EPISODE · Mar 17, 2026 · 1H
(128) 31. Söz/5, Sh 248 | Makam-ı istimâ‘da olan mülhide deriz: Ma‘nîdâr bir kitap kâtipsiz olamaz!
from Sözler Mecmuası · host Av. Ali Kurt
Şimdi makam-ı istimâ‘da olan mülhide bakıyoruz. Hatıra geliyor ki, o mülhid kalbinden der: “Ben Allah’ı tanımıyorum. Peygamberi bilmiyorum. Nasıl Mi‘râc’a inanacağım?” Biz de deriz ki: Madem şu kâinât ve mevcûdât var ve içinde ef‘âl ve îcâd var. Hem madem muntazam bir fiil, fâilsiz olmaz. Ma‘nîdâr bir kitap kâtibsiz olmaz. San‘atlı bir nakış nakkāşsız olmaz. Elbette şu kâinâtı dolduran ef‘âl-i hakîmânenin bir fâili ve yeryüzünün mevsim be mevsim tazelenen hayretfezâ nukūşlarının, ma‘nîdâr mektubâtının bir kâtibi, bir nakkāşı vardır. Hem madem bir işte iki hâkimin bulunması, o işin intizâmını bozuyor.Hem madem sinek kanadından, tâ semâvât kandiline kadar mükemmel bir intizâm var. Öyle ise, o hâkim birdir. Bir olmazsa, çünkü her şeyde san‘at ve hikmet o derece acîbdir ki, o şeyin sânii, her bir şeye muktedir olacak, her bir şeyi bilecek bir derecede kadîr-i mutlak olmak lâzım gelir. Öyle ise bir olmazsa, mevcûdât adedince ilâhların bulunması lâzım gelir. O ilâhlar, hem birbirine zıd, hem birbirine misil olacaklar. Ve o halde şu acîb intizâm bozulmamak, yüz bin def‘a muhâldir.Hem madem şu mevcûdâtın tabakātı, bir ordudan bin def‘a daha muntazam bir emir ile hareket ettiği bilbedâhe görünüyor. Yıldızların, güneş ve kamerin muntazaman hareketlerinden tut, tâ badem çiçeklerine kadar her bir tâife o kadar muntazam, o kadar mükemmel bir sûrette Kadîr-i Ezelî’nin o tâifeye verdiği nişanları, formaları, güzel libâsları ve ta‘yîn ettiği harekâtı, bin def‘a ordudan daha muntazam bir tarzda izhâr ediyor. Öyle ise, şu kâinâtın mevcûdâtı, onun emrine bakar ve imtisâl eder. Perde-i gayb arkasında bir Hâkim-i Mutlak’ı vardır.Hem madem, o Hâkim, bütün yaptığı icrâât-ı hakîmâne şehâdetiyle, hem gösterdiği âsâr-ı haşmetle bir Sultân-ı Zülcelâl’dir. Hem gösterdiği ihsânât ile gayet Rahîm bir Rabb’dir. Hem izhâr ettiği güzel san‘atlarıyla, san‘atperver ve san‘atını çok sever bir Sâni‘dir. Hem gösterdiği tezyînât ve merak-âver san‘atlarıyla, zîşuûrların nazar-ı istihsânını âsârına celbetmek isteyen bir Hâlik-ı Hakîm’dir. Hem hilkat-i âlemde gösterdiği muhayyirü’l-ukūl tezyînâtın ne demek olduğunu ve mahlûkāt nereden gelip nereye gideceğini, rubûbiyetinin hikmetiyle zîşuûra bildirmek istediği anlaşılıyor. Elbette bu Hâkim-i Hakîm ve Sâni‘-i Alîm rubûbiyetini göstermek ister.Hem madem bu kadar gösterdiği âsâr-ı lütuf ve merhamet ve garâib-i san‘at ile zîşuûra kendini tanıttırmak ve sevdirmek ister. Elbette, zîşuûrlardan arzularını ve onlardaki marziyâtı ne olduğunu, bir mübelliğ vâsıtasıyla bildirecektir.Sayfa 249Öyle ise, zîşuûrlardan birisini ta‘yîn edip, onun ile o rubûbiyetini i‘lân edecektir. Ve sevdiği san‘atlarını teşhîr için, bir dellâlı kurb-u huzûruna müşerref edip teşhîre vâsıta edecektir. Ve o ulvî makāsıdını sâir zîşuûrlara bildirmekle kemâlâtını izhâr etmek için, birisini muallim ta‘yîn edecektir. Ve şu kâinâtta derc ettiği tılsımı ve şu mevcûdâtta gizlediği muammâ-yı rubûbiyeti ma‘nâsız kalmamak için, herhalde bir rehber ta‘yîn edecektir. Ve gösterdiği ve enzârın temâşâsına neşrettiği mehâsin-i san‘at fâidesiz ve abes kalmamak için, onlardaki makāsıdı ders verecek bir rehber ta‘yîn edecektir. Hem marziyâtını zîşuûrlara teblîğ etmek için, birisini bütün zîşuûrların fevkınde bir makama çıkaracak ve marziyâtını ona bildirecek, onlara gönderecektir.Madem hakîkat ve hikmet böyle iktizâ ediyor. Ve şu vezâife en elyak Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’dır. Çünkü bilfiil en mükemmel bir sûrette o vazîfeleri yapmıştır. Teşkîl ettiği âlem-i İslâm ve gösterdiği nûr-u İslâmiyet bir şâhid-i âdil ve sâdıktır. Öyle ise o zât (asm), doğrudan doğruya bütün kâinâtın fevkıne çıkıp, bütün mevcûdâttan geçip bir makama girmek lâzımdır ki, bütün mahlûkātın Hâlik’ıyla umûmî, ulvî, küllî bir sohbet etsin. İşte Mi‘râc dahi, bu hakîkati ifade ediyor.Elhâsıl: Madem şu azîm kâinâtı, mezkûr maksadlar gibi çok azîm makāsıd ve çok büyük gayeler için şu sûrette teşkîl, tertîb ve tezyîn etmiştir. Hem madem şu mevcûdât içinde, şu umûmî rubûbiyeti..
Embed this episode
NOW PLAYING
(128) 31. Söz/5, Sh 248 | Makam-ı istimâ‘da olan mülhide deriz: Ma‘nîdâr bir kitap kâtipsiz olamaz!
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.