüt” yoktur.İBB iddianamesine bu açıdan baktım: Örgüt mü var, kamu idari görevi mi var?

  19. 644

    Beğenmediğiniz yazıyı suç kapsamına sokamazsınız. Niyet okumalı hukuk metni | Soner Yalçın Yazıları | 13 Kasım 2025

    İBB/Ekrem İmamoğlu iddianamesi mahkemeye sunuldu. Şüpheli gazeteciler arasındayım! Suç iddiası; “örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak.” Dejavu: 14 yıl önce yaşadığımı bir kez daha yaşıyorum: Benzer iddianameyle karşı karşıyayım: “Örgüt propagandası yapmak.”O dönem “örgüt” Ergenekon idi! Bugün “örgüt” İmamoğlu!Dün “örgüt yok” diye direttik, bugün de “örgüt” iddianamede soyut biçimde geçiyor.O dönem “suç” ortaklarım gazeteciler idi, bugün yine gazeteciler. O gün de bugün de gazetecilerin karşısına çıkan aynı suçlama: Yazarak örgüte yardım!Artık şu anlayışı yıkmak lazım: Gazeteci, bir soruşturmayı eleştirince, “örgüte yardım etti” değil, “fikir beyan etti” olur…Gazeteciliği savunmaya yine devam edeceğiz.

  20. 643

    Bir tweet tutuklamasından İBB iddianamesinde bakış... Teorik ön kabuller | Soner Yalçın Yazıları | 12 Kasım 2025

    İBB iddianamesini K.Marks ve L.Althusser nasıl değerlendirirdi?Teori, kendi başına soyut kavramsal yapıdır; dünyayı açıklamaya yarar, yerine geçmeye değil… Eğer teori, reel dünyayı açıklamaktan çıkıp, onu nasıl görünmesi gerektiğini dikte ederse, artık gerçeğin değil, inancın dayatma düzeni işler. Mesela: Adalet, reel dünyanın somut gerçeğini değil, teorik inancını doğrulamak için çalışmaya başlar. Delilin yerini doktrin alır, gerçeklik, salt teorik kalıba sığdırılır. Kanıtlar, bu teorik inançla “uyumlu hale getirilmeye” çalışılır.Teorinin/öğretinin, reel dünya üzerinde hegemonya kurması adaletin, hakikatin ve meşruiyetin çöküşü anlamına gelir…Şunu demek istiyorlar:

  21. 642

    Yıl, 2025. Devlet sorusunun vahameti: Ne demek istedin. Açıkla. | Soner Yalçın Yazıları | 10 Kasım 2025

    Köşemde yazmıştım: “Boğucu dar koridordan geçiyoruz/Siyasetçiyi Cezalandırarak Ehlileştirmek”…Emniyette soruldu, “yazdığınızı açıklar mısınız?”Yazarın yazdığını açıklamak zorunda kalması ne kadar acı. “Picasso’yu yakalayıp getirin; Guernica tablosunu niye yapmış, anlatsın bakalım” gibi tavır bu...İfademde dedim ki; “2025 Türkiye’sinde yazarın, ‘bu yazını açıkla’ diye emniyette soruya muhatap olması son derece üzücüdür...”Ne diyebilirim ki, Anayasayı mı hatırlatayım:“Her ne sebeple ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle suçlanamaz.” Gözaltı sürecinde yaşadıklarımı yazdım.

  22. 641

    "Öldü" denen kavramın doğuşu: Sosyalizm | Soner Yalçın Yazıları | 6 Kasım 2025

    Marks, anarşistler ve ütopik/hayalciler yüzünden lekeli gördüğü “sosyalist” yerine “komünist” adını kullandı! Lenin de partisinin ilk ismine "sosyal demokrat" adını verdi.Ancak "komünist" ve "sosyalist" siyasi kavramlar, 1917-1991 yılları arasında yükselişi ve düşüşü yaşadı. Ardından “sosyal demokrat” ismi yeniden parlamaya başladı! Ancak “neoliberalizm çimentosu” ile sağcı muhafazakâr partilerden farkı olmadığı kısa sürede görüldü. Hayal kırıklığı yaşattı/ yaşatıyor…Ve New York seçimi gösterdi ki; "öldü" denen “sosyalist” kavram ABD'de yeniden doğuyor, halkın gündemine yine umutla girmeye başlıyor. Kavramın dün ile farkı ne?

