PODCAST · education
Sözler Mecmuası
by Av. Ali Kurt
Bediüzzaman Said Nursî’nin eseri olan Risale-i Nur Külliyatı'nı anlamak, hayatımıza katmak ve derinlemesine kavramak için yola çıktık. Her bölümde Av. Ali Kurt ile Risale-i Nur'daki önemli konulara odaklanarak iman, ahlak ve irfan yolculuğunda rehber olacak dersler sunuyoruz. İlgili her yaştan dinleyiciyi, hayatlarına anlam katacak bu düşünceleri keşfetmeye davet ediyoruz.Lem'alar Mecmuası için:Apple Podcast: https://podcasts.apple.com/us/podcast/lemalar-mecmuası/id1777199594Spotify: https://open.spotify.com/show/0q1S0du5ofaVy71I2lkG1RBilgi ve yorumlarınız için: [email protected]
Episodes
-
(148) 32. Söz/13, Sh 290 | 1-3.Remiz | Gayra bakan meziyetler, fazîletler hakîkî değil, nisbîdirler
Vekîlin ikinci şık suâline Beş Remiz ile cevâbdır. Birinci Remiz Suâlde diyor ki: Bir şeyin zıddı olmazsa, o şeyin nasıl kemâli olabilir?Elcevab: Şu suâl sâhibi hakîkî kemâli bilmiyor. Yalnız nisbî bir kemâl zannediyor. Hâlbuki gayra bakan ve gayra nisbeten hâsıl olan meziyetler, fazîletler,...
-
(147) 32. Söz/12, Sh 288 | 3.Maksad | 5 İşaret | Cenab-ı Hak hâlikıyet mertebelerinin en ahsenindedir
Üçüncü Maksad: Umûm ehl-i dalâletin vekîli ikinci suâline Hâşiyekarşı, kat‘î ve mukni‘ ve mülzim cevâbı aldıktan sonra, şöyle üçüncü bir suâl ediyor, diyor ki: Kur’ân’da اَحْسَنُ الْخَالِقٖینَ اَرْحَمُ الرَّاحِمٖینَ gibi kelimât, başka hâliklar, râhimler bulunduğunu iş‘âr eder. Hem diyorsunuz ki:...
-
(146) 32. Söz/11, Sh 287 | Bir Sual | Kıyas-ı temsilî nedir? | 2.Sual | Lafz-ı kinaî nedir?
ÖNEMLİ DUYURU: Podcast yükleme panelinde yaşanan sürekli hatalar nedeniyle bu bölümde bir gecikme yaşanmıştır. Sorun şimdilik sadece ses formatında yükleme yapılarak aşılmıştır. Gecikme için kusura bakmayın, hakkınızı helal edin.Bir Suâl: Diyorsunuz ki, “Sen sözlerinde kıyâs-ı temsîlîçok isti‘mâl...
-
(145) 32. Söz/10, Sh 284 | Hatime |Arabî bir tefekkür. Kabirde tohum hükmünde acbü’z-zeneb bâkî kalır
İkinci Maksad’ın Hâtimesi: Bir zaman ehadiyete dâir bir tefekkürde bulunduğum zaman, odamın yanındaki çınar ağacının meyvelerine baktım. Arabiyyü’l-ibâre bir silsile-i tefekkürkalbe geldi. Nasıl gelmiş ise, öyle Arabî olarak yazıp, sonra kısa bir meâlini söyleyeceğim. İşte:نَعَمْ فَالْاَثْمَارُ...
-
(144) 32. Söz/9, Sh 282 | Hiçbir iş ona ağır gelmez, hiçbir şey ondan gizlenemez, acz ona yanaşamaz
İkinci Temsîl: Kâinât bir şecere hükmünde olduğu için, her bir şecere, kâinâtın hakāikine misâl olabilir. İşte biz de şu odamızın önündeki muhteşem, muazzam çınar ağacını kâinâta bir misâl-i musaggar hükmünde tutup, kâinâttaki cilve-i ehadiyetiSayfa 283onun ile göstereceğiz. Şöyle ki: Şu ağacın...
