PODCAST · news
Yeni Şafak Yazarlar
by Yeni Şafak
Sosyal medyanın en güçlü haber mecrası Yeni Şafak.Yeni Şafak Gazetesi olarak yayın hayatına başladığımız ilk günden itibaren ülkemizde demokrasinin tüm kurumları ile yerleşmesi, milli irade ve değerlerimizin hâkim olması için tüm gücümüzle çalıştık. Bu ülkenin geleceğinin derin sularda boğulup gitmemesi için çaba sarf ettik. Fırtınalı günlerde sığınılacak bir liman olduk. Bugüne kadar ülkemize yapmış olduğumuz katkıyı bundan sonra da okurlarımızın desteği ile sürdürmeye devam edeceğiz. Her gün Yeni Şafak’la yeni bir umut olacak.
-
500
Dursun Gürlek-Sultan Abdülhamid Han hakkında ilgi çekici bir yazı
Kendi ecdadından aşırı derecede nefret eden dünyada başka bir ülke var mı bilmiyorum. Bildiğim şu ki, başta padişahlar olmak üzere diğer bir takım Osmanlı ricaline kin besleyen, olmadık iftiralarda bulunan, onlar hakkında abuk sabuk sözler söyleyen insanların sayısı biz de – maalesef – büyük bir yekûn tutuyor. Ve bu güruhun eleştirileri de – haliyle – eleştiri olmaktan çıkıyor ve hezeyana dönüşüyor.
-
499
Abdullah Muradoğlu-Hristiyan-Siyonistlerin foyası meydana çıktı..
İsrail’in ABD’deki en bağnaz destekçileri “Hristiyan-Siyonist” olarak kendilerini etiketleyen “Beyaz Evanjelik Hristiyanlar”. ABD nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturan Hristiyan Siyonistler 1980’lerden bu yana blok olarak Cumhuriyetçi Parti’yi destekliyorlar. Dolayısıyla Cumhuriyetçi Başkanların Ortadoğu politikasında Hristiyan Siyonistler’in baskısı önemli rol oynuyor. İsrail de Amerikan Yahudilerinden daha çok Hristiyan Siyonistler’e güveniyor.
-
498
İhsan Aktaş-Serinkanlı bir gençlik yazısı
Bir ülkenin tek bir genci, bu ülkenin çocuğudur; ailenin, öğretmenin, okulun, milletin ve devletin çocuğudur. Hepimizin gençlere bakarken anne-baba şefkatiyle yaklaşma zorunluluğu vardır.
-
497
Yusuf Kaplan-Türkiye’de yakın tarih neden savaş alanına dönüşüyor?
Öncelikle şunu söylemek gerek: Dünyanın hiçbir ülkesinde yakın tarih bizdeki kadar sosyal ve siyasî fay hattına, ayrışma ve hatta kavga alanına dönüşmüş değil.
-
496
Fatma Barbarosoğlu-Botokslu Cenaze Kime Ait? (5) Ahmet Şara’nın milyon dolarlık saati
“Bu bir tez konusu olsaydı...” podcast yayınımıza hoş geldiniz. Bugün program boyunca yalnızım. Mete, Elif Ersolmaz’ın ekibiyle sahaya indi. Sahadan gelen verileri ben de sizin kadar heyecanla bekliyorum.
-
495
Ahmet Ünlü-CHP Genel Başkanı kamu yönetiminde “dana metaforunu” öğrense iyi olur
Bu köşeyi takip edenler kamu yönetimine yönelik iyileştirme önerileri yaptığımı bilirler. Bu önerileri yaparken de parti pırtı ayrımı yapmam. Nihayetinde bu Ülke hepimizin ve çarçur edilen her kuruş da bizlerin vergilerinden karşılanıyor. Bu bağlamda yaptığım uyarılara dikkat edilerek yol yürünmesi gerektiğini düşünüyorum.
-
494
Yusuf Dinç-Merkez miyiz, koridor mu?
Biz öyle dünyanın kıyısında kenarında bir ülke değiliz. Hadi bizi fark edin de merkez olalım, hikayesi kurmayız.
-
493
Yaşar Süngü-Kılavuzu karga olanın…
Bir karga kendini kötü hissettiğinde, karınca yuvasının yanına konar, kanatlarını açar, hareketsiz durur ve karıncaların saldırmasına izin verir.
