EPISODE · Mar 9, 2026 · 1H 2M
(127) 31. Söz/4, Sh 246 | 2.Temsil |Ta Kāb-ı Kavseyn’e kadar gitmesi ve Zât-ı Zülcemâl ile görüşmesi
from Sözler Mecmuası · host Av. Ali Kurt
İkinci Temsîl: Nasıl ki bir sultanın ünvanlarından olan kumandan-ı a‘zam ünvanı, devâir-i askeriyenin serasker dâiresi gibi küllî ve geniş dâireden tut, tâ onbaşı dâiresi gibi cüz’î ve hususî her bir dâirede bir zuhûru, bir cilvesi vardır. Meselâ, bir nefer, o kumandanlık ünvan-ı a’zamının numûnesini onbaşı şahsında görür. Ona bakar. Ondan emir alır. O nefer onbaşı olduğunda, çavuş dâiresindeki kumandanlık dâiresi nazarına çarpar. Ona bakar. Sonra çavuş olsa, o vakit kumandanlık numûnesini ve cilvesini mülâzım dâiresinde görür. O makamda ona mahsûs bir iskemle bulunur. Ve hâkezâ, yüzbaşı, binbaşı, ferîk, müşîr dâirelerinden her birinde, dâirelerin büyük ve küçüklüğü nisbetinde o kumandanlık ünvanını görür. Şimdi bir neferi, o kumandan-ı a‘zam, bütün devâir-i askeriyeye taalluk edecek bir vazîfe ile tavzîf etmek istese, bir müfettiş gibi her devâiri görüp ve görünecek bir makam vermek istese, elbette o kumandan-ı a‘zam, o neferi, onbaşı dâiresinden tut, tâ dâire-i a‘zamına kadar birer birer gezdirecek. Tâ görsün, görülsün. Sonra huzuruna kabul edip sohbetine müşerref ederek, nişan ve ferman veripSayfa 247taltîf ederek, tâ geldiği yere kadar bir anda gönderir. Şu temsîlde bir noktayı nazara almak lâzım ki, padişah eğer âciz olmazsa, sûrî olduğu gibi, ma‘nevî cihetinde de iktidarı olsa, o vakit ferîk, müşir, mülâzım gibi eşhâsı tevkîl etmez. Bizzât her yerde bulunur. Yalnız bazı perdeler altında ve makam sâhibi eşhâsın arkasında doğrudan doğruya emri o verir. Bazı veliyy-i kâmil olan padişahlar, çok dâirelerde, bazı eşhâs sûretinde icrââtını yaptığı rivâyet edilir. Şu temsîl ile baktığımız hakîkat ise, acz, onun içinde olmadığı için, doğrudan doğruya her bir dâirede emir ve hüküm kumandan-ı a‘zamdan geliyor. Onun emriyle, irâdesiyle, kuvvetiyledir.İşte şu temsîl gibi, hâkim-i arz ve semâvât, emr-i kün feyekûne mâlik, âmir-i mutlak olan Sultân-ı Ezelî ve Ebedî, tabakāt-ı mahlûkātında cereyân eden ve kemâl-i itâat ve intizâm ile imtisâl olunan, evâmir ve kumandanlığının şuûnâtı; ve zerrâttan seyyârâta ve sinekten semâvâta kadar olan tabakāt-ı mahlûkāt ve tavâif-i mevcûdâtta küçük büyük, cüz’î küllî tabakātı ve tâifeleri ayrı ayrı, fakat birbirine bakar bir tarzda birer dâire-i rubûbiyet, birer tabaka-i hâkimiyet görünüyor. Şimdi, bütün kâinâttaki makāsıd-ı ulyâve netâic-i uzmâyı anlayacak ve bütün tabakātın ayrı ayrı vezâif-i ubûdiyetlerini görmekle, Zât-ı Kibriyâ’nın saltanat-ı rubûbiyetini, haşmet-i hâkimiyetini müşâhede ederek, o zâtın marziyâtı ne olduğunu anlamak ve onun saltanatına dellâl olmak için, alâküllihal o tabakāt ve dâirelere bir seyr ü sülûk olacaktır. Tâ dâire-i a‘zamiyesinin ünvanı olan Arş-ı A‘zam’ına girecek, tâ Kāb-ı Kavseyn’e, yani imkân ve vücûb ortasında Kāb-ı Kavseyn ile işaret olunan makama girecek ve Zât-ı Zülcemâl ile görüşecektir ki, şu seyr ü sülûk ise, Mi‘râc’ın hakîkatidir.Her bir insan, aklıyla hayâl sür‘atinde seyerânı; her bir veli, kalbiyle berk sür‘atinde cevelânı; cism-i nûrânî olan her bir melek, ruh sür‘atinde Arş’tan ferşe, ferşten Arş’a deverânı; ehl-i cennetin insanları, Burak sür‘atinde haşirden beş yüz sene fazla mesâfedeki cennete çıkmaları olduğu gibi; nûr ve nûr kābiliyetinde ve evliyâ kalblerinden daha latîf ve emvâtın ruhlarından ve melâike cisimlerinden daha hafif ve cesed-i necmî ve beden-i misâlîden daha zarîf olan Rûh-u Muhammedî’nin (asm) hadsiz vezâifine medâr ve cihâzâtının mahzeni olan cism-i Muhammedî (asm), elbette onun rûh-u âlîsiyle Arş’a kadar beraber gidecektir.
Embed this episode
NOW PLAYING
(127) 31. Söz/4, Sh 246 | 2.Temsil |Ta Kāb-ı Kavseyn’e kadar gitmesi ve Zât-ı Zülcemâl ile görüşmesi
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.