-
(143) 32. Söz/8, Sh 281 | 2.Maksat | Allah birdir, her şeyin Hâlik’ı odur ve dizgini onun elindedir
İkinci Maksad: Ehl-i şirkin vekili meslek-i şirki hiçbir cihette isbat edemediğinden ve onun isbatından me’yûs kaldığından, ehl-i tevhîdin mesleğini teşkîkâtıyla ve şübheleriyle tahrîb etmeye çalışmak istediğinden, şöyle ikinci bir suâl ediyor, diyor ki: “Ey ehl-i tevhîd! Siz diyorsunuz ki, قُلْ...
-
(142) 32. Söz/7, Sh 279 | Şu dünyada sebepler zahiri birer perdedir, hakîkî te’sir-i icadları yoktur
Madem her bir zerrenin hareketi ve vazîfe görmesi, onun kanunuyla, izniyle, emriyledir. Elbette teşahhusât-ı vechiyeve herkesin yüzünde herkesten onu temyîz edecek birer alâmet-i fârika bulunması ve sîmâlar gibi seslerde, dillerde ayrı ayrı farklar bulunması, bilbedâhe onun ilim ve hikmetiyledir....
-
(141) 32. Söz/6, Sh 277 | 2.Mevkıf, 1.Maksat | Kadîr-i Zülcelal'in icraatına başka eller karışamaz
Bak, kitâb-ı kâinâtın safha-i rengînine,Hâme-i zerrîn-i kudret, gör, ne tasvîr eylemiş.Kalmamış bir nokta muzlim, çeşm-i dil erbâbına,Sanki âyâtını Hudâ, nûr ile tahrîr eylemiş.Bak, ne mu‘ciz-i hikmet, iz‘ân-rubâ-yı kâinât,Bak, ne âlî bir temâşâdır, fezâ-yı kâinât.Dinle de yıldızları, şu hutbe-i...
-
(140) 32. Söz/5, Sh 274 | Çiçekli bir ağacın lisan-ı haline dair Arabî bir fıkra ve 1.Mevkıf’ın zeyli
Arabî fıkranın tercümesi: Yani güya çiçek açmış her bir ağaç, güzel yazılmış manzûm bir kasîdedir ki, o kasîde Fâtır-ı Zülcelâl’in medâih-i bâhiresini inşâdedip, şâirâne lisân-ı hâl ile söylüyor. Veyahud o çiçek açmış her bir ağaç, yüz binler bakar ve baktırır gözlerini açmış, tâ Sâni‘-i...
-
(139) 32. Söz/4, Sh 271 | Şerîklerin vekilini küre-i arzın, güneşin ve yıldızların tard etmesi
Sonra o müddeî gider, “Belki küre-i arzı kandırıp orada bir yer bulurum” der. Küre-i arza, (Hâşiye-2) yine esbâb nâmına ve tabiat lisânıyla der ki: “Böyle serseri gezdiğinden, sâhibsiz olduğunu gösteriyorsun. Öyle ise, sen benim olabilirsin.” O vakit küre-i arz, hak nâmına ve hakîkat dili ile…
more -
(138) 32. Söz/3, Sh 269 | İnsan bedeni, insan nev'i ve zemin yüzünün şerîklerin vekilini tard etmesi
Sonra o müddeî onda da me’yûs oldu. Bir insanın bedenine rast gelir. Yine kör tabiat ve serseri felsefe lisânı ile, tabîiyyûnun dedikleri gibi der ki: “Sen benimsin? Seni yapan benim. Veya sende hissem var.” Cevâben o beden-i insanî, hakîkat ve hikmet diliyle ve intizâmının lisân-ı hâliyle der…
more -
(137) 32. Söz/2, Sh 267 | Zerre'den me’yûs olan şerîklerin vekilini alyuvar ve hücre'nin tard etmesi
İşte şerîklerin vekili zerreden me’yûs olunca, “Küreyvât-ı hamrâdan iş bulacağım” diye, kandaki bir küreyvât-ı hamrâya rast gelir. Ona esbâb nâmına ve tabiat ve felsefe lisânıyla der ki: “Ben sana rabb ve mâlikim.” O küreyvât-ı hamrâ, yani yuvarlak, kırmızı mevcûd, ona hakîkat lisânıyla ve…
more -
(136) 32. Söz/1, Sh 266 | 1.Mevkıf | Mevcûdât-ı âlemin vahdâniyete elli beş lisânla şehâdet etmesi
Şu söz “Üç Mevkıf” dır.Yirmi İkinci Söz’ün Sekizinci Lem‘asını îzâh eden bir zeyildir. Mevcûdât-ı âlem, vahdâniyete şehâdet ettikleri elli beş lisândan –ki Katre Risâlesi’nde onlara işaret edilmiş-birinci lisânına bir tefsîrdir. لَوْ كَانَ ف۪يهِمَٓا اٰلِهَةٌ اِلَّا اللّٰهُ لَفَسَدَتَا âyetinin…
more -
(135) 31. Söz/12, Sh 262 | Dördüncü Esas | Mi‘râc’ın semerâtı ve fâidesi nedir? Beşini zikredeceğiz.