  23. 640

    İnsanlar düşünmeye değil taraf olmaya zorlanıyor. Diyalogun ölümü | Soner Yalçın Yazıları | 4 Kasım 2025

    Bizim gibi kutuplaşmış toplumlarda vatandaşlar, birbirine “insan” olarak değil, “ideolojik temsilci” olarak yaklaşır. Böylece:-Karşı tarafın acısı değersizleşir…-Empati yerine nefret üretilir…-Diyalog “ihanet” olarak algılanır…Merhamet, empati ya da bağışlama söylemi, “zayıflık” gibi sunulur… Bu, etik öznenin yokluğudur. Yani insan, kendi vicdanıyla değil, grubunun onayıyla davranır. Nietzsche buna “sürü ahlakı” dedi: “Sürü için iyilik itaat etmektir, kötülük ise farklı olmaktır.”

  24. 639

    Odatv'ye çuvaldızı batırdım. Dizi kültürüne yenilmek. | Soner Yalçın Yazıları | 31 Ekim 2025

    Arif Erkin'in Teşvikiye Camii’ndeki tabutu başındaki cami imamından devletin Anadolu Ajansı’na kadar hepsi “Memik Dede” diye tanıttı büyük sanatçıyı!Bu hâl, toplumun kültürel hafızasının ne derece kayıp olduğunu gösteriyor.Kültür üretiminin yapısal dönüşümü dün televizyonlar, bugün sosyal medya üzerinden oluyor. Bunlar erişilebilirlik, eğlence ve tüketime dayanıyor. Derinlik, anlam, özgünlük yani sanat aranmıyor… Popüler kültür, “değerli olanı” değil, “çok tıklananı” öne çıkarıyor. Eskiden “eserin estetik değeri” tartışılırdı, şimdi “eserin görüntülenme sayısı...”Sanatçının emeği değil, imajı konuşuluyor artık ülkemizde…Peki kültür katliamına karşı ne yapmalıyız? Odatv üzerinden yazdım:

  25. 638

    Koltuğa yapışan politikacı psikolojisi. Güç bağımlılığı | Soner Yalçın Yazıları | 30 Ekim 2025

    Siyaset biliminin klasik sorusudur:“Kimi politikacılar koltuğu neden bırakmaz?”Yanıt tek nedene bağlı değil; iç içe geçmiş psikolojik, yapısal ve kültürel faktöre dayanır… Mesela güç isteği; insan beyninde dopamin salgısını artırır fizyolojik haz yaratır.Bağımlılık gibidir; kişi “iktidarda olma hissi” olmadan yaşamakta zorlanır!Sadece psikoloji değil; otoriter eğilimli ülkelerde koltuğu bırakmak, sadece mevki değil, dokunulmazlığı, gelirleri ve güvenliği de kaybetmek anlamına gelir…Bu sebeple; koltuğa yapışan lider statükocudur. Değişimden çekinir, gücü kaybetmekten korkar. Toplumu eğitmek değil, bağımlı tutmak ister. Kendisinden sonra bir düzen kurulmasın diye kurumsallaşmayı engeller. Kısa vadeli çıkarları, uzun vadeli vizyonun önüne koyar…Konuyu şuraya bağlamak istiyorum:

  26. 637

    Atatürk salt askeri değil siyasi dehaydı. Cumhuriyet stratejisi | Soner Yalçın Yazıları | 29 Ekim 2025

    Yıl, 1918.Mustafa Kemal, Voltaire’in “L’Orphelin de la Chine” eserini savaş meydanında okurken kitabının sayfasına şu notu yazdı:-“Kralları yok etmek istiyorum, halk yaşayacak.”Egemenliğin, bin yıllık saraydan halka geçirilmesi hiç kolay değildi. Atatürk siyasi stratejisini zekice hayata geçirmek zorundaydı. Öyle de yaptı; siyasi stratejisinin ürünü taktikler ile kan dökmeden rejimi değiştirdi…Ya bugün? Kimileri meşruiyet krizi yaratma pahasına “ben yaptım, oldu bitti” ile siyasi taktiğini yürütüyor! Strateji yapmadan, salt taktikle başarı kazanacağını sanıyor…Oysa, stratejinin özü, ne yapmayacağınızı kavrayabilmektir.

