PODCAST · music
Şiir
by Furkan Özdemir
şiir şifâdır.YouTube: https://www.youtube.com/user/frkanozdemir
-
38
İbrahim Tenekeci - Öbür Divan
İnsanlar anlaşıldı. Cihânın da sırrı yok. ● Ümitvâr olunuz... Şair: İbrahim Tenekeci Yorum: Furkan Özdemir Müzik: Çalıkuşu Fotoğraf: Adrian
-
37
Yavuz Bülent Bâkiler | Şaşırdım Kaldım İşte
"Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu. Eylül'dü." - Zafer Akkaş Bilmem ki nemsin... Yeri doldurulamayan bir kale inşa ediyorum sanırım içimde. Tarihte yapılan kaleler yıkılıp gitti de bu beyhûde kaleyi yıkamadım gönül kafesimde. Kapıların ardında beklerken hangi sancının miadını dinliyorum ki gözlerim böyle alev ırmağı. Hani bakamazsın o kapının ardından ve gidemezsin de. Nasıl bir dilemma... Düşünüyorum o halde varım diyorsun ya Decartes bir şeyi unutuyorsun; düşünebiliyorsan zaten varsın ancak ben düşündüğüm hâlde yokum bunu bilmiyor kimseler. Bazı şeyleri yaşayabilseydim çok farklı olacaktı. Nereye dönsem Rabbim beni biliyor bu ferahlıktır içimi ılıtan. Güz sancılarını duymuştum, güz sancılarını ölümün arifesine benzetirdim. Cânânını kaybettikten sonra doğan evladının sevincini yaşayamamış bir baba kırıklığı. Şair: Yavuz Bülent Bâkiler
-
36
Sohrab Sepehri - Duman Yükseliyor
kopartılmış yapraklarımdan ibaretti hüzün dedim rahmet yağar ben yürürken gece benim ardımda taşıdım kara gençliğimi dağların damarında İsmet Özel, Yaşamak Umrumdadır. ● Duman yükseliyor yalnızlık köşemden Kim, nasıl haberdar olacak ki viranemden? Söyleyeceklerim var yanmış gönlüme Ne zaman sona erecek efsanem. Çektim elimi gecenin eteğinden Seherin zülüflerinden tutmak için Suya attım kendimi sahilden Lakin habersizim denizin derinliğinden. Duvarlardaki desenler bozuldu Kimse bir renk görmedi artık burada Hayal, gözünü dikiyor gece-gündüz Kalbimdeki umut resmine. Ayak bastığımdan beri buraya Kurtuldum kervanın gürültüsünden Aslında canım içre yanıyorum bu ateşten Lakin gönül vermişim bu yanışa ben. Karanlık çekiliyor çatılardan Şehrimin yoluna gülümsüyor sabah Hâlâ duman yükseliyor yalnızlık köşemden Söyleyeceklerim var yanmış gönlüme. Şair: Sohrap Sepehri Yorum: Furkan Özdemir
-
35
Sezai Karakoç - Çocukluğumuz
ÇOCUKLUĞUMUZ Annemin bana öğrettiği ilk kelime Allah, şahdamarımdan yakın bana benim içimde Annem bana gülü şöyle öğretti Gül, Onun, o sonsuz iyilik güneşinin teriydi Annem gizli gizli ağlardı dilinde Yunus Ağaçlar ağlardı, gök koyulaşırdı, güneş ve ay mahpus Babamın uzun kış geceleri hazırladığı cenklerde Binmiş gelirdi Ali bir kırata Ali ve at, gelip kurtarırdı bizi darağacından Asyada, Afrikada, geçmişte gelecekte Biz o atın tozuna kapanır ağlardık Güneş kaçardı, ay düşerdi, yıldızlar büyürdü Çocuklarla oynarken paylaşamazdık Ali rolünü Ali güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar kahraman Ali olmaktan bir sedef her çocukta Babam lambanın ışığında okurdu Kaleler kuşatırdık, bir mümin ölse ağlardık Fetihlerde bayram yapardık İslam bir sevinçti kaplardı içimizi Peygamberin günümüzde küçük sahabileri biz çocuklardık Bediri, Hayberi, Mekkeyi özlerdik, sabaha kadar uyumazdık Mekkenin derin kuyulardan iniltisi gelirdi Kediler mangalın altında uyurdu Biz küllenmiş ekmekler yerdik razı İnanmış adamların övüncüyle Sabırla beklerdik geceleri Şimdi hiçbirinden eser yok Gitti o geceler o cenk kitapları Dağıldı kalelerin önündeki askerler Çocukluk güzün dökülen yapraklar gibi Sezai KARAKOÇ