Dördüncü Esas: Mi‘râc’ın semerâtı ve fâidesi nedir? Elcevab: Şu şecere-i tûbâ-yı ma‘neviye olan Mi‘râc’ın beş yüzden fazla meyvelerinden, numûne olarak yalnız beş tanesini zikredeceğiz.Birinci Meyve: Erkân-ı îmâniyenin hakāikini göz ile görüp, melâikeyi, cenneti, âhireti, hatta Zât-ı Zülcelâl’i…
more -
(134) 31. Söz/11, Sh 259 | Sual? Kâinâtın Efendimiz asm'ın nûrundan yaratılmış olması ne demektir?
İkinci Müşkil: Ey makam-ı istimâ‘daki insan! Şu ikinci işkâl ettiğin hakîkat o kadar derindir, o kadar yüksektir ki, akıl ona ne ulaşır, ne de yanaşır. İllânûr-u îmân ile görünür. Fakat bazı temsîlât ile o hakîkatin vücûdu, fehme takrîb edilir. Öyle ise, bir nebze takrîbe çalışacağız.Sayfa…
more -
(133) 31. Söz/10, Sh 257 | Şu Mi‘râc-ı Azîm niçin Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’a hastır?
Şimdi makam-ı istimâ‘da olan mülhide bakıp kalbini dinleyeceğiz. Ne hâle girdiğini göreceğiz. İşte, hatıra geliyor ki, onun kalbi diyor: “Ben inanmaya başladım. Fakat iyi anlayamıyorum. Üç mühim müşkilim daha var.Birincisi: Şu Mi‘râc-ı Azîm ne için Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’a...
-
(132) 31. Söz/9, Sh 254 | Mi'racın hikmet-i âliyesine bakmak ve tarassud etmek üzere iki temsîl
Şimdi şu hikmet-i âliyeye bakmak için “iki temsîl” dürbünüyle tarassud edeceğiz.Birinci temsîl: On Birinci Söz’ün hikâye-i temsîliyesinde tafsîlen beyân edildiği gibi; nasıl ki bir Sultân-ı Zîşân’ın, pek çok hazineleri ve o hazinelerde pek çok cevâhirlerin envâı bulunsa, hem sanâyi‘-i garîbede…
more -
(131) 31. Söz/8, Sh 254 | Üçüncü Esas | Hikmet-i Mi‘râc nedir? Efendimiz asm'ı taltîf ve tavzîftir
Üçüncü Esas: Hikmet-i Mi‘râc nedir? Elcevab: Mi‘râc’ın hikmeti o kadar yüksektir ki, fikr-i beşer ulaşamıyor. O kadar derindir ki, ona yetişemiyor. O kadar incedir ve latîftir ki, akıl kendi başıyla göremiyor. Fakat bazı işaretlerle, hakîkatleri bilinmezse de, vücûdları bildirilebilir. Şöyle ki…
more -
(130) 31. Söz/7, Sh 252 | Sual? Birkaç dakikada binler sene mesâfeyi kat‘ etmek aklen muhâldir.