-
492
İsmail Kılıçarslan-Anlaşıldı, Yusuf o kuyuya düşecek
Ben Ekrem hocadan dinledim. Ve ona dedim ki “çaldı isem miri mal çaldım” fehvasınca ben bunu çalaram ve “götürü bazar” sataram. Eksiğiyle artığıyla alan bulunur elbet.
-
491
Hayreddin Karaman-Müslüman ve fıkıh mezhepleri
Bundan önceki yazımda İbnü’l-Hümâm’ın, konumuzla ilgili görüşünü yazmıştım. Okuyucu haklı olarak “acaba bu İbnü’l-Hümâm kim, Hanefî mezhebi içinde ve genel olarak ulemaya göre yeri ve değeri nedir” diye düşünmüşlerdir. Bunu da açıklamak için bir sayfa yazmıştım, nasıl oldu bilmiyorum; gazeteye gönderirken bu kısım burada kalmış, şimdi, TDV İslam Ansiklopedisindeki Sayın Ferhat Koca’nın güzel maddesinden, bir sayfa olmasa da birkaç satır yazdıktan sonra İbn Abdüsselam’a geçelim.
-
490
nedret ersanel-‘Habis miras’…
Ursula von der Leyen hanımın -malûm, kendisi AB Komisyonu Başkanı oluyor- ‘Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmamız gerekiyor ki, Türk, Rus ya da Çin etkisi altına girmesin’ açıklamalarına “yerli Avrupacılar” dahi vahlandılar.
-
489
serdar tuncer-Çocuklarımız niçin bu halde, nasıl kurtulur? (II)
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan vahşi, elim ve bize yabancı hadiseleri devlet, toplum ve medyanın sorumlulukları bağlamında yorumlarsak ortaya nasıl bir tablo çıkar? Neleri yanlış yaptık da buralara geldik? Neyi nasıl yapmalıyız ki buradan bir çıkış yolu olabilsin?
-
488
taha kılınç-Evkâf savaşı
Suriye, geçtiğimiz günlerde ilginç bir iddia ile çalkalandı. Sosyal medyada yapılan paylaşımlarda, yeni Suriye yönetiminin Şam’daki 11 ayrı noktada bulunan Osmanlı eserlerini Türkiye’ye devredeceği belirtildi. Bunlar arasında Kanunî Sultan Süleyman tarafından yaptırılan ve son padişah Mehmed Vahîduddîn’in kabrinin de yer aldığı Tekke-i Süleymaniye, Hicaz Demiryolu istasyonu binası, Merce Meydanı ve çevresi, Sâlihiyye semtinde Muhyiddîn İbn Arabî’nin kabrini de kapsayacak şekilde tarihî mahalleler, sur içi Şam’da çok sayıda han ve çarşıyla Kefer Sûse ve Şa’lân semtlerinde geniş araziler bulunuyordu.
-
487
yasin aktay-Kuruluş yıllarında, TBMM’den demokrasi manzaraları
23 Nisan 1920’de gerçekleşen olay İstanbul’da zaten faal halde bulunan ve İngilizlerin baskınıyla İstanbul’da çalışamaz hale getirilen Meclis'in Ankara’ya taşınması ve faaliyetlerine burada başlamasından ibarettir. Kuşkusuz Meclis'in işgal şartlarında taşınarak da olsa faaliyetlerine devam etmesi çok önemlidir. Ama Ankara’ya taşınmasının İngilizlere rağmen değil bilakis İngilizlerin müdahalesi ve zorlamasıyla gerçekleşmiş olduğu da göz ardı edilen gerçeklerden biri. O tarihte İstanbul’un doğrudan ve fiilen işgal altında olması aslında bütün Osmanlı topraklarının resmen işgal gözetimi altında olması anlamına geliyor ki, Samsun, Erzurum ve Ankara’da da bir İngiliz (işgali değilse bile) varlığı yok değildir.
-
486
ismail kılıçarslan-Boşu boşunalık
“Sonra yavaş yavaş kayıtsızlık gelip oturuyor böğrüne ruhunun. Kayıtsızlık. Kâinat içinde varlığını hiçliğin içinde yitirmek. Derin bir anlamsızlık. Varlık ile yokluğun farkının silindiği o sınır bölge, bir nevi araf. Varolmak yakıcı; yokluk daha da yakıcı. Yokluk, soğuğun yaktığı gibi yakıyor: Görünmez, sessiz, içten, usul usul. Varlık ise gürül gürül yanan bir alev gibi.