-
34
Cahit Zarifoğlu - Çölde Gizli Bezginler
Bir çiçek bahçesinde geceye durgun kalışın yağmur sıcağı gibi öptüm sonsuz gidişinden. Saçlarının seyriyle seni yolları aşklara davul çalıp çağrılmış yalnızlarla dolduran akrepleridir duygunun. Karanlık ordulara güneşsiz sokulan bunlar canlanınca ne ateş kirli taşlar ne böcek şakakların sıcağında kuytu bir büzülüp ölecek sabahsız kuşlara koşarsa durur mu evreni omuzlarında bahar şenlikleriyle. Sürdüren ellerini yangın borularında şaşkınlıkla başladı bu atlar bu savaşlar insan buluşlarından burda biter düğün. Gidilir mi evin soğuğuna çölün sıcağından gemilerimiz saklanır. Ağzımızda bir aşk kaçışı vardır buluşmaların saplandık tadına. Durduk alnında yüreğe vuruşların yollar sellere gider. Açılır parklar artık kuşlar dağılır bir aşkı gözyaşlarıyla bulvara çağırmak hiç keseye mi kalır çizildi yalnızlar. Senin gelişin ne de süvari köprünün diplerinde geçer üstümüzden yağmur alan donanmalar. Kürek sesleriyle koşu bitince aşk bir yorulmadır kaçılmaz kırbacından sayılır günü geçmiş anlar boşalan hangi tüfeğin arkasından oturur iki bakış ormanından gerilip bir masaya kollar uzayıp uzaya giden akrebe katlanıp zincire gelmeyen yolcular bu bizim sesimiz denizlere ateş gibi eller açılır ortasından su konuşmaz toplanmaz kuşlar. Ne kazandık yaşamamızdan biz harcandık anam hem kelimesiz kapandık sevgi ektik. Sonsuz seçtik. Beğendik. Ama toprağı kazandık sevinçle kaçın kurtulun ölümlerinizle. Yalnızlıkla ben kaldım sevindiniz işte alın koşturun. Aha size son atım… Cahit Zarifoğlu
-
33
Ahmet Telli - Özletiyor Seni Bu Yağmurlar
Burada yağmur yağıyor Aralıksız yağıyor günlerdir Ama sen yine de şemsiyeni Almadan gel ilk otobüsle Buğulanan camlara usulca Yüzünü çiziyorum ki yüzün Bir yağmur damlası olup Düşüyor yapraklarına gülün Güller de bozamıyor bu uzun Karanlık sessizliğini kentin Anılarını yitiriyor sokaklar Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları Tarih de kekemeleşiyor bazan Ki o zaman aşktır tek bilici Aşksa yürümek gibi bir şey Duyabilmek kuşların gelişini Anısı bizsek eğer bu kentin Unuttuğu türküler bizsek Acıyı rehin bırakıp bir güle Anımsatmalıyız bunları bir bir Sonra yürümeliyiz seninle Sokaklara caddelere çıkmalıyız Belki bir aşktır bu kentin Belleğini geri getirecek olan Burada yağmur yağıyor ama sen Şemsiyeni almadan gel yine de Özletiyor bu çılgın sağanak seni Sırılsıklam özletiyor biliyor musun Şair: Ahmet Telli Yorum: Furkan Özdemir
-
32
Süleyman Çobanoğlu | Tekfurun Kızı
ben seni alamam ah holofira azığım tamtakır binitim nalsız bir belde geçerim kalacağım yok dostlarım bivefa düşmanım yalsız kolum halat değil bakracımda kum ben seni alamam ah holofira sade yoksunluktan yokluktan değil eline kir olsun elli üç lira amma ki alamam, bir uzak sevi gelmiş de çökmüştür taunlar gibi ben seni alamam ah holofira geç git hiç bakmadan eğlenme emi pusatları parlak binbaş istesin seni ulak, elçi, naib-i kral ben hoyrat söylesem el bana hoyrat gelip de ne derim şu dillerim lâl ben seni alamam ah holofira baban kafirine kılıç üşürsem hem de gece bassam, iti uykulu şöyle ya allah'la bohçanı dürsem amma ki alamam, yaradan beni ne ardıç, ne çınar: ufarak çayır koşumum gıcırdar ölmek dilerim bağrım kaynıyordur yüklerim ağır sen bir düş imişsin kuşluk çağında soluma tükürdüm: rabbım gafurdur bilesin kavuşmak yok islamlıkta kavuşan kısmısı ancak gavurdur.