Yine hatıra gelir ki, dersin: “Birkaç dakikada binler sene mesâfeyi kat‘ etmek aklen muhâldir.” Biz de deriz ki: Sâni‘-i Zülcelâl’in san‘atında harekât nihâyet derecede muhteliftir. Meselâ, savtın sür‘atiyle ziyâ, elektrik, ruh, hayâl sür‘atlerine kadar mütefâvit olduğu ma‘lûm. Seyyârâtın dahi...
-
(129) 31. Söz/6, Sh 250 | Sual? Semâvâtta birinin gezmesine, meleklerle görüşmesine nasıl inanayım?
Yine hatıra gelir ki, sen kalbinden dersin: “Ben semâvâtı inkâr ediyorum. Melâikelere inanmıyorum. Semâvâtta birinin gezmesine, melâikelerle görüşmesine nasıl inanayım?” Evet, senin gibi aklı gözüne inmiş ve gözüne perde çekilmiş adamlara söz anlatmak ve bir şey göstermek, elbette müşkildir.…
more -
(128) 31. Söz/5, Sh 248 | Makam-ı istimâ‘da olan mülhide deriz: Ma‘nîdâr bir kitap kâtipsiz olamaz!
Şimdi makam-ı istimâ‘da olan mülhide bakıyoruz. Hatıra geliyor ki, o mülhid kalbinden der: “Ben Allah’ı tanımıyorum. Peygamberi bilmiyorum. Nasıl Mi‘râc’a inanacağım?” Biz de deriz ki: Madem şu kâinât ve mevcûdât var ve içinde ef‘âl ve îcâd var. Hem madem muntazam bir fiil, fâilsiz olmaz.…
more -
(127) 31. Söz/4, Sh 246 | 2.Temsil |Ta Kāb-ı Kavseyn’e kadar gitmesi ve Zât-ı Zülcemâl ile görüşmesi
İkinci Temsîl: Nasıl ki bir sultanın ünvanlarından olan kumandan-ı a‘zam ünvanı, devâir-i askeriyenin serasker dâiresi gibi küllî ve geniş dâireden tut, tâ onbaşı dâiresi gibi cüz’î ve hususî her bir dâirede bir zuhûru, bir cilvesi vardır. Meselâ, bir nefer, o kumandanlık ünvan-ı a’zamının...
-
(126) 31. Söz/3, Sh 245 | 2. Esas | Hakîkat-i Mi‘râc Efendimizin merâtib-i kemâlâtta seyr ü sülûküdür
İkinci Esas: Hakîkat-i Mi‘râc nedir? Elcevab: Zât-ı Ahmediyenin (asm) merâtib-i kemâlâtta seyr ü sülûkünden ibârettir. Yani Cenâb-ı Hakk’ın tertîb-i mahlûkātta tecellî ettirdiği ayrı ayrı isim ve ünvanlarla; ve saltanat-ı rubûbiyetinde teşkîl ettiği devâir-i tedbîr ve îcâdda ve o dâirelerde birer...
-
(125) 31. Söz/2, Sh 243 | 1. Esas | Mi‘râc’ın sırr-ı lüzûmu | Bâtını velâyet, zâhiri risâlettir
Birinci Esas: Mi‘râc’ın sırr-ı lüzûmu. Meselâ, deniliyor ki: “Cenâb-ı Hakk اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَر۪يدِ dir. Her şeye, her şeyden daha yakındır. Cisimden, mekândan münezzehtir. Her veli, kalbi içinde onunla görüşebilir. Neden dolayı velâyet-i Ahmediye(asm) Mi‘râc gibi uzun bir…
more -
(124) 31. Söz/1, Sh 241 | Mi‘râc-ı Nebevî (asm) erkân-ı îmâniyenin nûrlarından meded alan bir nûrdur
OTUZ BİRİNCİ SÖZMi‘râc-ı Nebevî (asm)İhtârMi‘râc mes’elesi, erkân-ı îmâniyenin usûlünden sonra terettüb eden bir neticedir. Ve erkân-ı îmâniyenin nûrlarından meded alan bir nûrdur. Erkân-ı îmâniyeyi kabul etmeyen dinsiz mülhidlere karşı, elbette bizzât isbat edilmez. Çünkü Allah’ı bilmeyen,...
