EPISODE · Dec 31, 2025 · 59 MIN
(113) 30. Söz/5, Sh 222 | Ene | Zaman-ı Âdemden şimdiye kadar iki azîm cereyân her tarafa kök salmış
from Sözler Mecmuası · host Av. Ali Kurt
İşte bak, âlem-i insaniyette zaman-ı Âdemden şimdiye kadar iki cereyân-ı azîm, iki silsile-i efkâr her tarafta ve her tabaka-i insaniyede dal budak salmış iki şecere-i azîme hükmünde, biri silsile-i nübüvvet ve diyânet, diğeri silsile-i felsefe ve hikmet, gelmiş gidiyor. Her ne vakit o iki silsile imtizâc ve ittihâd etmiş ise, yani silsile-i felsefe silsile-i diyânete dehâlet edip itâat ederek hizmet etmişse, âlem-i insaniyet parlak bir sûrette bir saadet, bir hayat-ı ictimâiye geçirmiştir. Ne vakit ayrı gitmişler ise, bütün hayır ve nûr silsile-i nübüvvet ve diyânet etrafına toplanmış; ve şerler ve dalâletler felsefe silsilesinin etrafına cem‘ olmuştur. Şimdi şu iki silsilenin menşe’lerini, esaslarını bulmalıyız.İşte, diyânet silsilesine itâat etmeyen silsile-i felsefe ki, bir şecere-i zakkūm sûretini alıp, şirk ve dalâlet zulümâtını etrafına dağıtır. Hatta kuvve-i akliye dalında Dehriyyûn, Maddiyyûn, Tabîiyyûn meyvelerini, beşer aklının eline vermiş. Ve kuvve-i gadabiye dalında Nemrûdları Firavunları, Şeddâdları (Hâşiye) beşerin başına atmış. Ve kuvve-i şeheviye-i behîmiyedalında âliheleri, sanemleri ve ulûhiyet da‘vâ edenleri semere vermiş, yetiştirmiş. O şecere-i zakkūmun menşei ile silsile-i nübüvvetin, ki bir şecere-i tûbâ-yı ubûdiyet hükmünde bulunan o silsilenin küre-i zemînin bağında mübârek dalları; kuvve-i akliye dalında, enbiyâ ve mürselîn ve evliyâ ve sıddîkîn meyvelerini yetiştirdiği gibi; kuvve-i dâfia dalında, âdil hâkimleri, melek gibi melikler meyvesini veren; ve kuvve-i câzibedalında, hüsn-ü sîret ve ismetli cemâl-i sûret ve sehâvet ve keremnâmdârlar meyvesini yetiştiren; ve beşer, nasıl şu kâinâtın en mükemmel bir meyvesi olduğunu gösteren o şecereninHâşiye: Evet, Nemrûdları, Firavunları yetiştiren ve dâyelik edip emziren eski Mısır ve Bâbil’in, ya sihir derecesine çıkmış veyahud hususî olduğu için etrafında sihir telakkî edilen eski felsefeleri olduğu gibi; âliheleri eski Yunan kafasında yerleştiren ve esnâmı tevlîd eden felsefe-i tabîiye bataklığıdır. Evet, tabiatın perdesiyle Allah’ın nûrunu görmeyen insan, her şeye bir ulûhiyet verip kendi başına musallat eder.Sayfa 223menşei ile beraber, enenin iki cihetindedir. O iki şecereye menşe’ ve medâr, esaslı bir çekirdek olarak enenin iki vechini beyân edeceğiz. Şöyle ki: Enenin bir vechini nübüvvet tutmuş gidiyor. Diğer vechini felsefe tutmuş geliyor.
Embed this episode
Ready to play
(113) 30. Söz/5, Sh 222 | Ene | Zaman-ı Âdemden şimdiye kadar iki azîm cereyân her tarafa kök salmış
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.