EPISODE · Apr 30, 2026 · 1H 6M
(136) 32. Söz/1, Sh 266 | 1.Mevkıf | Mevcûdât-ı âlemin vahdâniyete elli beş lisânla şehâdet etmesi
from Sözler Mecmuası · host Av. Ali Kurt
Şu söz “Üç Mevkıf” dır.Yirmi İkinci Söz’ün Sekizinci Lem‘asını îzâh eden bir zeyildir. Mevcûdât-ı âlem, vahdâniyete şehâdet ettikleri elli beş lisândan –ki Katre Risâlesi’nde onlara işaret edilmiş-birinci lisânına bir tefsîrdir. لَوْ كَانَ ف۪يهِمَٓا اٰلِهَةٌ اِلَّا اللّٰهُ لَفَسَدَتَا âyetinin pek çok hakāikinden, temsîl libâsı giydirilmiş bir hakîkattir.(Birinci Mevkıf)بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ ٭ لَوْ كَانَ ف۪يهِمَٓا اٰلِهَةٌ اِلَّا اللّٰهُ لَفَسَدَتَالَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ.. وَحْدَهُ لَا شَر۪يكَ لَهُ.. لَهُ الْمُلْكُ.. وَلَهُ الْحَمْدُ.. يُحْي۪ي.. وَيُم۪يتُ.. وَهُوَ حَيٌّ لَا يَمُوتُ.. بِيَدِهِ الْخَيْرُ.. وَهُوَ عَلٰي كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ.. وَاِلَيْهِ الْمَص۪يرُBir ramazan gecesinde, şu kelâm-ı tevhîdiyenin on bir cümlesinin her birinde, birer tevhîd mertebesi ve birer müjde bulunduğunu ve o mertebelerden yalnız لَا شَر۪يكَ لَهُ deki ma‘nâyı, basit avâmın fehmine gelecek bir muhâvere-i temsîliyeve bir münâzara-i faraziye tarzında ve lisân-ı hâli lisân-ı kāl sûretinde söylemiştim. Bana hizmet eden kıymetdar kardeşlerimin ve mescid arkadaşlarımın arzuları ve istemeleri üzerine, o muhâvereyi yazıyorum. Şöyle ki:Bütün tabiatperest, esbâbperest ve müşrik gibi umum envâ‘-ı ehl-i şirkin ve küfrün ve dalâletin tevehhüm ettikleri şerîkleri nâmına bir şahıs farz ediyoruz ki, o şahs-ı farazî, mevcûdât-ı âlemden bir şeye rabb olmak istiyor ve hakîkî mâlik olmak, da‘vâ etmektedir. İşte o müddeî, evvelen mevcûdâtın en küçüğü olan bir zerreye rast gelir. Ona rabb ve hakîkî mâlik olmakta olduğunu, zerreye tabiat lisânıyla ve felsefe diliyle söyler. O zerre dahi, hakîkat lisânıyla ve hikmet-i Rabbâniye diliyle der ki: “Ben hadsiz vazîfeleri görüyorum. Ayrı ayrı her masnûa girip işliyorum. Eğer bütün o vezâifi bana gördürecek, sendeSayfa 267ilim ve kudret varsa; hem benim gibi had ve hesaba gelmeyen zerrât içinde beraber gezip (Hâşiye) iş görüyoruz. Eğer bütün emsâlim o zerreleri de istihdâm edip emir tahtına alacak bir hüküm ve iktidar sende varsa; hem kemâl-i intizâm ile cüz’ü olduğum mevcûdlara, meselâ kandaki küreyvât-ı hamrâya, hakîkî mâlik ve mutasarrıf olabilirsen, bana rabb olmak da‘vâ et, beni Cenâb-ı Hakk’dan başkasına isnâd et. Yoksa sus! Hem bana rabb olamadığın gibi, müdâhale dahi edemezsin! Çünkü vezâifimizde ve harekâtımızda o kadar mükemmel bir intizâm var ki, nihâyetsiz bir hikmet ve muhît bir ilim sâhibi olmayan, bize parmak karıştıramaz. Eğer karışsa karıştıracak. Halbuki senin gibi câmid, âciz ve kör ve iki eli tesâdüf ve tabiat gibi iki körün elinde olan bir şahıs, hiçbir cihette parmak uzatamaz.” O müddeî, maddiyyûnların dedikleri gibi dedi ki: “Öyle ise, sen kendi kendine mâlik ol. Neden başkasının hesabına çalışmasını söylüyorsun?” Zerre ona cevâben der: “Eğer güneş gibi bir dimağım ve ziyâsı gibi ihâtalı bir ilmim ve harâreti gibi şumûllü bir kudretim ve ziyâsındaki yedi renk gibi muhît duygularım ve gezdiğim her yere ve işlediğim her mevcûda müteveccih birer yüzüm ve bakar birer gözüm ve geçer birer sözüm bulunsa idi, belki senin gibi ahmaklık edip kendi kendime mâlik olduğumu da‘vâ ederdim. Haydi, def‘ ol git. Sen benden iş bulamazsın!”İşte şerîklerin vekili zerreden me’yûs olunca, “Küreyvât-ı hamrâdan iş bulacağım” diye, kandaki bir küreyvât-ı hamrâya rast gelir. Ona esbâb nâmına ve tabiat ve felsefe lisânıyla der ki: “Ben sana rabb ve mâlikim.” O küreyvât-ı hamrâ, yani yuvarlak, kırmızı mevcûd, ona hakîkat lisânıyla ve hikmet-i İlâhiye dili ile der: “Ben yalnız değilim. Eğer sikkemiz ve me’muriyetimiz ve nizâmâtımız bir olan kan ordusundaki bütün emsâlime mâlik olabilirsen, hem gezdiğimiz ve kemâl-i hikmetle istihdâm olunduğumuz bütün hüceyrât-ı bedene mâlik olacak bir dakîk hikmet ve azîm kudret sende varsa, göster. Ve gösterebilirsen, belki senin da‘vânda bir ma‘nâ bulunabilir. Halbuki senin gibi sersem ve senin elindeki sağır tabiat ve kör kuvvetle, değil mâlik olmak, belki zerre mikdar karışamazsın. Çünkü bizdeki intizâmHâşiye: Evet, müteharrik her bir şey, zerrâttan ...
Embed this episode
Ready to play
(136) 32. Söz/1, Sh 266 | 1.Mevkıf | Mevcûdât-ı âlemin vahdâniyete elli beş lisânla şehâdet etmesi
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.