-
31
Ömer Lütfi Mete - Benim Annem Yüz Lisan Bilir
benim annem yüz lisan bilir yüzü de güzel her bedende bir insan bilir sözü de güzel sözü de güzel özü de güzel benim annem yüz lisan bilir yüzü de güzel benim annem yüz mevsim açar yüzü de bahar kan ağlasa da gülücük saçar sözü de bahar sözü de bahar özü de bahar benim annem yüz mevsim açar yüzü de bahar benim annem yüz can kuşanır yüzü de melek her biri bir ömür yaşanır sözü de melek sözü de melek özü de melek benim annem yüz can kuşanır yüzü de melek
-
30
Nizar Kabbani - Suyun Altından Mektup
Dostumsan Yardım et senden uzaklaşayım Yok eğer sevgilimsen Yardım et senden şifa bulayım Bileydim aşk bu kadar tehlikelidir Sevmezdim Bileydim deniz derin bu kadar Açılmazdım Sonumu bileydim Hiç başlamazdım Özledim seni Öğret bana özlem duymamayı Öğret bana yüreğimin derinliklerinden Nasıl çekip koparırım köklerini sevginin Nasıl ölür? Öğret bana Gözlerimde gözyaşların Öğret bana bir kalp nasıl ölür? Ve nasıl intihar eder arzular Ermişsen Kurtar beni bu büyüden Bu inkardan Aşkın sanki reddediştir Nolur arındır beni bu inkardan Güçlüysen Çıkar beni bu ummandan Çünkü bilmiyorum ben yüzmeyi Mavi dalga gözlerinde Çekiyor beni derinliklerine Mavi.. Mavi.. Yok maviden başka renk Ne tecrübem var aşkta Ne de bir kayığım Değerliysem senin için gerçekten Tut elimden Aşığım sana baştan ayağa Ben suyun altında soluyorum Boğuluyorum, Boğuluyorum, Boğuluyorum... Şair: Nizar Kabbani Yorum: Furkan Özdemir
-
29
Numan Arıman - Vera
hiç söylenmemiş sözler söylemeliyim, el değmemiş, duru sözler sevdiğim için sevdiğim! şehir giysilerini kıskanır ve bu yüzden bürünür geceyi güneş gözlerinden beslenir ve saçlarını kollar görmek için. sensizken şehrim, boş meydanlarında yürüdüm kalın puntolarla iri laflar ettim öfkemi saldım iri dişli postallar üzerine. sevdiğim! Vera.. hangi çocuğu okşadın, ellerinle gülden kokular.. dilinde aşk nameleri, söylesene Vera hangi çocuğun adını andın. sahi Vera en son ne zaman görmüştük Sena’yı? hatırlasana deli kız, sana emanet etmişti o bombaları sevdiğim bak, umut kan pıhtısı rengine döndü sen Vera, Filistin’den geçerken sakın eteklerini toplama biraz kan bulaşmış halde çık karşıma ve sakın unutma o ilk çocuğumuzdur asırlardır dillerde olan Leyla’dır, Meryem’in suskunluğunda can bulan gözleri vardı Züleyha’nın henüz düşmeden kirli kelimeler diyarına bilir misin Vera bu kaçıncı çocuk? bu kaçıncı kertik yüreğe atılan? eskisi gibi değil… artık daha da sancılı sevdiğim özgürlük meydanları, budalalardan geçilmiyorsa bil ki bu şehirde çocuklar ölüyor asırlardan uzat ellerini Vera.. ellerini