  27. 636

    Yaşanan siyasi korkular son değil başlangıç. Kolektif travma neye yol açıyor | Soner Yalçın Yazıları | 28 Ekim 2025

    Filozof Nietzsche, felsefi ve edebi düşüncelerini dile getirmek için çoklukla “çöl” benzetmesi yaptı. “Çöl” sembolizmi, yoksunluğun, yalnızlığın, tükenmişliğin, çürümenin olduğu kadar kurtuluşun, yaşamın yeniden yaratılmasının mekânıydı...Ülkemizdeki “düşünsel çölleşmeyi”, hayatın yeniden yaratılmasına nasıl dönüştürebiliriz?"Solcular/Sessizliğe Söz Düşenler" kitabımda ezber bozmak istedim; kim solcu, kim sağcı?

  28. 635

    İddianamede gözden kaçan: "Örgütün" İdeolojisi ve "Liderleri" | Soner Yalçın Yazıları | 23 Ekim 2025

    Ekranlarda, gazetelerde hararetle, “Aziz İhsan Aktaş” iddianamesi tartışılıyor. Ki, aylardır böyle gündem… Fakat belediyecilik anlayışı nereden nereye geldi pek bilinmiyor! Yani bu “örgütün” ideolojisi nedir? Gözden kaçan "liderleri" var mıdır? Yoksa sadece "örgüt" sempatizanlarını mı konuşuyoruz?Osmanlı'dan günümüze belediye yasaları üzerinden yazdım...

  29. 634

    Kıbrıs seçimi bana yirmi yıl öncesini hatırlattı Kurtlar Vadisi'nin "Başrol" oyuncusu | Soner Yalçın Yazıları | 22 Ekim 2025

    Steinbeck’in sözüdür; “tarih hatalarımızın aynasıdır ama biz aynaya bakmayı sevmiyoruz.”Sevmediğimiz için “devlet aklı” süreklilik içermiyor! Siyasi rüzgârlara kapılıp daima değişen beyhude bir “yapboz oyunu” oynayıp duruyor! AKP’nin Kıbrıs politikası bunun tipik örneği…Kıbrıs seçimi yirmi yıl öncesini hatırlattı bana; Kurtlar Vadisi dizisi günlerini... 73'üncü bölümün "başrol" oyuncusunun gerçek hikayesini yazdım...

  30. 633

    Sandıkları belirleyen etken: Güvenlik algısı. Erdoğan da seçimi böyle kazandı | Soner Yalçın Yazıları | 21 Ekim 2025

    Kıbrıs'ta seçimi kazanan büyük çoğunluğa dair Türkiye'de çok sert ithamlar yapılması kabul edilemez. Sandık sonuçlarının sürpriz olmadığı aslında son yıllardaki gelişmelerden belli değil miydi? Öncelikle... Adada büyük bir güvenlik sorunu var; rakamları yazdım suç oranları sürekli artıyor. Kıbrıs suç "üssü" haline getirildi.Tek bir olgu yok seçim sonucunda. Mesela: "Barakada oturuyordunuz size yerleşke yaptım" diyen bu tür üstten bakışlara da karşı adalılar.Keza, göç sorunu da Kıbrıs'ta kültürel, ekonomik sorunlara yol açıyor. Kıbrıs seçimini analiz ettim...

  31. 632

    Not defterimde yazılı kırk yıllık anılar. Sol'un bendeki hafızası | Soner Yalçın Yazıları | 17 Ekim 2025

    Yaratıcılık bilinçaltından beslenir. Yazarken aklında olmayan temalar, geçmişte bastırdığın duygular kendini metne sızdırır. “İnsan, yazmaya oturunca kendine bile itiraf edemediği şeyleri anlatır…”Geçen hafta raflarda yerini alan “Solcular/Sessizliğe Söz Düşenler” kitabımı yazarken, birden iç yolculuğuma döndüm. Ben kitabı yazarken, kitap beni yazdı! Otobiyografik bir kitap yazdım sanki; hiç aklımda yokken…Hayatıma dokunan düşünsel dostlarımı yazarken, benden de hayli anılar okuyacaksınız; kırk yıllık bir dönemin hafızasını…

