(52) 23. Söz/8, Sh 119 | 4.Nükte | İnsan, şu kâinât içinde pek nâzik ve nâzenîn bir çocuğa benzer episode artwork

EPISODE · Dec 18, 2024 · 40 MIN

(52) 23. Söz/8, Sh 119 | 4.Nükte | İnsan, şu kâinât içinde pek nâzik ve nâzenîn bir çocuğa benzer

from Sözler Mecmuası · host Av. Ali Kurt

Dördüncü Nükte: İnsan, şu kâinât içinde pek nâzik ve nâzenîn bir çocuğa benzer. Zaafında büyük bir kuvvet ve aczinde büyük bir kudret vardır. Çünkü o zaafın kuvvetiyle ve aczin kudretiyledir ki, şu mevcûdât ona musahhar olmuş. Eğer insan, zaafını anlayıp kālen, hâlen, tavren duâ etse ve aczini bilip istimdâd eylese, o teshîrin şükrünü edâ ile beraber, matlûbuna öyle muvaffak olur ve maksadları ona öyle musahhar olur ki, iktidâr-ı zâtîsiyle onun öşr-ü mi‘şârına muvaffak olamaz. Yalnız bazı vakit, lisân-ı hâl duâsıyla hâsıl olan bir matlûbunu, yanlış olarak kendi iktidarına hamleder. Meselâ, tavuğun yavrusunun zaafındaki kuvvet, tavuğu aslana saldırtır. Yeni dünyaya gelen aslanın yavrusu, o canavar ve aç aslanı kendine musahhar edip, onu aç bırakıp, kendi tok oluyor. İşte cây-ı dikkat, zaaftaki bir kuvvet ve şâyân-ı temâşâ bir cilve-i rahmet! Nasıl ki nâzdâr bir çocuk, ağlamasıyla, ya istemesiyle, ya hazîn hâliyle matlûblarına öyle muvaffak olur ve öyle kavîler ona musahhar olurlar ki, o matlûblardan binden birisine bin def‘a kuvvetçiğiyle yetişemez. Demek zaaf ve acz, onun hakkında şefkat ve himâyeti tahrîk ettikleri için, küçücük parmağıyla kahramanları kendine musahhar eder. Şimdi böyle bir çocuk, o şefkati inkâr etmek ve o himâyeti ithâm etmek sûretiyle ahmakāne bir gurur ile, “Ben kuvvetimle bunları teshîr ediyorum” dese, elbette bir tokat yiyecektir. İşte insan dahi, Hâlik’ının rahmetini inkâr ve hikmetini ithâm edecek bir tarzda, küfrân-ı ni‘met sûretinde Kārûn gibi اِنَّمَٓا اُوت۪يتُهُ عَلٰي عِلْمٍ yani “Ben kendi ilmimle, kendi iktidarımla kazandım” dese, elbette sille-i azâba kendini müstehak eder. Demek şu meşhûd saltanat-ı insaniyet ve terakkıyât-ı beşeriye ve kemâlât-ı medeniyet, celb ile değil, galebe ile değil, cidâl ile değil, belki ona onun zaafı için teshîr edilmiş. Onun aczi için ona muâvenet edilmiş. Onun fakrı için ona ihsân edilmiş. Onun cehli için ona ilhâm edilmiş. Onun ihtiyacı için ona ikrâm edilmiş. Ve o saltanatın sebebi, kuvvet ve iktidâr-ı ilmî değil, belki şefkat ve re’fet-i Rabbâniye ve rahmet ve hikmet-i İlâhiyedir ki, eşyâyı ona teshîr etmiştir. Evet, bir gözsüz akreb ve ayaksız bir yılan gibi haşerâta mağlûb olan insana, bir küçük kurttan ipeği giydiren ve zehirli bir böcekten balı yediren, onun iktidarı değil, belki onun zaafının semeresi olan teshîr-i Rabbânî ve ikrâm-ı Rahmânîdir. SAYFA 120 Ey insan! Madem hakîkat böyledir, gururu ve enâniyeti bırak. Ulûhiyetin dergâhında acz ve zaafını, istimdâd lisânıyla; fakr ve hâcâtını, tazarru‘ ve duâ lisânıyla i‘lân et. Ve abd olduğunu göster. Ve حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ de, yüksel. Hem deme ki, “Ben hiçim, ne ehemmiyetim var ki, bu kâinât bir Hakîm-i Mutlak tarafından kasdî olarak bana teshîr edilsin? Benden bir şükr-ü küllî istenilsin?” Çünkü sen, çendân nefsin ve sûretin i‘tibâriyle hiç hükmündesin. Fakat vazîfe ve mertebe noktasında sen, şu haşmetli kâinâtın dikkatli bir seyircisi, şu hikmetli mevcûdâtın belâgatli bir lisân-ı nâtıkı ve şu kitâb-ı âlemin anlayışlı bir mütâlaacısı ve şu tesbîh eden mahlûkātın hayretli bir nâzırı ve şu ibâdet eden masnûâtın hürmetli bir ustabaşısı hükmündesin. Evet, ey insan! Sen, nebâtî cismâniyetin cihetiyle ve hayvânî nefsin i‘tibâriyle sağîr bir cüz’, hakir bir cüz’î, fakir bir mahlûk, zayıf bir hayvansın ki, bütün dehşetli mevcûdât-ı seyyâlenin dalgaları içinde çalkanıp gidiyorsun. Fakat muhabbet-i İlâhiyenin ziyâsını tazammun eden îmânın nûruyla münevver olan İslâmiyet’in terbiyesiyle tekemmül edip, insaniyet cihetinde abdiyetin içinde bir sultansın. Ve cüz’iyâtın içinde bir küllîsin. Küçüklüğün içinde bir âlemsin. Ve hakāretin içinde öyle makamın büyük ve dâire-i nezâretin geniş bir nâzırsın ki, diyebilirsin, “Benim Rabb-i Rahîmim, dünyayı bana bir hâne yaptı. Ay ve güneşi o hâneme bir lâmba ve baharı bir deste gül ve yazı bir sofra-i ni‘met ve hayvanı bana hizmetkâr yaptı. Ve nebâtâtı, o hânemin ziynetli levâzımâtı yapmıştır.”

Episode metadata supplied by the publisher feed · Published Dec 18, 2024

Embed this episode

NOW PLAYING

(52) 23. Söz/8, Sh 119 | 4.Nükte | İnsan, şu kâinât içinde pek nâzik ve nâzenîn bir çocuğa benzer

0:00 40:17

No transcript for this episode yet

We transcribe on demand. Request one and we'll notify you when it's ready — usually under 10 minutes.

No similar episodes found.

Frequently Asked Questions

How long is this episode of Sözler Mecmuası?

This episode is 40 minutes long.

When was this Sözler Mecmuası episode published?

This episode was published on December 18, 2024.

Can I download this Sözler Mecmuası episode?

Yes. Use the download control on the episode player to save the publisher-provided media file.
URL copied to clipboard!