-
485
özgür bayram soylu-Organize sanayi bölgeleri dönüşümü: Yeşil mi siyah mı?
Dünya ekonomisi sessiz ama sert bir eşikten geçiyor. Artık mesele ne kadar üretildiği değil, nasıl üretildiği. Karbonun maliyet olduğu, verinin sermaye kadar değer kazandığı ve insanın üretimin merkezine yeniden yerleştiği bir çağdayız. Yeşil dönüşüm çevreyi korumanın ötesinde bir rekabet şartına, dijital dönüşüm operasyonel bir tercihten varoluşsal bir zorunluluğa, beşeri dönüşüm ise sosyal bir gündemden stratejik bir zorunluluğa evrilmiş durumda.
-
484
levent yılmaz-Merkez pas geçti ama konu sadece enflasyon mu?
Savaş başladıktan sonra artan enflasyon beklentilerinin ardından yapılan ilk Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizi %37’de sabit bırakıldı. Kurul’un pas kararı verdiği toplantı metnin özeti kısaca şu şekilde;
-
483
ali saydam-Kendi krizini yaratmak
İletişim dünyasının en garip, en evlerden ırak durumunu yaşıyoruz yine! Kişilerin veya kurumların, ortada fol yok yumurta yokken kendi krizlerini kendi elleriyle yaratmalarını…
-
482
ömer lekesiz-An’dan önce zaman’dan sonra…
Önceki birkaç yazımda “İnsan nedir?” sorusu ekseninde, idrakin ve güçlerinin varlık mertebelerini, İslamî tasavvur planı içinde edebiyatla irtibatlandırarak ele almaya çalışmıştım.
-
481
Fatma Barbarosoğlu - 15 yaşındaki oğula baba olmak... Ya da olamamak...
Beton ormanının içinden geçiyoruz. Daha doğrusu geçemiyoruz, çünkü trafik felç. Beton ormanının dairelerinin ancak yüzde ikisi dolu. Diğerleri boş. Dolduğunda ne olacak? Bütün bu boş binalar bana Bolu’da “Araplara satarız” diye yapılan, kimsenin satın almadığı korku şatolarını hatırlatıyor. İçinde beklemekte olduğumuz taksinin şoförü “Şurayı görüyor musunuz, eskiden burada Singer fabrikası vardı. Bahçesi yemyeşildi. Öğlen tatilinde işçiler top oynardı” diyor, özlemle.
-
480
Ersin Çelik - Evet her şey böyle başladı
Adı Ella Kenan. 38 yaşında bir kadın. Bu zamana dek kurduğu anlatıların kaç masumun kanının dökülmesine meşruiyet sağladığını kimse bilmiyor. Ancak milyarlarca insanın zihnini allak bullak ettiğini kendisi söylüyor. Ella’nın katliamları meşrulaştırdığı veya gölgelediği ise kesin. Bu arada kendisi bir asker değil. Haliyle üniforma giymiyor, silah taşımıyor. Ancak milyonlarca ekranı aynı anda harekete geçirebilen bir dijital ordunun komutanı. Kendisi anlatıyor rolünü ve yaptıklarını. “Vurduklarını” nasıl indirdiklerine kadar hem de…
-
479
Mehmet Akif Soysal - Askeri güç ve parasal hegemonya: Küresel düzenin dönüşümü
Askeri güç ile parasal gücün tarih boyunca birbirini besleyen iki temel unsur olduğu açıkça görülmektedir. Modern küresel düzenin inşasında bu ilişkinin en net örneği, Amerika Birleşik Devletleri’nin İkinci Dünya Savaşı sonrası elde ettiği askeri üstünlükle kurduğu finansal mimaridir.
