PODCAST · society
Deniz Havası
by Deniz Balbademus
Deniz Havası, hayatın bazen fazla geldiği anlar için bir omuz.Delilik halleri, DEHB, dağınık zihinler, içe atılanlar ve“herkes yaşıyor ama ben yalnızım” dediğimiz yerler…Burada çözümler yok belki ama eşlik var.Yalnız kalmaman için.Birlikte nefes alabilmek için.
-
14
Bölüm 14: Korkudan Korktuğumu Fark Ettim | Duygusal Dayanıklılık ve Kendine Dönüş
“Korkudan korktuğumu fark ettim.”Ve asıl dönüşüm tam olarak burada başladı.Bu bölümde;Yıllardır taşıdığım suçluluk ve vicdan azabıyla yüzleşmeyi Korkunun kendisinden kaçmanın aslında nasıl daha yorucu olduğunu Duygusal dayanıklılığın ne demek olduğunu Ve kendine “gel bakalım” diyebilmenin gücünükonuşuyorum. Bazen çukurdan çıkmak, kaçmak değil…tam içine bakmayı göze almaktır.Eğer sen de kendi içinde zorlandığın yerlerle mücadele ediyorsan,burada yalnız değilsin.Gel, birlikte bakalım.
-
13
Bölüm 13: “Her gün uyanıyoruz… ama gerçekten başlıyor muyuz?”
Her uyandığımız gün aslında yeni bir başlangıç.Ama gerçekten yeniden başlıyor muyuz…yoksa eski yorgunlukları mı taşıyoruz?Bu bölümde:Zamanın nasıl geçtiğini fark edemediğimiz anları Uzun süren stresin beden ve zihin üzerindeki etkisini Dağınıklık, düzen ve iç dünyamız arasındaki bağı Ve en önemlisi… kendimize “tamam” diyebilme halinikonuşuyorum. Çünkü bazen hayatı değiştiren şey büyük kararlar değil,içimizde verdiğimiz küçük kabullerdir.Eğer sen de son zamanlarda yorulduysan,biraz dağıldıysanya da kendini yeniden toparlamaya çalışıyorsan…bu bölüm sana iyi gelebilir.
-
12
Bölüm 12: Gece 4’te bir şarkıyla uyandım.Sanki biri kafamın içinde çalıyordu.
Ve o an fark ettim…Zihnim sadece düşünmüyor, beni yönlendiriyor.Bu bölümde;Zihnin bizi nasıl “güvende tutma” bahanesiyle sınırladığını Korkuların aslında nereden geldiğini Özgürlük ile konfor alanı arasındaki savaşı Ve neden hep aynı döngülere düştüğümüzükonuşuyorum. Çünkü bazen en büyük engel dışarıda değil…kendi zihnimizin içinde.Eğer sen de bir şeyleri yapmak isteyip sürekli geri çekiliyorsanbu bölüm sana tanıdık gelecek.“Zihnin seni korumaya çalışırken aslında seni sabote ediyor olabilir.”Gece 4’te bir şarkıyla uyandım ve fark ettim:En büyük savaş… insanın kendi zihniyle.#zihin #korkular #özgürlük #kişiselgelişim #farkındalık
-
11
Bölüm 11: Kendini Seçmek: En Zor Karar
Kendini seçmek hiç kolay değil.Çünkü bazen bunun bedeli yalnızlık oluyor.Ama ait olmadığın yerde kalmanın bedeli… kendinden vazgeçmek.“Net olmayan insan, aslında bağı önemsemeyen insandır.”“Bir bağ ya açıklamayla kurulur… ya da sessizlikle yıkılır.”“Hayal kırıklığı acıtır ama kendini seçmek yine de daha iyi bir yer.”Bu bölümde;Yanıldıklarımı ve sustuklarımı Netlik ve şeffaflığın hayatımızdaki gücünü Bağ kurmak, ilişkilerde sınır koymak ve kendine öncelik vermeyianlatıyorum. Eğer son zamanlarda kendini yorgun, yanlış anlaşılmış veya sıkışmış hissediyorsan,bu bölüm tam sana göre.Dinle ve fark et: Kendini seçmek korkutucu olabilir ama kendinden vazgeçmek daha büyük bir bedel ödettir.