  32. 631

    AKP suskunluk sarmalında... Vefasızlık parti adımı | Soner Yalçın Yazıları | 16 Ekim 2025

    "Cumhurbaşkanına hakaret" suçu Avrupa'da, ABD'de yok.Mısır, Suudi Arabistan, Etiyopya, Uganda, Nijerya gibi ülkelerde var! Türkiye'yi “demokrasi dışı rejim” gösteren bu tür ceza maddelerinin artık kaldırılması ya da hafifletilmesi gerekmiyor mu? Binlerce dosya var. Fatih Altaylı’dan Hüseyin Kocabıyık’a gazetecilerin, aydınların hapiste olması ülkemize yakışmıyor. Siyasette hep iltifat olmaz, eleştiriye de açık olmak şart…Kocabıyık’ın paylaşımlarını okudum; nerede hakaret var anlayamadım…Sosyal medyasına bakarken gördüm ki; Kocabıyık, 28 Şubat’ta yargılanmış, yanında pek kimseler yokken Erdoğan'ı Pınarhisar cezaevinde ziyaret etmiş, 15 Temmuz darbe gecesi TRT önündeymiş… Bırakın ifade özgürlüğünü vefa sahiden semt adı mı bu partide! AKP’liler niye suskunluk sarmalında?

  33. 630

    Nazım'dan şiir okuyan Erdoğan Marks'ı da tanımalı. Nedir bu mülsüzleştirme. Gazze ile ilgisi var | Soner Yalçın Yazıları | 15 Ekim 2025

    Gazze için söylenen "Ne olursa olsun barış olsun" sözü önemli bir hakikati göz ardı ediyor. Derinde yatan ekonomi-politik gerçek yerine, iç siyasete dönük propaganda yapılıyor, sanki savaş bitti gibi... Oysa. Gazze'de bundan sonra neler yaşanacağına dair Marks’ın “mülksüzleştirme” kavramı imdadımıza yetişiyor: Kapitalist ülkeler varlığını-kârını sürdürmek için, diğer ülkelerin doğal kaynaklarını, topraklarını ve emek gücünü mülksüzleştirir.Gazze'de gözden kaçırılan hakikati yazdım...

  34. 629

    Takdir hakkı tartışması. Hâkim kararları neden farklı | Soner Yalçın Yazıları | 14 Ekim 2025

    Menajer Ayşe Barım’a bir mahkeme tahliye kararı verdi. Bir gün sonra… Savcılığın itirazını değerlendiren diğer mahkeme yeniden tutuklamaya hükmetti. Niye farklı karar çıktı?Ahmet Altan, Metin İyidil, Atilla Taş, İdris Baluken gibi siyasi davalarda bu tür farklı yargı kararları yaşandı. Aynı delil dosyası üzerinden mahkemeler niye zıt yönde karar veriyor?Bu önemli soruyu hep ıskalıyoruz! Oysa benzer tartışma ABD'de yaşandı. Bakın ne kararlar alındı?

  35. 628

    İsrail bölündü. Gözden kaçan siyasi ayrıntı | Soner Yalçın Yazıları | 10 Ekim 2025

    İsrail soykırımı konusunda gözden kaçan önemli ayrıntı var: Likud/Netanyahu, neoliberalizmin kimlikçi siyasetine dört elle sarılarak yoksul-orta sınıf ve dindar Mizrahileri/Sefaradları, kurucu solcu Aşkenazlara karşı kullandı.Bu sağcı tabanı “güvenliğe takıntılı” hale getirdi. Ve, Batıcı-modernist kurumları yeniden biçimlendirmeye başladı. Mesela:Arka arkaya -seçim komitesi gibi- yasalar çıkararak yargının denetim mekanizmasını bozdu. Yandaş medya güçlendirilirken eleştirel medya organlarına hukuk baskısı uygulandı. Bürokratik atamalarda siyasi tercih etken oldu, liyakat kayboldu. Ordudaki üst düzey atamalarda Likud’un daha etkin rol oynaması siyasi çatışmalara yol açtı.Kurumların siyasi emre göre çalıştığı algısını yaygınlaştı. İç meşruiyetin sarsılması toplumsal kutuplaşmayı arttırdı…Yani, aslında İsrail bölündü/bölünüyor.

