(133) 31. Söz/10, Sh 257 | Şu Mi‘râc-ı Azîm niçin Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’a hastır? episode artwork

EPISODE · Apr 17, 2026 · 58 MIN

(133) 31. Söz/10, Sh 257 | Şu Mi‘râc-ı Azîm niçin Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’a hastır?

from Sözler Mecmuası · host Av. Ali Kurt

Şimdi makam-ı istimâ‘da olan mülhide bakıp kalbini dinleyeceğiz. Ne hâle girdiğini göreceğiz. İşte, hatıra geliyor ki, onun kalbi diyor: “Ben inanmaya başladım. Fakat iyi anlayamıyorum. Üç mühim müşkilim daha var.Birincisi: Şu Mi‘râc-ı Azîm ne için Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’a mahsûstur?İkincisi: O zât, nasıl şu kâinâtın çekirdeğidir? Dersiniz: ‘Kâinât onun nûrundan halk olunmuş. Hem kâinâtın en âhir ve en münevver meyvesidir.’ Bu ne demektir?Üçüncüsü: Sâbık beyânâtınızda diyorsunuz ki: ‘Âlem-i ulvîye çıkmak, şu âlem-i arziyedeki âsârların makinelerini, tezgâhlarını ve netâicinin mahzenlerini görmek için urûc etmiş.’ Ne demektir?Elcevab: Birinci müşkiliniz otuz aded Sözler’de tafsîlen halledilmiştir. Yalnız şurada Zât-ı Ahmediye’nin (Aleyhissalâtü Vesselâm) kemâlâtına ve delâil-i nübüvvetine ve o Mi‘râc-ı A‘zam’a en elyak o olduğuna icmâlî işaretler nev‘inde bir muhtasar fihriste gösteriyoruz. Şöyle ki:Evvelen: Tevrat, İncil, Zebur gibi kütüb-ü mukaddeseden, pek çok tahrîfâta ma‘rûz oldukları halde, şu zamanda dahi, Hüseyin-i Cisrî gibi bir muhakkik, nübüvvet-i Ahmediyeye (Aleyhissalâtü Vesselâm) dâir yüz on dört işârî beşâretleri çıkarıp Risâle-i Hamîdiye’de göstermiştir.Sâniyen: Tarihçe sâbit, Şık ve Satih gibi meşhur iki kâhinin, nübüvvet-i Ahmediyeden (asm) biraz evvel nübüvvetine ve Âhirzaman Peygamberi (asm) o olduğuna beyânâtları gibi çok beşâretler sahîh bir sûrette tarihen nakledilmiştir.Sâlisen: Velâdet-i Ahmediye (asm) gecesinde Ka‘be’deki sanemlerin sukūtuyla, Kisrâ-yı Fâris’in saray-ı meşhûresi olan Eyvân’ı inşikāk etmesi gibi, irhâsât denilen yüzer hârika tarihçe meşhurdur.Râbian: Bir orduya parmağından gelen suyu içirmesi; ve câmi‘de bir cemâat-i azîme huzurunda, kuru direğin, minberin naklinden dolayı müfârakat-ı Ahmediyeden, (asm) deve gibi enîn ederek ağlaması; ve وَانْشَقَّ الْقَمَرُ nassıyla, şakk-ı kamer gibi, muhakkiklerin tahkîkātıyla bine bâliğ mu‘cizâtla serfirâz olduğunu tarih ve siyer gösteriyor.Hâmisen: Dost ve düşmanın ittifâkıyla ahlâk-ı hasenenin şahsında en yüksek derecede ve bütün muâmelâtının şehâdetiyle secâyâ-yı sâmiye vazîfesinde ve teblîğātında en âlî bir derecede ve Dîn-i İslâm’daki mehâsin-i ahlâkın şehâdetiyle, şerîatında en âlî hısâl-i hamîde en mükemmel derecede bulunduğuna, ehl-i insâf ve dikkat tereddüd etmez.Sâdisen: Onuncu Söz’ün İkinci İşaret’inde işaret edildiği gibi; ulûhiyet, muktezâ-yı hikmet olarak tezâhür istemesine mukābil, en a‘zamî bir derecede Zât-ı Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) dinindeki a‘zamî ubûdiyetiyle en parlak bir derecede göstermiştir.Sayfa 258Hem Hâlik-ı Âlem’in nihâyet kemâldeki cemâlini bir vâsıta ile göstermek, muktezâ-yı hikmet ve hakîkat olarak istemesine mukābil, en güzel bir sûrette gösterici ve ta‘rîf edici, bilbedâhe yine o zâttır. Hem Sâni‘-i Âlem’in nihâyet cemâlde olan kemâl-i san‘atı üzerine enzâr-ı dikkati celb etmek ile teşhîr etmek istemesine mukābil, en yüksek bir sadâ ile dellâllık eden, yine bilmüşâhede o zâttır. Hem bütün âlemlerin Rabbi, kesret tabakātında vahdâniyetini i‘lân etmek istemesine mukābil, tevhîdin en a‘zamî bir derecesinde bütün merâtib-i tevhîdi i‘lân eden, yine bizzarûre o zâttır.Hem Sâhib-i Âlem’in, nihâyet derecede âsârındaki cemâlin işaretiyle nihâyetsiz hüsn-ü zâtîsini ve cemâlinin mehâsinini ve hüsnünün letâifini aynalarda muktezâ-yı hakîkat ve hikmet olarak görmek ve göstermek istemesine mukābil, en şa‘şaalı bir sûrette aynadârlık eden ve gösteren ve sevip ve başkasına sevdiren, yine bilbedâhe o zâttır.Hem şu saray-ı âlemin Sâni‘i, gayet hârika mu‘cizeler ile ve gayet kıymetdar cevâhirler ile dolu hazîne-i gaybiyelerini izhâr ve teşhîr istemesi ve onlarla kemâlâtını ta‘rîf etmek ve bildirmek istemesine mukābil, en a‘zamî bir sûrette teşhîr edici ve tavsîf edici ve ta‘rîf edici, yine bilbedâhe o zâttır. Hem şu kâinâtın Sâni‘i, şu kâinâtı envâ‘-ı acâib ve ziynetlerle süslendirmek sûretinde yapması ve zîşuûr mahlûkātını seyir ve tenezzüh ve ibret ve tefekkür için ona idhâl ...

Episode metadata supplied by the publisher feed · Published Apr 17, 2026

Embed this episode

Ready to play

(133) 31. Söz/10, Sh 257 | Şu Mi‘râc-ı Azîm niçin Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’a hastır?

0:00 58:46

No transcript for this episode yet

We transcribe on demand. Request one and we'll notify you when it's ready — usually under 10 minutes.

No similar episodes found.

Frequently Asked Questions

How long is this episode of Sözler Mecmuası?

This episode is 58 minutes long.

When was this Sözler Mecmuası episode published?

This episode was published on April 17, 2026.

Can I download this Sözler Mecmuası episode?

Yes. Use the download control on the episode player to save the publisher-provided media file.
URL copied to clipboard!