-
(123) 30. Söz/15, Sh 237 | Zerre | Sual: Zerrâtın harekâtında şu hikmetin bulunması ne ile bilinir?
Sâniyen: Sâni‘-i Hakîm, anâsırı tahrîk edip tavzîf ederek, onlara bir ücret-i kemâl hükmünde ma‘deniyâtderecesine çıkarmasıyla ve ma‘deniyâta mahsûs tesbîhâtları onlara bildirmesiyle ve ma‘deniyâtı tahrîk ve tavzîf edip, nebâtât mertebe-i hayatiyesinin makamını vermesiyle ve nebâtâtı rızık ederek...
-
(122) 30. Söz/14,Sh235 | Zerre | İkinci Nokta | Her zerrede Vâcibü’l-Vücûd’a iki şâhid-i sâdık vardır
İkinci Nokta: Her bir zerrede Vâcibü’l-Vücûd’un vücûduna ve vahdetine iki şâhid-i sâdık vardır. Evet, zerre acz ve cümûduyla beraber, şuûrkârâne büyük vazîfeleri yapmakla, büyük yükleri kaldırmakla Vâcibü’l-Vücûd’un vücûduna kat‘î şehâdet ettiği gibi; harekâtında nizâmât-ı umûmiyeye tevfîk-i...
-
(121) 30. Söz/13, Sh 233 | Zerre | İkinci Mebhas | Zerrâtın harekâtındaki vazîfe ve hikmetlere işaret
İkinci Mebhas: Zerrâtın harekâtındaki vazîfelere, hikmetlere küçük bir işarettir. Evet, akılları gözlerine sukūt etmiş Maddiyyûnların hikmetsiz hikmetleri, abesiyet esasına istinâd eden felsefeleri, tesâdüfle bağlı olmayan tahavvülât-ı zerrâtı bütün düstûrlarına üssü’l-esâs tutup, masnûât-ı...
-
(120) 30. Söz/12, Sh 231 | Zerre | Birinci Mebhas | Zerrenin hareket ve sükûnetinde iki nûr-u tevhîd
Birinci Nokta: İki Mebhas’tır. Birinci Mebhas: Her zerrede, hem hareketinde, hem sükûnetinde iki güneş gibi iki nûr-u tevhîd parlıyor. Çünkü Onuncu Söz’ün Birinci İşareti’nde icmâlen ve Yirmi İkinci Söz’de tafsîlen isbat edildiği gibi, her bir zerre,eğer me’mûr-u İlâhî olmazsa ve onun izni ve...
-
(119) 30. Söz/11, Sh 231 | Zerre | İmâm-ı Mübîn kader defteri ise, Kitâb-ı Mübîn kudret defteridir
Elhâsıl madem İmâm-ı Mübîn mâzî ve müstakbelin ve âlem-i gaybın etrafına dal budak salan şecere-i hilkatin bir programı, bir fihristesi hükmündedir. Şu ma‘nâdaki İmâm-ı Mübîn kader-i İlâhînin bir defteri, bir mecmûa-i desâtîridir. O desâtîrin imlâsıyla ve hükmüyle, zerrât, vücûd-u eşyâdaki...
-
(118) 30. Söz/10, Sh 230 | Zerre | Tahavvülât-ı zerrât kalem-i kudretin ihtizâzât ve cevelânıdır
Otuzuncu Söz’ün İkinci Maksadı Tahavvülât-ı zerrâta dâir.Şu âyetin hazinesinden bir zerreye işaret edecektir.بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِوَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَا تَاْت۪ينَا السَّاعَةُ قُلْ بَلٰي وَرَبّ۪ي لَتَاْتِيَنَّكُمْ عَالِمِ الْغَيْبِ لَا يَعْزُبُعَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ فِي...
-
(117) 30. Söz/9, Sh 227 | Ene | Kur'an'ın himmetiyle felasifeyi gark eden madde ayağımı da ıslatamadı
Geçen hakîkati tenvîr edecek bir seyâhat-i hayâliye sûretinde, nîm-manzûmolarak Lemeât’da yazdığım bir vâkıa-i misâliyenin meâlini şurada zikretmeye münâsebet geldi. Şöyle ki:Bu risâlenin te’lîfinden sekiz sene evvel, İstanbul’da Ramazân-ı Şerîf’de, meslek-i felsefe ile münâsebette bulunan Eski...