  36. 627

    Aynı adlı iki kitap; biri bestseller oldu, diğeri yayınlanmadı. Exodus. Bugünü anlama kılavuzu | Soner Yalçın Yazıları | 9 Ekim 2025

    Gazze soykırımında görüyoruz: Tarih boyunca zulüm görmüş bir halk, özgürlüğe kavuştuğunda kendi kimliğini “mutlak haklılık” üzerinden kurarsa, o haklılık yeni bir adaletsizliğe dönüşüyor: -“Biz haklıyız çünkü tarihin bizi ezdiği kadar kimse ezilmedi!”İnşa edilen bu tür ön yargılı kültürel kodlar barışın önünde duvar örüyor... Gazze’deki soykırımın temelinde “kendini hep kurban gören Yahudi” kibri yok mu? Tüm Yahudileri kastetmiyorum kuşkusuz; Netanyahu gibi sağcı faşist nesilleri kimler yetiştirdi; karakteristik acımasız davranışsal tepkileri hangi yalanlarla kurgulandı?Ne demek istediğimi aynı isimli iki kitap üzerinden anlatmak istiyorum.

  37. 626

    Kullanışlı bir komplocu: Joan Peters | Soner Yalçın Yazıları | 8 Ekim 2025

    2015 yılı Ocak ayı hemen başı…Chicago’daki evinin telefonu çaldı.Arayan Birleşmiş Milletler’deki İsrail Büyükelçisi Ron Prosor idi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun, çalışmalarından dolayı derin minnettarlık duyduğunu iletti.Bu sözleri duyunca çok mutlu oldu. Sağlığı düzelince ilk fırsatta yine İsrail’e gitmek istediğini söyledi… Gidemedi. Öldü.Telefonun diğer ucundaki gazeteciJoan Peters, akademi, medya ve İsrail tarafından neden hep ödüllendirildi?Oysa yazdığı sahtekarlık içeren bir tarih teziydi! Yazdım neler döndüğünü...

  38. 625

    Trump, Netanyahu, Blair şeytan üçgeni ortasındaki isim: Orde C. Wintage | Soner Yalçın Yazıları | 7 Ekim 2025

    İsrail’de “Machane Wingate”/Wingate Kampı adlı askeri eğitim merkezi var… Burası özel kuvvetlerin, SAS (Özel Hava Servisi) ve IDF (İsrail Savunma Kuvvetleri) yetiştirilmesine, askeri doktrinlerin, taktiklerin geliştirilmesine katkı sağlıyor…Gazze’de yaşanan vahşeti analiz etmek için bir İngiliz subayı tanımanız gerekiyor:İngiltere’de Woolwich Kraliyet Askeri Akademisi’nden mezun Yüzbaşı Orde Charles Wingate (1903–1944)... 20. yüzyılın ilk yarısında İngiliz ordusunun en tartışmalı subaylarından biri oldu...Trump’ın Gazze planına göre, Filistin topraklarını yönetecek geçici kurula liderlik etmesi için düşündüğü isim; İngiliz Tony Blair!Bu proje aklıma Wingate'i niye getirdi?

  39. 624

    Medyanın bulaşıcı manipülasyon virüsü: Kasıtlı hüküm vermek | Soner Yalçın Yazıları | 3 Ekim 2025