bulur ellerim, bir Grozni kuşatmasında, dağları görüyor musun Vera? her bir dağa bir çocuğumuzun adını koymuşlar Berat’ım, Emin’im, Murat’ım hani omuz omuza vermiştik ya bir namaz kıyamında hani beraber açmıştık orucumuzu kimi Marmara’da kimi Yıldız’da koş Vera koş ülkemin sürgün yerlerine koş ağlama deli kız ben ağlarım seni böyle görmemeli her okul kapısında türkümüzü söyleyen kızlarımız ve annelere de söyle ağlamasınlar ve sakın onlara ölüler demesinler söylesene Vera çocuklara sıkılan hangi kurşun kahpece değildir? öfkemiz taş doğursun Vera taş! yüreğimizi söksün yerinden bak her tarafta sapanlı ebabiller Ebrehe’nin tankları kan kusturur şimdi Firavunu boğan Kızıldeniz’i ağlama duvarının dibinde görürüm ki asa değil Musa’nın elindeki çağın sökülmüş kalbidir bir şubat gecesi kaybettik esrarımızı Vera kendimizi odalarımızda bulduk postallı korkularımızla söylesene sevdiğim hangi rengini çaldılar gökyüzünden bak zulüm Çin Seddi’ni aştı sevdiğim içimizdeki Musalardan ne haber vardır? İbrahimler’den, Yusuflar’dan yoksa Musa’yı Kızıldeniz’de yalnız mı bıraktık? ellerimizle mi verdik İbrahim’i Nemrutlara şimdi hangi kuyudan gelmede Yusuf’un sesi? ki unutma Vera Filistin’de yeni doğan çocuklar ilkin annelerinin göğsüne sonra da yerdeki taşlara uzanırlar neredesin eyy İsmail’in boğazındaki merhamet? içimizdeki bu sızıyı kaldır ya ebabilleri gönder ya bizi de oraya aldır ve her taraftan bana yönelir seni arayan sesim Vera benim..Vera benim.. Numan ARIMAN
-
28
Sabahattin Ali - Son Mektup
Ben sana hep çiçek açarız güleriz eğleniriz demiyorum, kahroluruz ama birlikte oluruz.
-
27
Cahit Zarifoğlu - Sevmek de Yorulur
Bir adam bir kadın var içimde iyice anladım Bana bunu sessizce anlatıyorlardı... Şair: Cahit Zarifoğlu Yorum: Furkan Özdemir
-
26
İlhami Çiçek - Leyla
günlerden bir özge gün müdür yaprak dökümü müdür gizemli neylerin
-
25
Tarık Tufan - Anna
Biz her şeye, esirgeyen ve bağışlayan, çokça esirgeyen ve çokça bağışlayan, hep esirgeyen ve hep bağışlayan rabbin adıyla başlayan adamlarız anna.
-
24
Tarık Tufan - Aslında Seni Çok Özledim
Ne bir portakal bahçesinde dolaştım ne de bir posta treninde yolculuk ettim. Çiçekler bir açmaya görsün, bir çılgınlık yapıp hatır için öleceğim… Aslında seni çok özledim…
-
23
Durmuş Kavcar - Sendeyim
❝Söze sezdirmeden sevdiğini söylemek Aşkın tarifi budur dilsizler lügatinde Ürkmesin diye kuşlar, yolunu değiştirmek❞ Said Yavuz (İtibar, 38)
-
22
Yahya Kemal Beyatlı - Mehlika Sultan
Mehlikâ Sultan'a âşık yedi genç Gece şehrin kapısından çıktı: Mehlikâ Sultan'a âşık yedi genç Kara sevdalı birer âşıktı.
