(97) 29. Söz/8, Sh 188 | 3.Esas | İnsanların melâikelerle muhaveresinde ve müşahedesinde icma vardır episode artwork

EPISODE · Aug 5, 2025 · 1H 9M

(97) 29. Söz/8, Sh 188 | 3.Esas | İnsanların melâikelerle muhaveresinde ve müşahedesinde icma vardır

from Sözler Mecmuası · host Av. Ali Kurt

Üçüncü Esas: Mes’ele-i melâike ve rûhâniyât, o mesâildendir ki, tek bir cüz’ün vücûduyla bir küllün tahakkuku bilinir. Bir tek şahsın rü’yetiyle umum nev‘in vücûdu ma‘lûm olur. Çünkü kim inkâr ederse, külliyen inkâr eder. Bir tekini kabul eden, o nev‘in umumunu kabul etmeye mecbûrdur. Madem öyledir. İşte bak, görmüyor musun veişitmiyor musun ki, bütün ehl-i edyân, bütün asırlarda, zaman-ı Âdemden şimdiye kadar melâikenin vücûduna ve rûhânîlerin tahakkukuna ittifâk etmişler. Ve insanın tâifeleri, birbirinden bahsi ve muhâveresi ve rivâyeti gibi melâikelerle muhâvere edilmesine ve onların müşâhedesine ve onlardan rivâyet etmesine icmâ‘ etmişler. Acaba hiçbir ferd, melâikelerden bilbedâhe görünmezse, hem bilmüşâhede bir şahsın veya müteaddidSayfa 189Elif Adedi(16)eşhâsın vücûdu kat‘î bilinmezse, hem onların bilbedâhe, bilmüşâhede vücûdları hissedilmezse, hiç mümkün müdür ki, böyle bir icmâ‘ ve ittifâk devam etsin? Ve böyle müsbet ve vücûdî bir emirde ve şuhûda istinâd eden bir halde, müstemirrenve tevâtüren o ittifâk devam etsin? Hem hiç mümkün müdür ki, şu i‘tikād-ı umûmînin menşei, mebâdî-i zarûriyeve bedîhî emirler olmasın? Hem hiç mümkün müdür ki, hakîkatsiz bir vehim, bütün inkılâbât-ı beşeriyede, bütün akāid-i insaniyede istimrâr etsin, bekā bulsun? Hem hiç mümkün müdür ki, şu ehl-i edyânın bu icmâ‘-ı azîmin senedi, bir hads-i kat‘î olmasın? Bir yakîn-i şuhûdîolmasın? Hem hiç mümkün müdür ki, o hads-i kat‘î, o yakîn-i şuhûdîhadsiz emârelerden ve o emâreler hadsiz müşâhedât vâkıalarından ve o müşâhedât vâkıaları şeksiz ve şübhesiz, mebâdî-i zarûriyeye istinâd etmesin? Öyle ise, şu ehl-i edyândaki i‘tikādât-ı umûmiyenin sebebi ve senedi, tevâtür-ü ma‘nevîkuvvetini ifade eden pek çok kerrât ile melâike müşâhedelerinden ve rûhânîlerin rü’yetlerinden hâsıl olan mebâdî-i zarûriyedir, esâsât-ı kat‘iyedir. Hem hiç mümkün müdür, hiç ma‘kūl müdür, hiç kābil midir ki, hayat-ı ictimâiye-i beşeriye semâsının güneşleri, yıldızları, ayları hükmünde olan enbiyâ ve evliyâ, tevâtür sûretiyle ve icmâ‘-ı ma‘nevî kuvveti ile ihbâr ettikleri ve şehâdet ettikleri melâike ve rûhâniyâtın vücûdları ve müşâhedeleri bir şübhe kabul etsin, bir şekke medâr olsun? Bâhusus onlar şu mes’elede ehl-i ihtisâstırlar. Ma‘lûmdur ki, iki ehl-i ihtisâs binler başkasına müreccahtırlar. Hem şu mes’elede ehl-i isbâttırlar. Ma‘lûmdur ki, iki ehl-i isbât binler ehl-i nefiyve inkâra müreccahtırlar. Ve bilhassa kâinât semâsında dâim parlayan ve hiçbir vakit gurûb etmeyen, âlem-i hakîkatin şemsü’ş-şümûsu olan Kur’ân-ı Mu‘cizü’l-Beyân’ın ihbârâtı ve risâlet güneşi olan Zât-ı Ahmediye’nin (asm) şehâdâtı ve müşâhedâtı, hiç kābil midir ki, bir şübhe kabul etsin? Madem tek bir rûhâniyâtın vücûdu bir zamanda tahakkuk etse, şu nev‘in umumen tahakkukunu gösteriyor. Ve madem şu nev‘in vücûdu tahakkuk ediyor. Elbette onların sûret-i tahakkukunun en ahseni, en ma‘kūlü, en makbûlü şerîatın şerh ettiği gibidir. Kur’ân’ın gösterdiği gibidir.Sayfa 190Eliflerin Adedi(12)Sâhib-i Mi‘râc’ın gördüğü gibidir.Dördüncü Esas: Şu kâinâtın mevcûdâtına nazar-ı dikkat ile bakılsa görünür ki, cüz’iyât gibi külliyâtın dahi birer şahs-ı ma‘nevîsi vardır ki, birer vazîfe-i külliyesi görünüyor. Onda bir hizmet-i külliye görünüyor. Meselâ, bir çiçek kendince bir nakş-ı san‘atı gösterip, lisân-ı hâliyle esmâ-yı Fâtır’ı zikrettiği gibi, küre-i arz bahçesi dahi bir çiçek hükmündedir. Gayet muntazam, küllî vazîfe-i tesbîhiyesi vardır. Nasıl ki bir meyve, bir intizâm içinde bir i‘lânâtı, tesbîhâtı ifade ediyor. Öyle de, koca bir ağacın hey’et-i umûmiyesiyle gayet muntazam bir vazîfe-i fıtriyesi ve ubûdiyeti vardır. Nasıl bir ağaç, yaprak, meyve ve çiçeklerinin kelimâtı ile bir tesbîhâtı var. Öyle de, koca semâvât denizi dahi, kelimâtı hükmünde olan güneşler, yıldızlar ve ayları ile Fâtır-ı Zülcelâl’ine tesbîhât yapar ve Sâni‘-i Zülcelâl’ine hamd eder. Ve hâkezâ, mevcûdât-ı hâriciyenin her biri, sûreten câmid, şuûrsuzken, gayet hayatkârâne ve şuûrdârâne vazîfeleri ve tesbîhâtları vardır.

Episode metadata supplied by the publisher feed · Published Aug 5, 2025

Embed this episode

Ready to play

(97) 29. Söz/8, Sh 188 | 3.Esas | İnsanların melâikelerle muhaveresinde ve müşahedesinde icma vardır

0:00 1:09:51

No transcript for this episode yet

We transcribe on demand. Request one and we'll notify you when it's ready — usually under 10 minutes.

No similar episodes found.

Frequently Asked Questions

How long is this episode of Sözler Mecmuası?

This episode is 1 hour and 9 minutes long.

When was this Sözler Mecmuası episode published?

This episode was published on August 5, 2025.

Can I download this Sözler Mecmuası episode?

Yes. Use the download control on the episode player to save the publisher-provided media file.
URL copied to clipboard!