EPISODE · Apr 20, 2026 · 53 MIN
(134) 31. Söz/11, Sh 259 | Sual? Kâinâtın Efendimiz asm'ın nûrundan yaratılmış olması ne demektir?
from Sözler Mecmuası · host Av. Ali Kurt
İkinci Müşkil: Ey makam-ı istimâ‘daki insan! Şu ikinci işkâl ettiğin hakîkat o kadar derindir, o kadar yüksektir ki, akıl ona ne ulaşır, ne de yanaşır. İllânûr-u îmân ile görünür. Fakat bazı temsîlât ile o hakîkatin vücûdu, fehme takrîb edilir. Öyle ise, bir nebze takrîbe çalışacağız.Sayfa 260İşte şu kâinâta nazar-ı hikmetle bakıldığı vakit, azîm bir şecere ma‘nâsında görünür. Ve şecerenin nasıl dalları, yaprakları, çiçekleri, meyveleri vardır. Şu şecere-i hilkatin de bir şıkkı olan âlem-i süflînin anâsır dalları, nebâtât ve eşcâr yaprakları, hayvanât çiçekleri, insan meyveleri hükmünde görünür. Sâni‘-i Zülcelâl’in ağaçlar hakkında cârî olan bir kanunu, elbette şu şecere-i a’zamda da cârî olmak, muktezâ-yı ism-i Hakîm’dir. Öyle ise muktezâ-yı hikmet, şu şecere-i hilkatin de bir çekirdekten yapılmasıdır. Hem öyle bir çekirdek ki, âlem-i cismânîden başka, sâir âlemlerin numûnesini ve esâsâtını câmi‘ olsun. Çünkü binler muhtelif âlemleri tazammun eden kâinâtın çekirdek-i aslîsi ve menşei, kuru bir madde olamaz. Madem şu şecere-i kâinâttan daha evvel, o nevi‘den başka şecere yok. Öyle ise, ona menşe’ ve çekirdek hükmünde olan ma‘nâ ve nûr, elbette yine şecere-i kâinâtta bir meyve libâsının giydirilmesi, yine Hakîm isminin muktezâsıdır. Çünkü çekirdek dâimâ çıplak olamaz. Madem evvel-i fıtratta meyve libâsını giymemiş, elbette âhirde o libâsı giyecektir.Madem o meyve insandır. Ve madem insan içinde sâbıkan isbat edildiği üzere, en meşhur meyve ve en muhteşem semere ve umumun nazar-ı dikkatini celb eden ve arzın nısfını ve beşerin humsunun nazarını kendine hasreden ve mehâsin-i ma‘neviyesiyle âlemi ya nazar-ı muhabbet veya hayretle kendine baktıran meyve ise, Zât-ı Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâm’dır. Elbette kâinâtın teşekkülüne çekirdek olan nûr, onun zâtında cismini giyerek en âhir bir meyve sûretinde görünecektir.Ey müstemi‘! Şu acîb kâinât-ı azîme, bir insanın cüz’î mâhiyetinden halk olunmasını istib‘âd etme. Bir nevi‘ âlem gibi olan muazzam çam ağacını, buğday tanesi kadar bir çekirdekten halk eden Kadîr-i Zülcelâl, şu kâinâtı Nûr-u Muhammedî’den (asm) nasıl halketmesin veya edemesin? İşte şecere-i kâinât, şecere-i tûbâ gibi, gövdesi ve kökü yukarıda, dalları aşağıda olduğu için, aşağıdaki meyve makamından, tâ çekirdek-i aslî makamına kadar nûrânî bir hayt-ı münâsebetvardır.İşte Mi‘râc, o hayt-ı münâsebetin gılâfı ve sûretidir ki, Zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm, o yolu açmış, velâyetiyle gitmiş, risâletiyle dönmüş. Ve kapıyı da açık bırakmış. Arkasındaki evliyâ-yı ümmeti, ruh ve kalb ile o cadde-i nûrânîde, Mi‘râc-ı Nebevî’nin gölgesinde seyr ü sülûk edip isti‘dâdlarına göre makamât-ı âliyeye çıkıyorlar.Hem sâbıkan isbat edildiği üzere, şu kâinâtın Sâni‘i, birinci işkâlin cevabında gösterilen makāsıd için şu kâinâtı, bir saray sûretinde yapmış ve tezyîn etmiştir. O makāsıdın medârı Zât-ı Ahmediye (asm) olduğu için, kâinâttan evvel Sâni‘-i Kâinât’ın nazar-ı inâyetinde olmasıSayfa 261ve en evvel tecellîsine mazhar olmak lâzım geliyor. Çünkü bir şeyin neticesi, semeresi evvel düşünülür. Demek vücûden en âhir, ma‘nâda en evveldir. Halbuki Zât-ı Ahmediye, (asm) hem en mükemmel meyve, hem bütün meyvelerin medâr-ı kıymeti ve bütün maksadların medâr-ı zuhûru olduğundan, en evvel tecellî-i îcâda mazhar, onun nûru olmak lâzım gelir.Üçüncü Müşkilin: O kadar geniştir ki, bizim gibi dar zihinli insanlar, istîâb ve ihâta edemez. Fakat uzaktan uzağa bakabiliriz. Evet, âlem-i süflînin ma‘nevî tezgâhları ve küllî kanunları avâlim-i ulviyededir. Ve mahşer-i masnûât olan küre-i arzın hadsiz mahlûkātının netâic-i a‘mâlleri ve cin ve insin semerât-ı ef‘âlleri, yine avâlim-i ulviyede temessül eder. Hatta hasenât, cennetin meyveleri sûretine; seyyiât ise, cehennemin zakkūmları şekline girdikleri, pek çok emârât ve pek çok rivâyâtın şehâdeti ile ve hikmet-i kâinâtın ve ism-i Hakîm’in iktizâsıyla beraber, Kur’ân-ı Hakîm’in işârâtı gösteriyor. Evet, zeminin yüzünde kesret o kadar intişâr etmiş ve hilkat o kadar teşa‘ub...
Embed this episode
Ready to play
(134) 31. Söz/11, Sh 259 | Sual? Kâinâtın Efendimiz asm'ın nûrundan yaratılmış olması ne demektir?
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.