EPISODE · Apr 5, 2026 · 2 MIN
CEZA VE MÜKAFÂT KANUNU-05 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ
from Mevlana Takvimi · host Mevlana Takvimi
Peygamberlerin getirdiği yasalar sonuç itibariyle sevap ve cezaya dayandırılmıştır. Kim iyilik yaparsa cennete, kim de kötülük işlerse cehenneme girer. Bunda şaşılacak bir şey yoktur. Çünkü kâinat ceza ve mükafât dengesi üzerine kurulmuştur. Hatta ateist toplumlar dahi ceza ve mükafât üzerine kurulmuş yasalarla idare edilen toplumlardır. Kim bu yasaların dışına çıkıp kötü bir şey yaparsa cezalandırılır, kim de iyi bir şey yaparsa mükafâtlandırılır. Bütün bunlardan anlıyoruz ki insana nisbetle ceza ve mükafât, Allâh (c.c.) Teâlâ’nın evrende yarattığı sünnetullâhtır. Ceza ve mükafât kanunu var olduğu müddetçe insanın da irade hürriyeti var olacaktır. Seçme hürriyeti Allâh (c.c.)’un insanlara ve cinlere bağışladığı bir lütûftur. Allâh (c.c.)’un kanunları, şunları yapın, bunları yapmayın şeklindeki emir ve yasaklar üzerine kurulmuştur. Eğer Allâh (c.c.) bizlere bir şeyi yapın diye emrediyorsa bizim onu yapmaya gücümüz yetiyor demektir. Yoksa o buyruğun ne anlamı olurdu. İnsana güç yetiremeyeceği bir şey için bunu yapacaksın denilemeyeceği gibi, bunun aksi de söz konusu olamaz. Binaenâleyh ceza ve mükafât kanununun uygulanabilmesi için beşerin irade hürriyetinin bulunması şarttır. Bu noktada şu soru aklımıza gelmektedir. İnsana Allâh (c.c.) tarafından bahşedilen irade hürriyeti nedir? Cevap olarak diyoruz ki; insana bahşedilen irade hürriyeti insanın kendisinin seçtiği ve Kur’an-ı Kerim’de emanet olarak isimlendirilen kavramdır. "Biz emaneti göklere yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, sorumluluğundan korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir." (Ahzab s. 72) (Muhammed Mütevelli Şaravî, Kuran’da Kıyâmet Sahneleri, s.37-38)
What this episode covers
Peygamberlerin getirdiği yasalar sonuç itibariyle sevap ve cezaya dayandırılmıştır. Kim iyilik yaparsa cennete, kim de kötülük işlerse cehenneme girer. Bunda şaşılacak bir şey yoktur. Çünkü kâinat ceza ve mükafât dengesi üzerine kurulmuştur. Hatta ateist toplumlar dahi ceza ve mükafât üzerine kurulmuş yasalarla idare edilen toplumlardır. Kim bu yasaların dışına çıkıp kötü bir şey yaparsa cezalandırılır, kim de iyi bir şey yaparsa mükafâtlandırılır. Bütün bunlardan anlıyoruz ki insana nisbetle ceza ve mükafât, Allâh (c.c.) Teâlâ’nın evrende yarattığı sünnetullâhtır. Ceza ve mükafât kanunu var olduğu müddetçe insanın da irade hürriyeti var olacaktır. Seçme hürriyeti Allâh (c.c.)’un insanlara ve cinlere bağışladığı bir lütûftur. Allâh (c.c.)’un kanunları, şunları yapın, bunları yapmayın şeklindeki emir ve yasaklar üzerine kurulmuştur. Eğer Allâh (c.c.) bizlere bir şeyi yapın diye emrediyorsa bizim onu yapmaya gücümüz yetiyor demektir. Yoksa o buyruğun ne anlamı olurdu. İnsana güç yetiremeyeceği bir şey için bunu yapacaksın denilemeyeceği gibi, bunun aksi de söz konusu olamaz. Binaenâleyh ceza ve mükafât kanununun uygulanabilmesi için beşerin irade hürriyetinin bulunması şarttır. Bu noktada şu soru aklımıza gelmektedir. İnsana Allâh (c.c.) tarafından bahşedilen irade hürriyeti nedir? Cevap olarak diyoruz ki; insana bahşedilen irade hürriyeti insanın kendisinin seçtiği ve Kur’an-ı Kerim’de emanet olarak isimlendirilen kavramdır. "Biz emaneti göklere yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, sorumluluğundan korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir." (Ahzab s. 72) (Muhammed Mütevelli Şaravî, Kuran’da Kıyâmet Sahneleri, s.37-38)
NOW PLAYING
CEZA VE MÜKAFÂT KANUNU-05 NİSAN 2026-MEVLANA TAKVİMİ
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
Jun 28, 2026 ·41m
Jun 27, 2026 ·44m
Jun 25, 2026 ·35m
Jun 24, 2026 ·48m
Jun 23, 2026 ·34m
Jun 20, 2026 ·43m