-
10
Bölüm 10: İç sesimiz varken neden kafa sesimizi dinleriz ki!
“Her şey bi osuruk kadar gerekliydi ve hepsi olması gerektiği gibiydi.”Bu gezegende olduğumuz sürece umudumuzu korumak yapabileceğimiz en büyük direniş aslında!Düşsek de kalkarak, sistemin parçası olmayarak. Onların ektiği tüm karanlıklara aydınlık tohumlarla üstüne üstüne yürüyerek. Dimdik, dipçik gibi. Aydınlata aydınlata ilerleyeceğiz arkadaşlar. Bazen kafamı duvarlara sürtüp kıvılcımlar çıkarmak istiyorum! Seçimlerime, yaptıklarıma. Ama onlar da beni bugüne getirdi ya. Onlara ‘gel’ diyip sardığımda işler birazcık değişebiliyor.Kendine ve yaşadıklarına duyduğun öfkeler, pişmanlıklar geldiğinde ne yapabiliriz?İçimizi şenlendirmek için neler yapabiliriz?Bi omuz burada, gel…
-
9
Bölüm 9: Gücünü penis boyu sanan çocukların santim yarıştırması gibi takılıyoruz bir sürü şeyde. İşlevi değil boyuna takılı kalıyoruz!
Binlerce gizli saklı duvarda yaşıyoruz,Çarpa çarpa kanıyoruz da gören olunca telaştan n’apıcağımızı bilemiyoruz.….Sizce yaşanmışlıklara üzülmek mi daha can acıtıcı yoksa yaşanma ihtimali olup da yaşanmamış şeylere üzülmek mi daha can yakıcı?Hep nasıl yıkabileceğimizi biliriz, yapılandırmaya gelince bir sürü söylem vardır ki genelde de yine olumsuzlar görülür söylenir.En kolay öfkeleniriz, eksiklikleri bir çırpıda görebiliriz.Bir de müthiş kehanetlerimiz vardır. Hepimiz negatiflikleri görmekte, dizi dizi dizmekte bir kahin kadar becerikliyiz.Gücünü penis boyu sanan çocukların santim yarıştırması gibi takılıyoruz bir sürü şeyde.Kısaysa soyunma odasında utanıp soyunamayan çocuk zihniyeti gibi. Zihinlerimizi, varlığımızı, eksikliklerimizi, defolarımızı, yaralarımızı soyunamıyoruz.Korkutuyor.İşlevi değil boyuna takılı kalıyoruz!Binlerce gizli saklı duvarda yaşıyoruz,Çarpa çarpa kanıyoruz da gören olunca telaştan n’apıcağımızı bilemiyoruz.
-
8
Bölüm 8: “Binlerce dansöz var.” Ve hepsi aramızda yaşıyorlar.
Çocuk ruhluluk ve çocukluk.Yetişkin görünümü altında tonla çocuk var. Çocuk ruhluluk demiyorum.Lafları havaya bol keseden dağıtıp iş onunla ilgili bir şeyi sürdürmeye gelince fıııyt ortadan kaybolmak. Kıvırmak. Serdar Ortaç’ın da dediği gibi: “Binlerce dansöz var.” Ve hepsi aramızda yaşıyorlar. Bana fark etmez var bi de. Ne sorsanız yanıt belli: Fark etmez. Eder kardeşim, eder!Bu takım insanları sürekli sırtınızda taşıyoruz aslında.Fark etmeyen insanın bir seçimi yok, etkisi de yok. O zaman siz onu taşıyorsunuz aslında.Ben de bir sürü kaos içinde debeleniyordum. Hiçbir sözümü tutamadığım o yıllar. Bu yüzden nasıl insanlardan kaçıyordum. Hem de ne kaçmak.Sonra karma ile tanıştım. Aklım başıma geldi, güzel geldi.Şeker kız Candy’i hatırlıyor musunuz? Of oradaki esmer çocuğa ne aşıktım, hani ata binen, izleyenler kesin hatırlar.Of of ne güzel adamlara aşık olmuşum küçükken amaaaa işte teori sağlam, pratik sıfır. Daldan dala, oradan buraya bölümüne hoş geldiniz
-
7
Bölüm 7: Bi cümle var bugün oradan başlayalım “Şayet bir insanı daha mutlu ve daha neşeli kılabileceğimizi düşünüyorsak hiç durmamalı ve bunu muhakkak gerçekleştirmeliyiz” ne diyorsunuz, mümkün mü?