    Tarih, 23 Mart 2018.Fransa'nın güneyindeki Trebes kentinde IŞİD militanı 26 yaşındaki Fas asıllı Rıdvan Lakdim, dört kişiyi öldürüp, 15 kişiyi de yaraladı.Bu terör saldırısında süpermarket kasabının da ölmesi üzerine bir radikal vegan Facebook’ta şu paylaşımı yaptı:-“Bir katilin, terörist tarafından öldürülmesi hepimizi şaşırttı, değil mi ama? Ben şaşırmadım. Zerre merhamet yok içimde adalet yerini buldu diyebilirim.”Kasabın ölümünden haz duymak salt katıksız aptallık değil, doğru-yanlışı ayırt edememektir. Fransız vegan neyin hakikat olduğunu niye kavrayamıyor? Bu tür zırvalıklar Türkiye'de yok mu?---------George Orwell “1984” romanında “newspeak”/yeni söylem/yeni dil projesinden bahsetti: Totaliter yönetimin toplumu denetlemek için geliştirdiği yeni dil aracılığıyla insanların düşünme biçimini kontrol etmek, fikrini sınırlandırmak, insanı aptallaştırarak onu köle yapmak… Günümüzde sosyal medyada fikirler, tartışmalar 280 karaktere sıkıştırılıyor; derinlik istenmiyor, sürekli tekrarlanan duygusal söylemlerin, basit sloganların öne çıkarılması talep ediliyor.Dilin daraltılması, basitleştirilmesi, “yeniden paketlenmesi” eleştiriyi yüzeyselleştiriyor, düşünceyi kısırlaştırıyor, gerçeğin üstünü örtüyor. Hedef dezenformasyon, manipülasyon ile insanları, yönetmeye daha elverişli hale getirmek... Medyaya yansımasını yazdım:

  40. 623

    Sadece kaybeden faşist Netanyahu değil. Anti-Semitik zırh delindi. | Soner Yalçın Yazıları | 2 Ekim 2025

    Sadece Netanyahu, İsrail değil, “Yahudi kaybetti/kaybediyor” :Gazze’den önce, başta Batı olmak üzere dünyada İsrail’e yönelik böylesine kitlesel gösteriler yoktu. Yapılamazdı. Her eylemin karşısına “Yahudi düşmanlığı” ithamı çıkarılırdı. Çünkü, insanların bilinçlerinde-gönüllerinde Auschwitz gibi ölüm kamplarının kavurucu ateşi sönmemişti.Ama bugün Gazze soykırımına karşı eylem yapanlar artık anti-semitik olmakla suçlanamıyor! Yahudi lobiler hiç bu kadar etkisiz olmadı. Yahudi küresel medyası bile Gazze soykırımını haber yapmak zorunda kalıyor.Evet, sadece İsrail değil, Yahudi bile dokunulmaz olmaktan çıktı, dokunan yanmıyor artık…Yahudiler tehlikenin farkında değil mi?

  41. 622

    İmamoğlu davasına farklı bakış: Aptallığın psikolojisi... | Soner Yalçın Yazıları | 1 Ekim 2025

    İtalyan ekonomist Carlo Maria Cipolla, “İnsan Aptallığının Temel Yasaları” kitabında öğüt verdi:-Bir aptalı ikna etmeye ya da onun fikrini değiştirmeye çalışır, diyalog kurarsanız kaybedersiniz! Dahası, aptalı ne kadar düzeltmeye çalışırsanız o kadar güçlenir. Kendini, başkalarını rahatsız eden bir kurban olarak görmekten mutluluk duyar ve bu yüzden haklı olduğuna inanır…-Aptalı düzeltmeye kalkarsanız, hem başarısız olursunuz hem de onu ve taklitçilerini cesaretlendirirsiniz. Eskiden bir olan aptal şimdi iki olur… Aptallığın daha kötüsü, kolektif ahmaklıktır! İmamoğlu'nun "ahmak davasına" farklı açıdan baktım... Psikoloji, felsefe, nörobilimin araştırma konusudur aptallığın psikolojisi...

  42. 621

    Ahlak, düzen, gelenek adına bireyselliği linç etmek... Faşizmdir. | Soner Yalçın Yazıları | 30 Eylül

    Bugün yaşanan bazı tartışmaların gösterdiği, “modern bireysellik” ile “geleneksel cemaatçilik” arasındaki gelgitlerin tezahürleri… Görüntüleri kimi bayağı bulup eleştirecek, kimi komik bulup gülecek, bunun ötesi yok! Topluma dayatılan “tek doğru benim yorumum” anlayışı hukuksal düzeni sarsıyor. Başörtülü kadının videolarının hapisle sonuçlanmasında gizli amaç olduğu belli değil mi; suçluluk duygusuyla toplumu hareket edemez hale getirmek! İnsanların kendi yaşam tercihleri/kültürleri var; sosyal medyadaki linç, bu kimlikleri tekleştirme maksatlı… Yol ayrımında ülke; ya özgürlüğünden vazgeçecek ya da dayatılanın üzerine cesaretle gidilecek…

