(71) 24. Söz/18, Sh136 | 3.Dal/5 | 9-10.Asıl | Amellerin faziletine dair rivayetlerde mübalağa yoktur episode artwork

EPISODE · Jan 6, 2025 · 59 MIN

(71) 24. Söz/18, Sh136 | 3.Dal/5 | 9-10.Asıl | Amellerin faziletine dair rivayetlerde mübalağa yoktur

from Sözler Mecmuası · host Av. Ali Kurt

Dokuzuncu Asıl: Mesâil-i îmâniyeden bir kısmın netâici, şu mukayyed ve dar âleme bakar. Diğer bir kısmı, geniş ve mutlak olan âlem-i âhirete bakar. Amellerin fazîlet ve sevabına dâir ehâdîs-i şerîfenin bir kısmı, terğîb ve terhîbe münâsib bir te’sîr vermek için belâgatli bir üslûbda geldiğinden, dikkatsiz insanlar onları mübâlağalı zannetmişler. Halbuki bütün onlar, ayn-ı hak ve mahz-ı hakîkat olduklarından, mücâzefe ve mübâlağa içlerinde yoktur. Ezcümle; en ziyâde insafsızların zihnini kurcalayan şu hadîstir ki, لَوْ وَزَنَتِ الدُّنْيَا عِنْدَ اللّٰهِ جَنَاحَ بَعُوضَةٍ مَا شَرِبَ الْكَافِرُ مِنْهَا جُرْعَةَ مَٓاءٍ ev kemâ kāl meâl-i şerîfi: “Dünya’nın Cenâb-ı Hakk’ın yanında bir sinek kanadı kadar kıymeti olsa idi, kâfirler bir yudum suyu ondan içmeyecek idiler.” Hakîkati şudur ki, ‘İndallâh’ ta‘bîri, âlem-i bekādan demektir. Evet, âlem-i bekādan bir sinek kanadı kadar bir nûr, madem ebedîdir. Yeryüzünü dolduracak muvakkat bir nûrdan daha çoktur. Demek, koca dünyayı bir sinek kanadı ile muvâzene değil, belki herkesin kısacık ömrüne yerleşen hususî dünyasını, âlem-i bekādan bir sinek kanadı kadar dâimî bir feyz-i İlâhîye ve bir ihsân-ı İlâhîye muvâzeneye gelmediği demektir. Hem dünyanın iki yüzü var, belki üç yüzü var. Biri, Cenâb-ı Hakk’ın esmâsının aynalarıdır. Diğeri, âhirete bakar, âhiret tarlasıdır. Diğeri, fenâya, ademe bakar. Bildiğimiz marzî-i İlâhî olmayan ehl-i dalâletin dünyasıdır. Demek, esmâ-yı hüsnânın aynaları ve mektûbât-ı Samedâniye ve âhiretin mezraası olan koca dünya değil, belki âhirete zıd ve bütün hatîâtın menşei ve beliyyâtın menbaı olan dünyaperestlerin dünyasının, âlem-i âhirette ehl-i îmâna verilen sermedî bir zerresine değmediğine işarettir. İşte en doğru ve ciddî şu hakîkat nerede? Ve insafsız ehl-i ilhâdın fehmettikleri ma‘nâ nerede? O insafsız ehl-i ilhâdın en mübâlağa, en mücâzefe zannettikleri ma‘nâ nerede? Sayfa 137 Hem meselâ, insafsız ehl-i ilhâdın mübâlağa zannettikleri, hatta muhâl bir mübâlağa ve mücâzefe tevehhüm ettikleri biri de, amellerin sevabına dâir ve bazı sûrelerinin fazîletleri hakkında gelen rivâyetlerdir. Meselâ, “Fâtiha’nın Kur’ân kadar sevabı vardır.” Sûre-i İhlâs sülüs-ü Kur’ân, Sûre-i اِذَا زُلْزِلَتِ الْاَرْضُ rubu‘, Sûre-i قُلْ يَٓا اَيُّهَا الْكَافِرُونَ rubu‘, Sûre-i Yâsîn on def‘a Kur’ân kadar olduğuna rivâyet vardır. İşte insafsız ve dikkatsiz insanlar, demişler ki, “Şu muhâldir. Çünkü Kur’ân içinde ‘Yâsin’ ve öteki fazîletli olanlar da vardır. Onun için ma‘nâsız olur.” Elcevab: Hakîkati şudur ki, Kur’ân-ı Hakîm’in her bir harfinin bir sevabı var, bir hasenedir. Fazl-ı İlâhîden o harflerin sevabı sünbüllenir. Bazen on tane verir. Bazen yetmiş, bazen yedi yüz, Âyetü’l-Kürsî harfleri gibi; bazen bin beş yüz, Sûre-i İhlâs’ın harfleri gibi; bazen on bin, Leyle-i Berâet’de okunan âyetler ve makbûl vakitlere tesâdüf edenler gibi; ve bazen otuz bin, meselâ, haşhaş tohumunun kesreti misillü, Leyle-i Kadir’de okunan âyetler gibi ve bin aya mukābil işaretiyle bir harfinin o gecede otuz bin sevabı olur, anlaşılır. İşte Kur’ân-ı Hakîm, tezâuf-u sevâbıyla beraber, elbette muvâzeneye gelmez ve gelemiyor. Belki asıl sevab ile, bazı sûrelerle muvâzeneye gelebilir. Meselâ, içinde mısır ekilmiş bir tarla farz edelim ki, bin tane ekilmiş. Bazı habbeleri yedi sünbül vermiş farz etsek, her bir sünbülde yüzer tane olmuş ise, o vakit tek bir habbe, bütün tarlanın iki sülüsüne mukābil oluyor. Meselâ, birisi de on sünbül vermiş, her birinde iki yüz tane vermiş. O vakit bir tek habbe, asıl tarladaki habbelerin iki misli kadardır. Ve hâkezâ, kıyâs et. Şimdi Kur’ân-ı Hakîm’i, nûrânî mukaddes bir mezraa-i semâviye tasavvur ediyoruz. İşte her bir harfi, asıl sevabıyla birer habbe hükmündedir. Onların sünbülleri nazara alınmayacak. Sûre-i Yâsîn, İhlâs, Fâtiha, قُلْ يَٓا اَيُّهَا الْكَافِرُونَ ٭ اِذَا زُلْزِلَتِ الْاَرْضُ gibi sâir fazîletlerine dâir rivâyet edilen sûre ve âyetlerle muvâzene edilebilir. Meselâ, Kur’ân-ı Hakîm’in üç yüz bin altı yüz yirmi harfi olduğundan, ...

Episode metadata supplied by the publisher feed · Published Jan 6, 2025

Embed this episode

Ready to play

(71) 24. Söz/18, Sh136 | 3.Dal/5 | 9-10.Asıl | Amellerin faziletine dair rivayetlerde mübalağa yoktur

0:00 59:52

No transcript for this episode yet

We transcribe on demand. Request one and we'll notify you when it's ready — usually under 10 minutes.

No similar episodes found.

Frequently Asked Questions

How long is this episode of Sözler Mecmuası?

This episode is 59 minutes long.

When was this Sözler Mecmuası episode published?

This episode was published on January 6, 2025.

Can I download this Sözler Mecmuası episode?

Yes. Use the download control on the episode player to save the publisher-provided media file.
URL copied to clipboard!