Kaçan kovalanır mı?Mesajlara geç yanıt vermek makul olanı mı?Neden iyi adamlardan kaçıp kötü adamlara tutuluruz?İlişkiler, bağlanma stilleri, değersizleştirme, bi takım haller ve içimde olduğuyla yüzleştiğim o kaybetme korkusu…Her telden her demden biraz…
-
6
Bölüm 6: Kendileri beni yerlerde süründürdüğü gibi göklere çıkarmayı da çok iyi bilir. Ruhum!
İflah olmaz bir iyimser miyim, iflah olmaz bir geri zekalı mıyım? İflah olmaz bi’şeyim ama hakkımda hayırlısı.N’apalım? Her düştüğümde kendi elimden tutmayı öğrenmişsem n’apayım yani? Orada debelenmekten kendimi ancak böyle kurtarmışsam… Bu da benim en büyük maskem, zırhımsa ama aynı zamanda en büyük gücümse…Başımıza ne geldiğini gerçekten çıplaklığı ile konuşabilsek ne kadar güzel olacak değil mi?Kimin çıplaklığını merak ediyorsunuz?Kendime yazdığım yazıyla biten bu bölümde bu yazım hepimize hediye:Güzelim sana bir takım sözlerim var tutmayı istediğim, hayal ettiğim… hepsi olur mu bilemem ama en azından hepsi için çabalayacağım buna söz veririm.Güneşliyken herkes görür de fırtınanda görebilenleri dilerim hayatında mesela şimdiki aklımla.Evvelden tutmadığım sözlerim, gözünden döktüğüm yaşların, attırmadığım kahkahaların için seni onunla bununla şununla kıyasladığım, değmez yere hırpaladığım, ipinin ucundan çekip zorladığım şeyler için özür dilerim. Ve teşekkür ederim yıllar içinden gelirken beni bırakmadığın için, her daim içimde dönmem için açık kapı bıraktığın için, koca koca duyguları hissettiğin, bir ezilmiş salyangoza ağlayıp, dalga kıyıya vurunca el çırptığın için… tüm boka batışların, tüm çırpınışların, olur olmaz tüm tanıdığın insanlar, emeklerin, kaçmaların, yalanların, doğruların için… tüm yaramazlıkların, gevezeliklerin için… teşekkür ederim.Bazen kendimizi çok sevip bazen bi’şeye benzetemediğimiz oluyordur, mümkün. En azından bende net oluyor umarım sizde de böyle geçişler vardır da tek deli değilimdir.Hayatta duymaya ihtiyacımız olan her güzel şeyi önce kendimize sonra başkalarının ta gözlerinin içine bakarak söylemeliyiz aslında. Güzel söz cimriliği yapmadan…Tüm güzel, saran sarmalayan, fark ettiren, iyi hissettiren, yalnızlıktan alan ve çoğaltan sözleri tam ihtiyacımız olduğu anda duyar tam ihtiyacı olana zamanında diyebiliriz dilerim…Her birimize Özdemir Asaf dizeleri gelmeli belki de kendimizi hatırlamak istediğimizde:“Yalnız sensin gölgesizAyrılmamacasına, yanımda…Akların ortasında karan,Karaların ortasında akınla…”
-
5
Bölüm 5: Havam yerinde alaturka oldum. :) Biraz yazılar biraz anılar biraz karman çorman bir bölüm bu defa benden size…
Kahkahalar için ayrı bir nota tanımlanmalı belki de… birini gerçekten sevdiğinde bin yıllık rüzgara da her gün doğan güneşe de bir köpek havlamasına da bambaşka bakabiliyor insan… birini gerçekten sevdiğinde işte o zaman doğuyorsun ve doğuruyorsun onu da… bazen ne yaralara açılıyor yüreğimiz… Neden hırsız korkum varken tek başıma kalmak zorunda kaldım? İlk yalnız yaşama deneyimim. Hadi güzel şeyler isteyelim mi?..