  43. 620

    Hamaseti bırakın artık. Boeing: Gazze soykırım faili | Soner Yalçın Yazıları | 26 Eylül

    Trump dedi ki: “Erdoğan ile birçok ticari ve askeri anlaşma üzerinde çalışıyoruz; bunlar arasında büyük ölçekli Boeing uçak alımı da var!” Boeing firması ülkemizde yeteri kadar tanınmıyor. Gazze'deki soykırımın faili 15 şirketten biri olması gibi...Gazze konusunda hamaset rekoru kıran AKP'ye bu şirketi tanıtayım...

  44. 619

    O röportaj bugün yayınlanamazdı. Şair Eşref, Neyzen Tevfik hapisten çıkamazdı Hayyam'ı hiç hatırlatmayayım. | Soner Yalçın Yazıları | 25 Eylül 2025

    Yıl, 1954. Gazeteci Sermet Sami Uysal, edebiyatçı Nurullah Ataç ile röportaja evine gitti. Ataç röportaja şöyle giriş yaptı; “Müslüman mısınız Sermet Bey?” Yanıtı beklemeden ilave etti, “Ben ne Allah’a inanırım, ne de Müslümanım!” Sermet Beyin, “niçin Ataç soyadını kullanıp, adınızı kullanmıyorsunuz” sorusuna da şu yanıtı verdi: “Nurullah’ta Allah olduğu için!”Bu röportaj bugün yayınlanabilir mi? Yayınlanırsa soruşturma açılır mı? Ataç hapsi boylar mı? Yanıtı belli sorular.

  45. 618

    Erdoğan, Bahçeli'yi siyasi olarak tanıyor mu. Ecevit - Yılmaz tanıdığını sandı | Soner Yalçın Yazıları | 24 Eylül 2025

    Erdoğan’ın, Bahçeli'yi tanıdığını hiç sanmıyorum. Bir dönem Bülent Ecevit ve Mesut Yılmaz da tanıdıklarını sanıyordu, bir sabah uyanınca Bahçeli’yi tanıdılar; siyasi istikrar için erken seçim kararını açıkladı. Üstelik kendi partisinin aleyhine olması pahasına...Erdoğan hâlâ anlamamış olabilir; Devlet Bahçeli daima soğukkanlıdır, hiç aceleci değildir, telaşsızdır… Rüzgara göre yön değiştiren, savrulan, moda söylemlere kendini kaptıran faydacı politikacı asla değildir. Siyasetinin omurgasını siyaset mühendisliği belirlemez…Erdoğan’ın Trump’a değil, sık sık Bahçeli’ye kulak vermesi şart. Bunu niye yazdım?

  46. 617

    Ali Koç'un kaybedişi politikacılara örnek olmalı. Düşün insanlarına sordum. Taraftar ne mesaj verdi. Soner Yalçın yazdı.

    Fenerbahçe delegeleri, Ali Koç’a neden “yeter artık” dedi?Ali Koç ne yazsam kızıyor (hatta küfretmişliği bile var), bu sebeple sözü 20'nci yüzyıl felsefecilerine bıraktım.İlk söz Michel Foucault… Ona göre iktidar, yalnızca para gibi maddi kaynaklarla kurulmaz; daha çok söylem, normlar, disiplin mekanizmaları üzerinden işler…Fenerbahçe bağlamına bakarsak Ali Koç’un parası, kulüp içindeki “iktidar söylemini” (taraftar aidiyeti, gelenek, camia refleksi) aşamadı. Taraftarın sandıktaki tercihi, bir tür mikro-iktidar ağlarının direnişi olarak görülebilir. “Bu sermayenin değil, söylem ve aidiyetin gücünün zaferidir.”Diğer felsefecilerin ne dediğini merak ediyorsanız buyurunuz yazıma...