-
(116) 30. Söz/8, Sh 225 | Ene | Her birliği bulunan, yalnız birden sudûr eder, bir tek zâtın îcâdıdır
Üçüncü Misâl: Nübüvvetin tevhîd-i İlâhî hakkındaki netâic-i âliyesinden ve düstûr-u gāliyesinden اَلْوَاحِدُ لَا يَصْدُرُ اِلَّا عَنِ الْوَاحِدِ yani, “Her birliği bulunan, yalnız birden sudûr edecektir. Madem her şeyde ve bütün eşyâda bir birlik var. Demek bir tek zâtın îcâdıdır” diye olan...
-
(115) 30. Söz/7, Sh 224 | Ene | Diyânete itâat etmeyip yolunu şaşıran felsefe dizginini ene'ye verir
İşte diyânete itâat etmeyen felsefenin böyle yolu şaşırdığı içindir ki, ene kendi dizginini eline almış. Dalâletin her bir nev‘ine koşmuş. İşte şu vecihteki enenin başı üstünde, bir şecere-i zakkūm neşv ü nemâ bulup, âlem-i insaniyetin yarısından fazlasını kaplamış. İşte o şecerenin kuvve-i...
-
(114) 30. Söz/6, Sh 223 | Ene | Ene hayra bakan cihettte kendini bir abd bilir, mâhiyeti harfiyedir
Şöyle ki: Enenin bir vechini nübüvvet tutmuş gidiyor. Diğer vechini felsefe tutmuş geliyor.Nübüvvetin vechi olan birinci vecih: Ubûdiyet-i mahzanın menşeidir. Yani, ene kendini abd bilir. Başkasına hizmet eder, anlar. Mâhiyeti harfiyedir. Yani başkasının ma‘nâsını taşıyor, fehmeder. Vücûdu...
-
(113) 30. Söz/5, Sh 222 | Ene | Zaman-ı Âdemden şimdiye kadar iki azîm cereyân her tarafa kök salmış
İşte bak, âlem-i insaniyette zaman-ı Âdemden şimdiye kadar iki cereyân-ı azîm, iki silsile-i efkâr her tarafta ve her tabaka-i insaniyede dal budak salmış iki şecere-i azîme hükmünde, biri silsile-i nübüvvet ve diyânet, diğeri silsile-i felsefe ve hikmet, gelmiş gidiyor. Her ne vakit o iki…
more -
(112) 30. Söz/4, Sh 221 | Ene | Ene'nin mâhiyeti harfiyedir, rubûbiyeti hayâliyedir
Biri, hayra ve vücûda bakar. O yüz ile yalnız feyze kābildir. Vereni kabul eder. Kendi îcâd edemez. O yüzde fâil değil, îcâddan eliSayfa 221kısadır. Bir yüzü de, şerre bakar ve ademe gider. Şu yüzde o fâildir, fiil sâhibidir. Hem onun mâhiyeti harfiyedir. Başkasının ma‘nâsını gösterir. Rubûbiyeti...
-
(111) 30. Söz/3, Sh 220 | Ene | Ene, ayna misâl, vâhid-i kıyâsî, âlet-i inkişâf ve ma‘nâ-yı harfî'dir
Suâl: Ne için Cenâb-ı Hakk’ın sıfât ve esmâsının ma‘rifeti enâniyete bağlıdır? Elcevab: Çünkü mutlak ve muhît bir şeyin hududu ve nihâyeti olmadığı için, ona bir şekil verilmez. Ve üstüne bir sûret ve bir taayyün vermek için hükmedilmez. Mâhiyeti ne olduğu anlaşılmaz. Meselâ, zulmetsiz, dâimî bir...
-
(110) 30. Söz/2, Sh 220 | Ene | Cenâb-ı Hakk’ın sıfât ve esmâsının marifeti niçin enâniyete bağlıdır?