-
478
Kadir Üstün - Türkiye’nin orta güçlerle ittifakı
Türkiye sürekli bir bölgesel istikrarsızlık ve küresel belirsizlik ortamında yürütmek zorunda olduğu dış politikasını orta güçlerle stratejik iş birliğini artırarak güçlendirdi. Yıllardır Cumhurbaşkanı Erdoğan Suudi Arabistan, Brezilya, Güney Kore, Endonezya, Güney Afrika ve Japonya gibi ülkelerle ekonomik, siyasi ve diplomatik ilişkilerini stratejik bir biçimde derinleştirme arayışında oldu. Bu sistematik çaba Türkiye’nin hem bölgesindeki hem de bölge dışındaki ülkelerle birlikte hareket etme imkanlarını değerlendirerek küresel meselelerde de söz sahibi olması sonucunu doğurdu. Bu sene bölgesel ve küresel dış politikası açısından iki kritik zirveye (NATO ve COP31) ev sahipliği yapacak olan Türkiye hem NATO müttefikleri hem de ‘orta güç’ tabir edilen ülkelerle stratejik diyaloğunu daha ileri aşamaya taşıma gayretinde.
-
477
yusuf kaplan - Ruhumuzu çaldılar, insanlığın var’oluş umudunu ve ufkunu!
Bir Alman ruhu var. Bir Fransız ruhu, İngiliz ruhu, Çin ruhu, Rus ruhu da var. Peki, bir “Türk ruhu”ndan söz edilebilir mi? Edilemez; çünkü “Türk ruhu” ifadesi, ırk çağrışımı fazla olan bir ifade. Irkı aşan ama ırkı da kuşatan bir kavrayışa ihtiyacımız var.
-
476
yahya bostan - Arka plan okuması: Kerkük’te bir şeyler oldu
Bu köşeden “O aktörle konuşmanın vakti gelmedi mi?” diye sorduğumda (17 Şubat) gelişmelerin bu kadar hızlı seyredeceğini öngörememiştim. ABD/İsrail’in İran saldırısı henüz başlamamıştı. Konu Barzani’nin (ve medyasının) dağılan SDG’ye ödünsüz desteğiydi. Dahası… Barzanilerin oturmuş geleneğin dışına çıkarak -ilk kez- Irak Cumhurbaşkanlığına aday göstermesi dikkat çekiciydi. Yönetim, Irak’taki askeri varlığını Erbil’e kaydıran ABD’den güç alarak… Hem Irak’ta hem de bölgede mevcut statükoyu bozma arayışındaydı. Bunun Ankara’da kaşların çatılmasına neden olduğunu görüyordum. O halde yeni bir hamle yapılmalı ve Barzani yönetimi “dengelenmeliydi.”
-
475
Aydın Ünal - “Araplaşmak” ya da zırvanın tevili
İsminin önünde “prof.” ünvanı da olan şahsın bir yıl önceki mülakatında sarf ettiği sözler geçtiğimiz günlerde yeniden gündeme geldi. Şahıs, özbeöz Çorumlu olan Şeyhülislam Ebüssuûd Efendi’nin Mısır’dan getirildiğini, onun eliyle Osmanlı’nın Türkleri Araplaştırdığını iddia ediyordu.
-
474
Ayşe Keşir - Sinsi salgın
Daha evvel ABD’de, Avrupa’da seyrettiğimiz okul baskınları ne yazık ki kapımıza dayandı. İki şehrimizde peş peşe ilk defa tanıklık ettiğimiz bu olay 86 milyonu derinden sarstı. Bile isteye meslek olarak iletişimi seçmiş, eğitimini almış biri olarak çok uzun zamandır, farklı platformlarda “sosyal öğrenme’’ başta olmak üzere medya eleştirileri yazıyorum, dile getiriyorum. Konvansiyonel medyada kanun ve etik ilkeler ile kısmen de olsa disipline edilen alan yeni medya, sanal medya ile artık koca bir kara delik. Gayri nizamı, hukuksuz bir alan…
-
473
Mehmet şeker - Basketbol, voleybol, futbol
Mahalle arasındaki basketbol sahasında, voleybol topuyla, tek başına futbol oynayan çocuk! Sen ne yaptığının farkında mısın? Şuurun ne kadar yerindedir, belli olmuyor. Nedir bu sinir, bu öfke, bu hınç? Kime kızdın, neye gücendin? Rakip yok. Pas verecek, çalım atacak kimse yok. Gol atabileceğin bir kale de... Seyreden tek kişi bile görünmüyor etrafta.
