(123) 30. Söz/15, Sh 237 | Zerre | Sual: Zerrâtın harekâtında şu hikmetin bulunması ne ile bilinir?  episode artwork

EPISODE · Feb 11, 2026 · 58 MIN

(123) 30. Söz/15, Sh 237 | Zerre | Sual: Zerrâtın harekâtında şu hikmetin bulunması ne ile bilinir?

from Sözler Mecmuası · host Av. Ali Kurt

Sâniyen: Sâni‘-i Hakîm, anâsırı tahrîk edip tavzîf ederek, onlara bir ücret-i kemâl hükmünde ma‘deniyâtderecesine çıkarmasıyla ve ma‘deniyâta mahsûs tesbîhâtları onlara bildirmesiyle ve ma‘deniyâtı tahrîk ve tavzîf edip, nebâtât mertebe-i hayatiyesinin makamını vermesiyle ve nebâtâtı rızık ederek tahrîk ve tavzîf ile hayvanât mertebe-i letâfetini onlara ihsân etmesiyle ve hayvandaki zerrâtı tavzîf edip rızık yoluyla hayat-ı insaniye derecesine çıkarmasıyla ve insanın vücûdundaki zerrâtı süze süze tasfiye ve taltîf ederek, tâ dimağın ve kalbin en nâzik ve latîf yerinde makam vermesiyle bilinir ki, harekât-ı zerrât hikmetsiz değil, belki kendine lâyık bir nevi‘ kemâlâta koşturuluyor.Sâlisen: Zîhayat cisimlerin zerrâtı içinde, çekirdek ve tohumdaki gibi, bir kısım zerreler öyle ma‘nevî bir nûra, bir letâfete, bir meziyete mazhar oluyorlar ki, sâir zerrelere ve o koca ağaca bir ruh, bir sultan hükmüne geçerler. İşte azîm bir ağacın bütün zerrâtı içinde bir kısım zerrelerin şu mertebeye çıkmaları, o ağacın tabaka-i hayatında çok devirleri ve nâzik vazifeleri görmesiyle olduğundan gösteriyor ki, Sâni‘-i Hakîm’in emriyle vazîfe-i fıtratiçinde zerrâtın envâ‘-ı harekâtına göre onlara tecellî eden esmânın hesabına ve şerefine olarak birer ma‘nevî letâfet, birer ma‘nevî nûr, birer makam, birer ma‘nevî ders almaları gösteriyor.Elhâsıl: Madem Sâni‘-i Hakîm, her şey için o şeye münâsib bir nokta-i kemâl ve ona lâyık bir mertebe-i feyz-i vücûd ta‘yîn edip ve o şeye, o nokta-i kemâle sa‘y edip gitmek için bir isti‘dâd vererek ona sevk ediyor. Ve bütün nebâtât ve hayvanâtta şu kānûn-u rubûbiyet cârî olmakla beraber, cemâdâtta dahi cârîdir ki, âdî toprağa, elmas derecesine ve cevâhir-i âliyemertebesine bir terakkıyât veriyor. Ve şu hakîkatte muazzam bir kānûn-u rubûbiyetin ucu görünüyor.Hem madem o Hâlik-ı Kerîm, tenâsül kānûn-u azîminde istihdâm ettiği hayvanâta ücret olarak, birer maaş gibi birer lezzet-i cüz’iye veriyor. Ve arı ve bülbül gibi, sâir hıdemât-ı Rabbâniyede istihdâm olunan hayvanlara birer ücret-i kemâl verir. Şevk ve lezzete medâr birer makam veriyor. Ve şunda bir muazzam kānûn-u keremin ucu görünüyor.Hem madem her şeyin hakîkati, Cenâb-ı Hakk’ın bir isminin tecellîsine bakar, ona bağlıdır, ona aynadır. O şey, ne kadar güzel bir vaz‘iyet alsa, o ismin şerefinedir. O isim öyle ister. O şey bilse bilmese, o güzel vaz‘iyet hakîkat nazarında matlûbdur. Ve şu hakîkatten gayet muazzam bir kānûn-u tahsînve cemâlin ucu görünüyor.Hem madem Fâtır-ı Kerîm, düstûr-u kerem iktizâsıyla, bir şeye verdiği makamı ve kemâli, o şeyin müddeti ve ömrü bitmesiyle o kemâli geriye almıyor. Belki o zîkemâlin meyvelerini, neticelerini, ma‘nevî hüviyetini ve ma‘nâsını; ruhlu ise, ruhunu ibkā ediyor. Meselâ, dünyada insanı mazhar ettiği kemâlâtın ma‘nâlarını, meyvelerini ibkā ediyor. Hatta müteşekkir bir mü’minin yediği zâil meyvelerin şükrünü, hamdini, mücessem bir meyve-i cennet sûretinde tekrar ona veriyor. Ve şu hakîkatte muazzam bir kānûn-u rahmetin ucu görünüyor.Hem madem Hallâk-ı bî-misâl, israf etmiyor. Abes işleri yapmıyor. Hatta güz mevsiminde vazîfesi bitmiş, vefat etmiş mahlûkların enkāz-ı maddiyesini, bahar masnûâtında isti‘mâl ediyor. Onların binalarında derc ediyor. Elbette يَوْمَ تُبَدَّلُ الْاَرْضُ غَيْرَ الْاَرْضِ sırrıyla, وَاِنَّ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ لَهِيَ الْحَيَوَانُ işaretiyle, şu dünyada câmid, şuûrsuz ve mühim vazîfeler gören zerrât-ı arziyenin, elbette taşı, ağacı, her şeyi zîhayat ve zîşuûr olan âhiretin bazı binalarında derc ve isti‘mâli, muktezâ-yı hikmettir. Çünkü harâb olmuş dünyanın zerrâtını dünyada bırakmak veya ademe atmak israftır. Ve şu hakîkatten pek muazzam bir kānûn-u hikmetin ucu görünüyor.Sayfa 239Hem madem, şu dünyanın pek çok âsârı ve ma‘neviyâtı ve meyveleri ve cin ve ins gibi mükellefînin mensûcât-ı amelleri, sahâif-i ef‘âlleri, ruhları, cesedleri âhiret pazarına gönderiliyor. Elbette o semerâta ve ma‘nâlara hizmet eden ve arkadaşlık eden zerrât-ı arziye dahi, ...

NOW PLAYING

(123) 30. Söz/15, Sh 237 | Zerre | Sual: Zerrâtın harekâtında şu hikmetin bulunması ne ile bilinir?

0:00 58:12

No transcript for this episode yet

We transcribe on demand. Request one and we'll notify you when it's ready — usually under 10 minutes.

Frequently Asked Questions

How long is this episode of Sözler Mecmuası?

This episode is 58 minutes long.

When was this Sözler Mecmuası episode published?

This episode was published on February 11, 2026.

What is this episode about?

Sâniyen: Sâni‘-i Hakîm, anâsırı tahrîk edip tavzîf ederek, onlara bir ücret-i kemâl hükmünde ma‘deniyâtderecesine çıkarmasıyla ve ma‘deniyâta mahsûs tesbîhâtları onlara bildirmesiyle ve ma‘deniyâtı tahrîk ve tavzîf edip, nebâtât mertebe-i...

Can I download this Sözler Mecmuası episode?

Yes, you can download this episode by clicking the download button on the episode player, or subscribe to the podcast in your preferred podcast app for automatic downloads.
URL copied to clipboard!