EPISODE · Feb 16, 2026 · 1H 14M
(124) 31. Söz/1, Sh 241 | Mi‘râc-ı Nebevî (asm) erkân-ı îmâniyenin nûrlarından meded alan bir nûrdur
from Sözler Mecmuası · host Av. Ali Kurt
OTUZ BİRİNCİ SÖZMi‘râc-ı Nebevî (asm)İhtârMi‘râc mes’elesi, erkân-ı îmâniyenin usûlünden sonra terettüb eden bir neticedir. Ve erkân-ı îmâniyenin nûrlarından meded alan bir nûrdur. Erkân-ı îmâniyeyi kabul etmeyen dinsiz mülhidlere karşı, elbette bizzât isbat edilmez. Çünkü Allah’ı bilmeyen, Peygamberi tanımayan ve melâikeyi kabul etmeyen veya semâvâtın vücûdunu inkâr eden adamlara Mi‘râc’dan bahsedilmez. Evvelâ o erkânı isbat etmek lâzım geliyor. Öyle ise, biz Mi‘râc’da istib‘âd ile vesveseye düşen bir mü’mini muhâtab ittihâz ederek, ona karşı serd-i kelâmedeceğiz. Ara sıra makam-ı istimâ‘da olan mülhidi nazara alıp serd-i kelâmedeceğiz. Bazı sözlerde hakîkat-i Mi‘râcın bir kısım lem‘aları zikredilmişti. İhvânlarımın ısrarıyla ayrı ayrı o lem‘aları hakîkatin aslıyla birleştirmek ve kemâlât-ı Ahmediyenin (asm) cemâline birden bir ayna yapmak için inâyeti Allah’dan istedik.بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِسُبْحَانَ الَّذ۪ٓي اَسْرٰي بِعَبْدِه۪ لَيْلًا مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَي الْمَسْجِدِ الْاَقْصَي الَّذ۪ي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَٓا اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُاِنْ هُوَ اِلَّا وَحْيٌ يُوحَى ٭ عَلَّمَهُ شَدِيدُ الْقُوَى ٭ ذُو مِرَّةٍ فَاسْتَوَى ٭وَهُوَ بِالْاُفُقِ الْاَعْلَى ٭ ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّى ٭ فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ اَوْ اَدْنَى ٭فَاَوْحَى اِلَى عَبْدِهِ مَا اَوْحَى ٭ مَا كَذَبَ الْفُؤَادُ مَا رَاَى ٭ اَفَتُمَارُونَهُ عَلَى مَا يَرَى ٭وَلَقَدْ رَآهُ نَزْلَةً أُخْرَى ٭ عِندَ سِدْرَةِ الْمُنْتَهَى ٭ عِندَهَا جَنَّةُ الْمَأْوَى ٭اِذْ يَغْشَى السِّدْرَةَ مَا يَغْشَى ٭ مَا زَاغَ الْبَصَرُ وَمَا طَغَى ٭ لَقَدْ رَاَى مِنْ آيَاتِ رَبِّهِ الْكُبْرَى ٭Sayfa 242Evvelki âyet-i azîmenin azîm hazinesinden, yalnız اِنَّهُ zamirinde bir düstûr-u belâgate istinâd eden iki remzin mes’elemize münâsebeti olduğu için, i’caz bahsinde beyân edildiği üzere yazacağız.İşte Kur’ân-ı Hakîm, Habîb-i Ekrem Aleyhi Efdâlü’s-salâtü ve Ekmelü’s-selâm'ın Mi‘râc’ının mebdei olan, Mescid-i Harâm’dan Mescid-i Aksâ’ya olan seyerânını zikrettikten sonra اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ der. Ve şu kelâm ile, Sûre-i وَالنَّجْمِ اِذَا هَوٰي da işaret olunan müntehâ-yı Mi‘râca remzeden اِنَّهُ deki zamir, ya Cenâb-ı Hakk’a râci‘dir veyahud Peygamberedir (asm).Peygambere (asm) göre olsa, kānûn-u belâgat ve münâsebet-i siyâk-ı kelâmşöyle ifade ediyor ki: “Bu seyâhat-i cüz’iyede bir seyr-i umûmî ve bir urûc-u küllîvar ki, tâ Sidretü’l-Müntehâ’ya, tâ Kāb-ı Kavseyn’e kadar merâtib-i külliye-i esmâiyede gözüne, kulağına tesâdüf eden âyât-ı Rabbâniyeyi ve acâib-i san‘at-ı İlâhiyeyi işitmiş, görmüştür” der. O küçük, cüz’î seyahati hem küllî, hem mahşer-i acâibbir seyahatin anahtarı hükmünde gösteriyor.Eğer zamir Cenâb-ı Hakk’a râci‘ olsa, şöyle oluyor ki: “Bir abdini bir seyahatte huzuruna da‘vet edip, bir vazîfe ile tavzîf etmek için, Mescid-i Harâm’dan mecma‘-ı enbiyâolan Mescid-i Aksâ’ya gönderip, enbiyâlarla görüştürüp, bütün enbiyâların usûl-ü dînlerine vâris-i mutlak olduğunu gösterdikten sonra, tâ Sidretü’l-Müntehâ’ya, tâ Kāb-ı Kavseyn’e kadar mülk ve melekûtünde gezdirdi.” İşte çendân o bir abddir. Ve o seyahat, bir mi‘râc-ı cüz’îdir. Fakat bu abdin, bütün kâinâta taalluk eden bir emânet beraberindedir. Hem şu kâinâtın rengini değiştirecek bir nûr beraberdir. Hem saadet-i ebediyenin kapısını açacak bir anahtar beraber olduğu için, Cenâb-ı Hakk kendini bütün eşyâyı işitir ve görür sıfatıyla tavsîf eder. Tâ o emânet, o nûr, o anahtarın cihan şumûl ve muhît ve umum kâinâta âmm ve bütün mahlûkāta şâmil hikmetlerini göstersin.Bu sırr-ı azîmin “Dört Esas” ı var.Birincisi: Mi‘râc’ın sırr-ı lüzûmu nedir?İkincisi: Hakîkat-i Mi‘râc nedir?Üçüncüsü: Hikmet-i Mi‘râc nedir?Dördüncüsü: Mi‘râc’ın semerât ve fâidesi nedir?
Embed this episode
NOW PLAYING
(124) 31. Söz/1, Sh 241 | Mi‘râc-ı Nebevî (asm) erkân-ı îmâniyenin nûrlarından meded alan bir nûrdur
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.