-
472
Ömer Lekesiz - Ebû Zerr meşrep bir âlim daha geçti bu dünyadan
Öğrencileri ve sohbet halkasının müdavimleri onu Molla Raşid olarak tesmiye ederlerdi. Yazı başlığımda tercih ettiğim ifadeyle, Ebû Zerr meşrep bir âlimdi. 18 Nisan 2026 tarihinde, zühd üzere sürdürdüğü dünya mühletini ikmal ederek, yine aynı hâl üzere, yani sade, sessiz ve iz bırakmaktan ziyade iz silerek öteye intikal etti. Bu hâl, onun özgeçmişine dair veriler için de geçerliydi. Kimdi; hangi aileye mensuptu; ismi ailesi tarafından mı verilmişti, yoksa bir mahlas, unvan, lakap ya da nisbe miydi; nereliydi; neyle geçinirdi… bütün bu sorular -en azından bu fakir için- cevabı zorunlu olmayan tali istifhamlardı. Zira o, hakikati şahsiyetlere göre değil, şahsiyetleri hakikate göre tartan bir idrak ufkunun mensubu olarak, daha başta kendi şahsına dair bilgileri ketmeden ve muhataplarının bu yöndeki merakını da hükümsüz kılan bir zattı.
-
471
Ali Saydam - ‘Dijital dekolonizasyon’
86 milyonu dağıtan, ülkemizi ayağa kaldıran önce Siverek’ten, ardından Kahramanmaraş’tan gelen haberler... Toprağa verilen gencecik bedenler ve kendini çocuklara fedakârca siper eden Ayla öğretmen… Sayın Cumhurbaşkanı meselenin röntgenini aslında çok net çekmiş: “Dünya artık eski dünya değil.” Doğrudur. Ancak mesele, sadece dünyanın değişmesi değil, bu değişimden nasıl, yani kim olarak çıkıldığıdır.
-
470
Erdal Tanas Karagöl - ABD enerjide hakimiyetini sürdürebilecek mi?
ABD, dünyada ekonomik ve siyasi hakimiyetini sürdürmenin, enerji kaynaklarına yani petrol ve doğal gazın ekonomik gücüne bağlı olduğuna ve bu kaynakların akışını kontrol etmekle gerçekleşeceğine inanmaktadır.
-
469
Levent Yılmaz - Sanayi alarm veriyor!
Devam eden dezenflasyon programının farklı ekonomik veriler üzerindeki yan etkileri giderek daha da belirginleşirken en önemli etkinin imalat sanayi üzerinde olduğunu ifade edebiliriz. Her ne kadar aksi iddia edilse de kontrollü kur politikası nedeni ile hem içeride hem de dışarıda rekabetçiliğini kaybeden imalat sanayiinde kapasite kullanım oranının geldiği seviye neredeyse pandemi dönemini yakınsamış durumda. Hatta son veri pandemiden çıkış döneminin altında gerçekleşmiş görünüyor.
-
468
Nur Özkan Erbay - Antalya’dan dünyaya verilen mesajlar
Bu yıl Antalya Diplomasi Forumu, ABD-İsrail/İran arasında süregelen, iki ay gibi kısa bir sürede küresel fay hatlarında jeopolitik kelebek etkisi yaratan savaşın gölgesinde gerçekleşti. Forum bölgesel bir savaşın dünyanın birbirinden binlerce kilometre uzaktaki ülkeleri de içine alan geniş bir alanda etkileyerek kolektif güvenlik zafiyetlerine ve ekonomik kayıplara neden olabildiğine, günün koşullarında artık bölgesel-küresel kriz ayrımının olmadığına dikkat çekmesi bakımından da son derece anlamlı ve zamanlıydı.
-
467
Süleyman Seyfi Öğün - Belirsiz yakın gelecek için bâzı tespitler
İran savaşı alabildiğine kilitlenmiş vaziyette. Ortada bir ateşkes var. Ama ateşkes demeye bin şâhit ister. Hâlâ gemiler vurulabiliyor. Hürmüz Boğazı’nın açılmasını isteyen ABD akıl almaz bir iş yapıyor ve “bu ne perhiz bu ne lâhana turşusu” dedirtecek şekilde, kendisi de Körfez üzerinde abluka tatbik ediyor. Müzâkereler başlayacak deniyor. Ama İslâmâbad’a henüz heyetler gelmiş değil.
