EPISODE · Nov 24, 2024 · 43 MIN
15. Söz'ün Zeyli/3, Sh 57 | Adem-i kabul bir lakaydlık ve göz kapamak; kabul-ü adem ise inkârdır
from Sözler Mecmuası · host Av. Ali Kurt
Râbian: Hem Kur’ân’ı kelâm-ı beşer farz etmek, lâzım gelir ki, nev‘-i benî-âdemin en büyük ve muhteşem ordusu olan ümmet-i Muhammediyenin (asm) mukaddes kumandanı olan Kur’ân, bilmüşâhede kuvvetli kanunlarıyla, esaslı düstûrlarıyla, nâfiz emirleriyle o pek büyük orduyu iki cihanı fethedecek bir derecede bir intizâm verdiği ve bir inzibât altına aldığı ve maddî-ma‘nevî techîz ettiği ve umum o efradın derecâtına göre akıllarını ta‘lîm ve kalblerini terbiye ve ruhlarını teshîr ve vicdanlarını tathîr ve a‘zâ ve cevârihlerini isti‘mâl ve istihdâm ettiği halde, hâşâ yüz bin def‘a hâşâ kuvvetsiz, kıymetsiz, asılsız bir düzme farz edip, yüz derece muhâli kabul etmek lâzım gelmekle beraber; müddet-i hayatında ciddî harekâtıyla Hakk’ın kanunlarını benî-Âdeme ders veren ve samîmî ef‘âliyle hakîkatin düstûrlarını beşere ta‘lîm eden ve hâlis ve ma‘kūl akvâliyle istikametin ve saadetin usûllerini gösteren ve te’sîs eden ve bütün târîhçe-i hayatının şehâdetiyle Allah’ın azabından çok havf eden ve herkesten ziyâde Allah’ı bilen ve bildiren ve nev‘-i beşerin beşten birisine ve küre-i arzın yarısına bin üç yüz elli sene kemâl-i haşmet ile kumandanlık eden ve cihanı velveleye veren ve şöhretşiâr şuûnâtıyla nev‘-i beşerin, belki kâinâtın elhak medâr-ı fahri olan bir Zâtı; hâşâ, yüz bin def‘a hâşâ sahtekâr, Allah’dan korkmaz ve bilmez ve haysiyetini tanımaz, insaniyetin âdî derecesinde farz etmekle, yüz derece muhâli birden irtikâb etmek lâzım gelir. Çünkü şu mes’elenin ortası yoktur. Zîrâ farz-ı muhâl olarak Kur’ân Kelâmullâh olmazsa, Arş’tan düşse, ortada kalamaz. Belki yerde yalancı birinin malı olduğunu kabul etmek lâzım gelir. Bu ise ey şeytan, yüz derece sen katmerli bir şeytan olsan, bozulmamış hiçbir aklı kandıramazsın ve çürümemiş hiçbir kalbi iknâ‘ edemezsin! Şeytan döndü dedi: “Nasıl kandıramam? Ekser insanlara ve insanın en meşhur âkillerine Kur’ân’ı ve Muhammed’i (asm) inkâr ettirdim.” Elcevab: Evvelen, gayet uzak mesâfeden bakılsa, en büyük şey en küçük şey gibi görünebilir. Bir yıldız bir mûm kadar denilebilir. Sâniyen: Hem tebeî, sathî bir nazarla bakılsa, gayet muhâl bir şey mümkün görünebilir. Bir zaman bir ihtiyâr adam Ramazan hilâlini görmek için semâya bakmış. Gözüne bir beyaz kıl inmiş. O kılı ay zannetmiş. “Ay’ı gördüm!” demiş. İşte muhâldir ki, hilâl o beyaz kıl olsun. Fakat kasden ve bizzât aya baktığı ve o saçı tebeî ve dolayısıyla ve ikinci derecede göründüğü için o muhâli mümkün telakkî etmiş. Sâlisen: Hem kabul etmemek başkadır, inkâr etmek başkadır. Adem-i kabûl bir lâkaydlıktır, bir göz kapamaktır ve câhilâne bir hükümsüzlüktür. Bu sûrette çok muhâl şeyler onun içinde gizlenebilir. Onun aklı onlarla uğraşmaz. Ama inkâr ise, o adem-i kabûl değil, belki o kabûl-ü ademdir, bir hükümdür. SAYFA 58 Onun aklı hareket etmeye mecbûrdur. O halde senin gibi bir şeytan, onun aklını elinden alır, sonra inkârı ona yutturur. Hem ey şeytan, bâtılı hak ve muhâli mümkün gösteren gaflet ve dalâlet ve safsata ve inâd ve muğâlata ve mükâbere ve iğfâl ve görenek gibi şeytânî desîselerle çok muhâlâtı intâc eden inkâr ve küfrü, o bedbaht insan sûretindeki hayvanlara yutturmuşsun. Hâmisen: Hem Kur’ân’ı kelâm-ı beşer farz etmek, lâzım gelir ki, âlem-i insaniyetin semâsında yıldızlar gibi parlayan asfiyâlara, sıddîkînlere, aktâblara bilmüşâhede rehberlik eden; ve bilbedâhe mütemâdiyen hak ve hakkāniyeti, sıdk ve sadâkati, emn ve emâneti umum tabakāt-ı ehl-i kemâle ta‘lîm eden; ve erkân-ı îmâniyenin hakāikiyle ve erkân-ı İslâmiyenin desâtîriyle iki cihanın saadetini te’mîn eden; ve bu icrââtının şehâdetiyle bizzarûre hak ve hâlis ve sâfî hakîkat ve gayet doğru ve pek ciddî olmak lâzım gelen bir kitabı; kendi evsâfının ve te’sîrâtının ve envârının zıddıyla muttasıf tasavvur edip, hâşâ, sümme hâşâ bir sahtekârın tasnîât ve iftirâlarının mecmûası nazarıyla bakmak, sofestaileri ve şeytanları dahi utandıracak ve titretecek şenî‘ bir hezeyân-ı küfrî olmakla beraber;
Embed this episode
Ready to play
15. Söz'ün Zeyli/3, Sh 57 | Adem-i kabul bir lakaydlık ve göz kapamak; kabul-ü adem ise inkârdır
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.