EPISODE · Apr 15, 2026 · 59 MIN
(132) 31. Söz/9, Sh 254 | Mi'racın hikmet-i âliyesine bakmak ve tarassud etmek üzere iki temsîl
from Sözler Mecmuası · host Av. Ali Kurt
Şimdi şu hikmet-i âliyeye bakmak için “iki temsîl” dürbünüyle tarassud edeceğiz.Birinci temsîl: On Birinci Söz’ün hikâye-i temsîliyesinde tafsîlen beyân edildiği gibi; nasıl ki bir Sultân-ı Zîşân’ın, pek çok hazineleri ve o hazinelerde pek çok cevâhirlerin envâı bulunsa, hem sanâyi‘-i garîbede çok mahâreti olsa ve hesabsız fünûn-u acîbeye ma‘rifeti, ihâtası bulunsa, nihâyetsiz ulûm-u bedîaya ilim ve ıttılâı olsa, her cemâl ve kemâl sâhibi, kendi cemâl ve kemâlini görüp ve göstermek istemesiSayfa 255sırrınca, elbette o sultân-ı zîfünûn dahi, bir meşher açmak ister ki, içinde sergiler dizsin. Tâ nâsın enzârına saltanatının haşmetini, hem servetinin şa‘şaasını, hem kendi san‘atının hârikalarını, hem kendi ma‘rifetinin garibelerini izhâr edip göstersin. Tâ cemâl ve kemâl-i ma‘nevîsini iki vecihle müşâhede etsin. Bir vechi, bizzât nazar-ı dekāik âşinâsıyla görsün. Diğeri, gayrın nazarıyla baksın.Ve şu hikmete binâen, elbette cesîm, muhteşem, geniş bir saray yapmaya başlar. Şâhâne bir sûrette dâirelere, menzillere taksîm eder. Hazinelerinin türlü türlü murassaâtıyla süslendirip, kendi dest-i san‘atının en güzel, en latîf san‘atlarıyla ziynetlendirir. Fünûn ve hikmetinin en incelikleriyle tanzîm eder. Ve ulûmunun âsâr-ı mu‘cizekârâneleriyle donatır. Tekmîl eder. Sonra ni‘metlerinin çeşitleriyle, taâmlarının lezîzleriyle, her tâifeye lâyık sofraları serer. Bir ziyâfet-i âmme ihzâr eder. Sonra raiyetine kendi kemâlâtını göstermek için, onları seyre ve ziyafete da‘vet eder. Sonra birisini yâver-i ekremyapar. Aşağıki tabakāt ve menzillerden yukarıya da‘vet eder. Dâireden dâireye, üst üstteki tabakalarda gezdirir. O acîb san‘atının makinelerini ve tezgâhlarını ve aşağıdan gelen mahsûlâtın mahzenlerini göstere göstere, tâ dâire-i hususiyesine kadar getirir. Bütün o kemâlâtının ma‘deni olan mübârek zâtını ona göstermekle ve huzuruyla onu müşerref eder. Kasrın hakāikini ve kendi kemâlâtını ona bildirir. Seyircilere rehber ta‘yîn eder, gönderir. Tâ o sarayın sâni‘ini, o sarayın müştemelâtıyla, nukūşuyla, acâibiyle, ahâliye ta‘rîf etsin. Ve sarayın nakışlarındaki rumûzunu bildirip ve içindeki san‘atlarının işaretlerini öğretip, derûnundaki manzûm murassa‘lar ve mevzûn nukūş nedir? Ve saray sâhibinin kemâlâtını ve hünerlerini nasıl gösterirler? O saraya girenlere ta‘rîf etsin. Ve girmenin âdâbını ve seyrin merâsimini bildirip ve görünmeyen sultân-ı zîfünûn ve zîşuûna karşı marziyâtı ve arzuları dâiresinde teşrîfât merâsimini ta‘rîf etsin. Aynen öyle de, وَلِلّٰهِ الْمَثَلُ الْاَعْلٰي Ezel ve Ebed Sultanı olan Sâni‘-i Zülcelâl, nihâyetsiz kemâlâtını ve nihâyetsiz cemâlini görmek ve göstermek istemiştir ki, şu âlem sarayını öyle bir tarzda yapmıştır ki, her bir mevcûd pek çok dillerle onun kemâlâtını zikreder. Pek çok işaretler ile cemâlini gösterir. Esmâ-yı hüsnâsının her bir isminde ne kadar gizli ma‘nevî defineler ve her bir ünvân-ı mukaddesesinde ne kadar mahfî letâif bulunduğunu, şu kâinât bütün mevcûdâtıyla gösterir. Ve öyle bir tarzda gösterir ki, bütün fünûn, bütün desâtîriyle, şu kitâb-ı kâinâtı, zaman-ı Âdemden beri mütâlaa ediyor. Halbuki o kitap, esmâ ve kemâlât-ı İlâhiyeye dâir ifade ettiği ma‘nâların ve gösterdiği âyetlerin öşr-ü mi‘şârını daha okuyamamış.Sayfa 256İşte şöyle bir saray-ı âlemi, kendi kemâlât ve cemâl-i ma‘nevîsini görmek ve göstermek için bir meşher hükmünde açan Celîl-i Zülcemâl, Cemîl-i Zülcelâl, Sâni‘-i Zülkemâl’in hikmeti iktizâ ediyor ki, şu âlem-i arzdaki zîşuûrlara nisbeten abes ve fâidesiz olmamak için, o sarayın âyetlerinin ma‘nâsını birisine bildirsin. O saraydaki acâibin menba‘larını ve netâicinin mahzenleri olan avâlim-i ulviyede birisini gezdirsin. Ve bütün onların fevkıne çıkarsın ve kurb-u huzûruna müşerref etsin ve âhiret âlemlerinde gezdirsin. Umum ibâdına bir muallim ve saltanat-ı rubûbiyetine bir dellâl ve marziyât-ı İlâhiyesine bir mübelliğ ve saray-ı âlemindeki âyât-ı tekvîniyesine bir müfessir gibi çok vazîfeler ile tavzîf etsin. Mu‘cizât nişanlarıyla imtiyâzını göstersin.
Embed this episode
Ready to play
(132) 31. Söz/9, Sh 254 | Mi'racın hikmet-i âliyesine bakmak ve tarassud etmek üzere iki temsîl
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.