-
466
Turgay Yerlikaya - Erken dönem üzerine yeni bir tartışma: Brett Wilson’un makalesi üzerine
Son dönemde sosyal medyada gündem olup ilgili kamu nezdinde tartışılan Brett Wilson’ın makalesi, Türkiye’de din-devlet ilişkileri konusuna yeni bir soluk getirdiği iddiası üzerinden ele alındı ve tartışıldı. Wilson’un makalesinin temel argümanı, erken cumhuriyetin tekke ve tasavvuf ehline zannedildiği kadar mesafeli davranmadığı, bilakis birçok biyografide de görüleceği üzere zaman zaman onlara devlette alan açmak suretiyle müşfik bir tavır geliştirdiğidir.
-
465
İbrahim Karagül - Hürmüz’e bak, Boğazlar’ı düşün. Ege ve adalardaki askeri yığınağı İstanbul Boğazı için yapıyorlar! Öyleyse: Batı Trakya, adalar tartışmaya açılmalı.
Hürmüz Boğazı’na yönelik ABD ablukası, dünyanın bütün deniz ve kara ticaret koridorlarını tartışmaya açabilir. Buralarda çok büyük güç hesaplaşmaları başlatabilir. Yeni müdahale tarzının başlangıcı olabilir. Bir yandan alternatif güzergahlar planlanırken, küresel ekonomi ve güvenliği formatlayan, yeryüzünün bu en kritik bölgeleri büyük savaşların adresleri haline gelebilir.
-
464
Selçuk Türkyılmaz - Batı Şeria’da yerleşimciler: Din mi toprak mı?
Bütün dünyada olduğu gibi bizde de Siyonist yerleşimcileri başka bir coğrafyadan Filistin topraklarına getiren asıl faktörün Yahudilere yönelik pogromlar veya Holokost hadisesi olduğu düşünülmüştür. Pogrom çarlık döneminde Yahudi topluluklarına yönelik devletin göz yummasıyla ortaya çıkan toplumsal hadiselerdi. Pogromların Yahudileri yeni bir yurt arayışına ittiği söylenir. Aynı şekilde İkinci Dünya Savaşı’nda Holokostun da Almanya’da yaşayan Yahudileri yeni bir yurt arayışına yönelttiği çokça konuşulmuştur.
-
463
Gökhan Özcan - Dünyanın yükü
İnsan psikolojisi küresel bir imtihandan geçiyor. Evvel zamanda kendi hayatı, kendi sosyal çevresi ve bizzat yaşadıkları idi insanın içini sıkan. Şimdi bütün dünyanın derdi, tasası, acısı moral değerlerin örselenmesi neticesinde zaten fazlasıyla zayıflamış olan omuzlarımızda. Hayatın içinde genel bir tanım olarak insanca davranış dediğimiz şeylerin eksildiği, azaldığı bir gerçek… Başkalarının kötülükleri, iyi ile kötü arasında her gün defalarca imtihandan geçen insanların hazır bahaneler veriyor. Kötülük, ne kadar büyük olursa olsun bizim kötülüğümüze, hatta bizim kötülük karşısındaki zayıflığımıza mazeret olamaz oysa.
-
462
Mustafa Kutlu - Naylon tezgâh, plastik çiçek
Türbeler, mezarlar ve serviler semti olan Eyüp Sultan’a güneşli bir günde giriyorum. Haliç projesinin getirdiği ferahlık her yana yayılmış. İnsanlar yeşil alanlara dağılmışlar. Laleler açtı açacak. Eyüp Polis Karakolu’nun önünden itibaren evliyanın himmetine sığınmış derme-çatma bir çarşı ile karşılaştım. Seccadeler, başörtüleri, tespihler, takkeler, levhalar, halk için kaleme alınmış dinî kitaplar, dua mecmuaları, namaz hocaları, son yıllarda sayıları hızla artan Kur’ân-ı Kerim mealleri vb.
-
461
Ersin Çelik - Maskeli balonun sonu
Bizim kuşak, 80’li yıllar ve öncesi doğumlular, internetsiz zamanları bilen son nesil. Sarı kulübelerdeki jetonlu telefonların önünde sıra beklediğimiz günleri, çevirmeli ev telefonlarının başında çalmasını beklediğimiz akşamları hatırlıyoruz. Haber almak için gazete bayisine gitmek, birine ulaşmak için sabretmek zorundaydık. Sonra bir anda dünya hızlandı. Tuşlu telefonlar çıktı, internet evlere girdi, gazeteler ekranlara taşındı. Hayat kolaylaştı sandık. Oysa fark etmeden başka bir şey oldu: Sabır gitti, mesafeler kalktı, sınırlar silindi. Farkına varmadan, kimliğin saklanabildiği, sorumluluğun ortadan kalkabildiği yeni bir dünyanın kapısını araladık.