Eğer onun hakîkî mâhiyeti ve sırr-ı hilkati bilinse, kendisi açıldığı gibi, kâinât dahi açılır. Şöyle ki: Sâni‘-i Hakîm, insanın eline emânet olarak, rubûbiyetinin sıfât ve şuûnâtının hakîkatlerini gösterecek, tanıttıracak işârât ve numûneleri câmi‘ bir ene vermiştir. Tâ ki, o ene bir vâhid-i...
-
(109) 30. Söz/1, Sh 219 | Tılsım-ı kâinâtı keşfeden Kur’ân'ın mühim bir tılsımını açan Ene Risalesi
Tılsım-ı kâinâtı keşfeden, Kur’ân-ı Hakîm’in mühim bir tılsımını halledenOTUZUNCU SÖZEne ve Zerre’den ibâret bir elif, bir noktadır.Şu Söz’ün “İki Maksad” ı var. Birinci Maksad, enenin mâhiyet ve neticesinden; İkinci Maksad, zerrenin hareket ve vazîfesinden bahseder.Birinci Maksadبِسْمِ اللّٰهِ...
-
(108) 29. Söz/19, Sh 215 | Tasdiknâme | 29.Söz'ü kerâmet derecesinde tasdik eden tevâfukāt-ı elifiye
TasdîknâmeBekā-yı rûh, melâike ve haşir gibi üç mes’ele-i mühimmeyi, hârika bir sûrette isbat eden Yirmi Dokuzuncu Söz risâlesinin hakkāniyetine bir sikke-i tasdîk sûretinde kerâmet derecesine çıkan hârika tevâfukāt-ı elifiyesi, te’lîften takrîben beş sene sonra hatt-ı hakîkîsine yakın bir...
-
(107) 29. Söz/18, Sh 211 | 3.Mesele | Cennet-cehennem şecere-i hilkatin ebede uzanan iki meyvesidir
Üçüncü Mes’ele: Ölecek âlemin dirilmesi mümkündür. Çünkü İkinci Esas’ta isbat edildiği gibi kudrette noksân yoktur. Muktezî ise gayet kuvvetlidir. Mes’ele ise mümkinâttandır. Mümkün bir mes’elenin gayet kuvvetli bir muktezîsi var ise, fâilin kudretinde noksâniyet yok ise, ona mümkün değil, belki...
-
(106) 29. Söz/17, Sh 208 | 4.Esas | Şu âlem dahi büyük bir insandır, o da ölecek, sonra dirilecek
Dördüncü Esas: Nasıl kıyâmet ve haşre muktezî var ve haşri getirecek fâil dahi muktedirdir.Sayfa 209Elifler Adedi(16)Öyle de; şu dünyanın kıyâmet ve haşre kābiliyeti vardır. İşte, şu mahal kābildir olan müddeâmızda, dört mes’ele vardır. Birincisi: Şu âlem-i dünyânın imkân-ı mevtidir. İkincisi: O...
-
(105) 29. Söz/16, Sh 206 | 2.Mesele| Şeffafiyet, mukabele, muvâzene, intizâm, tecerrüd, itâat sırları
İkinci Mes’ele ki kudret, melekûtiyet-i eşyâya taalluk eder. Evet, kâinâtın ayna gibi iki yüzü var. Biri mülk ciheti ki, aynanın renkli yüzüne benzer. Diğeri melekûtiyet ciheti ki, aynanın parlak yüzüne benzer. Mülk ciheti ise, zıdların cevelângâhıdır. Güzel- çirkin, hayır-şer, küçük-büyük,...
-
(104) 29. Söz/15, Sh 204 | 3.Esas | Bütün haşr-i beşer bir tek nefsin ihyâsı gibi o kudrete kolaydır
Üçüncü Esas: Fâil, muktedirdir. Evet, nasıl haşrin muktezîsi, şübhesiz mevcûddur. Haşri yapacak zât da, nihâyet derecede muktedirdir. Onun kudretinde noksân yoktur. En büyük ve en küçük şeyler ona nisbeten birdirler. Bir baharı halk etmek, bir çiçek kadar kolaydır. Evet, bir Kadîr ki, şu âlem…
more -
(103) 29. Söz/14 Sh 201 | 10.Medar | Kur’ân-ı Kerîm haşr-i cismânîyi ihbârât-ı kat‘iye ile isbat eder
Dokuzuncu Medâr: Sâdık, masdûk, musaddak olan Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’ın ihbârıdır. Evet, o Zât’ın (asm) sözleri, saadet-i ebediyenin kapılarını açmıştır. Ve onun kelâmları, saadet-i ebediyeye karşı birer penceredir. Zaten bütün enbiyânın (as) icmâını ve bütün evliyânın tevâtürünü...