-
21
Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman - Bahattin Karakoç
Takvim sorup hudut çizdirme bana Ben sana çiçeklerle geleceğim -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
-
20
Ali Lidar - Ağlamak Anlamaktır
O kadar güçsüzüm ki sesim bile çıkmıyor Saat üçtür belki dört uyusaydım ya keşke Uyanmaktan korkmasam yüz yıl uyurum sanki
-
19
Necip Fazıl Kısakürek - Bekleyen
Sen, kaçan ürkek ceylânsın dağda, Ben, peşine düşmüş bir canavarım! İstersen dünyayı çağır imdada; Sen varsın dünyada, bir de ben varım!
-
18
Uğur Elaman - Hümeyra
En güzel örneğin en güzel örnekleri ne yaparlarmış bilir misiniz? Onlar kış geldiği vakit seyahat ederlermiş; Gündüz oruç tutmaya, Gece namaz kılmaya.
-
17
Kemal Sayar - Ruknettin'in Kalbi İçin Kehanetler
Ruknettin'in aynalarda ağladığı kadar var. Bir mevsimin kıyısından tutarsan Ruknettin Kurak ovalara yağmurlar yağar, Ayak bileklerinden kavrarsan bir harfi, Kalbin şiir olup vadilerini sular. Senin de vadilerin vardır Ruknettin!
-
16
Sezai Karakoç - İnci Dakikaları
Sen bana yeni yılsın her dakika Her dakika bir yaşıma daha giriyorum Sen benim üstüne titrediğim güzel ve yeni Saatim kadar saadetimin gözbebeği zamansın Ben bin parçaya bölündüm her parçasında Her parçasındayım kırkayak sesli boğuk arkadaşlığın Çalkantısız Üniversitenin yalnızlığın ve ağlamanın Erkek ağlar mı diyeceksin Hayberin kapısı ağlar mı erkek ağlar mı Ben yel gibi erkekler ağlar diyorum
-
15
İbrahim Tenekeci - Uluorta
Aynı duyguyu paylaşan kederli ruhlar birbirleriyle karşılaştıklarında huzur bulurlar. Kırık Kanatlar, Halil Cibran (Sayfa 73)
-
14
Haydar Ergülen - Ne Olacak Bu Şiirin Sonu
Biz seninle eski mektuplar gibiyiz yalnız birbirimize açılır ve vaktimizi biliriz hem açan da çabucak kapatır bizi usanır utanır gibi mi unutmak ister unutur gibi mi utanır, ziyanı yok, sonunda bizi bize bırakır ama biz bırakmayız kendimizi birbirimizde çünkü eski mektuplar eski hesaplar gibidir hiç kapanmaz, unuturuz ne yazdığımızı biz bile tanıyamayız bazen bunları biz mi yazmışız, bazen cümleler bizden önce yaşlanır çünkü, bazen bizim gençliğimiz tutar, o zaman anlarız ki, ödünç almışız demek bazı cümleler gibi bazı duyguları da, aşk da böyle bir şeydir belki
-
13
Güven Adıgüzel - Gel İçimdeki Uranyumu Zenginleştir Sevgilim
Gel içimdeki uranyumu zenginleştir sevgilim! Starbaksları kundaklayalım istersen! Yeşilay derneği başkanından ateş isteyelim sigaralarımıza, kahveden adam toplayalım apar topar bir akşam aniden, gökyüzündeki tabelaları değiştirelim. Gel içimdeki uranyumu zenginleştir sevgilim! Emperyalistlere küfredelim istersen, kapitalistlere nasihat edelim, modernistleri en yakın hastaneye sevk edelim. Doğayı sevip, yeşili koruyan bir çocuğa çok masallar anlatalım sonra. Gel içimdeki uranyumu zenginleştir sevgilim!
-
12
Erdem Bayazıt - Ölüm Risalesi
Sonra eğildi sevgilinin yüzüne Sürdü bulutlanmış gözlerini O güzellikler ülkesine Baktı baktı ve dedi: -Hayatında güzeldin Ölümünde güzelsin Öldün Bir daha ölmeyeceksin
-
11
Nizar Kabbani - Kudüs
Ey Kudüs, ey peygamber fışkıran şehir Ey yer ve gök arasındaki en kısa yol
-
10
Nuri Pakdil - Anneler ve Kudüsler
Güz suları bizim şehrin önünden akar Kış savunması Bizim şehir üs öbür şehirlere Dakka şimdi bir doğu kamerası Ölümü çeken * Geleceği parmakların bir bir gösterdi Yeşil bir harmani dizlerinde Çek denizi aradan And anıtları koy Eski çağ taşlarının üstüne Yeni çağ silahları üstüne
-
9
Hilâl (Mah) - Canım Çocuk
Canım çocuk...Korkma! Yine uçacaksın havalara. Gülümsemen yayılacak Aksa'ya. Kudüs sokakları seni kazıyacak hatırasına. Kudüs unutmaz çocuk, korkma!