  47. 616

    Futbola kürtçe sponsorluk. Diyarbekir Kıraathanesindeki heyecanlı konuşmaları hatırladım. Soner Yalçın yazdı

    Diyarbakır’ı temsil eden Amedspor’un formasına Kürtçe reklam almasına izin çıktı. Olabilir. Ancak son yıllarda bu tür siyasi taktikler ile Diyarbakır'ın bin yıllık Türk yurdu olduğu unutturulmak isteniyor. Ali Emiri Efendi'den Ziya Gökalp'e Diyarbakırlı alimlerin, ilk Türkçe sözlük karşısında nasıl duygulandıklarını, yayınlamak için savaş günlerinde nasıl çırpındıklarını anımsatmak istedim.

  48. 615

    Sosyal medya fetva merkezi. Ülkemizde hurafe dinden güçlü. Soner Yalçın yazdı...

    Türkiye'de iktidarın ahlak anlayışı gündemden düşmüyor. Ki bunu dine dayandırmalarına tahammül edemiyorum!İslam yasaklar zinciri olarak gösteriliyor ve neredeyse her şeye “müstehcen” damgası vuruluyor! Argümanları temelde aynı, “Burası Müslüman ülke” Kendilerini “İslam bekçisi” sanıyorlar, İslam’ın bunlar tarafından korunmaya ihtiyacı var sanki... Akla, bilime, hoşgörüye, çağdaş değerlere önem veren aydınlık İslam'ı hurafelere boğdular...

  49. 614

    Hasan Cemal'in maskesi. CHP'nin olgun tavrı beni bir hastane odasına götürdü. Soner Yalçın yazdı...

    Hasan Cemal ve diğerlerinin, uzunca dönem bu iktidarın güç zehirlenmesine sundukları hizmet için özeleştiri yaptıklarını duydunuz mu? Yok. Halbuki gelinen bu rejimden sorumlular.Şimdi CHP mitinginde gözleri doluyor!Hani CHP halktan kopuk, elitist, vesayetçi idi… Hani Kemalizm statükocu öcü idi… Hani “laikçi teyzeler” darbeci idi…CHP aynı politik çizgisini sürdürüyor; demokrasi mücadelesi veriyor.CHP’nin Hasan Cemal’e yönelik olgunluğunu İlhan Selçuk’un tavrına benzettim; “Gelsin kerata, ben onun kulağını çekerim, olur biter.”

  50. 613

    Soner Yalçın yazılarına başladı... İlk yazı deja vu... "Ben bunları nereden hatırlıyorum."

    Dünyada paylaşım rekabeti keskinleşirken, yanı başımızda bu derece tehdit varken, CHP üzerinden iç cepheyi parçalamanın ülkemize paydası ne?İktidarın FETÖ desteğinde yaşadık; bilinci salt faydacı siyaset mühendisliğine indirgemek büyük hataya sebep oluyor. Erdoğan’ı, Erdoğan’dan korumak lazım!Neoliberalizm, Kurtuluş Savaşı ile inşa edilen anti-emperyalist belleği zihinsel yıkıma uğrattı. Tam bağımsızlık, yerlilik, millilik lafta kaldı…“Mevzubahis vatandır” diyenlerin artık şapkayı öne koymaları şart, iç cepheyi parçalatmamak lazım…

Type above to search every episode's transcript for a word or phrase. Matches are scoped to this podcast.

Searching…

We're indexing this podcast's transcripts for the first time — this can take a minute or two. We'll show results as soon as they're ready.

No matches for "" in this podcast's transcripts.

Showing of matches

No topics indexed yet for this podcast.

Loading reviews...

ABOUT THIS SHOW

"Sadece Özel Haber" diyerek Türkiye'nin gündemini belirleyen Odatv'ye hoş geldiniz!

HOSTED BY

Odatv

CATEGORIES

Frequently Asked Questions

How many episodes does Odatv have?

Odatv currently has 50 episodes available on PodParley. New episodes are automatically indexed when they're published to the podcast feed.

What is Odatv about?

"Sadece Özel Haber" diyerek Türkiye'nin gündemini belirleyen Odatv'ye hoş geldiniz!

How often does Odatv release new episodes?

Odatv has 50 episodes. Check the episode list to see recent publication dates and frequency.

Where can I listen to Odatv?

You can listen to Odatv on PodParley by clicking any episode. We provide an embedded audio player for direct listening, and you can also subscribe via your preferred podcast app using the RSS feed.

Who hosts Odatv?

Odatv is created and hosted by Odatv.
URL copied to clipboard!