-
4
Bölüm 4: Ah bu bölüm. Hüzünlü, kırık, buruk, korkan ve biraz yıkık tondan hali.
Bir sepet katlanacak çamaşıra bakıp yavaş yavaş yatağa yığıldım. Düşmemek için devamlı pedal çevirmek… Vapura binmeye neden korktum. Deliler gibi sevdiğim vapura binerken elim ayağım titreyerek binemeyen ben ne yaptım sonradan…Ah bu bölüm. Hüzünlü, kırık, buruk, korkan ve biraz yıkık tondan hali. Ve şarkılar. İnsana iyi gelen, bazısı çıtır çerez bazısı ilan-ı aşk edenler… Bir insana hediye edilecek en güzel şarkınız nedir?Duygudan duyguya, konudan konuya her telden. Deniz Havası’nın dördüncü bölümüne hoş geldiniz.
-
3
Bölüm 3: Alırım Başımı Giderim Efeler Gibi Hey! Neden Seyit Onbaşı olmuştum?
Seyit Onbaşı neden oldum, ne zaman oldum? Artık ağzımdan zor çıksa da ben prenses olmak istiyorum! Yardım alabilmeyi kabul edebilmek… Kendini maskelemek. Deniz ya sal, kendin gibi ol ve kendin gibi olduğun ortamlardaki insanlar gelsin. Uymak zorunda değilsin her yere.O kapıdan çıkabilirsin ama yeni bir kapıda kendini yeniden bulabilirsin.Sevilmeyi istediğini hala kem küm ederek söylemek…Kafanın çalışma şeklini, DEHB’yi anladığında kendine şefkat duyuyorsun.Bahsettiğim Şiir: Aydınlık / Paul EluardDeniz Havası’nın üçüncü bölüme hoş geldiniz.
-
2
Bölüm 2: Norman Dediğin Ne Kadar Normal?
Normal bir kafanın olması mümkün değil bu gezegende. Normal nedir ki? Beni sevsinistediklerime hep yaralarımı anlattım. Sonra nasıl hak almış gibi daha çok yaraladılar. Heybeni gör hey beni gör! Diye ne çok çabaladım. Hadi sevelim derken neler oldu… DEHBmaskelemesi, kendin, suçlamak ve sonra kendini sarmaya başlamak…Deniz Havası’nın ikinci bölüme hoş geldiniz.
-
1
Bölüm 1: Deniz Havası ve merhaba DEHB
Merhaba, ben Deniz.Duygu yönetimi zor zanaat bazen. Çok uçlara da gitmeye gerek yok üstelik: İnsan olmamızkafi, biraz da DEHB. İşte bunu öğrendiğimde henüz birinci sınıf bebesiydim. Her şey oradabaşladı. Delilik ise doğuştan gelendi.Deniz Havası’nın ilk bölümüne hoş geldiniz.
We're indexing this podcast's transcripts for the first time — this can take a minute or two. We'll show results as soon as they're ready.
No matches for "" in this podcast's transcripts.
No topics indexed yet for this podcast.
Loading reviews...
ABOUT THIS SHOW
Deniz Havası, hayatın bazen fazla geldiği anlar için bir omuz.Delilik halleri, DEHB, dağınık zihinler, içe atılanlar ve“herkes yaşıyor ama ben yalnızım” dediğimiz yerler…Burada çözümler yok belki ama eşlik var.Yalnız kalmaman için.Birlikte nefes alabilmek için.
HOSTED BY
Deniz Balbademus
Loading similar podcasts...