-
8
Mehmet Akif İnan - Mescid-i Aksa
Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu Varıp eşiğine alnını koydum Sanki bir yer altı nehr çağlıyordu Gözlerim yollarda bekler dururum Nerde kardeşlerim diyordu bir ses İlk Kıblesi benim ulu Nebi’nin Unuttu mu bunu acaba herkes Burak dolanırdı yörelerimde Mi’raca yol veren hız üssü idim Bellidir kutsallığım şehir ismimden Her yana nur saçan bir kürsü idim Hani o günler ki binlerce mü’min Tek yürek halinde bana koşardı Hemşehrim nebi’ler yüzü hürmetine Cevaba erişen dualar vardı Şimdi kimsecikler varmaz yanıma Mü’minde yoksunum tek ve tenhayım Rüzgarlar silemez gözyaşlarımı Çöllerde kayıp bir yetim vâhayım Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde Götür müslümana selam diyordu Dayanamıyorum bu ayrılığa Kucaklasın beni İslâm diyordu Mehmet Akif İnan
-
7
Sezai Karakoç - Alınyazısı Saati [Kudüs]
Ve Kudüs Şehri. Gökte yapılıp yere indirilen şehir. Tanrı şehri ve bütün insanlığın şehri. Altında bir krater saklayan şehir. Kalbime bir ağırlık gibi çöküyor şimdi. Ne diyor ne diyor Kudüs bana şimdi Hani Şam´dan bir şamdan getirecektin Dikecektin Süleyman Peygamberin kabrine Ruhları aydınlatan bir lâmba İfriti döndürecek insana: Söndürecek canavarın gözlerini İfriti döndürecek insana
-
6
Cahit Zarifoğlu - Sen Kuş Olur Gidersin Trenle
Kalbime saklanıyorum, yoruldukça gündemin keşmekeşinden. Zarifoğlu yine alıp götürüyor bizi bir trenle bilmediğimiz yerlere. Dönebilen varsa yolu tarif etsin.
-
5
Kemal Sayar - İki Mehtap Arasında
'Sessizlik sır saklamaz' diyor Uriah Heep bir şarkısında. Asırlar öncesinden seslenen Mevlâna yankılar gibiydi: 'Dil, kelimeler pek çok şeyi açıklar ama aşk, üzerine kelimeler düşmediğinde daha berraktır.'
-
4
Sinem Kaynak - Süveyda
Sen hangi dağın zirvesisin Süveyda? Kaç tepe aştıysam birinde yanmaz kandillerin... Kaç çerağ söndürdü ise gözlerin, Bir kuşluk vakti çöktü yükü omuzlarıma. Heybemde biriktirdiğim yıllar, kimin? Asırlar var, nice ayazlara direndi de İki dudağın arasına asıldı tahtım, Süveyda... Yıkılıverdi üç harflik nefesine! Ve benzimi soldurdu keskin yamaçları, Aradığım zirvenin...
-
3
Erdal Çakır - Aliya
Aliya İzzetbegoviç'e...
-
2
Caniçinden Eylül'e Veda
Eylül
-
1
Ali Ural - Posta Kutusundaki Mızıka
Sevgili Dost, Bir şehrin en güvenilir yeri sence neresidir?
We're indexing this podcast's transcripts for the first time — this can take a minute or two. We'll show results as soon as they're ready.
No matches for "" in this podcast's transcripts.
No topics indexed yet for this podcast.
Loading reviews...
ABOUT THIS SHOW
şiir şifâdır.YouTube: https://www.youtube.com/user/frkanozdemir
HOSTED BY
Furkan Özdemir
CATEGORIES
Loading similar podcasts...