-
460
Yaşar Süngü - ‘Az çocuk’ dedik onu da yetiştiremedik
“Bakabileceğin kadar çocuk doğur” diyen küresel sermayenin yerli ve yabancı temsilcileri ülkede çocuk sayısını düşürmeyi başardı ama biz her aile başına ortalama 1.5’e düşen çocuklarımızı korumayı başaramadık. Türkiye'deki çocuk nüfusunun genel nüfusa oranı, son 55 yıl içerisinde yarı yarıya azalmış.
-
459
Özgür Bayram Soylu - The end
Ankara'nın o soğuk hayatın içinden iktisattan uzak koridorlarında yine hepimizi ilgilendiren ama bir o kadar da duyarsızlaştığımız için ilgilendirmeyen bir karar alınacak. Küresel piyasaların Hürmüz Boğazının açılıp kapanması karşısında lunaparka döndüğü ortamda Goldman Sachs’ın 300 baz puan faiz artış beklentisi bakalım gerçekleşecek mi? Hürmüzde gemilerin yönü değişirken Anadolu’da duran çarkların bir önemi var mı hep birlikte göreceğiz. Politika faizinin bugün Avrupa Bölgesi'nin yaklaşık 18 katı olmasına rağmen, enflasyon hedeflerindeki %350'lik sapma, uygulanan reçetenin bünyeye uymadığını kanıtlıyor. Bir tarafta Merkezin olmasaydık enflasyon %150 olurdusu diğer tarafta saatte kepenk kapatan yaklaşık 13 esnaf.
-
458
Kadir Üstün - Merkez güç Türkiye’nin diplomasi ısrarı
Geçtiğimiz hafta sonu gerçekleşen Antalya Diplomasi Forumu (ADF), Türk dış politikasının bölgedeki savaş ve çatışmaların yarattığı karamsar havaya rağmen diplomaside ısrarına devam edeceğini gösteriyordu. Geleneksel hale gelen uluslararası konferansın muhtevası, jeopolitik konumu itibariyle tarihi çatışma ve kırılmaların ortasında yer alan ve yer almaya devam edecek olan Türkiye’nin adeta hemen her konuda ortak siyasi çözüm üretme enerjisinin bir ifadesiydi. Türkiye’nin bir yandan güçlü savunma ve ulusal güvenlik kapasitesi inşa ederken bir yandan da diplomatik gücünü artırması gerektiğini söylemeye gerek bile yok.
-
457
Nedret Ersanel - ‘Otomatikten manuele’…
‘Antalya Diplomasi Forumu’ daha başlamadan, Türkiye-Pakistan-S. Arabistan- Mısır arasında özel oturum yapılacağına ve anlamına dair bir dosyayı işlememizin sebebi buydu işte. Günlük ve konvansiyonel tartışmalara yön vermesini ummuştuk. Haliyle Forum’un aşağıdaki sözlerle final yapması ferahlatıcı oldu. Çünkü “şişman kadının söylediği şarkı” odur…
-
456
Taha Kılınç - Avrupa’daki gençlerimize dair…
Geçtiğimiz hafta sonu konferanslar ve buluşmalar için Viyana ve Münih’teydim. İlk önce, cumartesi akşamı Viyana’da sevgili kardeşim Duran Serttaş’ın ev sahipliğiyle, Avusturya Türk İslâm Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Birliği’nin (ATİB) genel merkezindeki konferans salonunda, iki oturum halinde Kudüs ve Kaşgar’ı konuştuk. Birinci oturumda “Kudüs bizim neyimiz olur?” sorusuyla başladık, “Kudüs konusunda bugün bizi bekleyen vazifeler neler?” sorusuna doğru bir ufuk turu yaptık. İkinci oturumda da Doğu Türkistan meselesinin dününe, bugününe ve yarınına odaklanırken, Kudüs-Kaşgar hattını sımsıkı biçimde tesis etmenin önemini bir kez daha hatırladık. Pazar akşamı ise Münih’te İslâm Toplumu Millî Görüş (IGMG) Güney Bavyera Bölgesi’nin misafiriydim. Münih Moosach Camii’nin konferans salonunda, IGMG Güney Bavyera Gençlik Başkanı sevgili kardeşim Numan Karaardıç’ın ev sahipliğiyle, bu defa sadece Kudüs’ü konuştuk. Çok dikkatli ve ilgili bir dinleyici kitlesiyle, Kudüs meselemizi derinlemesine ele aldık, sorumluluklarımızı ve vazifelerimizi hatırladık.