-
(102) 29. Söz/13, Sh 199 | 5.Medar | İsti’dâd, kabiliyet, meyil, emel, efkâr ve tasavvurât-ı insaniye
Beşinci Medâr: Beşerin cevher-i rûhunda derc edilmiş gayr-i mahdûdisti‘dâdât; ve o isti‘dâdâtda mündemic olan gayr-i mahsûr kābiliyetler; ve o kābiliyetlerden neş’et eden hadsiz meyiller; ve o hadsiz meyillerden hâsıl olan nihâyetsiz emeller; ve o nihâyetsiz emellerden tevellüd eden gayr-i…
more -
(101) 29. Söz/12, Sh 197 | 2.Esas | Saadet-i ebediyeye muktezînin mevcûd olduğunu gösteren on medâr
İkinci Esas: Saadet-i ebediyeye muktezî vardır. Ve o saadeti verecek Fâil-i Zülcelâl de muktedirdir. Hem harâb-ı âlem, mevt-i dünyâ mümkündür. Hem vâki‘ olacaktır. Yeniden ihyâ-yı âlem ve haşir mümkündür. Hem vâki‘ olacaktır. İşte bu altı mes’eleyi birer birer, aklı iknâ‘ edecek muhtasar bir…
more -
(100) 29. Söz/11, Sh 195 | İkinci Menba‘ | Âfâkîdir. Ervah ile mükerrer müşâhedât ve münâsebât vardır
İkinci Menba‘: Âfâkîdir. Yani mükerrer müşâhedât ve müteaddid vâkıât ve kerrât ile münâsebâttan neş’et eden bir nevi‘ hükm-ü tecerrübîdir. Evet, tek bir ruhun ba‘delmemât bekāsı anlaşılsa, şu ruh nev‘inin külliyetle bekāsını istilzâm eder. Zîrâ fenn-i mantıkça kat‘îdir ki, zâtî bir hâssa bir tek...
-
(99) 29. Söz/10, Sh 194 | 1.Esas | Mukaddime | Ebedî bir cemâl aynadâr müştâkının ebediyetini ister
Mukaddime: Onuncu Söz’ün Dördüncü Hakîkati’nde isbat edildiği gibi; ebedî, sermedî, misilsiz bir cemâl, elbette aynadâr müştâkının ebediyetini ve bekāsını ister. Hem kusursuz ebedî bir kemâl-i san‘at, mütefekkir dellâlının devamını taleb eder. Hem nihâyetsiz bir rahmet ve ihsân, muhtaç...
We're indexing this podcast's transcripts for the first time — this can take a minute or two. We'll show results as soon as they're ready.
No matches for "" in this podcast's transcripts.
No topics indexed yet for this podcast.
Loading reviews...
ABOUT THIS SHOW
Bediüzzaman Said Nursî’nin eseri olan Risale-i Nur Külliyatı'nı anlamak, hayatımıza katmak ve derinlemesine kavramak için yola çıktık. Her bölümde Av. Ali Kurt ile Risale-i Nur'daki önemli konulara odaklanarak iman, ahlak ve irfan yolculuğunda rehber olacak dersler sunuyoruz. İlgili her yaştan dinleyiciyi, hayatlarına anlam katacak bu düşünceleri keşfetmeye davet ediyoruz.Lem'alar Mecmuası için:Apple Podcast: https://podcasts.apple.com/us/podcast/lemalar-mecmuası/id1777199594Spotify: https://open.spotify.com/show/0q1S0du5ofaVy71I2lkG1RBilgi ve yorumlarınız için: [email protected]
HOSTED BY
Av. Ali Kurt
Loading similar podcasts...