-
455
Yasin Aktay - Türkiye’de Meclis ilk defa 23 Nisan’da mı kuruldu?
23 Nisan, TBMM’nin açılış yıl dönümü olarak kutlanıyor. Resmî anlatıda bu tarih, yalnızca yeni bir devletin değil, aynı zamanda millet egemenliğine dayalı yeni bir siyasal düzenin doğum günü olarak sunulur. Şüphesiz 23 Nisan 1920, Türk siyasi tarihi açısından son derece kritik bir eşiği temsil eder.
-
454
Bülent Orakoğlu - Wall St Journal yazdı: Gizli hazırlık başladı NATO planı ortaya çıktı ABD çekilirse Avrupa ne yapacak?
Kapalı kapılar ardında görüşmeler, sessiz planlar...WSJ’ye göre Avrupa başkentlerinde, ABD’siz bir NATO senaryosuna karşı sessiz ama kapsamlı bir ‘yedek Plan’ üzerinde çalışılıyor.
-
453
Samed Karagöz - Nasıl geldik buraya?
Geçtiğimiz günlerde Türkiye’de “güncel sanat”ın en önemli isimlerinden biri olan Vasıf Kortun’un Nerden Geldik Buraya? başlıklı kitabı yayımlandı. Kitabın büyük bölümü Salt’ın Kütüphane ve Arşiv Yöneticisi Sezin Romi’nin yönelttiği sorulara verilen cevaplardan oluşuyor. Kitapta ayrıca yolu Vasıf Kortun’la kesişenlerin yazıları da mevcut. Kitabın alt başlığı ise Vasıf Kortun’u Okumak.
-
452
Yusuf Dinç - Cari açık martta şaşırtabilir mi?
Ortam malum. Ortodoks politikaların dış açık artırıcı etkileri tüm gücüyle işliyor. Diğer taraftan aynı politikaların dış açık azaltıcı mekanizmaları tatmin edici bir performans göstermiyor. Yani tüketimin ithalatı artıyor, sıcak para girişleri ise yetersiz. Üstelik Mart ayı en büyük ithalat kalemimiz olan enerjide yüksek fiyat seviyelerinin görüldüğü bir ay oldu.
-
451
Ömer Lekesiz - ‘Çizginin Boşluğu’ndan bakan kim
İlk kitabı Mithat Şen ve Beden Yazısı’nı Şebüsterî’nin “Hakikatin hâlleri mecazî olmaz” sözüyle açan Zeynep Sayın, Pavel Florenski’den tercüme edilen Tersten Perspektif’teki kapsamlı incelemesini de sayarsak, 2024’ün son ayında yedinci kitabı Çizginin Boşluğu’nu yayımladı. Bir önceki kitabı Ölüm Terbiyesi’ni Sezai Karakoç’un “Değişe değişe bozulmuş ölüm bile / … / Ölüm bir grev gibi kaplamış ülkemizi” dizeleriyle açan Sayın, orada ölüm imgesi üzerinden metafiziğe yaslanırken aynı zamanda ona mesafe de koyuyordu.
No matches for "" in this podcast's transcripts.
No topics indexed yet for this podcast.
Loading reviews...
ABOUT THIS SHOW
Sosyal medyanın en güçlü haber mecrası Yeni Şafak.Yeni Şafak Gazetesi olarak yayın hayatına başladığımız ilk günden itibaren ülkemizde demokrasinin tüm kurumları ile yerleşmesi, milli irade ve değerlerimizin hâkim olması için tüm gücümüzle çalıştık. Bu ülkenin geleceğinin derin sularda boğulup gitmemesi için çaba sarf ettik. Fırtınalı günlerde sığınılacak bir liman olduk. Bugüne kadar ülkemize yapmış olduğumuz katkıyı bundan sonra da okurlarımızın desteği ile sürdürmeye devam edeceğiz. Her gün Yeni Şafak’la yeni bir umut olacak.
HOSTED BY
Yeni Şafak
CATEGORIES
Loading similar podcasts...